Bugün barış ve açılımı desteklemek için Öcalan’ın çağrısıyla Kandil’den ve Mahmur’dan otuz dört kişilik bir grup PKK’lı sınırdan giriş yapmak üzere yola çıkıyor. Sabahın erken saatlerinde Mahmur kampındaki aileleriyle vedalaşıyorlar.
Ekranın karşısındayım. Yazımı yollarken, onlar henüz sınıra varmamış olacak. Ama Habur sınır kapısı, bugün her meşrepten yaklaşımın, her tür niyetin buluştuğu bir kapı. Açılacak mı, aralanacak mı, kapalı mı kalacak...
Mahmur’dan dönenlerin T.C. vatandaşı ve haklarında arama kararı bulunmayanlardan seçildiği söyleniyor. Aileleri topraklarını ve evlerini bırakıp 90’lı yıllarda Kuzey Irak’a zorunlu göç etmişlerdi. Korucu olmaktan başka seçenekleri yoktu.
Fakat bazı medya organlarında ısrarla ‘Mahmurdan gelen teröristler’ söylemi kullanılıyor. Bazıları da hükümete yükleniyor durmadan. Açılımın şartlarını oluşturmak yerine tereddüt ederek geri adım attığı için, inisiyatifin İmralı’ya geçtiğini söylüyorlar.
PKK’lıların geri dönüşünün provokasyona dönüşeceğini de belirtiyorlar.
“Teslim olmaya gelen PKK’lılar devleti sınayacaklar. Böyle şey olur mu? Süreç tamamen cepheleşmeye doğru sürüklüyor bizi.”
Geri dönüşün uzun süredir üzerinde çalışılan bir proje olduğunu söyleyenler de var. Bunun bir teslim olma faaliyetinden ziyade devletin Kürt açılımının ilk somut yansıması olarak görülmesi gerektiğini savunuyorlar. İzliyorum...
Saatler ilerliyor. DTP’lilerle sivil toplum kuruluş üyeleri ve vatandaşlar Silopi’de toplanıyor, gelecek grubu karşılamaya hazırlanıyorlar. Yüzler gülüyor. DTP’liler kameraya açıklama yapıyorlar. Herkeste bir tedirginlik ama aynı anda bir umut var. Her şeye rağmen oradalar, biraradalar ve barışa bir adım atıldığına inanıyorlar.
Şehit cenazelerinin durması, faili meçhullerin yargılanması, ekonominin güçlenmesi için yeni bir umut. Ne abartılı bir iyimserlik ne de siyasi bir kötümserlik içindeyim. Eskiden barış isteyenler bölücülükle itham edilirdi. Artık bu kalıba sığmıyorlar. Sadece bu değişiklik bile açılım sürecinin ilerlediğine bir kanıt bana kalırsa.
Geri dönüşün doğaçlama bir eylem olduğuna inananlar yayın organlarının dikkatli olmasını ve terör örgütü propagandası yapıyor gibi algılanmamaları gerektiğini söylüyor. Sahiden de sınır yakınlarında giderek artıyor gösterinin coşkusu. Öcalan’ın demokrasi ve barış havarisi olarak gösterilmesini eleştirenler yeniden teyakkuzda.
Gelen grubun teslim olmasının ardından Habur sınır kapısındaki askerî taburda ifadeleri alınacak, sağlık kontrolünden geçirilecek, daha sonra da emniyette ifade verecekler.
99’da gelen iki grupta yer alanlar ‘pişmanlık’ indiriminden yararlanmadıkları için çeşitli hapis cezalarına çarptırılmıştı. Bir kısmı yedi yıl, on yıl, bir kısmı daha uzun ceza aldı. Bu yüzden Kandil’den gelecek PKK’lı grup, pişmanlık yasasından yararlanmayı reddedecek.
Yine de mevzuat gereği suça karışmamış olsalar bile örgüt üyeliğinden işlem görecekler. Karşılıklı provokasyona son derece açık bir süreç. Bu durumda suça karışmamış olanlara karşı suçun niteliğini takdir etmek savcıların niyetiyle bağlantılı hale geliyor.
Kimileri yargının mevcut yasaları daha geniş yorumlamasını talep ediyor. Kullanılacak dilin kışkırtıcı olmamasının psikolojik olarak çok önemli olduğunu belirtiyorlar.
Çünkü ‘pişman değiliz, demokratik açılım ve barış sürecini desteklemek için döndük’ derlerse açılım sürecinin bir anlamı kalmayacak.
Özellikle Kandil ve Avrupa’dan gelecek gruplarda yer alacak örgüt üyelerinin Türkiye’de haklarında arama kararı olmayan ve eylemlere katılmayanlardan seçildiği söyleniyor. Karşılıklı iyi niyetler, art niyetlere dönüşmeyebilir de. Dönüşebilir de... Ben umuttan yanayım.
Vakit ilerliyor. Sabah saatlerinde kaza geçiren konvoy bir türlü sınıra ulaşmıyor. Taksim’den Galatasaray’a doğru yürüyen DTP’li grup, basın açıklamasında geri dönenleri “yeni yol arkadaşlarımız” olarak selamlıyor. “İşte bir propaganda daha” diyenler var. “Barışa yaklaşıyoruz” diyenler de.
Bu tarihî günün bir fırsata dönüşmesi yönünde sarf edilen emeklerin Türkiye’de ve bölgede kalıcı barışa hizmet etmesini diliyorum.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
