• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Türkeş, Ermenistan'a 'hangi planı' götürdü? / İsrafil Kumbasar

    Sam Amca’nın direktifleri doğrultusunda kapalı kapılar arkasında yaptıkları görüşmelerin ardından, kardeş Azerbaycan halkını küstürme pahasına Ermenistan ile sınırların açılması yönünde bir ‘protokol’ imzalayan yıkım ekibinin elebaşıları, işledikleri günaha rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’i de ortak etmeye çalışıyorlar.
    İhanete karşı çıkanları “Siz Türkeş’ten daha mı milliyetçisiniz?” diye azarlıyorlar.
    BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, 13 Ekim 2009 tarihinde partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada aynen şöyle diyordu:
    - “Azeri kardeşlerimiz bize inanıyor ve güveniyor. Şimdi Azerbaycan ile Ermenistan arasında görüşmeler yapılıyor. Ama bu süreci baltalama gayreti içinde olanlar var. Bize iftiralarda bulunanların, merhum liderlerinin Ermeni temsilcileriyle değişik ülkelerde, değişik otellerde yaptığı görüşmeleri incelesinler, ondan sonra kalkıp bize söylensinler.”
    ‘Teslimiyet’ politikaları paralelinde iktidar ile ‘çıkar ortaklığı’ kuran yanaşma medyanın silahşorları ise, Samson Özararat’ın açıklamalarından yola çıkarak, işi “Türkeş, Ermeni sınırına anıt dikecekti” noktasına kadar götürdüler.
    Türkeş, nasıl olsa hayatta değil.
    Ağzı olan konuşuyor.

    * * *

    14 Aralık 2006 tarihinde kaleme aldığımız “Kıbrıs meselesini çözdüler, şimdi sıra Karabağ’da mı?” başlıklı yazıda, aynen şu ifadelere yer veriyorduk:
    Karabağ, Hazar’daki ‘petrol ve doğalgaz kaynaklarını’ dünya pazarlarına ulaştıran ‘enerji koridorunun’ hemen dibinde bulunmasından ötürü büyük önem taşıyor.
    Türkiye, Karabağ’daki gelişmeleri, SSCB resmen dağılana kadar, ‘Sovyetlerin içişleri’ olarak değerlendirmekten başka bir şey yapmadı.
    Ancak, rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’in ısrarlı girişimleri neticesinde sonradan meseleye dahil oldu.
    Azerbaycan ve Ermenistan arasında yapılan iki ayrı toplantıda şu formül üzerinde duruldu:
    1-) Ermenistan, haksız olarak işgal ettiği bütün Azerbaycan topraklarından çekilecek.
    2-) Karabağ hukuken ‘Azerbaycan’a bağlı’olacak, ancak otonomi verilecek.
    3-) Ermenistan, ‘Azerbaycan topraklarından’ geçecek bir koridor ile Karabağ’a bağlanacak.
    4-) Nahcıvan, ‘Ermenistan topraklarından, geçecek bir koridorla Azerbaycan’a bağlanacak.

    * * *

    Türkeş, başkaları tarafından hazırlanıp önüne konulan planlara gözü kapalı olarak “Yes be annem” diyen sıradan bir siyasetçi değil, ‘bizzat kendisinin’ yaptığı planlara göre hareket eden bir ‘devlet adamı’ idi.
    Dönemin hükümetinin bilgisi dahilinde, 13 Mart 1993 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’teki Crillon Oteli’nde Ermenistan Devlet Başkanı Ter Petrosyan ile bir araya gelen Türkeş, yine kendi planlarını masaya koydu.
    Eğer Türkeş’in planı gerçekleşmiş olsa idi, Türkiye ile Türk dünyası arasındaki büyük bir ‘fiili engel’ ortadan kalkacak, Nahcivan’dan Azerbaycan’a ‘Ermenistan sınırından’ açılacak koridor sayesinde, Edirne’den yola çıkan bir Türk, hiçbir engelle karşılaşmadan bütün Türk cumhuriyetlerine rahatça ulaşabilecekti.
    Yani Kazakistan Kültür Bakanı Muhtar Kul Muhammed’in ortaya koymuş olduğu ‘Türk dünyası’ haritası fiilen gerçekleşmiş olacaktı.
    Ama ne yazık ki Türkeş’in vefatı üzerine, bu çok önemli plan gerçekleşemedi.
    Sam Amca’nın planlarını uygulayan işbirlikçi AKP iktidarı ise, adeta ‘yok saydığı’ Azerbaycan’ı yeniden ‘Rus yörüngesine’ iterek, Türk dünyası ile kapıları tamamen kapatmak üzere.
    Türkeş kim, taşeronlar kim?

    Kaynak

  2. #2
    deniz006 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-03-2008
    Mesajlar
    2,271
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Erdoğan'ı peygamber gibi gördükleri için ağzından çıkan her zırvayı da sanki sünnetmiş gibi devam ettiriyorlar.

    Alıntı deniz006 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu iktidar yalamalarını anlamak cidden mümkün değil. Sanki Türkiye'de badem bıyıklı kendi ağababaları dışında herkes Ermenileri gördüğümüz yerde keselim falan diyor.

    Yazıda sözü edilen temaslar 90'lı yıllarda, Fransa'da bir dernek başkanı olan Samson Özararat'ın arabuluculuğyla yapılmış. O dönemki hükümetin, Demirel'in, dışişlerinin bilgisi dahilinde ve desteğiyle yürütülen temasların bir parçası olarak Türkeş de olaya dahil olmuş. Bireysel bir şey değil, devlet politikasına katkı niteliğinde.

    Detayları Can Dündar'ın bir yazısında birinci ağızdan yer alıyor.

    http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=2619

    Bugünkü durumla karşılaştırmak için kısaca bir alıntı yapayım.

    6 maddelik bir öneriler paketi:

    1) Azerbaycan ve Ermenistan arasında hemen ateşkes sağlanması,
    2) Ermeni askerlerinin Azeri topraklarından çekilmesi,
    3) Her iki tarafın bugünkü sınırlar içinde birbirini tanıması ve diplomatik ilişki tesisi,
    4) İç işlerine karışmadan ve toprak talebi olmaksızın temas,
    5) Laçin koridorunun açılması, gözlemci heyetinin güvencesi ve denetiminde bulunması,
    6) Karabağ sorununun ya daha sonraya ya da Minsk toplantısına bırakılarak meselenin ateşkes sonrası daha geniş zamanda ele alınması.
    Şimdi bir de 2009 yılındaki duruma bakalım ki, Hakdin benzeri tipler akılları erdiğince bir karşılaştırma yapsınlar.

    Protokol - Türkçe
    Protokol - İngilizce


    Ben anlıyorum ki, Türkiye 90'ların başında Ermenistan konusuna kendine güveni olan bir büyük ülke gibi bakıyormuş. Ermeni toplumuyla paylaşılan 1000 yıllık geçmişe karşı bakışta; Anadolu'nun geçmişine, ortak tarihe yakışır bir asalet varmış. Can Dündar'ın yazısında anlatılanları dikkatle okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    Demek ki; o zamanlar dış politika konularına bugünkü gibi iktidarı elde tutabilmek amacıyla dış baskıları idare etmek çiğliğiyle yaklaşılmıyormuş. Orada başka, burada başka konuşmak gibi rezillikler yokmuş. Gündeme getir, tartıştır; sonra geri çek, 6 ay bekle, sonra yine gündeme getir, psikolojik harekat yürüt, kamuoyunu aptal yerine koy gibi iğrençlikler de yokmuş. İşler devlet ciddiyetiyle yürütülüyormuş.


    Güzel bir hatırlatma olmuş. Bu sayede Türkiye'nin 15-20 yılda nereden nereye geldiğini tekrar görebiliyoruz.
    Buna ek olarak, AKP hükümetinin ve başbakan Erdoğan'ın dış politika konularına yaklaşım biçimlerini ve ahlak anlayışlarını gösteren bir örnek vereyim.

    Piyasaya sızdırılan Erdoğan-Talat arasındaki (2004 yılına ait) telefon görüşmesinden bir kesit altta. Erdoğan; KKTC'de referandumdan EVET çıkmasından sağlanan avantajların, güneyin girdiği sıkıntıların kamuoyuna nasıl anlatılacağından bahsediyor.

    Erdoğan:
    (...) Güneyden Birleşmiş Milletler'in temsilciliğini kapaması kararı...

    Talat:
    Hayır ama o başka bir şeydir...

    Erdoğan:
    Ama şimdi...

    Talat:
    Şeyin kapanması, biliyorsunuz, görüşme süreci bittiği içindir.

    Erdoğan:
    Tamam da, şu var ama. Bütün bunların olmasını dünya kamuoyu, Türkiye ve Kıbrıs (yani Kuzey Kıbrıs) çok farklı değerlendirir. Lehte değerlendirir. Yani bunlar psikolojik netice itibariyle bize çalışır.
    Biraz açıklama yapayım. 2004 yılı Nisan ayının sonları. Annan Planı ile ilgili uzun süren görüşmeler tamamlanmış, son olarak Kıbrıs'ta kuzeyde ve güneyde referandumlar yapılmış. Yani o dönem için iş bitmiş. Sürecin sona ermesi nedeniyle Birleşmiş Milletler temsilcisi güneyden ayrılmış.

    Başbakan Erdoğan'ın bunu Güney Kıbrıs'a bir yaptırım olarak, Türk tarafının süreçten kazancı olarak kamuoyuna yutturma hesabı içinde olduğu anlaşılıyor. O dönemki KKTC başbakanı Talat ise, olayın ne olduğunu anlatıp "ne alakası var yani" demeye getiriyor. Erdoğan ise "olsun olsun, biz yuttururuz" havasında.

    Herkes bu laflardan, yakın geçmişten ibret alsın. Şu an sıcağı sıcağına gelişen olaylarda yine gördüğümüz, insanları aptal yerine koyan zihniyetini iyi tanıyalım. Bunların "ahlak" anlayışları böyle işte.

  3. #3
    kurtkanı41 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-05-2007
    Mesajlar
    4,156
    Karizma Gücü
    6
    Ne zamandan beri ÇAKAL sürüsü ile koca asil bir KURT ile boy ölçüşür oldu?

    .
    resimlerim VE AKP'li Tarikat Müridleri
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!...


    T.C. MADDE 66. – Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes TÜRK'dür!..





    "Tek din,tek dil,tek devlet,tek bayrak..."
    NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!


    Üç kuruşluk adama, beş kuruşluk değer verirsen, aradaki iki kuruşa seni satar!..


    http://img110.imageshack.us/img110/8708/ehitlerimizum7.gif

    Türk oğlu, Türk kızı
    Türklüğünü koru!..
    kurtkanı


    Ya Türkçe Konuş Ya Da Öğren!..

    bilgesu, asena, pusat

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 12 Eylül ürününden, 12 Eylülvari taktikler / İsrafil Kürşat Kumbasar /YENİÇAĞ
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde 27 mayıs devrimdir tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 17.08.11, 17:04

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •