Bu iktidar yalamalarını anlamak cidden mümkün değil. Sanki Türkiye'de badem bıyıklı kendi ağababaları dışında herkes Ermenileri gördüğümüz yerde keselim falan diyor.
Yazıda sözü edilen temaslar 90'lı yıllarda, Fransa'da bir dernek başkanı olan Samson Özararat'ın arabuluculuğyla yapılmış. O dönemki hükümetin, Demirel'in, dışişlerinin bilgisi dahilinde ve desteğiyle yürütülen temasların bir parçası olarak Türkeş de olaya dahil olmuş. Bireysel bir şey değil, devlet politikasına katkı niteliğinde.
Detayları Can Dündar'ın bir yazısında birinci ağızdan yer alıyor.
http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=2619
Bugünkü durumla karşılaştırmak için kısaca bir alıntı yapayım.
6 maddelik bir öneriler paketi:
1) Azerbaycan ve Ermenistan arasında hemen ateşkes sağlanması,
2) Ermeni askerlerinin Azeri topraklarından çekilmesi,
3) Her iki tarafın bugünkü sınırlar içinde birbirini tanıması ve diplomatik ilişki tesisi,
4) İç işlerine karışmadan ve toprak talebi olmaksızın temas,
5) Laçin koridorunun açılması, gözlemci heyetinin güvencesi ve denetiminde bulunması,
6) Karabağ sorununun ya daha sonraya ya da Minsk toplantısına bırakılarak meselenin ateşkes sonrası daha geniş zamanda ele alınması.
Şimdi bir de 2009 yılındaki duruma bakalım ki, Hakdin benzeri tipler akılları erdiğince bir karşılaştırma yapsınlar.
Protokol - Türkçe Protokol - İngilizce
Ben anlıyorum ki, Türkiye 90'ların başında Ermenistan konusuna kendine güveni olan bir büyük ülke gibi bakıyormuş. Ermeni toplumuyla paylaşılan 1000 yıllık geçmişe karşı bakışta; Anadolu'nun geçmişine, ortak tarihe yakışır bir asalet varmış. Can Dündar'ın yazısında anlatılanları dikkatle okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Demek ki; o zamanlar dış politika konularına bugünkü gibi iktidarı elde tutabilmek amacıyla dış baskıları idare etmek çiğliğiyle yaklaşılmıyormuş. Orada başka, burada başka konuşmak gibi rezillikler yokmuş. Gündeme getir, tartıştır; sonra geri çek, 6 ay bekle, sonra yine gündeme getir, psikolojik harekat yürüt, kamuoyunu aptal yerine koy gibi iğrençlikler de yokmuş. İşler devlet ciddiyetiyle yürütülüyormuş.
Güzel bir hatırlatma olmuş. Bu sayede Türkiye'nin 15-20 yılda nereden nereye geldiğini tekrar görebiliyoruz.