Önce Ankara'daki Amerikan askeri karargahı ODC'nin katkılarıyla Albay Çiçek'in
imzası taklit edilerek sahte bir "İrticayla Mücadele" belgesi hazırlanıyor.
Belgenin hazırlanmasından gayet tabii Ergenekon Savcılığının ve Büyük Ortadoğu
Projesi Eşbaşkanı Tayyip Bey'in bilgisi var.
Sonra bunun fotokopisi çekilerek sahte bir ihbar mektubu ilişiğinde Savcılığa
postalanıyor.
Savcılık, her zaman yaptığı gibi "soruşturmanın gizliliği" ilkesini takmayarak
fotokopiyi yandaş basına servis ediyor.Gayet tabii fotokopi imzanın gerçek olup
olmadığı teknik olarak anlaşılamayacağı için sürece bir ara veriliyor.
Sonra, sabaha karşı başka bir kanunun peşine monte edilen bir madde ile "askerin
sivil mahkemelerde yargılanması" kanunu çıkarılıyor.
Daha sonra, Adli Tıp Kurumu'na iki yandaş doktor ataması yapılıyor.
İşte şimdi belgenin aslını ortaya çıkarma zamanı gelmiştir.
(Yandaş doktorlar daha önce atanabilseydi, önce fotokopi değil, doğrudan ıslak imza
ortaya çıkarılacaktı)
Yine sahte bir ihbar mektubu ilişiğinde belgenin ıslak imzalı aslı Savcılığa
postalanıyor.
Islak imza Adli Tıp Kurumu'na gönderiliyor.
Kurallara göre, inceleme yapacak olan heyet kura ile belirlenir.
Önemli vakalarda ise Adli Tıp Genel Kurulunun tümü incelemeye katılır.
Islak imzayı inceleyecek heyet ise, kurallara aykırı olarak, kura ile değil de tayin
ile belirleniyor.
Kimler tayin ediliyor bilin bakalım.
Bilmeyecek ne var, bir hafta önce atamaları yapılmış olan iki yandaş doktor tabii.
Prof. Dr. Bülent Üner ile Uzman Dr. Hacı Mehmet Akın.
Heyetteki üçüncü üye ise yine gayet tabii yandaş Uzman Dr. Lokman Başer.
++++++++++++ +++++++++ +++++++++ +++++++++ ++++
Cezaevinde kanser olan Güler Zere için aylardır Adli Tıp raporu çıkmamıştı.
Geçen gün Abdullah Gül "Usulüne uygun belge hazırlanırsa tahliye işini inceleriz"
demişt.Aylardır çıkmayan rapor, bir gün içinde çıkıverdi.
Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce, bu durumu şöyle açıkladı:
"Hastayla ilgili vereceğimiz kararda, hastanın yararını düşündüğümüz kadar, toplumun
bazı kesimlerinin düşüncelerini de düşünmek zorundayız"
Vay canına...
Demek ki Adli Tıp Kurumu, sadece önüne gelen olaya bakarak karar vermiyor.
"Toplumun bazı kesimleri ne der" diye düşünerek karar veriyor.
Mesela kadın kanser. Cezaevinden tahliye edilmesi lazım.Ama "toplumun bazı
kesimleri" bu tahliyeyi istemiyorsa, Adli Tıp bu raporu hazırlamaz.
"Cumhurbaşkanı mız" istiyorsa, rapor anında hazır...
Islak imza olayında da aynı şekilde "toplumun bazı kesimleri", bilhassa "Ergenekon
Savcıları, Tayyip Bey ve bilumum Amerikancılar ne der" diye düşünülerek karar
verilmiştir.
Bundan şüphesi olan, Adli Tıp Başkanı'nın yukardaki ifadesini tekrar tekrar
okumalıdır.
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



