CHP lideri Deniz Baykal, “Demokratik Açılım” oturumunda Başbakan Erdoğan’ın laf cambazlığı yaptığını savundu. Baykal, “Sen dağı, çiçeği bırak da ne yapacaksan onu söyle” dedi.
ntvmsnbc ve Ajanslar
Güncelleme: 12:30 TSİ 14 Kasım. 2009 Cumartesi
BURDUR - “Demokratik Açılım”ın tartışıldığı dünkü Meclis oturumu sonrasında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümete ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik tepkisini Burdur’da da sürdürdü.
Baykal, burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
"Etnik ayrıştırma, demokrasi politikası değildir. Demokrasi insanla, bireyle ilgilidir. Cemaatle, aşiretle, etnik kimlikle ilgili değildir. Şimdi etnik dilde milli eğitim, eğitim yapacaklar.
Şimdi devlete diyoruz ki: 'Sen Türkçe öğretme görevini tamamla da sana bir görev veriyoruz. Artık etnik dil öğreteceksin. Onun için öğretmen yetiştireceksin. Ona maaş vereceksin'. Okul kuracağız, öğretmen yetiştireceğiz, maaş vereceğiz. Göndereceğiz ve çocuklara diyeceğiz ki 'Yavrum Türkçeyi bırak da ana dilinde eğitim al. Seçmeli al şimdi, bir süre sonra o seçmeli eğitimi dil eğitimi olmaktan çıkarıp, ders eğitimine dönüştürürüz.' Bir süre sonra o gelecek önümüze. 'Tarihi, matematiği, coğrafyayı etnik dilde öğrenelim' diyecekler. Bu da demokrasi anlayışının gereği diyecekler. Hiç alakası yok. Demokrasilerde böyle bir şey yok.
O tek milletin adı neymiş söylesene bana. Nedir o millet Allah aşkına. Adı ne o milletin? Ne milleti o? Onu söylemeye bir türlü dili varmıyor. Başbakan, ta başından beri 25-30 tane kimlik sayar. Türklüğü de onlardan biri diye sayar. Türkiye'de Türk olmak bir alt kimlik değildir, bir milli kimliktir. Bütün bunlar belli bir etnik kimliği kabul ettirmek, belli bir ayrışmayı kabul ettirmek için söyleniyor. 1902'deki tabloyu, şimdi 21. yüzyıla model diye koyuyor.
Başbakan bu söylediklerimizi saklamaya çalışıyor. Ben konuşmasının şifrelerini milletimize anlatıyorum. Bunları söylemesi lazım, bunları söylemiyor. Bize ortaokuldaki kompozisyon ödevi hazırlayan bir anlayış içerisinde, Uludağ'ın eteğinde açan çiçeklerden, Ağrı Dağı'ndaki karlardan, Zap Suyu'ndaki coşkudan bahsediyor. Bu konuşma kamufle edilen bir konuşmadır. Açıklaması değildir. Onları söyleyemiyor. Bize tabiat hamaseti yapıyor. Coğrafya anlatıyor. Bir yandan kızgın, bir yandan gergin. Neden gergin? Demin anlatığım aldatmacanın parçasıdır. Acı ve üzüntü verici olanı da 'muhalefet partileri yeni yeni şehit cenazeleri gelsin istiyorlar' diyor.
Başbakan'ı kendi vatandaşlarının böyle bir temenni içerisinde olabileceği iftirasını, bu kadar rahatlıkla Meclis kürsüsünden yapabilmiş olması, herhangi bir ülkede rastlanabilecek bir manzara değildir. Bir Türk vatandaşının 'şehit cenazesi gelse' diye bir beklenti içerisinde olması için ruhsal dengesini, akıl ve mantığını kaybetmesi lazımdır. İşin esası Başbakan'ın söyleyemedikleridir. İlk kez devlet katında etnik ayrıştırma başlamıştır. 'Hazmettirme' diyor... Çiçek, böcek diyerek bize bunu hazmettirmeye çalışıyor.
Sabah Kürt açılımı, akşam Kürt açılımı. (Ne yapacaksınız söyleyin) diyoruz, söylemiyorlar. Somut bir şekilde ifade edemediler.Yapmak istediklerini milleten gizlemek için laf cambazlığı yapıyorlar. Sen dağı, çiçeği bırak da ne yapacaksan onu söyle.
Silopi'de yaşananlar hukuk faciasıdır. Türkiye'de hukuk, adalet katledilmiştir. Ortaya Silopi hukuku çıkmıştır. Silopi'de bir hukuk var, Silivri'de başka bir hukuk var. Evladınız Mustafa Balbay'ın tabi olduğu bir Silivri hukuku var. Bir de Deniz Feneri hukuku var. Mustafa Balbay bir gazeteci. 'Ergenekon terör örgütü üyesisin' diyorlar. Ergenekon terör örgütünün varlığı mahkeme kararıyla ortaya çıktı mı? Çıkmadı. Aylardır orada tutuklu. Adam geliyor diyor ki, (PKK liderinin talimatıyla geldim. İşte mektubu). Ona (sen geç) diyor. Böyle hukuk olur mu? Oluyor.
İlk kez bir hükümet çıkıyor diyor ki; (Kardeşim bırak insanlar Türkçe dışında kendi dilleriyle de eğitim görebilsinler). Sen bunun kapısını açtığında, bunun sonu bizi ayrıştırmaktır.
İnsanları etnik kimliğine göre eğitmeye başlarsan iki kuşak sonra ne olacak? Kendi ana dilinde eğitim gören çocuklar ileride, Türkiyemizin parçası olarak yer tutabilir mi? Dilinin altındaki bakla Türk dilini dağıtma ve parçalama.
Bu, demokrasi değildir, bölücülüktür. PKK, 25 yıldır elde edemediğini bu iktidardan alma noktasındadır. Ayrıştırmaya yönelik uygulamanın parçası olarak eğitime başlayacak. Buna son verecek iş millet işidir.”
Kaynak: http://www.ntv.com.tr/id/25021180/
Haklı olunan ve tesbit edilen noktalar var...


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla

