ALİ SİRMEN
Meçhul Muhbir
‘Meçhul Asker’ Oldu
Bir toplum aklını yitirmeyegörsü n, başına gelmedik kalmaz.
İki gündür gözümün önünde bir görüntü: Üniformalı bir tip, yüzünde maske, sağ eliyle ağzını örtüyor dudakları okunmasın diye, hafifçe eğilmiş bir koca kulağa bir şeyler fısıldıyor, kesin ihbar durumuna geçmiş yani.
İşte bu durumu betimleyen koca bronz bir heykel, önünde bütün erkânı devlet, arkalarında bütün tayfayı yalaka, bu heykele çelenk koyup, saygılarını sunuyorlar.
Olur mu olur.
Aklını yitiren toplumlarda her şey olur; değerler de yiter gider, isimsiz kahramanların simgesi meçhul askerin yerini meçhul muhbir alır.
Olur mu demeyin, oluyor. Önceki gün TSK’ye karşı girişilmiş operasyonun son aşamasındaki gelişmeleri irdeleyen bir TV kanalı, olayı “Meçhul askerin açıklamaları” başlığı altında veriyordu.
2009 Türkiyesi’nde “mütareke basını”, adı sanı belli olmayan, asker mi sivil mi olduğunu kimsenin bilmediği bir meçhul muhbiri, meçhul asker diye tanıtıyordu.
Bu görüntü, 2009’da Türkiye’nin nereye vardığını çok güzel gösteriyordu.
***
Albay Dursun Çiçek’e ait olduğu söylenen “irtica ile mücadele eylem belgesi”, enine boyuna tartışılıyor.
Belge tartışılıyor, ama hedef aldığı söylenen irtica tartışılmıyor.
Belgenin var olup olmadığı belli değil, ama irticanın varlığı Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla kesinleşmiş.
Gelin görün ki, belge konuşuluyor, irtica konuşulmuyor.
İrtica varsa eğer, belgenin kendisinden çok daha vahim, hadi bilemediniz belge kadar vahim demektir.
İrtica varsa eğer, bunun derhal defedilmesi gereklidir.
İrticanın var olduğunu söyleyen Anayasa Mahkemesi kararında, onun odağının iktidar partisi olduğu belirtiliyor.
Bu durumda herkesin harekete geçmesi, rejimin üzerinden bu korkunç tehlikeyi defetmesi gerekmez mi?
Hayır öyle olmuyor.. herkes belgeyi konuşuyor ve şöyle bir hava yaratılıyor:
Türkiye’de demokratik bir iktidar işbaşındadır ve kimileri de ona karşı komplo kurmaktadır.
Böylelikle dikkatler, irticanın sivil darbesinden TSK’ye doğru kaydırılıyor ve irticanın hareket alanı temizleniyor.
***
Türkiye’de acil tehlike irtica ile mücadele eylem belgesi mi, yoksa irticanın kendisi mi?
Eğer ortada irtica yok ise, tabii ki, eylem belgesi olacak acil tehlike. Çünkü bu yolla, bir bahaneyle, demokrasiye karşı darbe yapılmak istenecek.
Ama irtica var.
O zaman birinci tehlike irticanın kendisidir.
Var olup olmadığı, varsa kime ait olduğu, kimler tarafından hazırlatıldığı bilinmeyen irtica eylem belgesiyle ilgili, meçhul ihbarlar ile dikkatleri irticadan başka noktalara kaydırmak, sahtekârlıktır.
Demokrat olanlar, hem darbeye, hem de irticaya karşı olanlardır.
Darbeye karşıyım derken, mahkeme ilamına bağlanmış olan irticayı görmezden gelenler, satılmış, çıkarcı, sahtekârlardır.
Biz darbeye de karşıyız, irticaya da.
Her şey bu kadar açık, bu kadar net.
İrticayı dikkatten kaçırıp hedef saptırmak isteyenler, meçhul muhbirleri, “meçhul asker” haline sokmuş bulunuyorlar.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
