• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    24-12-2004
    Mesajlar
    914
    Karizma Gücü
    0

    Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri, Yazıları Ve Eseleri

    Bu bölümüzdeki şiirler:

    1.Af Akşamı
    2.Akdeniz Şiirleri
    3.As
    4.Bir Memet Daha
    5.Bu Eller Miydi
    6.Çakırın Destanı`ndan
    7.Çanakkale`de Ölüm
    8.Cezayir Türküsü
    9.Çirkin
    10.Daha Us
    11.Dal
    12.Davet
    13.Dayak
    14.Deniz Feneri
    15.Destan Önü
    16.Dünyaca
    17.Dönüş
    18.Geçen Şey
    19.Geceye Karşı Müdafaa
    20.Gönlümün İntihar Arzusu
    21.Göre
    22.Hasret
    23.Karanlık Yapı
    24.Korkuluğun Korkusu
    25.Kızılırmak Kıyıları
    26.Mavi
    27.Nereye
    28.Samsun`dan Ankara`ya
    29.Seni
    30.Simgelerde Yüzler
    31.Sivaslı Karınca
    32.Sular Bizden Akıllıdır
    33.Tenha
    34.Yalnızlığım
    35.Yenilen Büyür
    36.İnönüler
    37.Zaman Parıltısı
    38.Öldürdügümüz
    39.Ölü



    Af Akşamı


    Af buyruğuyla açılmıştı hapishane kapısı
    Taşıyordu koca burunlar tıraşlı enseler kara çeneler
    Dizleri eğri omuzları çarpılmış sırtlar çıkık dökülüyordu
    Vakitlere kapanmış büyük karanlıklardan
    Taşıyordu vay dökülüyordu vay
    Yırtık pis bitli çirkin
    Sokağı dolduruyordu terli can uğultusu

    Geçiriyordu avucunu şaşkınlıkla saçından saçından
    9 yıl yatmış

    Kolunda anası kucağında yavrusu
    Doldurmustu kapının önünü kalabalık
    Kimi ta dağ köylerinden koşmuş
    Kimi ta denizlerden
    Bir özlem sarmış bağrı ölümden yüce
    Sevgiyle arıyorlar parçalarını
    Heybelerinde ekmek destilerinde su

    Bir türlü inanamıyordu sokaklara sokaklara
    20 yıl yatmış

    Gönüllere sığmaz olmuş kavuşmak duygusu
    Öyle sarılır ki geçmişe
    Erir göğsü göğsünde tutuklunun
    Pişmanlık kavaklar tarlalar davarlar için
    Pişmanlık gemilere düğünlere ırmaklara
    Pişmanlık beşiklerden kağnılardan sessiz
    Yerce gökçe değil insan dolusu

    Çılgınca kucaklıyordu hepimizi hepimizi
    5 buçuk yıl yatmış

    Taşar içerde kalanların sorusu
    Çubuk demirler arkasından maviliğe
    Hem esenliğe ermiş hem yaşlı yelcek
    Bir yurt türküsü yeniler karanlığı
    Zaman yeğnik değildir yeğniktir
    Dön de gör ananı belleyecek
    Boş koğuşlar kurmuş pusu

    Sönük gözü aydınlıkla büyüyordu büyüyordu
    8 yıl yatmış

    Çıkınlarda gecenin binlerce gecenin uyunmamış uykusu
    Bir yorgunluk çökünce yürünmüş yeryüzünden
    Kalabalıkta dağılır birer ikişer özgür
    Doğuya batıya kuzeye güneye özgür
    Yüreklerinde bir çığ
    Yaşamak sevinci vay
    Yaşamak korkusu

    İnmeli yani sıçrıyordu havaya havaya
    17 yıl yatmış
    -------------------------
    Akdeniz Şiirleri

    Sen Deniz Gök,
    Bir an dursaniz uykuda
    Büyür bir yosun geceye karsi.

    Tedirgin olur ölüler
    Bir an yaslansaniz karanliga,
    Sen Deniz Gök.

    ---------------------

    Dalarim engine
    Ki yasadigim
    Aniladigimdir.

    Roma`yla Kartaca`nin arasinda
    Yüzer, sevgi sevgi
    Istanbul.

    Böler bir kus düsüncemi ikiye
    Maviden
    Yarida kalir içki.

    ---------------------

    Dersin ki
    Ellerimize degecek
    Yildizlar
    Büyüyecek büyüyecek de.

    Dersin ki
    Bir aydinligi var
    Sevgililer için,
    Karanlik sessiz de.

    Dersin ki
    Uyuyamiyorum
    Yalniziz
    Gece, mavi de.

    ---------------------

    Sessizdi yeryüzü
    Yeryüzünde bircik Akdeniz vardi
    Akdenizde
    Yalniz ikimiz.

    Beni seviyor musun dedim,
    Yumdu gozlerini uzakliga,
    Tam sorulacak an, diye gülümsedi,
    Tam sorulacak yer.

    ---------------------

    Bir kocaman yesil bir kocaman boz
    Yellerde
    Çarpar birbirine çarpar enginlere dek.

    Dalgalarin ucunda yildizlarin ucu
    Her köpük bir firtina
    Her köpük bir evren.

    Su deniz su gök gizlenebilir
    Seni sevdigim
    Gizlenemez.

    ---------------------

    Havaya da yalima da agaca da benzer ama
    En çok suya benzer
    Sevgimiz.

    Morlugun acisi var sonu yok
    Karisir yasamimiza
    Kendiliginden.

    Herkes ölünce toprak olurmus
    Hayir hayir
    Bizim su olacagimiz besbelli.

    ---------------------

    Akdeniz enginlerde kararmaktadir
    Ama
    Ben
    Öyle maviyim ki.

    Akdeniz bir gitmislikle eski, uzak,
    Ama
    Ben
    Sahibi gibiyim yildizlarin.

    Akdeniz seni bir daha yaratamaz
    Ama
    Ben
    Seni bir daha sevebilirim.

    ---------------------

    Deli gibi bir gürültu, ansizin,
    Yirtilircasina yarilir sessizlik,
    Düsünür Akdeniz.

    Iste uçaklar geçer havalarindan
    Kalir mavilik üstünde apak izleri,
    Akdeniz anlar ve sever.

    ---------------------

    Denizdir,
    Her aksam üstü
    Bütün düsüncelerde
    Gelip gider.

    7nin le
    Acisi
    Uzunlugu
    Aksi.

    Ve gece yarisidir bu masmavi sey,
    Senin
    Uzaklarda
    Unuttugun sessizlik.

    ---------------------

    Duymustun
    Bu türküyü
    Çok eskiden de.

    Bu türküyle anilarsin yelden
    Yesilden
    Kadirgalarin dibindeki sessiz yosunlari.

    Bu Akdeniz dalgalarinda bu türküde sen
    Varsin isil isil
    Ve yoksun biraz.

    ---------------------

    Iyice düsün bu bütün yasamamizdir.

    -------------------------------------
    As

    Suçu büyüktü Âsû`nun göklerecek
    Taş atmıştı güneşe doğru
    Bilinmeyen türküsünde
    Bilinmeyen çağından

    Açtı uykusuzdu sayrıydı
    Dolmuştu şeytanların soluğu derisine
    Kötü bir ışık
    Ve mavilikte duruşu çarpık ağaçların

    Sövmüş Tanrısına sövmüş
    Âsû Âsû
    Yakılacak yakılacak
    Âsû Âsû

    Doymuşlar bir ilk zaman içinde
    Ki sürer sıcaklığı karın karın
    Kartalla doymuşlar yılanla doymuşlar
    Doymuşlar yellerle yıldızla yalazla

    Var olmanın yeğnikliği alna çizilmiş
    Kötü ruhlar uyusun türlü boyalar içre
    Ve ta masallara uzanır
    Dudakların kızıl süsleri

    Agaç, davulların seslerinden
    Âsû Âsû
    Yeşiller allar sarılar
    Âsû Âsû

    Halay çeker korku
    Uzak kuşakların acısına karışık
    Yontulmuş taşlarda susar
    Güçsüz yumuşaklığı etin

    Büyünün kara kanını üfler boynuzlara
    Toprakta kök
    Açık bir esrikliktir apaçık bir uykudan
    Ve avın kurtuluşu işte

    Kişinin gücü Tanrının büyüklüğüne
    Âsû Âsû
    Yankılanır dağdan dağa insandan insana
    Âsû Âsû

    Devrilmiş gözleri ak
    Patlamış ürküden göğsü
    Bütün oba ateş bütün oba ölüm
    Bütün oba çırılçıplak

    Açlığı uykusuzluğu sayrılığı tükenmez ama
    Düşer elleri
    Yaşaması parlamaz ama Âsû`nun
    Ölüsü parlar

    Aydınlık yitiverir yeryüzü yalnızlığından
    Âsû Âsû
    Seni senin karanlığın sever ancak
    Âsû Âsû
    ---------------------------------
    Bir Memet Daha

    Topraktan mi çikti yari toprak bir yaratik,
    Gökten mi indi yari gök bir kartal.
    Bir Memet daha var oldu o sira,
    Tepenin dorugunda kalpagi al.

    Bir Memet oldugu besbelli,
    Saçlari basakta, gözleri çiçekte.
    Elleri ayaklari öylesin kocaman,
    Yüzü alti Memet`in yüzüne öylesin benzemekte.

    Vardi üç adimda masalcana,
    Agzi duman tüten makineliye, dev.
    Kabzeyi kavrar kavramaz basti tetige
    Fiskirdi namludan sonsuz bir alev.

    Allah Allah, sasti bütün daglar, bütün gök,
    Sasti dost düsman.
    Bu kimdir, bu kaçinci Memet`tir,
    Ölülerde dirilerde dondu kan.

    Görsen efsane, görmesen efsane,
    Duysan efsane.
    Uzak midir bayraktan düsen,
    Yakin midir ne?

    Bir parilti bir parilti tarihten,
    Tanrica dik.
    Yurdun ulusun kutsal gücü,
    Bu yedinci Memet, Memetcik.
    -----------------------------
    Bu Eller Miydi

    Bu eller miydi masallar arasindan
    Rüyalara uzattigim bu eller miydi.
    Arzu dolu, yasamak dolu,
    Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.

    Bilyalarin aydinlik dünyaciklari
    Bu eller miydi hayati o dünyalarin.
    Altin bir oyun gibi eserdi
    Altin tüylerinden mevsimin rüzgari.

    Topraktan evler yapan bu eller miydi
    Ki simdi degmekte toprak olan evlere.
    El isi vazifelerin önünde
    Tirnaklarini yiyerek düsünmek ne iyiydi.

    Kaybolmus o çizgilerden
    Falcinin saadet dedikleri.
    O köylü çakisinin kestigi yer
    Sögüt dallarindan düdük yaparken...

    Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
    Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlik.
    Yorganin altina saklanarak
    Bu eller miydi sevmeyen geceyi.

    Ayrilmis sevgili oyuncaklardan
    Kirmis küçücük siselerini.
    Ve her seyden ve her seyden sonra
    Bu eller miydi Allaha açilan !;
    -----------------------------
    Bu Eller miydi

    Bu eller miydi masallar arasından
    Rüyalara uzattığım bu eller miydi.
    Arzu dolu, yaşamak dolu,
    Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.

    Bilyaların aydınlık dünyacıkları
    Bu eller miydi hayatı o dünyaların.
    Altın bir oyun gibi eserdi
    Altın tüylerinden mevsimin rüzgarı.

    Topraktan evler yapan bu eller miydi
    Ki şimdi değmekte toprak olan evlere.
    El işi vazifelerin önünde
    Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.

    Kaybolmus o çizgilerden
    Falcının saadet dedikleri.
    O köylü çakısının kestiği yer
    Söğüt dallarından düdük yaparken...

    Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
    Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.
    Yorganın altına saklanarak
    Bu eller miydi sevmeyen geceyi.

    Ayrılmış sevgili oyuncaklardan
    Kırmış küçücük şişelerini.
    Ve her şeyden ve her şeyden sonra
    Bu eller miydi Allaha açılan !
    -----------------------------
    Çakırın Destanı`ndan

    - Vuzuh, el ve ayak halinde
    onu rahatsiz ediyordu.

    Karar vermisim, ölecegim,
    Büyük sular arasinda, korkusuz.
    Nur ile, uzak yazilar ile,
    Bir muska gibi boynumda kalacak,
    Bu husus.

    Senelerce evvel, tohumlarin mavi zamanindan evvel,
    Karar vermisim, gece kuslarinin müsaadesinde,
    Etrafima bos ve büyük kadehler dizecegim.
    Ve seyredecegim onlari sultanlar gibi;
    Kurumus ölülerin içmek hevesinde.

    Havadan hafif ve bazi kadinlardan daha eski,
    Çirilçiplak dogdugumuza dair;
    Cihan boyunca, sehirlerle, daglarla devam eden,
    Vaktin nebatlarla sallanan güzelligi,
    Bir yadigarlik ki bilinir.

    Aklin zina oldugu yerde,
    Taslar, odunlar gibi yavas.
    Tarihin beyaz ve aydinlik havasindan,
    Karar vermisim, ölecegim,
    Büyük hayvan iskeletleriyle sirdas.
    -------------------------
    Çanakkale`de Ölüm

    Sen ölüm,
    Evlerde pissin ama,
    Daglarda igrençsin.

    Sen ölüm,
    Birinin adi silinir de,
    Adin geçer ancak.

    Sen ölüm,
    Eli tutmaz olur da, gözü görmez olur da
    Tutarsin, görürsün oralarda ancak.

    Sen ölüm,
    Ülkelerde kötüsün ya
    Ülkelerarasi daha çirkinsin.

    Sen ölüm,
    Sayriliklardan sonra gelirsin peki,
    Şu dev gibi, su dipdiri gençlerle isin nedir?
    -----------------------------------
    Cezayir Türküsü

    Ya Allah
    Ya Allah derim ki
    Titrerim
    Kara sesimden
    Ya Allah.

    Ya su
    Akar da aydinligin uzak anilarimdan
    Sirildar yüregimde ünlü korsanlarin dalgalari.
    Yüce sultanlarin kiliçlari parlar yüzümde
    Ya su, anliyor musun?

    Burasi Cezayir, ya çöl,
    Develerin binlerce yil tasidigi, atalardan,
    Sevgi,
    Us,
    Kisiligim ya çingirak.

    Yildizlar kötü olacaklarin üçgenlerinde
    Yok etmis üç yönü.
    Yedi yönü var etmis mutsuz kisiliginde yildizlar,
    Ama uyukluyorum iste
    Ya dönence, aglamak dururken.

    Ya hurma, tadin yok gayri,
    Nice saklasan yalnizligi
    Koyu yesilligini büyütsen nice,
    Yitmis güzelligimiz
    Ya hurma, elim ayagim aci.

    Nasil haykiriyor çignenmis kumlar, duyuyor musun?
    Ya ana kalk
    Ya kadin yürü
    Ya ogul kos
    Bir anlamin gereken kurtulusuna.

    Kurt iskeletlerince çirkindirler simdi,
    Ölülerim vurulmuslar alinlarindan,
    Düsmüsler Akdenize dogru.
    Özgürlükleri kalmamis artik
    Al benim ölülerimi, ya gece.

    Ya toprak ko beni gideyim gideyim,
    Varmislarin ardina öcül öcül.
    Ve küçücük ve eski ve yirtik bayraklar arasindan,
    Ya gök
    Al beni.
    ------------------------------------
    Çirkin

    Çirkin, yavrum, dudaklarindaki kizillik,
    Kansiz dogaya karsi.
    Uyurken memleket ve evren uzaktan,
    Uyurken bir hücre, hücreler içinde,
    Eksi.

    Çirkin, bu satislar,
    Yüzde yirmi, yüzde otuz.
    Geçer anlarin tadi içerden ;
    Anilar ve sevgiler, çarsilar üstünde, uçar.
    Yeniden var oluruz.

    Sürünür ovalar yasli ve bosuna,
    Çirkin simdi, yükselmis güzellik.
    Ve kaçar yasamanin ölçülerinde; yeni, uzun;
    Bir avuçluk, bütün dokunduklarimiz,
    Bir ellik.

    Okulumuz, bahçelere, hesaplara dönmüs,
    Çirkin.
    Sonsuz ormanligi rahatligin, yüce uzamisligi erdemliligin,
    Daglarda ve sokaklarda.
    Tedirgin.

    Yalanla, gerçeklerin sirrina varmis,
    Oyunla karismis, ölmüslerin akillarina;
    Çirkin, mahkemelerde bir avukat.
    Gelir bilinmeyen yönlerin namussuz hoslugu,
    Körlerden ve topallardan daha sakat.

    Çirkindir, uzayan erkek vakitlere göre,
    Gece yarisi.
    Agriyan kemiklerle, uzakliklara gizlenmis,
    Acimakla degil, korkunçluguyla büyük,
    Yildizlar yildizlar ve yukarisi.

    Çirkin degil midir, dolarken nesillerin hayirsizligina,
    Yavas yavas.
    Ninelerin çarpilmis yüzünde,
    Kabul edilmemis duasinda gelinlerin,
    Tarihlerden bir savas?

    Bir ekmek kavgasi duyulur ta böceklerden,
    Uluyan agaçlar, susan makineler sesi.
    Igrenç hendeseleri gövdenin, bürünür düslere;
    Gezegenler arasindaki uygarliga karsi,
    Çirkin, doymuslarin ve doymamislarin nefesi.

    Nasil kimildamasin, nasil uyusun,
    Sabrimiz ve ahmakligimiz, derinde ?
    Güzel degildir avunmak, kuslar çiçekler bosunadir;
    Çirkindir, küçük mutlulugumuz,
    Piç dünyalar üzerinde.

    Insan boyu kadar cüce, insan ömrü kadar kisa,
    Güzel neymis ki ulu çirkinin yaninda?
    Çirkin, bu, bardaklara sigmayan kederimiz,
    Çirkin, bu ardi ve önü görünmeyen kader,
    Karanlikla ve soysuzlukla yasar, vataninda.

    Ölüm, karsiliksiz gülümseme, çaresiz sey,
    Ugruna efsaneler beyazliginda yürür nefis.
    Çirkin, bin yil önceki anam babam,
    Koyduklari her tas, inandiklari her masal,
    Pis.

    Tanri duymaz, cenazeler duymaz,
    Göklerde sehrimizin utanmayan sagirligi,
    Biter, aptalin türküleri, gömülerde,
    Askin, havanin, yerin hafifliginde ey dost,
    Çirkindir agirligim, agirligin, agirligi.
    ----------------------------------
    Daha Us

    Tas atar aylara günlere gezegenlerden o,
    Avuçlarinda en bagnaz inanis, soyunuk.

    Ver sen bir ölçek, bir ölçek daha, bin yil ötesinden,
    Aç gömüleri Dara`nin soyunuk.

    Emmez ki bebe, dolmaz ki bebenin annesi,
    Nice emse emdirse, anlam soyunuk.

    Bir kurt ulumaz, ama killari delice büyür,
    Bakimsiz ormanlara, magaralara, soyunuk.

    Yetmiyor, yetmiyor bana bu yeryüzü yalnizligi,
    Burda bütün sevdiklerim soyunuk.
    ------------------------------------------
    Dal

    Dag uzani gökyüzüne,
    Ölüler karanliga uzani.

    Nerelerden nerelere varir yasamak,
    Acidan, igde sariligindan, düsünüden uzani.

    Sever misin, öpüler ardi bos,
    Iste biraktigi güzelin, bir çirkin uzani.

    Yankilar, gezegenlerden agri gelip gider,
    Basi kopmus gök mamurlarindan bir uzani.

    Uzandigimiz, belki de bu gece, belki de bu yatakta
    En bilinmeze uzani.
    -------------------------------------
    Davet

    Namaza gidiyorum, alay dizilmis,
    Ihtisamimla uzuyor yollar.
    Bazen davet eder kölelerim hayata vücudumu:
    `Magrur olma padisahim, senden büyük Allah var...`

    Vakti altin gibi serpiyorum,
    Kapisiyor, genç, ihtiyar.
    Sularin ve kuslarin sesleri yanim sira:
    `Magrur olma padisahim, senden büyük Allah var...`

    Ben ki kitalar kesfetmisim, nesillerden,
    Ben ki cihan kadar.
    Gündüzün bittigi yerler karanlik:
    `Magrur olma padisahim, senden büyük Allah var...`
    ----------------------------------------
    Dayak

    İster misin ellerimizi birlestirelim,
    Sen iki vur, ben iki daha,
    Çalmis mi,
    Emmis mi alin terini ulusunun,
    Sen dört vur, ben dört daha.

    Gemi seçmeye mi gitmis 20 kisi, çay bulmaya mi yollanmis
    30 kisi,
    Disbakan olmus da yüzde mi almis.
    - Saçi bitmedik çocuklarim aç iken kerpiç köylerde,
    Bebek kizlarim gecelerce akligini satarken-
    Sen yedi vur, ben yedi daha.

    Ha, ister misin ellerimizi birlestirelim,
    Degeri 8 iken, 208`e mi vermis bir tabak fasulyayi,
    Dilekçeni görür görmez deve boynunu sallamis, 500 mü
    koparmis senden,
    Saylav seçilmis de gelecegine yatirim mi yapmis,
    devrimi çigneyerek,
    Sen dokuz vur, ben dokuz daha.
    -----------------------------
    Deniz Feneri

    Uzanmis koca burun açik denize dogru,
    Lacivert ve gri gecenin degerinde.
    Karanlikla baslar bir dünya sevgisi,
    Deniz feneri parlar,
    Talihe aldirmadan kayalar üzerinde.

    Bulutlar birlesir alaca düzlüklerde,
    Çöker uzak limanlardan bir sis.
    Bir sikinti baslar karanliginda kaderin,
    Bildirir, yaninca yaninca,
    Ömrün neresindesiniz, askin neresindesiniz?

    Yüregin mi daraliyor, yildiz isiginda,
    Birak anilar gitsin biraz daha geri.
    Ruhu götürmeden vakit yürüyebilir,
    Düsün nasil durmus sabirla yüzlerce yil,
    Hep bu benekte bu deniz feneri.

    Bak deniz savaslarina, yasli korsanlara,
    Uçan dalgalara, uyuyan rüzgara bakmis,
    Bir tek göz kadar kara ve mavi,
    Enginle bos,
    Kismetsiz balikçilara bakmis.

    Saçlarinda tuz kokan, ölü kokan bir serinlik,
    Yüzünde bir firtina tadi.
    Durursun yorgun, umutsuz,
    Birden bir daha yanip söner, sevinçle titrersin,
    Bir sey, belki de yasaman uzadi.

    Yaslidir dullarin ölçülmez özleminde,
    Güçlüdür kocaman geceleri tasir.
    Delidir, konusmaz, uyumaz,
    Sonrasizligin iyiligini bekler, kötü günlerden,
    Akillidir.

    Sarhos gemilerimiz sallanir sallanir,
    Gömülmüs kasirgalarin uykusuyla belli,
    Kayalar mezarlara benzer enginlerden,
    Duyulur sudan göge kadar,
    `Ölüsü kandilli.`

    Vakit yok olur, zamandan bosalir varlik,
    Düsmez burçlardan haber.
    Bir ugursuzlukla agir ve yorgun,
    Bütün insanlar bitti sanirsiniz,
    Deniz feneri gülümser.
    -------------------------------
    Destan Önü

    Iste zamanin karanligi, gece gibi,
    Geçer bir gölge komadan.
    Iste Tanri nefesli sahiller,
    Iste Bizans kopmus Romadan.
    Sakallari uzamis kesisler sirtinda,
    Bahar halinde bir yük:
    Sur örülmüs kiyilarda yokluga taraf,
    Taslarla, kiskançlikla agir ve büyük.

    Eski Istanbul, ruh kadar eski,
    Insan daha fazla eskiyemez ki.

    Bir bosluk ki göller tadinda uzun,
    Ya hiçe uzanmis vaktimiz, ya hepe.
    Yedi meçhul üstüne açilmis,
    Yedi tepe.
    Haliç, dünya öküzünün boynuzu, hiç kimildamaz,
    Kimildar bir kapali su.
    Geçer, asirlar gövdesine, aydinlik,
    Uyumayanlarin uykusu.

    Eski Istanbul, hatiralardan eski,
    Göresin usul usul gez ki.

    Tarümar olmus,
    Daradan, Sardanapaldan anlar.
    Gemilerle, kervanlarla dolmus, çirilçiplak,
    Aski kaybedenler, bulanlar.
    Devir devir kapilarinda durmus,
    Nesilleri Asyanin, bu bakis ahu diye.
    Sormus sicak rüyasini,
    Peygamberin ordulari, Hu, diye.

    Eski Istanbul, eski,
    Geçmis günleri kimse söyletemez ki.

    Saz nameleri gelir, din ugruna çarmiha gerileceklerden,
    Belki çarmihsiniz, belki sazsiniz.
    Ölümlerden hangisi gerçek,
    Anliyamazsiniz.
    Farkedilmez Dogu ve Bati.
    Hayaller dolusu cenaze, düsüncelerden.
    Ayaklarinizin, ayaklarinizin,
    Ayrilisi yerden.

    Eski Istanbul, yakin ve eski
    Öyle bir ses ki.

    Can ile ten susamis, susamis,
    Geçmis de nice güzeller aradan.
    Osmanli padisahi Sultan Mehmet,
    Bir seher, kadirgalarini yürütmüs karadan.
    Ask ile dizdigi toplari bir bir dizmis.
    Çevirmis hülyanin her yanini.
    Lale gibi vermis, bir aksam günesinde,
    Yigit yeniçeri canini.

    Eski Istanbul, çok eski,
    Rüzgar, sahadete varasin, es ki.

    Dil farki, din farki iyice azalmis o demlerde,
    Bir sis ki bahçeleri, yüzu, cihani kaplar.
    Tekrar güne çikmis, tekrar hayata, mahzenlerden,
    Nur ve hayal olmus ellerin yazdigi kitaplar.
    Yürümüs yürümüs hilalleri Türklerin,
    Allahin havalarina, yalniz ve tek.
    Serdengeçtilerle, akincilarla
    Buradan baslamis dünyayi sevmek.

    Eski Istanbul, hem rahat, hem eski,
    Yasamasi öyle tez ki.
    --------------------------
    Dünyaca

    Burda, Hindistan`da, Afrika`da,
    Her sey birbirine benzemektedir.
    Burda, Hindistan`da, Afrika`da,
    Bugdaya karsi sevgi ayni,
    Ölüm önünde düsünce bir.

    Nece konusursa konussun,
    Anlasilir gözlerinden dedigi.
    Nece konusursa konussun,
    Benim duydugum rüzgarlardir,
    Dinledigi.

    Biz insanlar ayri ayri kalmisiz,
    Bölmüs saadetimizi çizgisi yurtlarin;
    Biz insanlar ayri ayri kalmisiz,
    Gökte kuslarin kardesligi,
    Yerde kurtlarin.
    -------------------------------
    Dönüş

    Askerler dönüyor ihtiyar askerler,
    Sulhun mavi daglarindan.
    Kalbimize nekadar asina
    Adimlarinda kalan.

    Türküler dönüyor nurdan türküler
    Kagni arabalarindan söylenmisti.
    Karsi bahçeler ki ayna midir
    Nasibi devreder simdi.

    Kuslar dönüyor sadik kuslar,
    Bahar için degil, saçaklarimiz için.
    Dönen mesafesiyle var oluruz
    Mevsimler arkasi güzelligin.

    Gemiler dönüyor garip ve zengin.
    Garip ve sonsuz sular üzerinde.
    Gemilerle beraber gelen sey
    Aydinliklar gibi yüzer, derinde.

    ve bunlar degil de ey gecem,
    Sen dönüyorsun ellerime, sen.
    Aska ve hayata dönüyorum
    Topragin bütün ölülerinden
    ---------------------------
    Geçen Şey

    Kocaman yildizlar altinda ufacik dünyamiz,
    Ve minnacik bir ``hane``:
    Kokar kir çiçekleri gün agarmadan,
    Anisiz, uykusuz,
    Kokar nane.

    Ta öncelerden beri mestolmus herkes,
    Bir bakima her sey ``mestane``.
    Hayal edilir nazli yar yönlerden,
    Ask ile kuslar süzülür,
    Degisir gökler sahane.

    Farkinda degil gönül,
    Sanki hepten divane;
    Içimizden, disimizdan
    Geçer vakit
    Zalim, zalimane !
    ------------------------------
    Geceye Karşı Müdafaa

    Bu adam ölmüstür ama,
    Düsmedi topraga henüz vakit.
    Hayatini devrettik agaçlara
    Kalbi kimlere ait.

    Bu adam ölmüstür ama,
    Basucundan ayrilamadik.
    Sonsuz kederinde gecelerimizin
    Nedendir hala bu beyazlik.

    Bu adam ölmüstür ama,
    Henüz durmadi nehir.
    Ve nasibi muhtesem kuslar gibi
    Onu götürebilir.
    ------------------------
    Gönlümün İntihar Arzusu

    Yaprak kokularında akşamı duyuyorum
    Ki beni yokluk denen yere yaklaştıracak.
    Yaprak kokularında akşamı duyuyorum
    Ki alnımda sulardan şarkılardan bir şafak.

    Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi
    Ki yelken gibi açmış yasını gençliğimin.
    Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi
    Ki geçer dalgaları içimden serin serin.

    Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine
    Ki bir anda yaşasın iç içe rüyalarım.
    Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine
    Ki dökülsün, dağılsın, yok olsun hülyalarım.

    (Havaya Çizilen Dünya,1935)
    ----------------------------
    Göre

    Bana göre dag
    Yalnizdir
    Uykusuzumdur
    Daga göre ben

    Ben
    Daga
    Göre
    Deliyim

    Dag
    Bana
    Göre


    Daga göre ben
    Uzanamam
    Ulasamaz
    Dag bana göre
    -------------------------------
    Hasret

    Sevgimi unutmak için seyrederim bir tabloyu, bir mermeri,
    Ki ne kadar dalsa ruhum yeniden döner geriye:
    Okurum düşüne düşüne okuduğun şiirleri,
    Senin düşüncen geçerken üzerlerinde bir sıcaklık kalmıştır
    diye
    --------------------------
    Karanlık Yapı

    Vurmus daglara daglara isigi
    Belli olmus uzagi yitmisliginden
    Düsünür bizi
    Gece asagida

    Üstlerden büyür samanyolu
    Bir sevgiye benzer
    Baska bir sevgiye benzerken
    Gece asagida

    Bagislar öldürmüsü
    Çalani yalan soyleyeni kaçani
    Topraga çig düsmeden
    Gece asagida

    Bir eski savas alaninda korkunç
    Bir ayrilikta upuzun
    Neler soyunur neler
    Gece asagida

    Nice yorgun olursa olsun yercek
    Yükünden yesilinden
    Uyutur böçegi otu
    Gece asagida

    Bu nedir bulamiyorum
    Yildizlar yildiz
    Gökyüzü gök
    Gece asagida

    Hani yapilar vardir
    Tas tas doldurur boslugu
    Öylece duvarlari örer
    Gece asagida

    Susma
    Dinleme gerek
    Iletine güne tohumu
    Gece asagida

    Bakma
    Anlama gerek
    Azalir biraz simdi
    Gece asagida

    Kisi yerin dibine dek çirilçiplak
    Basarisiz uykusuz
    Ama bir umut verir
    Gece asagida
    ---------------------------
    Korkuluğun Korkusu

    Sen korkutursun
    Küçücük kuslari
    Bahçelerde sabahtan aksama dek

    Ama gelince kocaman gökler geceleyin
    Üstüne dogru
    Senin korktugunu duyarim.
    ----------------------------------
    Kızılırmak Kıyıları

    Kardas, senin dediklerin yok,
    Halay çekilen toprak bu toprak degil.
    Çik hele Anadoluya,
    Kamyonlarla gel, kagnilarla gel gayri,
    O kadar uzak degil.

    Çami bitmis, kavagi azalmis,
    Gamla örtülü bayirlar, çiplak degil.
    Yedi ay kistan sonra,
    Yeseren senin yasamindir,
    Yaprak degil.

    Yersin, içersin sofrasindan, üç yüz senedir,
    Kuvvetlisin ama kuvvet hak degil.
    Bakimsizliklarla göçüp gitmis bir cihan,
    Mevsimler sogumus, sular azalmis,
    Bugday, Selçuklulardan kalan basak degil.

    Parça parça yarilmis öküz ardinda,
    Parmagi üç pare, tirnagi ak degil.
    Utanir elin ayagin,
    Korkarsin yakindan görsen,
    Eli el degil, ayagi ayak degil.

    Gün dogar, tarla kuslari uçusurlar,
    Agir bir aydinlik, bildigin safak degil.
    Öyle dalmis ki yüzyillar süren uykusuna,
    Uyandirmazsan,
    Uyanacak degil.

    Dertle, sefaletle yüklü,
    Siyah leslerle kararmis, berrak degil.
    Çaglayan ne,
    Akan kim,
    Kizilirmak degil.

    Kardas, görmüyorum ama hala duyabiliyorum,
    Geçmis zamanlar gelecek zamanlardan parlak degil.
    Vakte sahadet edercesine yükselmis,
    Aksam pariltisindan, bütün zaferler üzerine,
    Daglar dalgalanmakta, bayrak degil.
    --------------------------------
    Mavi

    Ağaç taşı anlamaz
    Gökyüzü MAVİ iken
    Ağaç susuzluğu anlamaz
    Gökyüzü MAVİ iken
    Ben seni
    Çok sevdiğimi anlarım
    Gökyüzü MAVİ iken
    -------------------------------
    Nereye

    Nereye sevdiğin benim , inandığım nereye ,
    Rüyaların yarasalar gibi uçuştuğu geceler içinden.
    Dalgınlığımla hareketlerini seçemiyorum ,
    Varlığının altın kafiyesini arıyorken ben .

    Hangi dünyaları dolaştıktı bilmiyorum ,
    O nasıl bir adaydı , nasıl bir deniz .
    Gök , bir söğüt dalı gibi eğilmişti sulara doğru ,
    Ve eğilmiştik o dal gibi hayata doğru ikimiz .

    Kim ellerini alnımda gezdirirken o ten , ses ile ,
    Bana kalbin musikisini verecek , haberi olmadan.
    Geceyi avuçlarımda siyah bir gül gibi duyuyorum ,
    Ve sen misin bilmiyorum bu gülü bırakan .

    Nereye , ey göz yaşlarımın sıcaklığı ,
    Ki başka birisi yok beni duyan .
    Rüyalar nereye gidiyor , anlamıyorum ;
    Ve sen nereye gidiyorsun , hatıralardan .
    -------------------------------
    Samsun`dan Ankara`ya

    - Ordunun silahlari alinmis
    ve alinmakta

    Atim acindan hasta, çalmislar kilicimi,
    Üsürüm.
    Içimde silah sesleri,
    Sabaha kadar, tövbe tövbe,
    Gecelerle dövüsürüm.

    Kabzelerim vardi paril paril,
    Altin elmas.
    Getirmistim ta Orta Asyadan,
    Ta bati Avrupa hayran olmustu,
    Kalmis agirliklarinca avuçlarimda yas.

    Hepsi bir baska biçimdeydi,
    Ama kardesti tüfekle yay.
    Onlarla yasamam hizlanirdi,
    Duyulurdu suyun ekmegin lezzeti daha hos,
    Daha kolay.

    Çalmislar kilicimi,
    Vaktim bir atesle kizillasir önce.
    Sonra tarihler tarihler döger içimizdekileri,
    O kadar hafif, o kadar yalin,
    Kilinç olur düsünce.
    ---------------------------
    Seni

    Seni
    Seni
    Öyle uzun seviyorum ki seni
    Ya yaradılışta doğmuşum
    Ya ölümsüzün biriyim ben...
    ----------------------
    Simgelerde Yüzler

    Bir isik üstünde gelir
    Gelir o
    Isirsin
    Seversin yeri gögü
    Uyanmis tutsaklar çagrisina dek.
    Dolar da
    Dolar da yüregine tohumlarin davranisi
    Uzarsin
    Bir anidan bir gelecege gövermiscene.

    Gelir de bir uykusuza su
    Gelir bir orman uyanik yellerden.
    Gider hele
    Yildizlarin
    Gider hele göllerin yalnizligi
    Kalirsiniz
    Yaptiklarinizla yüz yüze, çirilçiplak.

    Almistiniz
    Vurmustunuz
    Ovalar basak çogalimiyla doluydu,
    Derelerde vardi bilinmez anilarin gücü
    Agaçlarin yemisleri sizin agirliginizdaydi,
    Çalmistiniz
    Öldürmüstünüz çünkü.

    Bir sorgu günü degil anlamak günü
    Gözleriniz açilsa
    Maviden
    Açik kalsa agziniz kandan simdi
    Sizi bagislamaz yeralti otlari bile
    Almaz yilan uykulari bile düslerinizi sizin
    Siz dikeysiniz, siz hamsiniz.

    Simdi ne siz varsiniz, ne o, ne oteki,
    Yaban yesili ev yesilini kovmustur.
    Yine issiz
    Yeryüzü gökyüzü,
    Yine issiz
    Ölüler unutulmus gider
    Ölülerin ardindan bir köpek gider.

    Kopmuscasina sen simdi
    Karanligin, yoklugun ardinda sen
    Bitersin yerden göge;
    Upuzun
    Egri uzun
    Dar uzun.
    Gider o
    Gider
    Gider bir isik üstünde.
    ---------------------------
    Sivaslı Karınca

    Koca Kizilirmak köpüre köpüre
    Akiyordu,
    Bir telgraf diregi dibinde,
    Zamanlar kadar telassiz ve köpüksüz,
    Yürüyordu,
    Sivasli bir karinca.

    Karsi kiyidan parlak,
    Kisniyordu,
    Atlar doru doru,
    Atlarin sarkisindan ayrilmis,
    Yürüyordu,
    Atlarin mesafesini anlamaz.

    Sesi, adimlarinin sesi, memnun ve bahtiyar,
    Duyuluyordu,
    Kahraman.
    Bir açligin ayaklarinca aziz,
    Yürüyordu
    Yeryüzünden.

    Rahat gidisinden belli,
    Biliyordu,
    Dagi, suyu, otlari, lezzetle.
    Baska karincalardan kopmus,
    Yürüyordu,
    Baska karincalara.

    Gayretle, çalismakla, yorulmazlikla,
    Benziyordu,
    Afrika`dakine, Çin`dekine, Paris`tekine,
    Kara topragin alni üstünde, kara,
    Yürüyordu,
    Alin yazisindan daha hür.

    Yoktu fikirlerden, davalardan haberi,
    Yürümüyordu,
    Rüyasi hiç.
    Bugday tanesi üzre,
    Yürüyordu,
    Sivasli bir karinca.
    -----------------------------
    Sular Bizden Akıllıdır

    Sular bizden akillidir, daha evvel görür aksami,
    Iner havadan önce, karanliga,
    Büyük bir balik gibi ortadan silinir,
    Kaçisirken hayvanlar daga.

    Sular bizden akillidir, memnun olur,
    Sadece agaçlardan.
    Baska insanlardan degil,
    Bizi yalniz birakan.

    Sular bizden akillidir, uyumaz,
    Açar mavilige, iri gözlerini.
    Ve bekler bir ölüm sirri içinde,
    Kendi hayatinin yerini.
    ---------------------------
    Tenha

    Ben ölecegim, kimse seyretmesin,
    Günes ve düsünceler içinde.
    Soyunacagim elbiselerden ve hatiralardan,
    Bir semalar sessizliginde.

    Asude ve mahzun ellerimle,
    Nasibimi bir kenara birakip.
    Eski sarkilar söylerken,
    Daglarda atesler yakip.

    Kimse seyretmesin, ask ve sonsuzluk,
    Garip mezarliklar -arasindan gidecegim.-
    Kokulu sularla yikanarak
    Karanliklarda zevk edecegim.
    --------------------------------
    Yalnızlığım

    Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,
    Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.
    Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,
    Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım

    Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa,
    Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi
    Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi,
    Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa.

    Bir camın arkasında açılıyor güllerim,
    Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı.
    İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı;
    Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim

    Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım
    Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde
    Belki bu mısralarım esecek gönüllerde
    Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım.
    -----------------------------
    Yenilen Büyür

    İşte karanlik büyümüstür,
    Dag daha dag
    Su daha su
    Yildiz daha yildiz olmustur ötelerde.
    İşte karanlik büyümüstür,
    Ellerin
    Ayaklarin
    Soluklarin karasi,
    Göklere, göklerin karasina karismistir kocaman.
    İşte karanlik büyümüstür,
    Yarali atlarin kisnemeleri
    Geri çekilen toplarin gicirtisiyla büyümüstür yusyuvarlak.
    Uzaklarda
    İzmirden çok uzaklarda
    İşte karanlik büyümüstür,
    İşte gözlerini örtmüstür yenilen.
    -----------------------------
    İnönüler

    - Savunan yurt.

    Susamis, analara, ogullara, kizlara kardesim,
    Su,
    Susamis vakte.

    Durmaz biz dursak bile vatanda,
    Otlarin kurusu,
    Ekinlerin yasi hiç.

    Kurmus mu diyorsun ölümümüz,
    Daha büyük bir ölüme pusu,
    Kelime-i sahadetlerle yükselen daglarda?

    Ahaca birikmis yüzlerce yil,
    Arzusu
    Bu toprakta yasayan seylerin.
    --------------------------------
    Zaman Parıltısı

    Karanliklarda, gündüzlerin arkasindayim,
    Bitmis ikinci dünya savasi, ugursuz ve kahraman,
    Uzakta esir uluslar türkü söyler,
    Türklügümün farkindayim.

    Bir soluk gelmekte karsi gezegenlerden,
    Vakt içinden inmektedir gölgeler.
    Toprak üzerinde, atmosferler üzerinde
    Soguyan gecemin farkindayim.

    Biçimler, evlere, esyalara rahatça sigmis,
    Var olmus var olmayan.
    Biçimler sonsuzluga yaklasmis,
    Aklimin farkindayim.

    Ne agaçlar uzanmis mevsimlerimce
    Ne yildizlar gerçek, aydınlıgım kadar.
    Aşkla kımıldayan küçücük ışıklar uçusur içimde yön yön,
    Yaşadigimin farkindayim.
    -------------------------------
    Öldürdügümüz

    Geceyle parlayan gözleri vardi,
    Cesurdu, cesurdu ziyade.
    Nasil ki çekti bizi,
    Istifade.

    Karanlik magaranin kapisinda durduk,
    Geçerken biraktik tasi.
    Sustu büyük bagirmasinda,
    Gecelerin ve ormanlarin sirdasi.

    Artik bizim gibi degil,
    Su içmez, kimildamaz.
    Uyanikligi hiç yok,
    Uykusu az.

    Öyle garip ve öyle sade,
    Süsler yapacagiz süslerinden.
    Tüyleri gibi aydinlik,
    Ve bir sey görmeyen.

    Hazir, etrafin düsmanliginda,
    Zaferin bitmez tükenmez yemegi.
    Aklimizin, korkumuzun, ellerimizin,
    Beraber yiyecegi !
    ---------------------------
    Ölü

    Hangi mahallede imam yok,
    Ben orada öleceğim.
    Kimse görmesin ne kadar güzel,
    Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

    Ölüler namına azade ve temiz,
    Meçhul denizlerde balık;
    Müslüman değil miyim, haşa,
    Fakat istemiyorum kalabalık.

    Beyaz kefenler giydirmesinler,
    Sızlamasın karanlığım havada.
    Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
    Ki bütün azalarım hülyada.

    Hiç bir dua yerine getiremez,
    Benim kainatlardan uzaklığımı.
    Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
    Çılgınca seviyorum sıcaklığımı...
    -------------------------------------
    *His Infernal Majesty*
    Like gina lollobrigida in belles de nuit
    ----------------------------------
    And when I disappear
    Into the night and out of the fear
    Hunting with sword and spear
    I am king Lear
    Having a love affair
    With myself
    ----------------------------------
    The face of god
    In velvet black
    The skies are full of angel holograms
    ----------------------------------

    Boş Muhabbetlere Hayır NO MSN

  2. #2
    gedox adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-07-2005
    Mesajlar
    944
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca

    paylaşımın için sagol ama kusura bakma toptancılık başladımı haberimiz yok ben karşıyım bu işe bilmiyorum kural hatası var gibi
    Bu mesaj en son " 03.01.06 " tarihinde saat 21:34 itibariyle gedox tarafından düzenlenmiştir...

  3. #3
    *I*lin* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-04-2005
    Mesajlar
    4,771
    Karizma Gücü
    8

    Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca

    sağol bulut bu çalışmaların için ayrıca teşekkür ederim emeğine sağlık

  4. #4
    Misafir SAKSUMA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    843
    Karizma Gücü
    0
    Tenha

    Ben ölecegim, kimse seyretmesin,
    Günes ve düsünceler içinde.
    Soyunacagim elbiselerden ve hatiralardan,
    Bir semalar sessizliginde.

    Asude ve mahzun ellerimle,
    Nasibimi bir kenara birakip.
    Eski sarkilar söylerken,
    Daglarda atesler yakip.

    Kimse seyretmesin, ask ve sonsuzluk,
    Garip mezarliklar -arasindan gidecegim.-
    Kokulu sularla yikanarak
    Karanliklarda zevk edecegim.



    çok güzelmiş.. emeğine sağlık.

  5. #5
    <span style='color: #0000FF'>Mavi Duvar</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    6,929
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri

    SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ

    Söyle sevda içinde türkümüzü,
    Aç bembeyaz bir yelken
    Neden herkes güzel olmaz,
    Yaşamak bu kadar güzelken?

    İnsan, dallarla, bulutlarla bir,
    Ayrı maviliklerden geçmiştir
    İnsan nasıl ölebilir,
    Yaşamak bu kadar güzelken?

  6. #6
    Sevgili Kendim,,,,,,,,, <span style='color: #808080'>Patikli_Pire</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-05-2009
    Mesajlar
    2,715
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    KAVUŞTUĞUMUZ GÜN

    Ne yazsam
    Okur onu
    Başımın arkasından kocaman gözlerle
    Birileri

    Sıcak soluklan düşer yazdığıma
    Bilinmez bir yaratığın bilinmez evreninden
    Bezekler yontular karmakarışıktır bende
    Okur onları uzak birileri

    En eski çağların bakışları mı
    Kimdir beni dize dize izleyen
    En eski devrimler midir
    Yöneticilerine başkaldırmış

    Onlar mıdır çırılçıplak doğduğundan beri
    Hep işçi hep ırgat hep köle hep parya
    Gecekondularda bakışlarına gece konmamış
    Katmış aydedeyi karanlığına birileri

    Omuzlarımdan yazdığıma bakan kim
    Bir çocuk gele gele
    Yüreği abecedir
    Bütün yeryüzünün uluslarına anlatacak
    İnsanın insana kavuştuğunu

    Sizler
    Sevdiğim düşündüğüm uğruna yaşadığım
    Beni ölümsüz kılan
    Birileri


    Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın Konur Ertop'un eşi Ruhan Ertop'a söyleyerek yazdırdığı, hiçbir yerde yayımlanmamış son şiirlerinden biridir.
    Gelen gideni aratıyor mu bilinmez ama kalanın gelenlerin anasını ağlattığı aşikar.....

  7. #7
    Sevgili Kendim,,,,,,,,, <span style='color: #808080'>Patikli_Pire</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-05-2009
    Mesajlar
    2,715
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    AĞIR HASTA

    Üfleme bana anneciğim korkuyorum
    Dua edip edip, geceleri.
    Hastayım ama ne kadar güzel
    Gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri.

    Niçin böyle örtmüşler üstümü
    Çok muntazam, ki bana hüzün verir.
    Ağarırken uzak rüzgarlar içinde
    Oyuncaklar gibi şehir.

    Gözlerim örtük fakat yüzümle görüyorum
    Ağlıyorsun, nur gibi.
    Beraber duyuyoruz yavaş ve tenha
    Duvardaki resimlerle, nasibi.

    Anneciğim, büyüyorum ben şimdi,
    Büyüyor göllerde kamış.
    Fakat değnekten atım nerde
    Kardeşim su versin ona, susamış.


    Fazıl Hüsnü Dağlarca
    Gelen gideni aratıyor mu bilinmez ama kalanın gelenlerin anasını ağlattığı aşikar.....

  8. #8
    Sevgili Kendim,,,,,,,,, <span style='color: #808080'>Patikli_Pire</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-05-2009
    Mesajlar
    2,715
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    ASU

    Suçu büyüktü Âsû'nun göklerecek
    Taş atmıştı güneşe doğru
    Bilinmeyen türküsünde
    Bilinmeyen çağından

    Açtı uykusuzdu sayrıydı
    Dolmuştu şeytanların soluğu derisine
    Kötü bir ışık
    Ve mavilikte duruşu çarpık ağaçların

    Sövmüş Tanrısına sövmüş
    Âsû Âsû
    Yakılacak yakılacak
    Âsû Âsû

    Doymuşlar bir ilk zaman içinde
    Ki sürer sıcaklığı karın karın
    Kartalla doymuşlar yılanla doymuşlar
    Doymuşlar yellerle yıldızla yalazla

    Var olmanın yeğnikliği alna çizilmiş
    Kötü ruhlar uyusun türlü boyalar içre
    Ve ta masallara uzanır
    Dudakların kızıl süsleri

    Agaç, davulların seslerinden
    Âsû Âsû
    Yeşiller allar sarılar
    Âsû Âsû

    Halay çeker korku
    Uzak kuşakların acısına karışık
    Yontulmuş taşlarda susar
    Güçsüz yumuşaklığı etin

    Büyünün kara kanını üfler boynuzlara
    Toprakta kök
    Açık bir esrikliktir apaçık bir uykudan
    Ve avın kurtuluşu işte

    Kişinin gücü Tanrının büyüklüğüne
    Âsû Âsû
    Yankılanır dağdan dağa insandan insana
    Âsû Âsû

    Devrilmiş gözleri ak
    Patlamış ürküden göğsü
    Bütün oba ateş bütün oba ölüm
    Bütün oba çırılçıplak

    Açlığı uykusuzluğu sayrılığı tükenmez ama
    Düşer elleri
    Yaşaması parlamaz ama Âsû'nun
    Ölüsü parlar

    Aydınlık yitiverir yeryüzü yalnızlığından
    Âsû Âsû
    Seni senin karanlığın sever ancak
    Âsû Âsû

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
    Bu mesaj en son " 07.12.09 " tarihinde saat 10:06 itibariyle Patikli_Pire tarafından düzenlenmiştir...

  9. #9
    Sevgili Kendim,,,,,,,,, <span style='color: #808080'>Patikli_Pire</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-05-2009
    Mesajlar
    2,715
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    BİTMEZ SESSİZLİK

    Ben sizin kardeşinizim ha peki söyliyebilirsiniz
    Nasıl evlendiğinizi
    Nasıl sevmediğinizi bir gece
    Peki söyliyebilirsiniz

    Sonra daha eskiden o resmin günlerinde
    Anneniz henüz çıldırmamıştı
    Saçlarınız altın gibiydi ak omuzlarınıza değerken
    Peki söyliyebilirsiniz

    Ağaçlara
    Gülerdiniz çok
    Ve bir masal kızlığı uyutmazdı sizi orman yeşerince
    Peki söyliyebilirsiniz

    Sonra kaçmıştınız evinizden
    Düşünceye yalnızlığa uykuya ölüme
    Bir yangın yıkıntısında çırılçıplak
    Peki söyliyebilirsiniz

    Bir kız bir oğlan duvarlarda taş gölgeler bir kız bir oğlan
    Yatmıştınız üçyüz genç bir dağ sığınağında siz
    Dışarda karın kurtlar soğuğu içinizde taş çağınca bir donukluk
    Peki söyliyebilirsiniz

    Ben yarın gidiyorum ha bir başka karanlığa
    Ben gömütlüklerle sessizim yaşlıyım sağırım
    Artık sevgiye inanmıyorsunuz artık hiç kimseyi sevmiyeceksiniz peki
    Peki söyliyebilirsiniz

    Fazıl Hüsnü Dağlarca
    Gelen gideni aratıyor mu bilinmez ama kalanın gelenlerin anasını ağlattığı aşikar.....

  10. #10
    Sevgili Kendim,,,,,,,,, <span style='color: #808080'>Patikli_Pire</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-05-2009
    Mesajlar
    2,715
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    BEKLESEM

    Seni değil görsem de tek,
    Hayalini çiçeklesem.
    Hem güneş, hem ay bilerek,
    Seni beklesem, beklesem.

    Gönül sevgi denen çağda,
    Hangi tılsım var bu bağda.
    Yazın kırda, kışın dağda
    Seni beklesem, beklesem.

    Ölüm gözlerimde solsa,
    İçim mısralarla dolsa
    Ne gün olsa, ne yıl olsa;
    Seni beklesem, beklesem

    Fazıl Hüsnü Dağlarca
    Gelen gideni aratıyor mu bilinmez ama kalanın gelenlerin anasını ağlattığı aşikar.....

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
    2005 Konuları bölümünde axiyim tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 25.07.05, 18:15

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •