Bu bölümüzdeki şiirler:
1.Af Akşamı
2.Akdeniz Şiirleri
3.As
4.Bir Memet Daha
5.Bu Eller Miydi
6.Çakırın Destanı`ndan
7.Çanakkale`de Ölüm
8.Cezayir Türküsü
9.Çirkin
10.Daha Us
11.Dal
12.Davet
13.Dayak
14.Deniz Feneri
15.Destan Önü
16.Dünyaca
17.Dönüş
18.Geçen Şey
19.Geceye Karşı Müdafaa
20.Gönlümün İntihar Arzusu
21.Göre
22.Hasret
23.Karanlık Yapı
24.Korkuluğun Korkusu
25.Kızılırmak Kıyıları
26.Mavi
27.Nereye
28.Samsun`dan Ankara`ya
29.Seni
30.Simgelerde Yüzler
31.Sivaslı Karınca
32.Sular Bizden Akıllıdır
33.Tenha
34.Yalnızlığım
35.Yenilen Büyür
36.İnönüler
37.Zaman Parıltısı
38.Öldürdügümüz
39.Ölü
Af Akşamı
Af buyruğuyla açılmıştı hapishane kapısı
Taşıyordu koca burunlar tıraşlı enseler kara çeneler
Dizleri eğri omuzları çarpılmış sırtlar çıkık dökülüyordu
Vakitlere kapanmış büyük karanlıklardan
Taşıyordu vay dökülüyordu vay
Yırtık pis bitli çirkin
Sokağı dolduruyordu terli can uğultusu
Geçiriyordu avucunu şaşkınlıkla saçından saçından
9 yıl yatmış
Kolunda anası kucağında yavrusu
Doldurmustu kapının önünü kalabalık
Kimi ta dağ köylerinden koşmuş
Kimi ta denizlerden
Bir özlem sarmış bağrı ölümden yüce
Sevgiyle arıyorlar parçalarını
Heybelerinde ekmek destilerinde su
Bir türlü inanamıyordu sokaklara sokaklara
20 yıl yatmış
Gönüllere sığmaz olmuş kavuşmak duygusu
Öyle sarılır ki geçmişe
Erir göğsü göğsünde tutuklunun
Pişmanlık kavaklar tarlalar davarlar için
Pişmanlık gemilere düğünlere ırmaklara
Pişmanlık beşiklerden kağnılardan sessiz
Yerce gökçe değil insan dolusu
Çılgınca kucaklıyordu hepimizi hepimizi
5 buçuk yıl yatmış
Taşar içerde kalanların sorusu
Çubuk demirler arkasından maviliğe
Hem esenliğe ermiş hem yaşlı yelcek
Bir yurt türküsü yeniler karanlığı
Zaman yeğnik değildir yeğniktir
Dön de gör ananı belleyecek
Boş koğuşlar kurmuş pusu
Sönük gözü aydınlıkla büyüyordu büyüyordu
8 yıl yatmış
Çıkınlarda gecenin binlerce gecenin uyunmamış uykusu
Bir yorgunluk çökünce yürünmüş yeryüzünden
Kalabalıkta dağılır birer ikişer özgür
Doğuya batıya kuzeye güneye özgür
Yüreklerinde bir çığ
Yaşamak sevinci vay
Yaşamak korkusu
İnmeli yani sıçrıyordu havaya havaya
17 yıl yatmış
-------------------------
Akdeniz Şiirleri
Sen Deniz Gök,
Bir an dursaniz uykuda
Büyür bir yosun geceye karsi.
Tedirgin olur ölüler
Bir an yaslansaniz karanliga,
Sen Deniz Gök.
---------------------
Dalarim engine
Ki yasadigim
Aniladigimdir.
Roma`yla Kartaca`nin arasinda
Yüzer, sevgi sevgi
Istanbul.
Böler bir kus düsüncemi ikiye
Maviden
Yarida kalir içki.
---------------------
Dersin ki
Ellerimize degecek
Yildizlar
Büyüyecek büyüyecek de.
Dersin ki
Bir aydinligi var
Sevgililer için,
Karanlik sessiz de.
Dersin ki
Uyuyamiyorum
Yalniziz
Gece, mavi de.
---------------------
Sessizdi yeryüzü
Yeryüzünde bircik Akdeniz vardi
Akdenizde
Yalniz ikimiz.
Beni seviyor musun dedim,
Yumdu gozlerini uzakliga,
Tam sorulacak an, diye gülümsedi,
Tam sorulacak yer.
---------------------
Bir kocaman yesil bir kocaman boz
Yellerde
Çarpar birbirine çarpar enginlere dek.
Dalgalarin ucunda yildizlarin ucu
Her köpük bir firtina
Her köpük bir evren.
Su deniz su gök gizlenebilir
Seni sevdigim
Gizlenemez.
---------------------
Havaya da yalima da agaca da benzer ama
En çok suya benzer
Sevgimiz.
Morlugun acisi var sonu yok
Karisir yasamimiza
Kendiliginden.
Herkes ölünce toprak olurmus
Hayir hayir
Bizim su olacagimiz besbelli.
---------------------
Akdeniz enginlerde kararmaktadir
Ama
Ben
Öyle maviyim ki.
Akdeniz bir gitmislikle eski, uzak,
Ama
Ben
Sahibi gibiyim yildizlarin.
Akdeniz seni bir daha yaratamaz
Ama
Ben
Seni bir daha sevebilirim.
---------------------
Deli gibi bir gürültu, ansizin,
Yirtilircasina yarilir sessizlik,
Düsünür Akdeniz.
Iste uçaklar geçer havalarindan
Kalir mavilik üstünde apak izleri,
Akdeniz anlar ve sever.
---------------------
Denizdir,
Her aksam üstü
Bütün düsüncelerde
Gelip gider.
7nin le
Acisi
Uzunlugu
Aksi.
Ve gece yarisidir bu masmavi sey,
Senin
Uzaklarda
Unuttugun sessizlik.
---------------------
Duymustun
Bu türküyü
Çok eskiden de.
Bu türküyle anilarsin yelden
Yesilden
Kadirgalarin dibindeki sessiz yosunlari.
Bu Akdeniz dalgalarinda bu türküde sen
Varsin isil isil
Ve yoksun biraz.
---------------------
Iyice düsün bu bütün yasamamizdir.
-------------------------------------
As
Suçu büyüktü Âsû`nun göklerecek
Taş atmıştı güneşe doğru
Bilinmeyen türküsünde
Bilinmeyen çağından
Açtı uykusuzdu sayrıydı
Dolmuştu şeytanların soluğu derisine
Kötü bir ışık
Ve mavilikte duruşu çarpık ağaçların
Sövmüş Tanrısına sövmüş
Âsû Âsû
Yakılacak yakılacak
Âsû Âsû
Doymuşlar bir ilk zaman içinde
Ki sürer sıcaklığı karın karın
Kartalla doymuşlar yılanla doymuşlar
Doymuşlar yellerle yıldızla yalazla
Var olmanın yeğnikliği alna çizilmiş
Kötü ruhlar uyusun türlü boyalar içre
Ve ta masallara uzanır
Dudakların kızıl süsleri
Agaç, davulların seslerinden
Âsû Âsû
Yeşiller allar sarılar
Âsû Âsû
Halay çeker korku
Uzak kuşakların acısına karışık
Yontulmuş taşlarda susar
Güçsüz yumuşaklığı etin
Büyünün kara kanını üfler boynuzlara
Toprakta kök
Açık bir esrikliktir apaçık bir uykudan
Ve avın kurtuluşu işte
Kişinin gücü Tanrının büyüklüğüne
Âsû Âsû
Yankılanır dağdan dağa insandan insana
Âsû Âsû
Devrilmiş gözleri ak
Patlamış ürküden göğsü
Bütün oba ateş bütün oba ölüm
Bütün oba çırılçıplak
Açlığı uykusuzluğu sayrılığı tükenmez ama
Düşer elleri
Yaşaması parlamaz ama Âsû`nun
Ölüsü parlar
Aydınlık yitiverir yeryüzü yalnızlığından
Âsû Âsû
Seni senin karanlığın sever ancak
Âsû Âsû
---------------------------------
Bir Memet Daha
Topraktan mi çikti yari toprak bir yaratik,
Gökten mi indi yari gök bir kartal.
Bir Memet daha var oldu o sira,
Tepenin dorugunda kalpagi al.
Bir Memet oldugu besbelli,
Saçlari basakta, gözleri çiçekte.
Elleri ayaklari öylesin kocaman,
Yüzü alti Memet`in yüzüne öylesin benzemekte.
Vardi üç adimda masalcana,
Agzi duman tüten makineliye, dev.
Kabzeyi kavrar kavramaz basti tetige
Fiskirdi namludan sonsuz bir alev.
Allah Allah, sasti bütün daglar, bütün gök,
Sasti dost düsman.
Bu kimdir, bu kaçinci Memet`tir,
Ölülerde dirilerde dondu kan.
Görsen efsane, görmesen efsane,
Duysan efsane.
Uzak midir bayraktan düsen,
Yakin midir ne?
Bir parilti bir parilti tarihten,
Tanrica dik.
Yurdun ulusun kutsal gücü,
Bu yedinci Memet, Memetcik.
-----------------------------
Bu Eller Miydi
Bu eller miydi masallar arasindan
Rüyalara uzattigim bu eller miydi.
Arzu dolu, yasamak dolu,
Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.
Bilyalarin aydinlik dünyaciklari
Bu eller miydi hayati o dünyalarin.
Altin bir oyun gibi eserdi
Altin tüylerinden mevsimin rüzgari.
Topraktan evler yapan bu eller miydi
Ki simdi degmekte toprak olan evlere.
El isi vazifelerin önünde
Tirnaklarini yiyerek düsünmek ne iyiydi.
Kaybolmus o çizgilerden
Falcinin saadet dedikleri.
O köylü çakisinin kestigi yer
Sögüt dallarindan düdük yaparken...
Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlik.
Yorganin altina saklanarak
Bu eller miydi sevmeyen geceyi.
Ayrilmis sevgili oyuncaklardan
Kirmis küçücük siselerini.
Ve her seyden ve her seyden sonra
Bu eller miydi Allaha açilan !;
-----------------------------
Bu Eller miydi
Bu eller miydi masallar arasından
Rüyalara uzattığım bu eller miydi.
Arzu dolu, yaşamak dolu,
Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.
Bilyaların aydınlık dünyacıkları
Bu eller miydi hayatı o dünyaların.
Altın bir oyun gibi eserdi
Altın tüylerinden mevsimin rüzgarı.
Topraktan evler yapan bu eller miydi
Ki şimdi değmekte toprak olan evlere.
El işi vazifelerin önünde
Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.
Kaybolmus o çizgilerden
Falcının saadet dedikleri.
O köylü çakısının kestiği yer
Söğüt dallarından düdük yaparken...
Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.
Yorganın altına saklanarak
Bu eller miydi sevmeyen geceyi.
Ayrılmış sevgili oyuncaklardan
Kırmış küçücük şişelerini.
Ve her şeyden ve her şeyden sonra
Bu eller miydi Allaha açılan !
-----------------------------
Çakırın Destanı`ndan
- Vuzuh, el ve ayak halinde
onu rahatsiz ediyordu.
Karar vermisim, ölecegim,
Büyük sular arasinda, korkusuz.
Nur ile, uzak yazilar ile,
Bir muska gibi boynumda kalacak,
Bu husus.
Senelerce evvel, tohumlarin mavi zamanindan evvel,
Karar vermisim, gece kuslarinin müsaadesinde,
Etrafima bos ve büyük kadehler dizecegim.
Ve seyredecegim onlari sultanlar gibi;
Kurumus ölülerin içmek hevesinde.
Havadan hafif ve bazi kadinlardan daha eski,
Çirilçiplak dogdugumuza dair;
Cihan boyunca, sehirlerle, daglarla devam eden,
Vaktin nebatlarla sallanan güzelligi,
Bir yadigarlik ki bilinir.
Aklin zina oldugu yerde,
Taslar, odunlar gibi yavas.
Tarihin beyaz ve aydinlik havasindan,
Karar vermisim, ölecegim,
Büyük hayvan iskeletleriyle sirdas.
-------------------------
Çanakkale`de Ölüm
Sen ölüm,
Evlerde pissin ama,
Daglarda igrençsin.
Sen ölüm,
Birinin adi silinir de,
Adin geçer ancak.
Sen ölüm,
Eli tutmaz olur da, gözü görmez olur da
Tutarsin, görürsün oralarda ancak.
Sen ölüm,
Ülkelerde kötüsün ya
Ülkelerarasi daha çirkinsin.
Sen ölüm,
Sayriliklardan sonra gelirsin peki,
Şu dev gibi, su dipdiri gençlerle isin nedir?
-----------------------------------
Cezayir Türküsü
Ya Allah
Ya Allah derim ki
Titrerim
Kara sesimden
Ya Allah.
Ya su
Akar da aydinligin uzak anilarimdan
Sirildar yüregimde ünlü korsanlarin dalgalari.
Yüce sultanlarin kiliçlari parlar yüzümde
Ya su, anliyor musun?
Burasi Cezayir, ya çöl,
Develerin binlerce yil tasidigi, atalardan,
Sevgi,
Us,
Kisiligim ya çingirak.
Yildizlar kötü olacaklarin üçgenlerinde
Yok etmis üç yönü.
Yedi yönü var etmis mutsuz kisiliginde yildizlar,
Ama uyukluyorum iste
Ya dönence, aglamak dururken.
Ya hurma, tadin yok gayri,
Nice saklasan yalnizligi
Koyu yesilligini büyütsen nice,
Yitmis güzelligimiz
Ya hurma, elim ayagim aci.
Nasil haykiriyor çignenmis kumlar, duyuyor musun?
Ya ana kalk
Ya kadin yürü
Ya ogul kos
Bir anlamin gereken kurtulusuna.
Kurt iskeletlerince çirkindirler simdi,
Ölülerim vurulmuslar alinlarindan,
Düsmüsler Akdenize dogru.
Özgürlükleri kalmamis artik
Al benim ölülerimi, ya gece.
Ya toprak ko beni gideyim gideyim,
Varmislarin ardina öcül öcül.
Ve küçücük ve eski ve yirtik bayraklar arasindan,
Ya gök
Al beni.
------------------------------------
Çirkin
Çirkin, yavrum, dudaklarindaki kizillik,
Kansiz dogaya karsi.
Uyurken memleket ve evren uzaktan,
Uyurken bir hücre, hücreler içinde,
Eksi.
Çirkin, bu satislar,
Yüzde yirmi, yüzde otuz.
Geçer anlarin tadi içerden ;
Anilar ve sevgiler, çarsilar üstünde, uçar.
Yeniden var oluruz.
Sürünür ovalar yasli ve bosuna,
Çirkin simdi, yükselmis güzellik.
Ve kaçar yasamanin ölçülerinde; yeni, uzun;
Bir avuçluk, bütün dokunduklarimiz,
Bir ellik.
Okulumuz, bahçelere, hesaplara dönmüs,
Çirkin.
Sonsuz ormanligi rahatligin, yüce uzamisligi erdemliligin,
Daglarda ve sokaklarda.
Tedirgin.
Yalanla, gerçeklerin sirrina varmis,
Oyunla karismis, ölmüslerin akillarina;
Çirkin, mahkemelerde bir avukat.
Gelir bilinmeyen yönlerin namussuz hoslugu,
Körlerden ve topallardan daha sakat.
Çirkindir, uzayan erkek vakitlere göre,
Gece yarisi.
Agriyan kemiklerle, uzakliklara gizlenmis,
Acimakla degil, korkunçluguyla büyük,
Yildizlar yildizlar ve yukarisi.
Çirkin degil midir, dolarken nesillerin hayirsizligina,
Yavas yavas.
Ninelerin çarpilmis yüzünde,
Kabul edilmemis duasinda gelinlerin,
Tarihlerden bir savas?
Bir ekmek kavgasi duyulur ta böceklerden,
Uluyan agaçlar, susan makineler sesi.
Igrenç hendeseleri gövdenin, bürünür düslere;
Gezegenler arasindaki uygarliga karsi,
Çirkin, doymuslarin ve doymamislarin nefesi.
Nasil kimildamasin, nasil uyusun,
Sabrimiz ve ahmakligimiz, derinde ?
Güzel degildir avunmak, kuslar çiçekler bosunadir;
Çirkindir, küçük mutlulugumuz,
Piç dünyalar üzerinde.
Insan boyu kadar cüce, insan ömrü kadar kisa,
Güzel neymis ki ulu çirkinin yaninda?
Çirkin, bu, bardaklara sigmayan kederimiz,
Çirkin, bu ardi ve önü görünmeyen kader,
Karanlikla ve soysuzlukla yasar, vataninda.
Ölüm, karsiliksiz gülümseme, çaresiz sey,
Ugruna efsaneler beyazliginda yürür nefis.
Çirkin, bin yil önceki anam babam,
Koyduklari her tas, inandiklari her masal,
Pis.
Tanri duymaz, cenazeler duymaz,
Göklerde sehrimizin utanmayan sagirligi,
Biter, aptalin türküleri, gömülerde,
Askin, havanin, yerin hafifliginde ey dost,
Çirkindir agirligim, agirligin, agirligi.
----------------------------------
Daha Us
Tas atar aylara günlere gezegenlerden o,
Avuçlarinda en bagnaz inanis, soyunuk.
Ver sen bir ölçek, bir ölçek daha, bin yil ötesinden,
Aç gömüleri Dara`nin soyunuk.
Emmez ki bebe, dolmaz ki bebenin annesi,
Nice emse emdirse, anlam soyunuk.
Bir kurt ulumaz, ama killari delice büyür,
Bakimsiz ormanlara, magaralara, soyunuk.
Yetmiyor, yetmiyor bana bu yeryüzü yalnizligi,
Burda bütün sevdiklerim soyunuk.
------------------------------------------
Dal
Dag uzani gökyüzüne,
Ölüler karanliga uzani.
Nerelerden nerelere varir yasamak,
Acidan, igde sariligindan, düsünüden uzani.
Sever misin, öpüler ardi bos,
Iste biraktigi güzelin, bir çirkin uzani.
Yankilar, gezegenlerden agri gelip gider,
Basi kopmus gök mamurlarindan bir uzani.
Uzandigimiz, belki de bu gece, belki de bu yatakta
En bilinmeze uzani.
-------------------------------------
Davet
Namaza gidiyorum, alay dizilmis,
Ihtisamimla uzuyor yollar.
Bazen davet eder kölelerim hayata vücudumu:
`Magrur olma padisahim, senden büyük Allah var...`
Vakti altin gibi serpiyorum,
Kapisiyor, genç, ihtiyar.
Sularin ve kuslarin sesleri yanim sira:
`Magrur olma padisahim, senden büyük Allah var...`
Ben ki kitalar kesfetmisim, nesillerden,
Ben ki cihan kadar.
Gündüzün bittigi yerler karanlik:
`Magrur olma padisahim, senden büyük Allah var...`
----------------------------------------
Dayak
İster misin ellerimizi birlestirelim,
Sen iki vur, ben iki daha,
Çalmis mi,
Emmis mi alin terini ulusunun,
Sen dört vur, ben dört daha.
Gemi seçmeye mi gitmis 20 kisi, çay bulmaya mi yollanmis
30 kisi,
Disbakan olmus da yüzde mi almis.
- Saçi bitmedik çocuklarim aç iken kerpiç köylerde,
Bebek kizlarim gecelerce akligini satarken-
Sen yedi vur, ben yedi daha.
Ha, ister misin ellerimizi birlestirelim,
Degeri 8 iken, 208`e mi vermis bir tabak fasulyayi,
Dilekçeni görür görmez deve boynunu sallamis, 500 mü
koparmis senden,
Saylav seçilmis de gelecegine yatirim mi yapmis,
devrimi çigneyerek,
Sen dokuz vur, ben dokuz daha.
-----------------------------
Deniz Feneri
Uzanmis koca burun açik denize dogru,
Lacivert ve gri gecenin degerinde.
Karanlikla baslar bir dünya sevgisi,
Deniz feneri parlar,
Talihe aldirmadan kayalar üzerinde.
Bulutlar birlesir alaca düzlüklerde,
Çöker uzak limanlardan bir sis.
Bir sikinti baslar karanliginda kaderin,
Bildirir, yaninca yaninca,
Ömrün neresindesiniz, askin neresindesiniz?
Yüregin mi daraliyor, yildiz isiginda,
Birak anilar gitsin biraz daha geri.
Ruhu götürmeden vakit yürüyebilir,
Düsün nasil durmus sabirla yüzlerce yil,
Hep bu benekte bu deniz feneri.
Bak deniz savaslarina, yasli korsanlara,
Uçan dalgalara, uyuyan rüzgara bakmis,
Bir tek göz kadar kara ve mavi,
Enginle bos,
Kismetsiz balikçilara bakmis.
Saçlarinda tuz kokan, ölü kokan bir serinlik,
Yüzünde bir firtina tadi.
Durursun yorgun, umutsuz,
Birden bir daha yanip söner, sevinçle titrersin,
Bir sey, belki de yasaman uzadi.
Yaslidir dullarin ölçülmez özleminde,
Güçlüdür kocaman geceleri tasir.
Delidir, konusmaz, uyumaz,
Sonrasizligin iyiligini bekler, kötü günlerden,
Akillidir.
Sarhos gemilerimiz sallanir sallanir,
Gömülmüs kasirgalarin uykusuyla belli,
Kayalar mezarlara benzer enginlerden,
Duyulur sudan göge kadar,
`Ölüsü kandilli.`
Vakit yok olur, zamandan bosalir varlik,
Düsmez burçlardan haber.
Bir ugursuzlukla agir ve yorgun,
Bütün insanlar bitti sanirsiniz,
Deniz feneri gülümser.
-------------------------------
Destan Önü
Iste zamanin karanligi, gece gibi,
Geçer bir gölge komadan.
Iste Tanri nefesli sahiller,
Iste Bizans kopmus Romadan.
Sakallari uzamis kesisler sirtinda,
Bahar halinde bir yük:
Sur örülmüs kiyilarda yokluga taraf,
Taslarla, kiskançlikla agir ve büyük.
Eski Istanbul, ruh kadar eski,
Insan daha fazla eskiyemez ki.
Bir bosluk ki göller tadinda uzun,
Ya hiçe uzanmis vaktimiz, ya hepe.
Yedi meçhul üstüne açilmis,
Yedi tepe.
Haliç, dünya öküzünün boynuzu, hiç kimildamaz,
Kimildar bir kapali su.
Geçer, asirlar gövdesine, aydinlik,
Uyumayanlarin uykusu.
Eski Istanbul, hatiralardan eski,
Göresin usul usul gez ki.
Tarümar olmus,
Daradan, Sardanapaldan anlar.
Gemilerle, kervanlarla dolmus, çirilçiplak,
Aski kaybedenler, bulanlar.
Devir devir kapilarinda durmus,
Nesilleri Asyanin, bu bakis ahu diye.
Sormus sicak rüyasini,
Peygamberin ordulari, Hu, diye.
Eski Istanbul, eski,
Geçmis günleri kimse söyletemez ki.
Saz nameleri gelir, din ugruna çarmiha gerileceklerden,
Belki çarmihsiniz, belki sazsiniz.
Ölümlerden hangisi gerçek,
Anliyamazsiniz.
Farkedilmez Dogu ve Bati.
Hayaller dolusu cenaze, düsüncelerden.
Ayaklarinizin, ayaklarinizin,
Ayrilisi yerden.
Eski Istanbul, yakin ve eski
Öyle bir ses ki.
Can ile ten susamis, susamis,
Geçmis de nice güzeller aradan.
Osmanli padisahi Sultan Mehmet,
Bir seher, kadirgalarini yürütmüs karadan.
Ask ile dizdigi toplari bir bir dizmis.
Çevirmis hülyanin her yanini.
Lale gibi vermis, bir aksam günesinde,
Yigit yeniçeri canini.
Eski Istanbul, çok eski,
Rüzgar, sahadete varasin, es ki.
Dil farki, din farki iyice azalmis o demlerde,
Bir sis ki bahçeleri, yüzu, cihani kaplar.
Tekrar güne çikmis, tekrar hayata, mahzenlerden,
Nur ve hayal olmus ellerin yazdigi kitaplar.
Yürümüs yürümüs hilalleri Türklerin,
Allahin havalarina, yalniz ve tek.
Serdengeçtilerle, akincilarla
Buradan baslamis dünyayi sevmek.
Eski Istanbul, hem rahat, hem eski,
Yasamasi öyle tez ki.
--------------------------
Dünyaca
Burda, Hindistan`da, Afrika`da,
Her sey birbirine benzemektedir.
Burda, Hindistan`da, Afrika`da,
Bugdaya karsi sevgi ayni,
Ölüm önünde düsünce bir.
Nece konusursa konussun,
Anlasilir gözlerinden dedigi.
Nece konusursa konussun,
Benim duydugum rüzgarlardir,
Dinledigi.
Biz insanlar ayri ayri kalmisiz,
Bölmüs saadetimizi çizgisi yurtlarin;
Biz insanlar ayri ayri kalmisiz,
Gökte kuslarin kardesligi,
Yerde kurtlarin.
-------------------------------
Dönüş
Askerler dönüyor ihtiyar askerler,
Sulhun mavi daglarindan.
Kalbimize nekadar asina
Adimlarinda kalan.
Türküler dönüyor nurdan türküler
Kagni arabalarindan söylenmisti.
Karsi bahçeler ki ayna midir
Nasibi devreder simdi.
Kuslar dönüyor sadik kuslar,
Bahar için degil, saçaklarimiz için.
Dönen mesafesiyle var oluruz
Mevsimler arkasi güzelligin.
Gemiler dönüyor garip ve zengin.
Garip ve sonsuz sular üzerinde.
Gemilerle beraber gelen sey
Aydinliklar gibi yüzer, derinde.
ve bunlar degil de ey gecem,
Sen dönüyorsun ellerime, sen.
Aska ve hayata dönüyorum
Topragin bütün ölülerinden
---------------------------
Geçen Şey
Kocaman yildizlar altinda ufacik dünyamiz,
Ve minnacik bir ``hane``:
Kokar kir çiçekleri gün agarmadan,
Anisiz, uykusuz,
Kokar nane.
Ta öncelerden beri mestolmus herkes,
Bir bakima her sey ``mestane``.
Hayal edilir nazli yar yönlerden,
Ask ile kuslar süzülür,
Degisir gökler sahane.
Farkinda degil gönül,
Sanki hepten divane;
Içimizden, disimizdan
Geçer vakit
Zalim, zalimane !
------------------------------
Geceye Karşı Müdafaa
Bu adam ölmüstür ama,
Düsmedi topraga henüz vakit.
Hayatini devrettik agaçlara
Kalbi kimlere ait.
Bu adam ölmüstür ama,
Basucundan ayrilamadik.
Sonsuz kederinde gecelerimizin
Nedendir hala bu beyazlik.
Bu adam ölmüstür ama,
Henüz durmadi nehir.
Ve nasibi muhtesem kuslar gibi
Onu götürebilir.
------------------------
Gönlümün İntihar Arzusu
Yaprak kokularında akşamı duyuyorum
Ki beni yokluk denen yere yaklaştıracak.
Yaprak kokularında akşamı duyuyorum
Ki alnımda sulardan şarkılardan bir şafak.
Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi
Ki yelken gibi açmış yasını gençliğimin.
Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi
Ki geçer dalgaları içimden serin serin.
Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine
Ki bir anda yaşasın iç içe rüyalarım.
Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine
Ki dökülsün, dağılsın, yok olsun hülyalarım.
(Havaya Çizilen Dünya,1935)
----------------------------
Göre
Bana göre dag
Yalnizdir
Uykusuzumdur
Daga göre ben
Ben
Daga
Göre
Deliyim
Dag
Bana
Göre
Aç
Daga göre ben
Uzanamam
Ulasamaz
Dag bana göre
-------------------------------
Hasret
Sevgimi unutmak için seyrederim bir tabloyu, bir mermeri,
Ki ne kadar dalsa ruhum yeniden döner geriye:
Okurum düşüne düşüne okuduğun şiirleri,
Senin düşüncen geçerken üzerlerinde bir sıcaklık kalmıştır
diye
--------------------------
Karanlık Yapı
Vurmus daglara daglara isigi
Belli olmus uzagi yitmisliginden
Düsünür bizi
Gece asagida
Üstlerden büyür samanyolu
Bir sevgiye benzer
Baska bir sevgiye benzerken
Gece asagida
Bagislar öldürmüsü
Çalani yalan soyleyeni kaçani
Topraga çig düsmeden
Gece asagida
Bir eski savas alaninda korkunç
Bir ayrilikta upuzun
Neler soyunur neler
Gece asagida
Nice yorgun olursa olsun yercek
Yükünden yesilinden
Uyutur böçegi otu
Gece asagida
Bu nedir bulamiyorum
Yildizlar yildiz
Gökyüzü gök
Gece asagida
Hani yapilar vardir
Tas tas doldurur boslugu
Öylece duvarlari örer
Gece asagida
Susma
Dinleme gerek
Iletine güne tohumu
Gece asagida
Bakma
Anlama gerek
Azalir biraz simdi
Gece asagida
Kisi yerin dibine dek çirilçiplak
Basarisiz uykusuz
Ama bir umut verir
Gece asagida
---------------------------
Korkuluğun Korkusu
Sen korkutursun
Küçücük kuslari
Bahçelerde sabahtan aksama dek
Ama gelince kocaman gökler geceleyin
Üstüne dogru
Senin korktugunu duyarim.
----------------------------------
Kızılırmak Kıyıları
Kardas, senin dediklerin yok,
Halay çekilen toprak bu toprak degil.
Çik hele Anadoluya,
Kamyonlarla gel, kagnilarla gel gayri,
O kadar uzak degil.
Çami bitmis, kavagi azalmis,
Gamla örtülü bayirlar, çiplak degil.
Yedi ay kistan sonra,
Yeseren senin yasamindir,
Yaprak degil.
Yersin, içersin sofrasindan, üç yüz senedir,
Kuvvetlisin ama kuvvet hak degil.
Bakimsizliklarla göçüp gitmis bir cihan,
Mevsimler sogumus, sular azalmis,
Bugday, Selçuklulardan kalan basak degil.
Parça parça yarilmis öküz ardinda,
Parmagi üç pare, tirnagi ak degil.
Utanir elin ayagin,
Korkarsin yakindan görsen,
Eli el degil, ayagi ayak degil.
Gün dogar, tarla kuslari uçusurlar,
Agir bir aydinlik, bildigin safak degil.
Öyle dalmis ki yüzyillar süren uykusuna,
Uyandirmazsan,
Uyanacak degil.
Dertle, sefaletle yüklü,
Siyah leslerle kararmis, berrak degil.
Çaglayan ne,
Akan kim,
Kizilirmak degil.
Kardas, görmüyorum ama hala duyabiliyorum,
Geçmis zamanlar gelecek zamanlardan parlak degil.
Vakte sahadet edercesine yükselmis,
Aksam pariltisindan, bütün zaferler üzerine,
Daglar dalgalanmakta, bayrak degil.
--------------------------------
Mavi
Ağaç taşı anlamaz
Gökyüzü MAVİ iken
Ağaç susuzluğu anlamaz
Gökyüzü MAVİ iken
Ben seni
Çok sevdiğimi anlarım
Gökyüzü MAVİ iken
-------------------------------
Nereye
Nereye sevdiğin benim , inandığım nereye ,
Rüyaların yarasalar gibi uçuştuğu geceler içinden.
Dalgınlığımla hareketlerini seçemiyorum ,
Varlığının altın kafiyesini arıyorken ben .
Hangi dünyaları dolaştıktı bilmiyorum ,
O nasıl bir adaydı , nasıl bir deniz .
Gök , bir söğüt dalı gibi eğilmişti sulara doğru ,
Ve eğilmiştik o dal gibi hayata doğru ikimiz .
Kim ellerini alnımda gezdirirken o ten , ses ile ,
Bana kalbin musikisini verecek , haberi olmadan.
Geceyi avuçlarımda siyah bir gül gibi duyuyorum ,
Ve sen misin bilmiyorum bu gülü bırakan .
Nereye , ey göz yaşlarımın sıcaklığı ,
Ki başka birisi yok beni duyan .
Rüyalar nereye gidiyor , anlamıyorum ;
Ve sen nereye gidiyorsun , hatıralardan .
-------------------------------
Samsun`dan Ankara`ya
- Ordunun silahlari alinmis
ve alinmakta
Atim acindan hasta, çalmislar kilicimi,
Üsürüm.
Içimde silah sesleri,
Sabaha kadar, tövbe tövbe,
Gecelerle dövüsürüm.
Kabzelerim vardi paril paril,
Altin elmas.
Getirmistim ta Orta Asyadan,
Ta bati Avrupa hayran olmustu,
Kalmis agirliklarinca avuçlarimda yas.
Hepsi bir baska biçimdeydi,
Ama kardesti tüfekle yay.
Onlarla yasamam hizlanirdi,
Duyulurdu suyun ekmegin lezzeti daha hos,
Daha kolay.
Çalmislar kilicimi,
Vaktim bir atesle kizillasir önce.
Sonra tarihler tarihler döger içimizdekileri,
O kadar hafif, o kadar yalin,
Kilinç olur düsünce.
---------------------------
Seni
Seni
Seni
Öyle uzun seviyorum ki seni
Ya yaradılışta doğmuşum
Ya ölümsüzün biriyim ben...
----------------------
Simgelerde Yüzler
Bir isik üstünde gelir
Gelir o
Isirsin
Seversin yeri gögü
Uyanmis tutsaklar çagrisina dek.
Dolar da
Dolar da yüregine tohumlarin davranisi
Uzarsin
Bir anidan bir gelecege gövermiscene.
Gelir de bir uykusuza su
Gelir bir orman uyanik yellerden.
Gider hele
Yildizlarin
Gider hele göllerin yalnizligi
Kalirsiniz
Yaptiklarinizla yüz yüze, çirilçiplak.
Almistiniz
Vurmustunuz
Ovalar basak çogalimiyla doluydu,
Derelerde vardi bilinmez anilarin gücü
Agaçlarin yemisleri sizin agirliginizdaydi,
Çalmistiniz
Öldürmüstünüz çünkü.
Bir sorgu günü degil anlamak günü
Gözleriniz açilsa
Maviden
Açik kalsa agziniz kandan simdi
Sizi bagislamaz yeralti otlari bile
Almaz yilan uykulari bile düslerinizi sizin
Siz dikeysiniz, siz hamsiniz.
Simdi ne siz varsiniz, ne o, ne oteki,
Yaban yesili ev yesilini kovmustur.
Yine issiz
Yeryüzü gökyüzü,
Yine issiz
Ölüler unutulmus gider
Ölülerin ardindan bir köpek gider.
Kopmuscasina sen simdi
Karanligin, yoklugun ardinda sen
Bitersin yerden göge;
Upuzun
Egri uzun
Dar uzun.
Gider o
Gider
Gider bir isik üstünde.
---------------------------
Sivaslı Karınca
Koca Kizilirmak köpüre köpüre
Akiyordu,
Bir telgraf diregi dibinde,
Zamanlar kadar telassiz ve köpüksüz,
Yürüyordu,
Sivasli bir karinca.
Karsi kiyidan parlak,
Kisniyordu,
Atlar doru doru,
Atlarin sarkisindan ayrilmis,
Yürüyordu,
Atlarin mesafesini anlamaz.
Sesi, adimlarinin sesi, memnun ve bahtiyar,
Duyuluyordu,
Kahraman.
Bir açligin ayaklarinca aziz,
Yürüyordu
Yeryüzünden.
Rahat gidisinden belli,
Biliyordu,
Dagi, suyu, otlari, lezzetle.
Baska karincalardan kopmus,
Yürüyordu,
Baska karincalara.
Gayretle, çalismakla, yorulmazlikla,
Benziyordu,
Afrika`dakine, Çin`dekine, Paris`tekine,
Kara topragin alni üstünde, kara,
Yürüyordu,
Alin yazisindan daha hür.
Yoktu fikirlerden, davalardan haberi,
Yürümüyordu,
Rüyasi hiç.
Bugday tanesi üzre,
Yürüyordu,
Sivasli bir karinca.
-----------------------------
Sular Bizden Akıllıdır
Sular bizden akillidir, daha evvel görür aksami,
Iner havadan önce, karanliga,
Büyük bir balik gibi ortadan silinir,
Kaçisirken hayvanlar daga.
Sular bizden akillidir, memnun olur,
Sadece agaçlardan.
Baska insanlardan degil,
Bizi yalniz birakan.
Sular bizden akillidir, uyumaz,
Açar mavilige, iri gözlerini.
Ve bekler bir ölüm sirri içinde,
Kendi hayatinin yerini.
---------------------------
Tenha
Ben ölecegim, kimse seyretmesin,
Günes ve düsünceler içinde.
Soyunacagim elbiselerden ve hatiralardan,
Bir semalar sessizliginde.
Asude ve mahzun ellerimle,
Nasibimi bir kenara birakip.
Eski sarkilar söylerken,
Daglarda atesler yakip.
Kimse seyretmesin, ask ve sonsuzluk,
Garip mezarliklar -arasindan gidecegim.-
Kokulu sularla yikanarak
Karanliklarda zevk edecegim.
--------------------------------
Yalnızlığım
Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,
Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.
Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,
Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım
Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa,
Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi
Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi,
Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa.
Bir camın arkasında açılıyor güllerim,
Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı.
İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı;
Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim
Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım
Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde
Belki bu mısralarım esecek gönüllerde
Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım.
-----------------------------
Yenilen Büyür
İşte karanlik büyümüstür,
Dag daha dag
Su daha su
Yildiz daha yildiz olmustur ötelerde.
İşte karanlik büyümüstür,
Ellerin
Ayaklarin
Soluklarin karasi,
Göklere, göklerin karasina karismistir kocaman.
İşte karanlik büyümüstür,
Yarali atlarin kisnemeleri
Geri çekilen toplarin gicirtisiyla büyümüstür yusyuvarlak.
Uzaklarda
İzmirden çok uzaklarda
İşte karanlik büyümüstür,
İşte gözlerini örtmüstür yenilen.
-----------------------------
İnönüler
- Savunan yurt.
Susamis, analara, ogullara, kizlara kardesim,
Su,
Susamis vakte.
Durmaz biz dursak bile vatanda,
Otlarin kurusu,
Ekinlerin yasi hiç.
Kurmus mu diyorsun ölümümüz,
Daha büyük bir ölüme pusu,
Kelime-i sahadetlerle yükselen daglarda?
Ahaca birikmis yüzlerce yil,
Arzusu
Bu toprakta yasayan seylerin.
--------------------------------
Zaman Parıltısı
Karanliklarda, gündüzlerin arkasindayim,
Bitmis ikinci dünya savasi, ugursuz ve kahraman,
Uzakta esir uluslar türkü söyler,
Türklügümün farkindayim.
Bir soluk gelmekte karsi gezegenlerden,
Vakt içinden inmektedir gölgeler.
Toprak üzerinde, atmosferler üzerinde
Soguyan gecemin farkindayim.
Biçimler, evlere, esyalara rahatça sigmis,
Var olmus var olmayan.
Biçimler sonsuzluga yaklasmis,
Aklimin farkindayim.
Ne agaçlar uzanmis mevsimlerimce
Ne yildizlar gerçek, aydınlıgım kadar.
Aşkla kımıldayan küçücük ışıklar uçusur içimde yön yön,
Yaşadigimin farkindayim.
-------------------------------
Öldürdügümüz
Geceyle parlayan gözleri vardi,
Cesurdu, cesurdu ziyade.
Nasil ki çekti bizi,
Istifade.
Karanlik magaranin kapisinda durduk,
Geçerken biraktik tasi.
Sustu büyük bagirmasinda,
Gecelerin ve ormanlarin sirdasi.
Artik bizim gibi degil,
Su içmez, kimildamaz.
Uyanikligi hiç yok,
Uykusu az.
Öyle garip ve öyle sade,
Süsler yapacagiz süslerinden.
Tüyleri gibi aydinlik,
Ve bir sey görmeyen.
Hazir, etrafin düsmanliginda,
Zaferin bitmez tükenmez yemegi.
Aklimizin, korkumuzun, ellerimizin,
Beraber yiyecegi !
---------------------------
Ölü
Hangi mahallede imam yok,
Ben orada öleceğim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.
Ölüler namına azade ve temiz,
Meçhul denizlerde balık;
Müslüman değil miyim, haşa,
Fakat istemiyorum kalabalık.
Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sızlamasın karanlığım havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
Ki bütün azalarım hülyada.
Hiç bir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzaklığımı.
Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
Çılgınca seviyorum sıcaklığımı...
-------------------------------------


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


