Kabusların fısıltısında bir sevda hatırlıyorum bu dünyadan olmayan ,
Ayrı şehirlerden ruhularımıza dokunup
Buz gibi gecenin ortasında tenimizi alev alev yakmak gibi
Kış güneşinin ılıklıgını hissedermişcesine hissetmek varlığını
Ve içindeyken bile bir insana ölesiye doyamamak gibi
Onlarcasını görüp , korkarken dokunmaya öylece
Korkmamak , çıplak vucuduna dokunmaktan sanki seninmiş gibi
İnanmak bir neden yokken bir peri masalına delicesine
Heyecanla uyanmak hergüne , hayalindeki oyuncak sonunda alınmış çocuk gibi
Akrebe yelkovana inat ,izlemek fizik üstü zamanda uyuyuşunu ,
Düş yorgunu bir kalple, titrek dudaklarında soğuk sabahlara uyanmak gibi ,
Sorgulamadan boğulup gitmek gözlerinin sonsuz derinliğinde ,
Aşka dair bütün sorularının cevabını tek bir bakışta açık seçik alır gibi
Sonra düşlerde kalıyor o lav misali içimi eriten gülümseme ,
Tanrıtanımaz bir güzelligin sana inandırdıgı melekleri başka sevdalara bırakıp
Alnına saplanan buzdan bir kurşunun kafanda erimeden öylece durması gibi
Unutmak, diye fısıldıyor her gece o kabus kulagıma unut o rüyayı
Ah unutmak, unutmak bu hülyayı keşke ölmek kadar kolay olsa
Bu umut geçirmez duvarlar arasında.
oturmaodasi
birzamanda işte


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
