Yaşadığım Döneme Övgü

Zamanlar vardır. Kaçırmak istemeyeceğimiz zamanlar. “Orda olmak istiyorum” diyeceğimiz zamanlar. Hayatımızın bir yerinde saklanıp bizi beklerler. O noktaya gelindiğinde yaşanılası olan bu vakitleri geçiririz. Kah kuytu köşelerde gizli, kah daha yaklaşmadan kendini belli eden şehrin ışıkları gibi açık.
Bir de zamanlar vardır. Saklanmamışlardır belki ama, anlayamayız onların değerini oraya gelmeden. Bazılarımız şanslıdır, o anların değerini farkederler “anı yaşarlar”. Bazıları ise o kadar şanslı değillerdir. İş işten geçtikten sonra hayıflanmaktan öteye gidemezler. İşte ben şimdi o “yaşanılası” zamanlardan birindeyim. Gencim. İlerde yapmaya çekineceğim, herşeyi şimdi yapmaya evrensel bir ruhsatım var yani. Her şeyi bildiğimi zannedip, hiç bir şey bilmemenin büyüsünü yaşıyorum. Eh... Belki çok da önemli bir şey değil bu ama kimin umrunda? Mutluyum. İşin en iyi yanı ise sadece bundan ibaret değilim. Aynı zamanda öğreniyorum, gelişiyorum, büyüyüorum. Kısacası “Adam (da) oluyorum”.

Bir daha yaşanmayacak olan bir üniversite hayatını, diş macununu sıkar gibi saniyesini boşa geçirmeyecek şekilde harcamaya çalışıyorum. Bu yapma hayatla, gerçek hayata hazırlanırken, deneme-yanılma yöntemiyle öğreniyor, üzülüp seviniyor yer yer sürünüyorum. Fakat ne olursa olsun hep mutluyum. Üzüldüğümde bile.

Her ne kadar yapma da olsa bir öğrenci için herşeyin en gerçek hali barınır üniversitede, ısınmayan bir odada, üzerinizi örtecek bir anne etrafta bulunnmadığında yüzleşilir gerçek sorunlarla. Beş dakika önce, kendisine hastalandığını söylediğin arkadaşın, kapını elinde yemekhaneden getirdiği çorbayla çalınca insan farkına varır gerçek arkadaşlığın. “Derslerin nasıl gidiyor?” sorusunu duymadıkça ve boşladıkça, finallere gelindiğinde yaşar klasik bir öğrenci gerçek hayal kırlıklığını ve işte o zaman taşır ağır sorumlulukları.

“Zamanı geldi” gibi havalı bir repliğin hayat felsefesi olduğu ilginç bir zaman dönemi bence üniversite. Evet, zamanı geldi. Arkadaşlarınla sabahlara kadar olur olmadık şeylere gülmenin zamanı geldi. Alkolü falza kaçırıp (ya da hiç içmeden) yolda yürürken sevgiline dayanıp, bağıra bağıra şarkı söylemenin vaktidir şu anlar. “Bu sefer daha düzgün yapacağım” dediğin şeyi tekrar ve tekrar bininci kez yanlış yapıp son anda düzeltmenin, düşüp kalkmanın zamanı geldi.

Kısacası, gerçek dünyadan daha gerçek olan ama hayatın yanında gerçek olamayacak kadar güzel kalan bir oyun bahçesidir üniversite. Sorumluluğun, aşkın, sevişmenin, dersin, içkinin, dansın, kahkahanın, üşümenin,arkadaşlığın, öfkelenmenin, sevinmenin, birlikteliğin reçetesidir. Doğru adam yapmaz sizi üniversite belki ama doğru adam olmayı gösterir. Seçimi ise size bırakır. Hep size...


OcuL