Adalet Bakanlığı, kanser hastası hükümlü Güler Zere’nin af kapsamında olduğuna ilişkin raporu Cumhurbaşkanı Gül’e sunulmak üzere Köşk’e gönderdi. Taraf’a konuşan baba Haydar Zere, kızının karara çok sevindiğini belirterek “Hiç olmazsa kalan birkaç ayımı ailemle geçireceğim” dediğini aktardı
Adalet Bakanlığı, kanser hastası hükümlü Güler Zere’nin af kapsamında olduğuna ilişkin raporu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e sunulmak üzere Çankaya Köşkü’ne gönderdi. Alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanlığı, Zere için İstanbul Adlî Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından verilen sürekli hastalık raporunun yer aldığı dosyayı incelemeye aldı.
Raporun çıkmasının ardından Elbistan Savcılığı’na başvurarak infaz erteleme talebinde bulunan avukatların talebi ise reddedildi.
Dört ay önce bırakılsaydı
190 günü aşkın bir süre Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nin önünde oturma eylemi yapan Güler Zere’nin babası Haydar Zere ise dört gözle kızının serbest bırakılmasını bekliyor. İyi haberi önceki gün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan alan baba Zere, kızını İstanbul’a götürerek Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yatırmayı planladıklarını söyledi.
Taraf’a konuşan Haydar Zere, kızının da karara sevindiğini belirterek “Hiç olmazsa birkaç ayımı ailemle geçireceğim” dediğini aktardı. Adlî Tıp’ın kararı geciktirdiğini söyleyen baba Zere, “Güler, dört ay önce tahliye edilseydi, tekrar sağlığına kavuşma ihtimali yüksekti” dedi.
Adlî Tıp Başkanı’na tepki
Öte yandan önceki gün NTV’ye konuşan Adlî Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce, kurumun önünde eylem yapanları suçladı. Karar verirken hastanın yararı kadar, toplumun bazı kesimlerinin düşüncelerini de düşünmek zorunda olduklarını savunan İnce “Adlî Tıp, bu hasta için hak etmediği bir baskıyla karşılaşmıştır. Yaklaşık 85 gün kurumun kapısına çadır kurdular. Her çadır kurana biz istediği raporu verecek olursak bilimsel kimliğimizin ne anlamı kalır” dedi.
Bu sözlere tepki gösteren Zere’nin avukatı Oya Aslan İnce’nin görevinin toplumsal konularda yorum yapmak olmadığını, hasta kişiler hakkında bilimsel çalışmalar yapmak olduğunu söyledi. “İnce eylemlerden rahatsız olmuş. Acaba evrakların geç gelmesinden, rahatsızlık duydu mu? Zere’nin sağlığının kötüleşmesinden dolayı vicdan azabı çekti mi?” diye soran Avukat Aslan, “İlk muayeneyi beş dakika yaptılar. Onların görevi toplumsal konularda yorum yapmak değildir” diye konuştu.
Hastalık süreci ve ihmaller
Diş ağrısı şikâyetiyle cezaevi doktoruna başvuran Zere’ye ağrıları için antibiyotik verildi. Sağlık durumu ağırlaşınca 27 ekim 2008’de hastaneye sevkedildi. Muayenede, ağzındaki yaraların tümör olduğu tespit edildi. 5 Şubat 2009’da Balcalı Hastanesi’nde biyopsi örneği alınmasının ardından Zere, ilk ameliyatını geçirdi. Avukatlarının cezasının ertelenmesi için yaptığı başvuru kabul edilmedi. 4 mayısta kanserin yayıldığı tespit edildi. Mahkûm koğuşunda yer olmadığı için ancak bir ay sonra ameliyat edilen Zere’nin damak bölgesi alındı. 2 temmuzda Çukurova Üniversitesi Adlî Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı ‘Ölüm riski var’ şeklinde rapor hazırladı. Raporun ardından avukatların başvurusu üzerine Elbistan Savcılığı dosyayı Adlî Tıp’a gönderdi. Ertesi gün kara yoluyla 14 saat süren bir yolculuğun ardından İstanbul’a getirilen Güler Zere, beş dakika süren muayenenin ardından Adana’ya geri gönderildi.
Vedalaşma ve huzur hakkı
Avukatlar, Adlî Tıp’ın 16 temmuz tarihli kararına itiraz etti. Dosya 27 ağustosta Adlî Tıp Genel Kurulu’na gönderildi. 3 eylülde Zere’nin radyoterapi tedavisi bitti. Bir ay sonra kanser Zere’nin boynunun sağ tarafına sıçradı. 12 ekimde Zere üçüncü ameliyatını oldu. 22 ekimde Genel Kurul tekrar toplandı ancak yine dosyaya ilişkin karar vermedi. 26 ekimde Türk Tabipleri Birliği Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Adalet Bakanlığı’na acil çağrıda bulundu. TTB, Güler Zere’nin geriye dönüşü olmayan bir evrede olduğu ve kendisine “Vedalaşma-huzur hakkı” tanınmasını istedi. 3 kasımda kanserin Zere’nin akciğerine sıçradığı anlaşıldı. Tüm yaşananların ardından önceki gün Zere’nin affı için rapor çıktı. Cezanın ertelenmesi için yapılan başvuru dosyası ise Adlî Tıp Kurumu Genel Kurulu’nda hâlâ görüşülmeyi bekliyor.
http://www.taraf.com.tr/haber/43448.htm
Yaşanan olaylardan da anlaşılıyor ki Türkiyede bürokrasi denilen lanet süreç insanların ölümüne yol açıyor.Kuddusi okkırı da unutmayalım adam ne ile suçlandığını bilmeden ölüp gitmişti


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla









