Son günlerde AKP iktidarının iki büyüğü şaşırtıcı içerikte iki önemli açıklama yaptı.
Başbakan RTE; uluslararası askeri tatbikata İsrail’in katılmasını önleyen hükümet kararının gerekçesini, “Halkım, İsrail’in katılmasını istemiyordu” diye açıkladı.
Çankaya Köşkü sakini bir diğer AKP’li;
Bursa’daki ulusal maç sırasında Ermenistan’la başlayan ilişkileri Sarkisyan’la değerlendirirken; “Tarih yazmıyoruz, tarihi yapıyoruz” ifadesini kullandı.
Her iki AKP’linin daha önceki açıklamalarıyla bugünkü söylemleri bir araya getirildiği zaman, ulusun belleğiyle bu denli alaya alındığı bir dönem yaşanmadığı ortaya çıkıyor.
***
AKP Genel Başkanı, siyasal veya ekonomik kimi yaptırımlarını sert eleştirilerle karşılayan muhalefete; genel seçimlerde ulustan aldıkları yetki gereği görev yaptıklarını öne sürerek yanıt verir.
Genel seçim sonuçları bu söylemi haklı çıkarabilir.
Fakat İsrail’in uluslararası askeri tatbikata katılmasını engellerken “halkın istemediği” gibi bir gerekçeye dayanması tuhaf olmuyor mu?
RTE; tartışma yaratan kararı almadan önce; Konya’da askeri tatbikat olacağını, “halka İsrail’in katılımını isteyip istemediğini ve halkın İsrail’in katılımına karşı çıkıp çıkmayacağını” acaba ne zaman sordu?
Başbakan’ın gerekçesi “içerideki tartışmalarda” uygun, (one minute geriliminden sonra) ne ki fazla üstün körü, Arap dünyası dışında alkışlanmayan bir gerekçe.
Şayet RTE halkın istemediği yönde karar alıyorsa; Ermeni Cumhurbaşkanı’nın Bursa’yı ziyareti sırasında halkın sokaklarda, caddelerde kentin hemen her yerinde gösterdiği tepkiyi neden dikkate almadı acaba?
Oysa Bursa’da stadyumda yasaklanan Azerbaycan bayrakları hemen her yerde, toplulukların elinde dalgalandı.
Halk, Azeri bayrağıyla TV kameralarına söyledikleriyle somut biçimde Erivan’a karşı kardeş bildiği Bakû’yu desteklediğini gösterdi.
***
Çankaya’daki AKP’li ise dünü unutmuş; bugün başta ABD, Batılı ülkeler doğrultusunda uçuk demeçler veriyor.
Galiba Çankaya’dakinin belleği ulusun belleğinden de zayıf.
Ermenistan ile ilişkileri bugün “tarih yazmıyoruz, yapıyoruz” diye tanımlayan Çankaya’daki, dün Ermenistan’la ilişkiler üzerine -üstelik TBMM’de- söylediklerini neden anımsamıyor?
TBMM’deki konuşmasını anımsamak zahmetine katlansaydı; Bursa’da Ermenistan Cumhurbaşkanı’na, uluslararası kamuoyuna kıyak çeken son saptamayı yapmazdı herhalde.
Sözcü gazetesi dün yayımladığı başyazıda Çankaya’dakinin dün ve bugün Ermenistan ile ilişkilerde birbirine ters düşen söylemlerini sergiledi:
Gazete tarih yapmak-yazmak saptamasına değindi; şöyle yazdı:
“…(Çankaya’daki) Ermenistan açılımına verdiği önemi anlattı. İyi de… Aynı Abdullah Gül, bundan 16 yıl önce bunun tam tersini söylüyordu.
1993 yılında Süleyman Demirel Hükümeti’nin Ermenistan politikası için verilen gensoru görüşmeleri sırasında Refah Partisi adına söz almış ve şunları söylemişti:
‘Hükümet, bu politikasıyla, geleceğimizi gerçekten ipotek altına almıştır ve öyle ipotek altına almıştır ki, Ermenistan Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Özal’ın cenaze merasimine katılma cesaretini göstermiştir.’
Sizin nasıl bir uzlaşmacı olduğunuzu, Türkiye’nin menfaatları söz konusu olduğunda, sizin şahin gibi davranmayacağınızı bildiği için cesaret bulmuş ve Türkiye’ye gelmiştir.
Siz bana bir ülke gösterin ki, kardeşleriniz savaş halinde olacak, kardeşleriniz katledilecek ve onlar katledilirken ‘Bunun müsebbibi Türkiye’dir’ diye demeç verecek, Kars’ın Ermenistan toprağı olduğunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam Türkiye’ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız!”
Soruyor gazete:
“Sözlerin hangisi doğru dersiniz? Dünkü mü, bugünkü mü
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
