• Reklam
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    sudenazlı.. <span style='color: #FF0000'>_NAZ_</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2009
    Mesajlar
    3,951
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4

    Tanıklık yapmaya hazırım

    ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın orijinalini Ergenekon savcılarına ileten subayın, Türkiye'de taşları yerinden oynatacak ihbar mektubuna ulaştık


    Mektup, hükümeti yıkmayı, halkı birbirine düşürmeyi, suçsuz insanlara komplo düzenlemeyi hedefleyen planın emir-komuta zincirinde hazırlandığını ortaya koyuyor. BUGÜN, 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' belgesinin 'gerçek' olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan esrarengiz subayın Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara gönderdiği ihbar mektubuna ulaştı. Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığı'nda çalışan subay, ihbar mektubunda Türkiye'yi sarsacak iddialarda bulunuyor. Mektupta "İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın emir komuta zinciri içerisinde nasıl hazırlandığından, belgenin varlığının ortaya çıkmasının ardından tüm bilgi ve belgelerin imha edilmesi sürecine, ordu içerisindeki cuntanın halen devam eden faaliyetlerine kadar birçok konuda önemli bilgilere yer veriliyor. Gerekirse savcılara ifade verebileceğini belirten subay mektubunda, darbe eylem planını emir komuta zincirinde hazırlayan askerlerin nasıl himaye gördüğünü de Albay Dursun Çiçek'in evinde arama yapan askeri savcının sözleriyle şöyle açıklıyor: Biz personelimizi böyle koruruz... İşte Ergenekon savcılarının elinde bulunan o ihbar mektubu...

    CUNTACI SUBAYLAR HALEN iŞBAŞINDA

    Sayın Savcım, Kuşaklar boyu TSK'ya hizmet etmiş bir aileye sahip olmaktan onur duyan bir subayım. Son dönemde TSK'nın tarihinde hiç olmadığı kadar itibar kaydına uğraması, beni ve benim gibi vatanını ve milletini seven bir çok silah arkadaşımı son derece rahatsız etmiştir. Dosta güven, düşmana korku vermiş ordumuzun kendi milleti nazarında güven kaybediyor olması çok acı bir durumdur. Kendi milletine karşı psikolojik harekat yapan, toplumu bölen ve toplumun değerlerini karşısına alan bir TSK'nın hayal edilmesi mümkün olmadığı nasıl bir gerçekse, TSK'nın tamamının böyle olmadığı da bir gerçektir.

    Halka psikolojik harekât

    Maalesef, önceleri doğru ve gerekli olduğuna inandığım ancak şu an içinde bulunmaktan büyük pişmanlık duyduğum, sadece 3'üncü dünya ülkelerine özgü bir şekilde kendi vatandaşına "psikolojik harekat" uygulayan ve bunun adına da "bilgilendirme faaliyeti" şeklinde masum ve haklı görünen bir maske uyduran bir cunta oluşumunda birçok arkadaşımla birlikte görev aldım. Bu oluşum ilk başta gayet haklı gerekçelerle kurulan ve gerçek görevi düşmana karşı psikolojik harekat uygulamak olan Psikolojik Harekat Daire Başkanlığı'nı kendine maşa olarak kullanıyordu. Bu güzide kurumun imkan ve kabiliyetlerinden yararlanılarak devletin vali, kaymakam, savcı, hakim gibi önemli kadrolarında görevli personeli de dahil olmak üzere insanlarımız haklarında oluşturulan 'Bilgi Fişi' adı verilen belgelerle tek tek fişlendi. Cunta yapılanmasının organize ettiği yasal dayanağı bulunmayan faaliyetlerin kamuoyuna yansıması sonucu kurumumuz yıprandı, adı "Bilgi Destek Daire Başkanlığı" olarak değiştirilmek zorunda kalındı ve görev alanı daraltıldı. Hali hazırda devam eden, cunta faaliyetleri neticesinde, son olarak toplam sayısı 4 olan ve muharebede Ege Ordu Komutanlığı dahil tüm Ordu Komutanlıklarını destekleyecek olan Bilgi Destek Taburlarının sayısı 1'e düşürülerek asli görevini yapamayacak hale getirildi. Geriye kalan son taburda görevi bazı personel halen asli görevlerine yönelik çalışmaları bir kenara bırakarak cunta örgütlenmesinden aldıkları örtülü ve yasadışı görevleri yürütmeye devam etmektedir.

    Makamları işgal ettiler

    Yukarıda ifade ettiğim TSK içerisindeki "ülke yönetime el koyma heveslileri, yani darbe taraftarları" başka bir ifadeyle "Cunta örgütlenmesi" yıllardır işgal ettiği makamlarla, kilit pozisyonlar ve sivil uzantılarıyla ülkenin gündemini elinde tutmuş ve faaliyetlerini kamuoyuna "tüm TSK'nın ortak görüşü" gibi göstermiş ve göstermeye devam etmektedir."

    AKTÜTÜN VE DAĞLICA'NIN İÇİNDEYDİK

    Cunta örgütlenmesi ve faaliyetlerinden haberdar ve rahatsız olan kendisi gibi personelin gerçekleri anlatmak için zemin bulamadığını ve sesini duyuramadığını ifade eden subay, mektubunda Aktütün ve Dağlıca karakol baskınları, Çukurca'da mayın patlaması ve Poyrazköy cephaneliği gibi skandal eylemlerin içerisinde de cuntanın bizzat yer aldığını iddia ediyor. İşte subayın dehşete düşüren sözleri:

    Korkuttular ve sindirdiler

    "Biz silah arkadaşıyız", "Ortak düşmanlar", “Biz bir aileyiz", "TSK'yı yıpratmak istiyorlar" gibi temaları kullanarak sözde "Korumacı bir yaklaşımla" hedef saptırmaya çalışıyorlar. Bu "sözde korumacı yaklaşım"la birlikte, gerçekleri bilen ve duyurmak isteyen personel de "Korkutma ve sindirme" faaliyetleri ile susturulmaktadır. Bu şekilde birçok olay karşısında "kol kırılır yen içinde kalır" mantığı yürütülmektedir. Cuntanın pisliklerini içeride gizlemek durumunda kalan TSK'nın itibarı ise sürekli zedelenmeye devam etmektedir. Toplumun genelinde bilinen ve dedikodu şeklinde kulaktan kulağa yayılan TSK ile ilgili birçok konuyu (PKK'ya yardım, uyuşturucu, fişleme, suikast, örtülü operasyonlar vb) olayların olduğu bölgelerde görev yapanlar, medya aracılığı ile öğrendi. Ancak medyanın bilmediklerini ben ve benim gibi Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığı bünyesinde görev yapan arkadaşlar yani bu faaliyetleri bizzat planlayan ve icra eden kişiler çok yakından biliyoruz. Bilgi destek personeli olarak bizzat olayların içerisinde (Aktütün'de, Dağlıca'da, Poyrazköy'de, Çukurca'da ve daha birçok yerde) olduğumuz için gerçekler tüm çıplaklığıyla bilinmektedir.

    Cuntanın bekası için...

    Ayrıca askeri okullarda başlayıp karargah, birlik ve lojmanlarda her anı bir arada geçen tatillerini bile beraber yanan bizler birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Özellikle ülke gündemini uzun süre meşgul eden ve devletin kurumlarını birbirine düşüren son "İrticayla Mücadele Eylem Planı"na bakıldığında; her olayda olduğu gibi bu olay da cuntanın kendi bekası için ülkemizin tüm değerlerini paramparça etmeye çalıştığı görülmektedir.

    Belgenin aslı bulunamayınca kriz çıktı

    “Belgenin aslını aldım. Aslı bulunamayınca, bir cunta mensubu tarafından imha edildiği görüşü benimsendi. Başbuğ açıklamasını, belgenin imha edildiğine kanaat getirdikten sonra yaptı...”

    Halk oyu ile iktidara gelen hükümeti devirmek için hazırlanan "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" nın Albay Dursun Çiçek'e emir-komuta zinciri içerisinde yazdırıldığını, emrin Genelkurmay İkinci Başkanı'ndan geldiğini, iki generalin de katkı sağladığını ifade eden subayın sözleri şöyle:

    Bu belgeyi kim sızdırdı?

    TSK'da psikolojik harekat birimlerinin kuruluş safhasından bu yana aktif bir şekilde göre, alan ve 2009 yılı genel atamalarına kadar Genelkurmay Bilgi Destek Okul Komutanlığı'nda görev yapan Hv. Öğ. Bnb. Hicri Dinçerol bahse konu belge hakkında , "Bu belgeyi biz hazırlamıştık, nasıl sızdı anlayamadım" demiştir. Bu ifade, Hv. Öğ. Bnb. Hicri Dinçerol'un da cuntanın bir elemanı olduğunun ve söz konusu cuntanın faaliyetlerinin İrticayla Mücadele Eylem Planı’yla sınırlı kalmadığının açık bir göstergesidir. Sayın savcım, "İrticayla Mücadele Eylem Planı" basında yer alır almaz, erken davranarak söz konusu evrakın aslını gizlice dosyalandığı klasörden aldım. Belgenin aslının yerinde olmadığı anlaşılınca önce bir kriz yaşandı. Ancak daha sonra belgenin ele geçmesinden korkan bir cunta mensubu tarafından imha edildiği görüşü benimsendi. Nitekim Org. İlker Başbuğ, belge hakkında basın açıklamasını aslının imha edildiğine kanaat getirdikten sonra yaptı. Mensubu bulunduğum TSK'ya uzun yıllar hizmet etmiş bir subay olarak bir hizmetim daha olsun istiyorum. Özverili çalışmalarınıza katkıda bulunmak adına EK-A'da yer alan bu belgeyi size göndermeyi vatanım ve milletim adına bir vazife biliyorum.

    CHP’liler de destek verdi

    Ayrıca; 2007 yılı Eylül ayında dönemin Genelkurmay II. Başkanı Org. Ergin Saygun'un emri gereği üniversitelerden bir kısım akademisyen ve CHP yönetiminden bazı politikacıların desteği ile dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı Korg. H. Nusret Taşdeler'in himayesinde Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığı'nda şube müdürü olarak görevli Kurmay Albaylar Dursun Çiçek, Sedat Özüer, İlker Ziya Göktaş ve Fuat Selvi tarafından kamuoyunu yönlendirme maksatlı çeşitli belgeler hazırlandığına tanık oldum. Yukarıda isimleri geçen şahıslar, görev alanlarının dışındaki birçok konuyla ilgili olarak hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu konuda örnek olması bakımından bahse konu cunta tarafından hazırlanmış bir çalışma EK-B'de sunulmuştur. EK-B'nin altında imza bulunmamasının sebebi evrakın elektronik ortamda gönderilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

    Ne zaman hız kazandı?

    Söz konusu gayri hukuki çalışmalar, TSK içerisinde cunta yapılanmasının kilit isimlerinden olan Org. Hasan Iğsız'ın Genelkurmay II'nci Başkanlığı döneminde hız kazanarak devam etmiştir. Org. Hasan Iğsız'ın doğrudan netice alınabilecek bir eylem planı hazırlaması konusunda verdiği direktif gereği Korg. Mehmet Eröz ve Tümg. Mustafa Bakıcı'nın da katkılarıyla gerekli çalışmalar başlatılmış ve söz konusu eylem planı Alb. Dursun Çiçek tarafından hazırlanmıştır.

    Her şey bir haberle başladı

    Taraf Gazetesi’nde 12 Haziran 20009’da yer alan “AKP ve Gülen’i bitirme planı” başlıklı haber, ordunun siyasi hayata nüfuz etme girişimlerini tartışmasız bir biçimde ortaya koydu. Planın AK Parti ile ilgili bölümünde “AKP mensubu kilit haberleşmecilere kamuoyuna çelişkili açıklamalar yaptırılarak, parti ile hükümet içerisinde ciddi anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş şeklinde algılanması sağlanacaktır” yorumu yapılıyordu. Ermenistan ve Yunanistan ile ilişkilere de değinen planda, iki ülke ile ilgili kamuoyunda tepki uyandıracak haberlere medyada sürekli yer verilmesi hedefleniyordu. Amaç ise şöyle anlatılıyor: Milliyetçi partilerin bu şekilde tabanı genişletilmeli. AKP zora düşmeli.

    HABER ÇIKTIKTAN SONRA KARARGAH’TA YAŞANANLAR...

    Adı Ergenekon savcılarında bulunan subay, İrticayla Mücadele Eylem Planı'nın medyada yansımasıyla birlikte Genelkurmay Karargahı'nda yaşananları şöyle anlattı:

    1- Genelkurmay Başkanlığı olaydan, söz konusu belgenin medyaya yansıdığı gün sabah saat 04.30 itibarıyla Genelkurmay İletişim Daire Başkanlığı vasıtasıyla haberdar olmuştur.

    2- İKK ve Güvenlik Diresi Başkanı Tümg. M.Mutlu Arıkan ve beraberindeki bir Bnb. olayın olduğu sabah olayı incelemek üzere Bilgi Destek Daire Başkanlığı'na geldiklerinde, Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nda görevli Alb. Çiçek'in haricindeki diğer iki şube müdürünün mesai başlangıcından önce Dz.P. Kur. Alb. Dursun Çiçek'in şubesinde bilgi ve belge temizliği yaptıklarına şahit olmuşlardır.

    3- Aynı gün mesai başlangıcında Alb.Dursun Çiçek'e Tümg. M. Mutlu Arıkan tarafından "Bunu siz mi hazırladınız?" diye sorulmuştur. Alb. Çiçek panik içerisinde inkar ederek "Bunu biz yapmadık, bizim dairenin işi değil." deyince Tümg.Arıkan "Sen onu bırak, ben sana bu şekilde hazırlanan yüzlerce belge gösteririm, sen bana bu belgenin neden sızdığını söyle" diyerek tepki göstermiştir.

    4- Bu olay anında hiçbir mahkeme kararı alınmamıştır. Hiçbir gözaltı gerçekleşmemiştir ve hiçbir ifadeye başvurulmamıştır. Belgeyi tespite yönelik ciddi hiçbir araştırma yapılmamıştır, gayri ciddi bir şekilde davranılmıştır.

    5- Sivil savcılığın olaya el koyması hususu gündeme gelince Alb. Çiçek’in bilgisayarı, ilgili şubedeki bütün bilgisayarlar ve ilgili server (ana bilgisayar) dahil her şey alınmıştır. Alınan tüm bilgisayarlar özel programlarla 35 kez geri getirilemeyecek şekilde silinmiştir. Bu işlemler 19-20-21 Haziran 2009 tarihlerinde cuma, cumartesi ve pazar günü gizli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Silinen bilgisayarların Genelkurmay MEBS Başkanlığı'nda kayıt numaraları: 41440, 34218, 24187, 20245, 24159, 27861, 34331, 24251, 24040, 38534, 29595, 24551, 29653, 24532, 39198, 13924, 13920, 16118, 16110, 539337, 121561, 224259, 321609, 421624, 41510, 29816, 24045, 34359, 41520, 24362, 41401, 24749, 38537, 24242'dir. Bilgisayarlar ve hard diskleri Savcılığa tüm temizleme işlemlerinden geçirildikten sonra gönderilmiştir. Daha sonra bu bilgisayarlar başka birimlere kaydırılmıştır.

    6- Alb. Çiçek'in ve ilgili şubenin bilgisayarlarını inceleme ve temizleme işleminde Genelkurmay MEBS Başkanlığı'nda görevli Üstğm. Fatih Karacaer ve Deniz Kuvvetleri MEBS Başkanlığı'nda görevli Üstğm. Berrin Şahin (Genkur. As.Sav.Yrd.As.Hak.Yüz.Volkan Şahin'in eşi) görev almıştır.

    7- Albay Çiçek'in evinin aranması işlemi belgenin basında yer almasından beş gün sonra göstermelik bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Genelkurmay Askeri Savcı Yardımcısı As.Hak.Yzb.İ. Volkan Şahin aramaya ciddiyet kazandırmak için evde tam 5-6 saat vakit harcamış, hiçbir arama yapmamış ve bir şey bulmadan dönmüştür. Yavuz hırsız misali Sayın Askeri Savcımız, Bilgi Destek Daire Başkanlığı’na geldiğinde "Biz personelimizi böyle koruruz" diyerek tavrını açık bir şekilde ortaya koymuştur.

    8- Aynı şekilde, Genelkurmay Karargahı'ndaki tüm kağıt imha makineleri bir araya toplanarak, hukuki açıdan sıkıntı oluşturacak kırk torbaya yakın evrak (Kağıt parçaları!) bu makinelerde kırpılarak ve akabinde yakılarak deliller yok edilmiştir. Bahse konu işlemlerde görev alan erbaş ve erler de dahil olmak üzere tüm personel uygun(!) bir şekilde uyarılmıştır. Evrak imhasında göre, alan erbaş ve erlere ait isim listesi EK-Ç'de sunulmuştur.

    9- Alb. Dursun Çiçek ve ekibinin hazırladığı "İrticayla Mücadele Eylem Planı" belgesinin TSK'ya ait olmadığını raporlamak ve belgenin yazım teknikleri açısından sahte olduğunu ispata yönelik; Bilgi Destek Harekatı ve Gayri Nizami Harp teknikleri hakkında deneyimli, akademik eğitim ve karar tecrübesine sahip bir personelin başkanlığında bilirkişi heyeti oluşturulmuş ve kamuoyunun, belgenin sahte olduğunu algılamasına yönelik göstermelik bir rapor hazırlanmıştır. Ancak gerçek, bilirkişi heyetinin de dediği gibi değildir. Gnkur.İsth.Bşk.lığında olduğu gibi Genkur.Bilgi Destek Daire Başkanlığı'ndaki mevcut uygulama; özel içeriği bulunan evrakların (Hükümet, irtica, şahıslar, STÖ vb hukuki açıdan sıkıntılı evraklar) üzerinden TSK'ya ait olduğunu gösterir hiçbir ibare bulunmaz;

    a) Değişik yazı fontları ve puntoları kullanılır,

    b) Kapak yazısı ile eki bir araya getirildiğinde kapakla ekinin birbirinin devamı olduğunu gösterir hiçbir ifade bulunmaz,

    c) Özel içerikli eklerin üzerine gizlilik derecesi, imza bloğu, kontrol güvenlik numarası, evrak numarası gibi TSK'ya ait ibareler yer almaz, "Gnkur.Bşk.lığı’nın MİT ve EGM'den şahıslar(sivil) hakkında yapılan yazışmalarda bu görülebilir.

    ç) Bilgi notları saklanırken kapağı ayrı bir yere bilgi notu ayrı bir yerde saklanır. Böylece bilgi notu TSK'ya ait olmayan bir yazıymış gibi görülebilmektedir.

    d) Bilgi notunun hangi kapağa ait olduğunun belirlenmesi ise tarih, saat grubu, bilgi notu ve kapağına aynı numaranın verilmesi gibi yöntemlerle yapılmaktadır. e) Buradan da anlaşılıyor ki andıç, eylem planı, bilgi notu gibi çalışmalarda herkes kendine göre bir usul ve tarz belirleyebiliyor.

    10- İrticayla Mücadele Eylem Planının sızmasından hemen sonra, benzer belgelerin sızmasını önlemek üzere, özellikle Alb.Dursun Çiçek'in (E) Org. Hurşit Tolon'a gönderdiği iletinin basında yer almasını müteakip, bilgi güveliği konusunda Gnkur. II.inci Bşk.Org.Hasan Iğsız imzasıyla Gnkur.Bşk.lığının 24 Haziran 2009 tarihli İSTH:2240-57172-09/İKK ve Güv.D.Bil.Güv.Ş. sayılı ve "Bilgi Güvenliği Terbirleri" konulu bir emir yayınlanmıştır. Bu emirde;

    a) Evraklara güvenlik kontrol numaraları üç defa basılacak. Birincisi konu ve evrak numarasına gelecek, ikincisi metne, üçüncüsü ise imza bloğu ve imza üzerine gelecek şekilde olacak,

    b) Bilgisayar ortamındaki yazışmalarda kesinlikle yazı bittikten sonra arz ederim, ad soyad, görev gibi ifadeler olmayacak,

    c) Hiçbir evrakta ıslak imza taranarak bilgisayara yüklenmeyecek, elektronik imza olarak gönderilecek,

    ç) İnternette elektronik postalarda isim kullanılmayacak,

    d) Karargahlardaki internet bilgisayarları ve dizüstü bilgisayarlar sınırlandırılacak, gibi ifadeler yer almıştır. Bu emirden de anlaşılıyor ki, bu belgenin ortaya çıkması TSK'yı çok zor durumda bırakmış bu tür olayaların tekerrür etmemesi için gerekli önlemlerin alınması istenmiştir.

    ‘KAĞIT PARÇASI’ DEMiŞTi

    Genelkurmay Başkanı Başbuğ, 26 Haziran’da düzenlediği basın toplantısında "İrticayla Mücadele Eylem Planı" için ‘kâğıt parçası’ ifadesini kullanmıştı. Başbuğ şöyle konuşmuştu: "Bz bu kağıt parçasının birileri tarafından TSK’yı yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığını değerlendirmekteyiz. Bu kağıt parçasının kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkartılması görevi ise devletin istihbarat birimleri ile yargı organlarına düştüğünü bildiriyor ve bunu istiyoruz. TSK demokrasi ve hukuk ilkelerine bağlı ve saygılıdır. Bu ilkelere aykırı düşünce içinde olan ve davranışlar içinde bulunan personeli TSK bünyesinde barındırmaz. TSK’nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı olarak ben söylüyorum. Artık TSK’- nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı’nın bu ifadesi en büyük teminattır.”

    STÖ FiŞLEMESi VE SORUŞTURMA

    İhbar mektubunda, sivil toplum kuruluşlarının 2006’da andıçlanmasına yönelik iddialara da açıklık getiriliyor. Buna göre yine Albay Çiçek imzalı Sivil Toplum Kuruluşları'na yönelik fişleme yapıldı. Bu andıç da emir-komuta zinciri içerisinde hazırlatıldı ve bu tespit edildi. Çiçek'e herhangi bir ceza verilmedi. Söz konusu resmi soruşturmanın belgesi savcıya gönderilen ekler arasında yer aldı. Skandal mektupta STÖ'lerin andıçlanması ve ardından gelen soruşturmaya ilişkin bilgiler şöyle sıralandı: Genelkurmay andıçı kabul etti “Sayın Savcım, Albay Dursun Çiçek, tarafından hazırlanan ve çeşitli Sivil Toplum Örgütleri (STÖ)'nin fişlenmesini içeren bir andıç 7 Nisan 2008 tarihinde Taraf Gazetesi'nde yayınlanmıştır. Taraf Gazetesi'nin konuyu haber yapmasından sonra Genelkurmay Başkanlığı soruşturma başlatmıştır. Soruşturma sonucunda hazırlanan bilgi notu EK-C'de sunulmuştur. Bilgi notunda andıç çalışmasının Genelkurmay Başkanlığı'nın emri ile 29 Temmuz 2004 tarihinde başlatıldığı, Nisan 2006'da ilgili makamlara arz edildiği ifade edilmektedir. Yani Genelkurmay Başkanlığı adı geçen andıçın varlığını kesin bir şekilde kabul etmektedir. Bu rapor neticesinde Çiçek, hakkında bir işlem yapılmamıştır.”

    Kimler andıçlanmıştı?

    Taraf’ın Nisan 2008’de yayımladığı haberde, Genelkurmay Başkanlığı'nın 2006’da bazı sivil toplum örgütlerini içeren 2006 tarihli andıçına yer verilmişti. Buna göre Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Daire Başkanlığı, 2006 yılı Mart ayında yayımladığı andıç başlıklı belgede, sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri tek tek sıralanıp Cumhurbaşkanı Gül'den, işadamı Rahmi Koç'a, Sabancı ailesinden, Eczacıbaşılar’a, Can Paker'den Oktay Ekşi'ye, TÜSİAD'dan TESEV'e kadar birçok isim ve derneği fişlemişti. Kişi ve kurumlar "Türkiye'yi bölmek isteyen ABD ve AB'nin projelerini Türkiye'de yürütmek için birçok fondan yardım almakla" suçlanmıştı.

    Dursun Çiçek için özel açıklama

    5 Ağustos'ta açıklanan son Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) kararlarında "İrticayla Mücadele Eylem Planı"nın altında imzası olan Albay Dursun Çiçek, "kadrosuzluk" nedeniyle terfi ettirilmemişti. Kararların açıklanmasının ardından Genelkurmay, tarihinde bir ilke imza atarak Çiçek'in neden atanmadığını bir açıklamayla kamuoyuna duyurmuştu. Açıklamada, "Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek’in terfisine ilişkin basında muhtelif haberler çıkmış ve Yüksek Askeri Şûra çalışması sonuçları açıklandıktan sonra da çeşitli sorular tevcih edilmiştir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda sadece bir adet deniz piyade amiral kadrosu mevcut olup, bu kadroya 2008 yılında bir terfi yapılarak atama yapılmıştır. Bu nedenle, boş kadro olmadığından bu yıl deniz piyade için kontenjan ayrılmamış; dolayısıyla bu sınıf mensupları Yüksek Askerî Şûra’da

    Tanıklık yapmaya hazırım

    Sayın savcım, beni bu çalışmaya sevk eden gerekçe Alb. ÇİÇEK ve ekibinin hazırladığı "İrticayla Mücadele Eylem Planı"nın ele geçirilmesi ile başlayan süreçte Genelkurmay'ın, "belgenin TSK'yı yıratmak adına hazırlanmış olduğu" ön kabulü ile belgenin sahteliğini ispatlama çabası olmuştur.

    Başbuğ kafaları karıştırdı

    Burada onur kırıcı olan şey Sayın Genelkurmay Başkanımızın medyanın karşısına çıkıp kamuoyunda kafaları karıştıran hususlara cevap vermekten ziyade kendini savunma refleksiyle "belgenin aslını bulabilecek" olmasına rağmen alaycı bir üslupla "Bu kağıt parçasıdır" demesidir. Ayrıca yargıyı hiçe sayarak ve emir verici bir tavırla "Bu belgenin gerçekliğini değil, kimin yaptığının bulunmasını istiyorum" ifadesidir

    Görevini yapanlar mağdur edildi

    Sayın savcım, bir cunta ekibinin yapmış olduğu illegal bir çalışma nedeniyle yıllardır görevini layıkıyla yerine getiren personel mağdur edilerek suçlu muamelesine tabi tutulmuş çeşitli yerlere sürülmüştür. Ama asıl suçlu olan Dz. P. Kur. Alb. Dursun Çiçek, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı'nda daire başkanlığı makamına atandırılarak himaye görmüştür. Aynı şekilde Tuğg. Mustafa Bakıcı tümgeneralliğe terfi ettirilmiştir. Korg. Mehmet Eröz konumunu korurken, Org. Hasan Iğsız 1'nci Ordu Komutanlığı makamıyla ödüllendirilmiştir. Olayın failleri yerine yıllardır Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nın gerçek emekçileri olan subay, astsubay ve svil memurlar suçlu muamelesi görerek karargah dışında çeşitli yerlere sürülmüştür. Burada asıl konu Albay Dursun Çiçek değildir. Dursun Çiçek zavallı bir adamdır. Asıl önemli olan bu Albay'ın bulunduğu konumdur.

    Cunta kendi hukukunu işletti

    Sayın savcım, cunta, şimdiye kadar 'kendi hukuku' dışında bir hukuk tanımadı. Şimdi sizin gibi adaleti tesis edecek ve gerçek hukukun üstünlüğünü ortaya koyacak 'cesur' savcılarımızın nefeslerini enselerinde hissedince yaptıkları kirli işlerin üzerini kapatmak için her türlü gayri ahlaki yola başvuruyorlar. Gerçeklerin üzerine örtmeye çalışıyorlar. Sayın savcım, bu ülkenin insanları gayretlerinizi takdirle karşılamaktadırlar. Her türlü fedakarlığı ortaya koyarak çalıştığınızı biliyorlar. Sayın savcım, tanık olarak çağırmanız durumunda gelmeye hazırım.

    BELGELER NASIL ORTADAN KALDIRILDI

    İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın basında yer almasını müteakip, belgenin hazırlanmasında kullanılan tüm bilgisayarlar temizlenmiş ve ilgili evraklar imha edilerek kamuoyuna Genelkurmay tarafından böyle bir çalışmanın olmadığı yönünde bir açıklama yapılmıştır. İmha süreci bizzat Org. Ergin Saygun'un Özel Sekreteri Kur. Alb.Uğur Berksun tarafından takip edilmiş, kendisi Bilgi Sistemleri İşletme Şubesi’ne giderek söz konusu eylem planının hazırlanmasında kullanılan 30709, 33746, 40077, 27238, 27229 ve 16693 BİM numaralı bilgisayarların hard disklerinin geri getirilemeyecek şekilde silinmesine nezaret etmiştir.

    Bu işlemde Alb. Şükrü Kısadere, Ütğm.Erhan Sakallı, Ütğm. Kazım Bozkurt, Bçvş Mustafa Urhan ve Svl.Me. Rıfat Sülük görev almıştır. Sayın savcım, böyle bir olay vuku bulduğunda normal şartlar altında uygulanması gereken prosedür şudur: Olayın öğrenildiği anda İKK ve Güvenlik Daire personeli idari tahkikat için çağırılır. Bilgi Destek Dairesi’ne gidilir. Daire personelinden hiç kimsenin içeriye girmesine müsaade edilemez. Daire personeli tek tek çağırılarak dairedeki tüm dolaplar aranır. İlgili ve ilgisiz tüm bilgisayarlara el konulur. Genelkurmay Askeri Savcıları eş zamanlı olarak şüphelilerin evlerine giderek arama ve el koyma işlemi yapar. Elde edilen deliller ışığında dava açılmasına veya açılmamasına karar verir.

    http://www.bugun.com.tr/haber-detay/...im-haberi.aspx

    cesaretli biriymiş..
    görelim mevla neyler,neylerse güzel eyler..

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    17-10-2009
    Mesajlar
    368
    Karizma Gücü
    3
    Kağıt parçası diye küçümsedikleri bu belge sanırım sonları olacak

  3. #3
    Srebrenica <s>hakdin</s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    11,059
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Genel Kurmay Başkanının bu konudaki konuşmasını beklemek gerek

  4. #4
    dede 60 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2007
    Mesajlar
    10,095
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı DALEKO tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kağıt parçası diye küçümsedikleri bu belge sanırım sonları olacak
    Evet. TSK tarihten silinecek. Yerine Yeniçeri ordusu kurulacak!!!

  5. #5
    Uye FLoRa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    11,292
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı DALEKO tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kağıt parçası diye küçümsedikleri bu belge sanırım sonları olacak
    ben o HAZİN sonu TSK ya her fırsatta saldıran GÜRUHTA görüyorum
    [COLOR="Red"][B][CENTER]CHP ye karşı hazımsızlığı olan Atatürk düşmanı&dinci&bölücü&yolsuz-hırsız&satılmış&kansız kesim ve
    kesimin ,ezberci şakşakçı destekçileri olan ,geri kafalar
    iyi izleyin!
    CHP nin yükselişini[/CENTER][/B][/COLOR]

  6. #6
    VAZGEÇME SAVAŞ LÜTFEN AŞİNA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-05-2007
    Mesajlar
    3,330
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    O belge gerçek çıksada askeri bir daha alkışlasak
    Akp gibi ülleyi yok etmeye çalışan bir partiyi
    İndirsinler tabi birde üstüne vatan hainliğinden yargılasınlar .
    Eeee bunları pkk'lılara kucak açmadan önce düşüneceklerdi.
    Zaten bunlara müslüman diyenin müslümanlığından
    Türk diyenin Türklüğünden şüphe ederim
    KURT KARIN DOYURMAK İÇİN KÖPEKLİĞE RAZI OLMAZ ....

  7. #7
    TF Bölüm Sorumlusu <span style='color: #006400'><span class='glow_FFA500'>_WOLF_</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-12-2007
    Mesajlar
    22,258
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Tsk açıklama yapacaktır.
    Ve varsa bir yanlış is çözmesinide bilir
    Güvenim ve inancım sonsuzdur Tsk ya.




    Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili..?..Biz, yaradanı görmeden sevmedik mi..?((MEVLANA))

  8. #8
    atrus adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-10-2009
    Mesajlar
    377
    Karizma Gücü
    3
    tsk nın gereğini yapacağına inanıyorum..

  9. #9
    ÇaĞaTaY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2007
    Mesajlar
    7,653
    Karizma Gücü
    7
    MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın gazetecilere açıklaması ;


    Taraf gazetesinin 12 Haziran'da 'AKP ve Gülen'i Bitirme Planı' başlığıyla gündeme getirdiği belgenin orijinalinin ortaya çıkmasını değerlendiren MHP'li Vural, hukuk devletinde millete ve siyasete müdahalenin kabul edilemeyeceğini söyledi. Bu işin bir an önce bütün yönleri ile ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulayan Vural, "Öncelikle AKP'yi bitireceksek biz bitiririz. Geçmişte onu bitireceğiz diye değirmenine su taşıyanları gördük. 27 Nisan bildirisini yayınlayıp da trilyonluk zırhlı araçlarda gezenleri gördük. Mezara kadar gidecek sırları da gördük. O değirmene su taşıyarak nasıl yüzde 47'lik bir oy toplayanları da gördük. Dolayısıyla AKP'yi biz bitireceğiz. Bu işin arkasında ne var ne yok hepsi açığa çıkarılmalı. Kimseye siyasete müdahale edip mağduriyet oluşturma fırsatı tanınmamalı." şeklinde konuştu.
    http://www.yenicaggazetesi.com.tr/logoyeni2.gif

    TEK ÖLÜMSÜZ BİZ ,
    SİZ İSE GEÇİCİSİNİZ !


  10. #10
    Merdogan47 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-09-2005
    Mesajlar
    1,258
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Bu orduda ne kadar da AKP ajanı ve Fetoş köstebeği varmış temizlemekle bitmiyorlar. Emir ve Şeyhlerinin çoğalın talimatına uygun olarak fareler gibi çoğalıyorlar..

    Tek başına iktidar olarak ülkeyi yöneten AKP'nin “Laikliğe aykırı eylemlerin odağı” olduğu Anayasa Mahkemesince tescillenmiş olmasına rağmen aynı mahkeme devlet yardımının kesilmesi gibi hafif cezalarla geçiştirip partiyi kapatmmıştır. Dolayısıyla asıl suçlular olan ve partinin bu mahkumiyeti almasına neden olan parti yetkililerinin hükümet olarak ülkeyi yönetmesine izin vererek yarı siyasi yarı hukuki çok tartışmalı bir karar vermişti.

    Kimileri, hukukun zaferi; kimileri hukuk katledildi; kimileri de bu karar hukuki olmaktan çok siyasi bir karardır anlamında yorumlar yaptılar..

    Bana göre bu kararın anlamı; cinayet suçuyla yargılanan bir sanığın, kesin dedillerle cinayeti işlediğine karar verildikten sonra, cezanın paraya çevrilerek serbest bırakılması demektir. Ve de yeni suçlar/cinayetler işlemesine izin vermek demektir..

    Bu partinin ve hükümetinin ülkeyi getirdiği aşama bölünme, kin ve nefret duyguları ile halkı birbirine düşürme, iç çatışma..
    Bu ikinci suç milletçe tescillendi.. Dilerim Yüce Divanda da tescillenir.

    Örneğimize uygularsak, 1. cinayeti işlediği tescillendiği halde serbest bırakılan mahkum, ikinci cinayetini de işledi ya da işlemek üzere.. "Durmak yok yola devam" sloganıyla yoluna devam ediyor..

    Davos Fatihliğinden ve aldığı daha nice ünvanlardan sonra Kürdistan Fatihliğini de Abdullah Öcalan'a kaptırmamak için Kürdistan ve fatihliği yolunda yola çıkan Başbakanın daha yolun başında iken, 2. vitese geçmeden fren yaptığı haberleri basına yansıdı..

    Karşıt kesime göre bu frenln nedeni aşırı halk tepkisi..
    Yandaş kesime göre ise aşırı hız tepkisi.. Başbakan daha önce aldığı Padişah ünvanını Yıldırımla özdeşleştirdiğinden çok hızlı hareket etti. Tabi bu arada altındaki aracın at değil araba olduğunu unuttu. Yani?.. Yanisi şu ki motor su kaynattı.. Kısa bir süre dinlendirerek motoru soğutacak ve kaldığı yerden yola devam edecektir.. Sloganı "Durmak yok, yola devam" olan bir Başbakan'a durmak yakışır mı???

    Bir tarafta, "Ergenekon Çetesi" masalı adı altında hayali suçlarla, düzmece belgelerle suçlanan, azılı adi suçlular gibi en olmadık saatlerde evlerine, iş yerlerine baskınlar yapılıp, alınıp götürülerek içeri tıkılan, suçunun/suçlarının ne olduğunu bilmeden yıllardır yatan ve daha da ne kadar yatacağını tahmin dahi edmeyen yargısız infaz edilen Vatanseverler.

    Diğer tarafta, Devlete isyan ederek eline silah alıp dağa çıkmış PKK'lı teroristlerden 34 terörist..
    Bize terörist diye yutturulan bu insanlar aslında suçsuz ve de günahsız kişilermiş, hem de anadan doğma günahsız.. Elçi olmanın bu birinci şartına sahip oldukları için de "Barış Elçileri" olarak seçilmişler.
    Dağlarda kaldıkları 15-20 yıl boyunca ellerine silah almamışlar. Çiçek toplamış, ip atlamış, it beslemiş, ağaç dikmiş, barış şarkıları söylemiş, türküler söyleyip halay çekmişler. Halay çekerken bile bir karıncayı incitmemişler.
    Bu hal ve şart altında, bu zatı muhteremlerin ayağına, T.C. Devletinin savcısı ve yargıcıyla mahkeme göndermesinden ve gayet nazikane olarak formalite bir yargılama yapmasından ve serbest bırakmasından doğal ne olabilir ki..

    Dışarıda ve tutuklanma ihtimali olan Sayın Ergenekoncular, sizlere bazı önerilerim olacak.. Eğer tutuklanmak istemiyorsanız evlerinizde PKK kıyafeti, ve bayrağı bulundurmayı sakın unutmayın. Sizi tutuklamaya geldiklerinde tebdili kıyafet ederek "Barış Elçisi" postuna bürünmeniz sizlere inanılmaz ayrıcalıklar sağlayacaktır. Ailenizi ve çevrenizi de o malum kıyafetlerle donatarak destek ekibi olarak önceden organize etmeyi sakın unutmayın. Zaman zaman alkışlı zılgıtlı tatbikat yapmak/yaptırmak racon gereğidir. Evinizin/sitenizin bahçe duvarını sınır kabul ederek, sizi yargılayacak mahkemeyi sınıra kurdurtmak, yargıç ve savcıları ayağınıza getirtmek en temel haklarınızdandır. Yargılama sırasında insiyatifin sizlerde olduğunu bilmeniz eylem ve söylemleriniz açısından önem arzetmektedir..

    Bölücü ve dinci nifak ortaklığı ne zaman zor duruma düşse, bu ortaklığın hain destekçileri gündemi saptırmaya çalışıyorlar ama artık yutturamayacaklar. Gerçeği görenlerin sayısı hızla çoğalıyor. Hesap vermelerinin zamanı çok yakındır..
    Bu Vatan, bizlere miras olarak değil, nesilden nesile devredilen bir emanet olarak bırakıldı.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Pkk Ne yapmaya çalışıyor??
    2005 Konuları bölümünde kalyoncu tarafından açılmış
    Yanıt: 24
    Son Mesaj: 26.04.06, 00:46

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •