"Yargı yargıyı dinliyor" polemiği
Adalet Bakanlığı müfettişlerinin talebi üzerine Ergenekon Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in de dinlendiğinin ortaya çıkması büyük tartışma yarattı. Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel İnceoğlu, konuyu HABERTURK.COM'a değerlendirdi:
"Yargı ile ilgili olarak bu kadar yoğun bir biçimde, arka arkaya dinleme kararları alındığının ortaya çıkması kaygı vericidir. Dinleme kararı alınabilmesi için kuvvetli suç şüphesi olması ve başka türlü delil elde edilme imkanının bulunmaması gerekir, ayrıca bu kararın belirli bir kişi veya kişiler için özel olarak verilmesi gerekir, genel bir dinleme kararı verilemez. Yargıtay için genel bir dinleme kararı verilmiş ise, bu insan hakları bakımından da sorunludur, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi içtihatları ile çelişmektedir, bu tür genel kararlar verilememesi gerekir. Ayrıca Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri, daire başkanları, üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili hakkında soruşturma yapılabilmesi için Yargıtay Birinci Başkanlar kurulunun kararı gerekir, adalet bakanlığı böyle bir talepte bulunamaz, dolayısıyla birinci başkanlar kurulu kararı olmaksızın Yargıtayda dinleme yapılması da diğer bir usulsüzlüktür. İstanbul cumhuriyet
başsavcısı hakkında dinleme kararı ise adalet bakanlığı izni ile başlatılmış
bir soruşturma sonucunda verilmiş olmalıdır. Burada talebin başsavcıdan daha kıdemli bir savcı tarafından yapılması gerekir, adalet müfettişlerinin böyle bir talepte bulunması CMK hükümlerinin ruhuna aykırıdır. Adalet bakanlığına bağlı olarak çalışan adalet müfettişleri tarafından yapılan bir başvuru sonucunda mahkemeden dinleme kararı alınmışsa, bu durum hukuken doğru bir yaklaşım değildir. Ayrıca adalet müfettişlerinin bağımsız oldukları söylenemeyeceğinden yargıç ve savcılar hakkında yapılan bu tür soruşturmalar her zaman sübjektif görülecektir, iktidarın yargıya müdahalesi olarak algılanacaktır. Özetle bir kaç gündür ortaya çıkan gelişmeler her açıdan
Türk hukuku için üzüntü vericidir. Bir açıdan bakıldığında, bu kadar sık dinleme kararı verildiğine göre, yargı içinde ciddi suç şüphesi altında olan çok sayıda kişi var denilebilir, dolayısıyla bu durum yargıya güveni ortadan kaldıracaktır. Diğer açıdan baktığımızda, eğer kuvvetli suç şüphesi olduğunu gösteren emareler gerçekte yoksa ve buna rağmen dinlemeler yapılıyorsa, bu durumda da yargı üzerinde siyasi iktidarın baskısı olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu son ihtimal diğerinden daha vahimdir çünkü, suç işleyenler yine hukuk vasıtasıyla yargıdan temizlenebilir, oysa siyasi iktidar baskısından yargıyı korumak çok daha güçtür, bunu sağlamak için yine aynı siyasi iktidarın yargıyı bağımsız hale getirecek reform yapması gerekir ki, ellerinde böyle bir iktidarı tutanların, bu iktidarı kaybettirecek yargı reformuna istekli olmaları sıklıkla rastlanılan bir durum değildir."
http://www.haberturk.com/haber.asp?i...&dt=2009/11/12
foyalari meydana çikti...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla