Biz dünyaya tersinden bakıp tersinden mi görüyoruz?

Alnımıza namlu dayayan cuntayı göremeyecek kadar kör müyüz? Ya da bütün niyetleri ortaya çıkmasına rağmen, hala maskelerin altında güzel yüzlü bir melek olduğunu mu zannediyoruz?

Değil çok şükür. Öyleyse niye memleketi maskeli baloya çeviriyorlar? Nasıl oluyor da bazı kavramları tepetaklak edip, olan biteni bize tersten yutturmaya çalışıyorlar?

Mesela son günlerde bir sızmaktır, sızdırmaktır gidiyor.

Söylenenlere bakılırsa memleketimin güzide kurumu Türk Silahlı Kuvvetleri’ne birileri sızmış, sonra da “Millet’e İhanet Planını savcılara sızdırmış.

Bu işte bir terslik yok mu? Burada sızan kim, sızdıran kim?

Bu milletin ordusuna sızıp gizliden gizliye örgütlenenler masum birer ev sahibi sayılıyor. Yüzlerinde vatansever birer asker maskesi. Onların kirli emellerini bu cumhuriyetin savcılarına haber veren subay da o eve sızmış bir hain sayılıyor.

Öyle mi?

Tabi olaylara böyle tersinden bakınca askerin, vatanseverin, hainin ve teröristin de anlamları karmakarışık oluveriyor. Asker maskeli cunta, İhanet Planı üzerinde, eline hiç silah almamış gençlerin evine silahlar bırakıp, sahte terörist ilan ederken, gerçek teröristler Dağlıca’yı, Aktütün’ü basıp, gerçek askerlerimize kurşun sıkıyorlar.

Görmeyeli “vahamet” de değişmiş.

Can Ataklıyı dinlerken insanın tüyleri diken diken oluyor. Yüzünde vatandaşa sağdan yaklaşan bir gazeteci maskesiyle diyor ki Ataklı: “Bu planları hazırlayanları bir şekilde durdurursun. Ama karargahta hazırlanan planları dışarıya sızdıranların var olması, çok daha vahim”…

Vahamete bak.

2009 Türkiye’sinde darbe planı yapmak değil, o illegalitenin içinden “milletime ihanet ettirmem” diyen birinin çıkması vahim oluyor. Maskeli balonun yazarları da bunu sorgusuz sualsiz yiyip sindirmemizi bekliyor.

Son günlerde “yıpratmak” ve “yıpratılmak” kavramlarını da çok sık duyuyor olmalısınız. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur misali, bu kelimeleri duyunca cümleyi ezberden tamamlıyoruz zaten.

“Bu haberlerle ordumuz yıpratılmak isteniyor.”

Hangi haberler bunlar? “Orduya sızan Ergenekon haberleri.” “Millete ihanet planı” haberleri. “Türk Silahlı Kuvvetleri üniforması ile yargısız infazlar yapan, insanları ortadan kaldıran, milleti kapı kapı fişleyen, siyasete ve yargıya müdahale eden”, “halkı düzmece suçlarla terörist ilan etmeye kalkışan cuntayı deşifre eden” haberler…

Kim yıpratıyor, kim yıpratılıyor? Orduyu göz önüne koyup, ordu maskesiyle gözlerden kaçmaya çalışanlar kim?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görev tanımı değişmediğine göre, bu haberlerde ordunun kastedilmediği aşikar değil mi? Milletin gözbebeği TSK’nın disiplin ve çalışma ahlakı “milletine tuzak kur” demediğine göre, neden cunta ve cuntacılar ordunun ta kendisiymiş gibi millete yutturulmaya çalışılıyor?

Hele hele tek işi milletini korumak olan ordumuzu, hangi güç ve mihraklar, millete tuzak kuran cuntayla aynı kefeye koymamızı bekliyor?

Kavramlarla ne güzel oynuyorlar. Darbeye beş kala yakalanan bir cuntayı bile, laf ebeliğiyle gözden kaçırmaya, saklayıp örtbas ettiklerini zannediyorlar. Görünen o ki, ağzından Türk Silahlı Kuvvetleri’ni düşürmeyenlerin o güzide kurumun itibarını umursadığı da yok.

Ama onlar da biliyorlar ki maskeleri çoktan düştü. Tek bir “gerçek asker” oyunlarını bozdu. Şimdi yine bu milletin asker sevgisinden, iki yüzlülük nedir bilmemesinden yararlanmaya çalışıyorlar.

Öyleyse;

Ey ihanet odaklarının oyuncak zannettiği bizler. Ey maskeli balonun maskesiz insanları! Bu toprakların, bu ordunun, bu askerin, bu vatanın ve devletin gerçek sahipleri!

Şanlı mazimizin bize öğrettiği edep ve saygıyla, peygamber ocağı ordumuza duyduğumuz sevgiyi sömüren, onun adını yaptıklarına maske yapan bu ihanet odaklarına verdiğimiz mühlet dolmadı mı?

Yoksa biz gerçekten onların sandığı gibi bunca olup bitene rağmen, maskenin altındaki gerçek yüzü hala göremedik mi?

http://www.samanyoluhaber.com/y_3244...lerinizi!.html
NADİR KILIÇ

AĞZINA eline diline sağlık