Mayıs’ta Başbakanlığı bırakan Maoist lider Prachanda şehirlerin kırlardan kuşatılması taktiği ile şehir ayaklanmasını birleştirerek ‘genel ayaklanma’ örgütlüyor
Gary Leup*
Dissident Voice – 2 Kasım 2009
“[Ş]imdi kitle hareketine odaklanmış durumdayız… Artık savunusunu yaptığımız şeyi uygulayabiliriz. Uzun süreli Halk Savaşı stratejisi ile genel ayaklanma taktiğinin birleştirilmesi. 2005’ten bu yana şehirlerdeki çalışmalarımız yoluyla ve koalisyon hükümetinde yer alarak yaptığımız şey genel ayaklanmaya giden yolu inşa etmekti.”
Maoist lider Baburam Bhattarai,
26 Ekim 2009 tarihli röportajından…
Bugün (1 Kasım) Nepalli Maoistler, Kathmandu’da düzenledikleri meşaleli yürüyüş eylemiyle, hükümeti devirme amacına yönelik bir kitle hareketini başlattı. Bu hükümet, Ağustos 2008’den Mayıs 2009’a kadar Maoist lider Prachanda’nın başbakanlık ettiği hükümetten sonra işbaşına geldi. Maoistlerin hükümet kurmasının yolunu açan bir uzlaşma anlaşması söz konusuydu fakat her zaman geçiş aşamasının bir parçası olarak kabul edilen bu geçici durum, Nepal Ordusunun Maoist başbakandan emir almayı reddetmesi üzerine sona erdi.
PRACHANDA’NIN YOLU
Bu aşamada, Maoistlerin Halk Savaşını askıya almasının ve parlamenter süreçlere katılmasının kendilerine devlet iktidarını gerçekten sağlamadığını kaydeden Başbakan Prachanda, savaşın kaldığı yerden sürdürülmesi talimatını verebilirdi kuşkusuz. Fakat bunun yerine, seçimle işbaşına gelen ilk Maoist ulusal lider olarak sürpriz bir adım atarak istifa etti, bu sırada partisi, Nepal Birleşik Komünist Parti (Maoist) de Kathmandu’daki kentli yığınlar arasında destek organize etmek üzere çalışmalarını iki katına çıkardı.
Maoistler, 2008’de monarşinin devrilmesinin ardından hükümette üst düzey mevkiler elde etmeyi, üstlendikleri diğer iki görevden daha az önemli buluyorlardı: yeni anayasanın oluşturulması konusundaki amaçlarını gerçekleştirmek ve kitlesel bir şehir hareketi oluşturmak. “Prachanda Yolu” her zaman için Mao’nun Halk Savaşı teorisiyle (şehirlerin kırlardan kuşatılması teorisiyle) Lenin’in şehir ayaklanması modelinin (Ekim Devrimi’nin) birleştirilmesi esasına dayanıyordu.
2005’e gelindiğinde Maoistler ülkenin yaklaşık olarak % 80’inin kontrol ediyordu. Kathmandu Vadisini kuşattılar fakat şehri askeri olarak ele geçirmeye hazır olmadıklarını hissettiler. Bu sırada, zaten kitleler arasında popülerliğini yitiren Kral Gyanendra, parlamentoyu dağıtıp merkezdeki siyasi liderleri tutuklayınca geniş ölçüde kitlelerin nefretini kazandı. Maoistler, kralı devirmek amacıyla koordine eylemler gerçekleştirmek için yasal siyasi partilerle anlaştı. Ardından, diğer partilerin yeni bir anayasa yazacak olan Kurucu Meclis seçimlerinin yapılmasını kabul etmeleri karşılığında, BM gözetimi altında silahlarını bırakmayı kabul etti. Nisan 2008’de yapılan seçimlerde Maoistler, 575 koltuğun 200’ünü alarak en yakın rakiplerinin iki katı sayıda koltuk kazandı. Jimmy Carter gibi uluslararası gözlemciler de seçimin serbest ve adil bir şekilde gerçekleştirildiğini onayladı. Maoistlerin bir kitle temeline sahip oldukları konusunda şüphe yok.
Bununla birlkte, normal yasalara uyarak başarılabilecek şeylerin de gerçek bir sınırı olduğuna dair de şüphe yok. Bu nedenle “genel ayaklanma taktiği” uygulanıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, [Nepalli] Maoistleri daima “terörist” olarak gördü ve bugün bile onları teröristler listesinde tutuyor. Bunun nedeni Maoistlerin, ince ya da kaba bir biçimde, vahşice ya da daha ılımlı yollarla sefaleti dayatan bir sosyal düzeni şiddet kullanarak devirmek istemeleri, buna karşılık Nepal devletinin bu durum karşısında yetersiz kalması değil. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın sözlüğünde “terörizm”, Dışişleri Bakanlığı memurlarını korkutan herhangi bir şeye tekabül eder ve dolayısıyla Everest Dağı üzerinde dalgalanan kızıl bayrak onlar için bir kâbus. Fakat gerçekte, Maoistler, baskıcı kurumların şiddet yoluyla devrilmesine inanmaktalar. Bununla birlkte devrimin kesinlikle sona ermediğine inanıyorlar ve Bhattarai’ın sözleriyle “genel ayaklanma taktiği” ile iktidarın ele geçirilmesi için bir programları var.
TARİH HENÜZ SONA ERMEDİ
ABD’nin Kathmandu maslahatgüzarı Jeffrey Moon da bunun farkında olduğu için 28 Ekim’de Prachanda’yı evinde ziyaret ederek ABD’nin yapılacak olan protestolara yönelik endişesini ifade etti. Açıkça Maoistlerin barış ve yeni bir anayasa oluşturma sürecine bağlı kalmaları gerektiğini dile getirdi. Fakat gerilla savaşını askıya almak başka bir şey, şehir merkezli bir genel ayaklanma başlatmak başka. Tam da komşu ülke Hindistan’da hükümetin, ülkenin geniş bir bölümünü kontrol altına almak üzere olan Maoist harekete yönelik bir devasa bir saldırıya giriştiği bu süreçte, Halk Savaşı ve şehir ayaklanması, yakın gelecekte bir noktada birleşebilir.
Bunun sonuçlarının ne olacağı konusunda bir fikrim yok. Fakat açıkça görülüyor ki tarih henüz sona ermedi, açıkça ortada ki komünist hareketler daha ölmedi, ve apaçık bir gerçek ki sınıf baskısının en yoğun şekilde yaşandığı toplumlarda sınıfsız bir toplum ideali henüz yok olmadı.
Gary Leupp, Tufts Üniversitesi’nde Tarih Profesörü ve Karşılaştırmalı Dinler Doçenti. Japon tarihi üzerine çeşitli çalışmaları mevcut.
*
Nepal Birleşik Komünist Partisi/Maoist’in
Eylem Programı
1 Kasım 2009, akşam: Yeni hareketin resmi ilanı ve ülke çapında meşaleli gösteriler.
2 Kasım: Bütün Köy Kalkınma Komiteleri ve Belediyelerin bir gün boyunca kuşatılması, giriş çıkışların engellenmesi.
4-5 Kasım: Bütün Bölge İdare Dairelerinin bir gün boyunca kuşatılması, giriş çıkışların engellenmesi.
9 Kasım: Otonom Cumhuriyet(ler)in İlanı.
10 Kasım: Havaalanı da dahil Kathmandu vadisinin ablukaya alınması. (Havaalanın bütün faaliyetlerinin engellenmesi).
12-13 Kasım: Hükümet sekretaryasının milyonlarca insan tarafından kuşatılması
Kaynak: Telegraph Nepal
http://www.birgun.net/east_index.php...onth=11&day=08
Nepal'da devrim daha köklü olacak.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

