• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,653
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4

    Alevi-bektaşilerin osmanlı devletinin kuruluşundaki büyük hizmeti

    Konunun uygun oldugu bolumu seçemedim buraya ekledim.

    Selçuklu devletinin yıkılma aşamasın da beylikler arası savaşlar başlamış (Selçuklu devleti 12 beyliğe ayrılmış) bu esnada Hacı Bektaş Veli anadolu birliğini sağlamak gerektiğini düşünerek beyliklerin içinde en güçlü ve en kabiliyetli olan Osman gazi desteklenmiştir. kuruluş devrinde olan Osmanlı Devleti'nin sağlam temeller üzerine oturmasında büyük hizmetleri oldu. Sultan Osman zamanında teşkil edilen “Yeniçeri Ordusu”na dua ederek, askerlerin sırtlarını sıvazladı. Böylece Hacı Bektaş-ı Veli'yi kendilerine manevi pir olarak kabul eden Yeniçeri Ordusu, manevi hayatını ve disiplinini ona bağladı. Hacı Bektaş-ı Veli, asırlarca Yeniçeriliğin piri, üstadı ve manevi hamisi olarak bilindi. Bu bağlılık ve muhabbet, Yeniçerilerin sulh zamanındaki talimleri ve harplerdeki gayret ve kahramanlıklarında çok müsbet neticeler verdi. Bütün bunlar, halk ile Yeniçeriler arasındaki yakınlığı kuvvetlendirdi.

    Yeniçeriler, dervişler gibi cihad azmiyle dolu ve görülmemiş derecede kahraman ve fedakar oluşlarında, bu hadiseler müsbet tesirler gösterdi. Yeniçerilerin; "Allah, Allah! İllallah! Baş uryan, sine püryan, kılıç al kan. Bu meydanda nice başlar kesilir. Kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan! Kulluğumuz padişaha ayan! Üçler, yediler, kırklar! Gülbang-i Muhammedi, Nûr-i Nebi, Kerem-i Ali... Pirimiz, sultanımız Hacı Bektaş-ı Veli..." diyerek savaşa başlamaları, bunun manidar bir ifadesidir.

    Hacı Bektaş-ı Veli'nin Makalat adlı Arapça bir eseri vardır. Hacı Bektaş-ı Veli'nin derslerini ve sohbetlerini takip ederek onun tarikatına bağlananlara, tasavvuftaki usûle uyularak "Bektaşi" denildi.

    HACI BEKTAŞ VELİ YENİÇERİ OSMANLI DEVLETİNİN KURUCUSU OSMAN GAZİ ATIYLA SON SÜRAT ORMANA GİRMİSTİ.O HIZLA GİDERKEN BİRDEN KARŞISINDA HÜNKAR HACI BEKTAŞ-I VELİ HZ LERİNİ GÖRDÜ.HAZRET SON HIZLA GİDEN ATIN GEMİNİ ELİYLE TUTTU VE ATI DURDURDU.SONRA ONA NEREYE GİDERSİN BÖYLE AY OĞUL DEDİ.ODA DÜSMANIN ÜZERİNE GİTTİĞİNİ SÖYLEDİ.VE MÜJDEYİ VERDİ OSMAN GAZİ TÜM CİHANI TİTRETECEK 3 KITADA AT KOSTURUP 7 IKLİME VE DENİZE HAKİM BÜYÜK BİR DEVLET KURACAĞI MÜJDESİNİ ALDI.HACI BEKTAŞI VELİ YANINDAKİ 313 ALPERENİ ONUN HİZMETİNE VERDİ VE DEDİKİ BUNLARA YENİÇERİ DERLER AL BUNLAR SENİN ASKERLERİN.BUNLARIN SIRTI YERE GELMEZ PARMAKLA SAYILMAZ KIRMAKLA TÜKENMEZ DEYİP DUASINI ETTİ.YENİÇERİLER O ZAMANKİ DÜNYADA ENİYİ YETİŞİMİŞ ASKERLERDİ.OYLEKİ KIYAFETLERİNİ BİLE GÖREN AVRUPALI DEHŞETTEN TİTRİYORDU.TAKİ 1826 YILINA GELENE KADAR 2.MAHMUT DÖNEMİNE KADAR HİZMET EDEN YANİÇERİLER İŞTE O DÖNEMDE ŞEYHULİSLAM FETVASI VE PADİŞAH FERMANIYLA ORTADAN KALDIRILDILAR

    YENİ ÇERİ GÜLBANKLARI (DUASI)
    BAŞ URYAN KILIÇ KALKAN
    DİDE ALKAN SİNE PÜRYAN
    BU MEYDANDA NİCE BAŞLAR KESİLİR
    HİÇ SORAN OLMAZ
    KAHRAMAN KILICIMIZ DÜŞMANA ZİYAN
    KULLUĞUMUZ PADİŞAHA AYAN
    SAYILMAYIZ PARMAKLA
    TÜKENMYEYİZ KIRMAKLA
    ÜÇLER BEŞLER KIRKLAR
    NURİ NEBİ KEREM ALİ
    KERAMETİ VELİ
    GÜLBENGİ MUHAMMED-İ
    PİRİMİZ ÜSTADIMIZ KUTBUL ARİFİN
    HACI BEKTAŞ VELİ
    DEMİ DEVRANINA DİYELİM HU
    OL SÜLALE-İ
    ŞAHI MERDAN-I
    ALİ İSMİ ANIN HACI BEKATŞ VELİ
    ALİ OSMANA NAZAR HİMMET SEFA EYLEDİ
    OL KEVKEB-İ ŞEMSED DUHA
    BAĞLADI NUSRET KILINCIN BELİNE
    DEDİ GEL ÇALIŞ GAZA YOLUNA
    URDU DEVLET TACIN ANIN BAŞINA
    KESTİ VERDİ YENLERİN YOLDAŞINA
    DEDİ OLSUN AD SANA YENİÇERİ
    YENİ SULTANIN GÜZİDE ASKERİ
    ERİŞİP OL EVLİYANIN HİMMETİ
    ARTTI GÜNDEN GÜNE ONUN ŞEFKATİ
    ALLAH ALLAH ALLAH İLLALLAH
    VUR PENÇE-İ ALİ'DEKİ ŞİMŞİR AŞKINA
    GÜLBANKİ ASUMANI TUTAN PİR AŞKINA
    BİZE BU YOLUN ERKANI
    HACI BEKTAŞ VELİ'DEN
    SERDEN GEÇEN ERLER GELSİN BU YANA
    ELE DİLE BELE (EDEP) İHANET OLMAZ
    YAZARIM FERMANI KIYARIM CANA
    ADINIZ YENİÇERİ DURUŞUNUZ GURURLU VE ATEŞLİ
    ELİNİZ ZAFERLİ KICINIZ KESKİN
    MIZRAĞINIZ DÜŞMANA İNMEYE HZIR OLSUN. GİTTİĞNİZ HER YOLDAN YÜZAKI İLE GALİP DÖNESİNİZ. ALLAH ALLAH HU!
    YENİÇERİ FLAMASI
    HACI BEKTAŞ VELİNİN BİNDİĞİ CANSIZ DUVAR
    MAZHARI NURİ ALİDENDİR ONA OL YADİGAR
    NARE-İ DÜLDÜL İDERDİ ARŞI ALADA KARAR
    ŞAD HAZERE BİN KAFİRİ BİR NARADA ETTİ ŞİKAR

    DEDİ ASLANIM ALİ’DİR KUDRETİNE GİRDİGAR
    LA FETA İİLLA ALİ LA SEYFE İLLA ZÜLFİGAR
    KOYDULAR BAŞIN O ŞAHIM KERBELA MEYDANINA
    BASTILAR PARMAKLARIN ŞAH HÜSEYİN KANINA
    URDULAR MİSKİN PELİTLER KIYMADAN GERDANINA
    BU HARKETLER YARAŞMAZDI O ŞAHIN ŞANINA
    DÜŞMEDEN KANI YERE OL DEMDE ÇAĞIRDI GÜBAR
    LA FETA İLLA ALİ LA SEYFE İLLA ZÜLFİGAR
    PADİŞAHIM ÇOK YAŞA DEVLETİNLE BİN YAŞA Bilenler bilirler... Bilmeyenler de bilsinler ki yukarıdaki sözler Alevi-Bektaşilikle ilgilidir.
    Zaten bilinir ki Yeniçerilerin resmi tarikatı Bektaşilik idi. Yeniçerilerin 94. alayında mürşit olarak bir Bektaşi Babası otururdu. O ölünce yeni "Baba" Hacıbektaş'tan gönderilirdi.
    Büyük resmi törenlerle karşılanır ve makamına oturtulurdu.
    Hatırlayın ki Osmanlı'nın ordusunun temeli Yeniçerilerdi. Devletin temeli ve padişahın muhafız gücü olan Yeniçerilerin Bektaşi olması, bize neyi söyler?
    Diyorum ki Osmanlı devletinin resmi din yolu Alevi-Bektaşilik idi... Ne zamana kadar mı? Selim Padişahın Şah İsmail'e ve Safeviliğe karşı bir Sünni set inşası ihtiyacını duymasına kadar... Mısır'dan getirilen Eşari-Sünni din bilginleri Osmanlı memleketine dağıtıldı ve halka Eşari-Sünnilik öğretildi. Sayıları 1000'den çok olduğu söylenen bu bilginlere verilen destek ile Osmanlı'nın resmi mezhebi Sünnilik haline geldi. İş asıl Kanuni döneminde tamamlandı. Sanıldığı gibi Selim Padişah'ın adı, Yavuz Selim değildi. Safevi-Alevi Türkmenlere karşı yürütülen kıyıcı hareketlerden ötürü halk ona "Yavuz" yani kıyıcı, yani zalim dedi...
    Yavuz sözünün sonradan itibar kazanması ayrı bir konudur.
    Belirtmezsek olmaz... Osmanlı'nın başlangıcından Yavuz Selim'e kadar ki resmi din anlayışı Alevi-Bektaşilik olmakla birlikte bugünkü Alevi-Bektaşilik ile birebir aynı olduğu sanılmasın.
    Elbette zaman ve mekân değişikliği birçok akımı etkiler ve değiştirir. Ama özünde ve ana yaklaşımlarda değişiklik olmamıştır.
    Yavuz Selim'le Alevi-Bektaşilik yine de resmi koruma altında ama ikincil derecede varlığını daha üç asır sürdürmüştür. Safevi-Alevilik 'kızılbaşlık' denilerek ezilmiş, Bektaşi-Alevilik korunmuştur.
    Bektaşi-Aleviliğin ezilmesi ise 1826 Yeniçeriliğin yok edilmesi ile aynı anda gerçekleşmiş; Bektaşi dergâhları kapatılmıştır. Ta ki Sultan Aziz'in tekrar serbest bırakmasına kadar.
    Bugünlerde gündeme yeniden giren Alevi-Bektaşilik ile Osmanlı ilişkilerinin özeti budur.
    Osman beyin gerçekte adının Otman olduğu, babasının adı Ertuğrul; oğlunun adı Orhan iken bu Osman adının nereden çıktığı ise ayrı bir tartışma konusudur.
    Öncelikle Sultan selim'e "YAVUZ=KAN İÇİÇİ ZALİM, VAHŞİ" Anlamlarına gelen sıfat bir hakarettir.. daha sonraki yıllarda. bu hakaret sözcüğü anlam değişmesine uğrayarak olumlu hale getirilmiştir.. ama bu kelimenin asıl anlamı budur..

    yavuz Sultan Selimin'in babası II. Beyazıt gerçektende bektaşi ayin-i cemlerine katılırdı... Hatta şah ismail.. II. Beyazıta baba diye hitap ederdi aralarında mektuplaştıkları da bilinir.. Osmanlıyı Kuran Alevilerdir.. Fakat Aleviler osmanlıyı yavuz dönemine kadar savunurlar ve bizimdir derler... Gerçektende osmanlı padişahları Bu döneme kadar ayin-i cemlere katılır.. Pir dede-babalardan destur alırlar..

    Bir bilinmiyende şudur.. tarihte "OSMAN" diye biri yoktur.. Osman bey'in asıl adı "OTMAN BEY" dir... Şeyh Edebalı Bektaşidir... Bizzat Söğüt ve bursanınn fethine geyikli baba ve Abdal Musa katılmıştır.. Yine Bursada somuncu baba Osmanlının kuruluşunda emeği geçenlerdir..



    yavuzdan sonrası yani Halifeliğin osmanlıya geçmesiyle İmparatorluk nakşibendi ve sünni din adamlarının etkisine girdi bu tarihten sonra Alevi-bektaşiler için katiamlar başladı..

    Yavuz Sultan selim.. şehzadeliğini Trabzonda yaptı.. Bu sırada hem Yavuz hemde hemde Şah İsmail... Yezcan'da (ERZİNCAN) bir kıza aşık olurlar... hatta bu dönemde Erzincan birçok kereler el değiştirir.. Yavuz ve Hatayi arasındaki çekişme Şehzadelik dönemlerinde başlar..

    Yavuz saraya döndüğünde.. babasını önce zehirler sonra boğdurarak öldürüp yerine sultan olur...

    Bu dönemde Bütün padişahlar Hacı bektaş-ı veli dergahına bağlıdır.. ve Oradan İcazet name alarak Tac giyinirlerdi... Ve her padişah bektaşi dergahına bağlılıklarını sunardı...

    Yavuz'un Kulağındaki küpe bunun işaretidir... Eskiden Bektaşi Dergahına talip olanların sol kulağına bir küpe takılırdı.. Eğer can.. "yoldan düşerse" Piri yani dede-baba'sı tarafından küpe çekilir.. kulağı yırtk olurdu.. böylece can'ın yol düştüğü anlaşılırdı...

    Yavuz Sultan olduğunda Anadolu 'da halk Hatayi'nin tarafına geçti.. hatta kafileler halinde Halk erdebile gidiyor şah ismail'e biat ediyorlar.. Bu Osmanlının toprak bütünlüğünü ve otoritesini sarstı.. ve Şah Hatai ile şavaş kaçınılmaz oldu...

    İki ordu.. çaldıranda karşılaştı.. savası yavuz kazandı.. fakat Söylentilerin aksine Halkı asan ve 40. bin kişiyi katleden Osmanlı ordusu değildi.. ordu Çaldırandan'dan sonra Şah İsmail'in peşine düştü.. İrana fethedildi.. oradan güneye inaildi mısıra gidildi.. ve halifelik alınarak İstanbula geri dönüldü..

    Anadolu'daki Alevi katliamını ise osmanlı askerleri değil... Şafiii Kürtler yaptı (bu katliama karşı çıkan yeniçeri babaları kılıçtan geçirilmiştir).. savaştan sonra Osmanlı içindeki nakşibendi ve şafiii şeyhüsselamlar ve din adamları Şafii Kürtlere Alevi-Kızılbaş halkı katletmesi için fetva yani dinen izin verdiler..

    halen Şafii kürtler arasında bilinen ve aslı Topkapı sarayında olan

    " Yedi Alevi-Kızılbaşı öldüren cümle günahlarından arınır Cennet-i Ala'ya gider.."

    sözü işte bu fetvaya dayanır.. Gerçekten de Şafii kürtler her dönemde olduğu gibi Alevi-Kızılbaşları katlettiler ve ve adete sürek avına girdiler.. bütün mallarını talan ettiler.. kızlarının kadınlara tecavüz ettiler.. Alevi-Kızılbaşlar Atatürk dönemine kadar dağlara sığındı...

    Ordu istanbula döndüğünde Yeniçeriler içinde ayaklanma ve huzursuzluk çıktıysada sonradan Balım Sultan'a ve bektaşi dergahına bağlılığın yenilenmesiyle yeniçeriler sakinleştirildi..

    Fakat katliamlar halifeliğin Osmanlıya geçmesi ve saraya nakşibendi ve sünni şeyhüsselemların egemen olmasıyla daha da arttı.. ve 200 yıl sonra II. Mahmut bektaşi ocaklarını bastı.. dede-babaları ve anadoludaki bütün Alevi ocaklarını dergahlarını ve başlarında bulunan seyid dedeleri astı haklarında idam fermanları çıkardı.. bektaşidergahlarına nakşibendi hocaları yerleştirdi...
    Aleviler hakkındaki önyargıların temeli osmanlı zamanına dayanır.
    Osmanlı devletini anlamak için bunlarıda bilmek gerekir diye düşünüyorum.

  2. #2
    Misafir
    Ziyaretçi
    yazık o kadar insana bunu yapanlar cennete ğitcek kesin ilahi adalet tecelli etcek bir ğün barbarlık bu ne cenneti cehennem bile kabul etmez

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Bizde BOP (Büyük Osmanlı Projesi) oluşturalım.
    2005 Konuları bölümünde karargah tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 23.09.05, 13:41

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •