Cahile bağımlı aydın!!
Ne de aydındır ama değil mi? Cahilin parmağında oynattığı, aynı cilveli kadın gibi her dediğini yaptırdığı aydın.
Kimden mi bahsediyorum? Hani o prof.dr. larımız var ya!! İşte onlardan bahsediyorum.
Hani o popüler gazeteciler, üst düzey bürokratlar, üst düzey yöneticiler, tanınmış sanatçılar var ya! onlardan bahsediyorum.
Hani o Atatürkçü, modern, çağdaş, demokrat, siyasilerimiz var ya! onlardan bahsediyorum.
Ne de aydın ama!! Cahile bağımlı aydın.
Akşama kadar okur, okur, okur, okur, ondan sonra yazar, yazar yazar, çizer. Müslümandır da.. Ama tek bir şeyi okumaz o da Kuran.
Öyle bir aydındır ki; hayatını en çok etkileyen konu olan din konusunu okumaya korkar, o işlerini cahilin eline bırakır.
Yani, kendini en önemli konuda cahile teslim eder.
Ne namaz kılar, ne oruç tutar, ne hacca gider. Ne Kuran okur, ne hadis. Kırk yılda bir, birisi onu dini konuda eleştirince açar telefonu, işine gelen bir cahil imama "hocam şu caiz midir? bu caiz midir?" diye sorar. O cahil imam da, "fırsat bu fırsat, elime düştü" diyerek başlar ona nutuk atmaya. O da onu işine geldiği gibi dinler ama kuzu kuzu dinler.
Bu aydınlar, kimi zaman sıradan bir cami imamına danışır, kimi zaman ise ilahiyatçı profesör hurafeci başlarını bulur onlara danışır. Ne de olsa bu tekkeci başları da kendileri gibi bilim adamıdır o aydına göre.
Bir cenazesi olur, ne yapacağını bilemez, gider cahil imamın eline düşer.
Kendi şehirde yaşar, köyündeki dedesi öldüğünde köye cenazeye gittiğinde köyün imamının kaşısında esas duruşa geçerek ceketini ilikler.
Ne de aydın ama!! Cahile bağımlı aydın.
Kendi Kuran okumaya korkar, cahilin eline düşer.
Kendi Kuran okumaz, çünkü Kuran'ın içinde tanga mayo olmadığını, içki olmadığını, zina olmadığını ve bunların tam tersine, namaz olduğunu, oruç olduğunu, hac olduğunu ve daha onun işine gelmeyecek neler neler olduğunu etrafından duyduklarıyla bal gibi bilir.
Okumayarak Allah'ı kandıracak aklı sıra. ölünce Allah'a "Aaa demek İslamda bu da varmış hee? Bilmiyordum valla, Kuranı okusaydım, billahi yapmazdım" diyecek.
"Vaktim de olmadı okumaya, aslında okuyacaktım ama nasip olmadı bir türlü, hem zaten benim kalbim temiz, affet allah'ım" diyerek Allah'ı katakulliye getirecek.
"Bilsem valla yapmazdım" diyebilmek için okumaz Kuranı.
Allah "sen niye karını kapatmadın? Niye içki içtin? Niye namaz kılmadın?" dediği zaman, "valla ben öyle şeylerin kesin olduğunu bilmiyordum, üstelik falanca imama sordum, bana hiç öyle kesin bir şey söylemedi" diyecek, kendi yırtıp, imamı ambara sokacak. "Falanca imama sordum" dediği de reformist postmodern imamın biridir kesinlikle, çünkü gerçek müslüman yobaza zaten bir şey sormaz o aydın. Bilir çünkü ondan gerçek cevabı alacağını.
İşte böyle aydındır bizim aydınımız. Cahile bağımlı aydın. Hayatının en önemli merasimi olan cenaze merasiminde bile cahil imama nutuk attırır.
Bir aydın ölür, diğer onlarca aydın onun cenazesinde cahil imamın karşısında esas duruşa geçerler, kafalarını yere eğip, süt dökmüş kedi gibi o cahil imamın nasihatlerini dinlerler.
Kurban bayramında bir koyun keser, hemen telefona sarılıp cahile sorar; "bunu kimlere dağıtayım, nasıl dağıtayım, derisini kime bağışlayayım?" diye.
Evlenirken resmi nikahla yetinmez, bir de gider cahile kendini ve eşini imam nikahı yoluyla kutsatır. Cahilin kutsadığı aydın.
Bize ne? Ne yaparsa yapsın elin aydını. O onun özel hayatı. Fakat aydının cahile bu derece bağımlı olmasının hem ülkeye, hem de bize de çok büyük zararları var.
Neden mi? Çünkü aydınlar esasen yobazdan(kendilerinin tabiriyle) çok daha tehlikelidir de ondan.
Sebep mi?
Bunlar laikliğin en büyük savunucuları olmalarına rağmen, aslen laikliğin en büyük düşmanıdırlar da ondan.
Nasıl mı?
Laik insanın en önemli özelliği ne olmalıdır? İnsanları dinine göre değerlendirmemek olmalıdır değil mi?
Bunun aksi nedir? Yobazlıktır.
Nasıl ki; insanları ırkına göre ayıran kişiler ırkçı vahşi ise, insanları dinine göre ayıran da yobazın tekidir.
Ama bunlar aydıııı ın. Aydınlar insanları dinlerine göre ayırmazlar kiiii!!
Ayırmazlar mıııı?
Bildiğiniz gibi, yobaz dedikleri şeriatçı kesim, Atatürke düşmandır. Nedeni ise Atatürk'ü dinsiz olarak bilmeleri ve bir çok şeriat kanunlarını engellemesidir.
Yobaz dedikleri kişiler; Atatürk'ü suçlarlar. Ne ile suçlarlar? Dinsizlikle suçlarlar. Yani yobaza göre, dinsizlik bir suçtur.
Kurana göre düşünürsek, yobaz haklıdır da. Çünkü Kurana göre de, dinsizlik veya başka bir dinden olmak suçtur.
Pekiyi şu bizim laik çağdaş, aydınlarımıza göre dinsizlik suç mudur?
Elbette ki suçtur, bu bakımdan yobazla aralarında hiç bir yobazlık farkı yoktur.
Zira, yobaz dedikleri kişiler, Atatürk'ü dinsiz olmakla suçladıkları zaman, şu bizim aydınlar hemen savunmaya geçerek onun bir dinsiz olmadığını ispatlamaya çalışırlar. Üstelik yalanla, dolanla bunu yapmaya çalışırlar.
Siz hiç şimdiye kadar, Atatürk'ü dinsizlikle suçlayan yobaza, "sana ne dinsizse, dinli veya dinsiz de olsa biz Atamızı seviyoruz" diyen bir aydına rastladınız mı?
Yok değil mi? Neden? Çünkü şu bizim aydınlarımız da dinsizliğin bir suç olduğu konusunda yobazla hemfikirdir.
"sana ne dinsiz olup olmadığından" diyeceğine, "hayır dinsiz değildir, dinlidir" diyerek savunmaya geçmesi bunun en büyük ispatıdır.
Yobaz Atatürk'e dinsizliği dolayısıyla "aşağılık" damgasını yapıştırdığı zaman, onun aşağılık olmadığının savunmasını onu dinli göstererek yapan, dinsizlerin aşağılık olduğunu kabul etmiş olmuyor mu?
Pekiyi dinsizlerin aşağılık olduğunun fikrinde olan bir insan laikliğe zarar mı verir yoksa fayda mı verir?
Üstelik de bu kişilerin devletin ve medyanın en üst yerlerinde olduğunu hesaba kattığınızda, bu kişiler laikliğin en büyük düşmanıdır.
Çünkü dinsizi aşağılık gören birisi asla laik olamaz, olsa olsa takiyeci olur, taklitci olur.
Doktorluk yapar, aktörlük yapar, İlgilizce bilir, Almanca bilir ama ömrü boyunca bir şeye tapar, neye taptığını bilmez. Ne de aydın ama!! Cahile bağımlı aydın.
Cahilin karşısında esas duruşa geçip, ceketini ilikleyen aydın. Cahile "sayın hocam" diyerek hitap eden aydın.
Sadece Ata'yı koruma konusunda değil, yobaz bunların kendilerini de dinsizlikle suçladığı zaman, "sana ne benim dinli olup olmadığımdan?" demez, suçluluk psikolojisi içinde, dinli olduğunu ispatlamaya çalışır. "Asıl din bende" der.
Böylelikle, dinsizliğin bir suç olduğunu bir kez daha kabullenmiş olduğu gibi, aynı zamanda da kendini diniyle ispatlamaya çalışarak yobazın denetiminde olduğunu de kabullenmiş olur.
Aydına bak aydına!! Yobaz ona "dinsizsin bu yüzden de ahlaksızsın" diyor, o da yobaza "valla billa dinsiz değilim diyerek hesap veriyor.
Ne de aydın ama!! Cahile hesap veren aydın.
Dinini bilmemenin ezikliği içinde, cahilin karşısında tir tir titreyen aydın.
Cahil "bu gün Allah için ne yaptın?" dediğinde yüzü kızarıp, cahilin karşısında utanan, küçük düşen, rezil rüsva olan aydın.
Cahil elindeki Kuran'ı gösterdiği zaman, fareler gibi, kaçacak delik arayan aydın.
Allah nazardan saklasın böyle aydınları.
Sevgili dostlar,
Biz hep şimdiye kadar yobazla çarpıştık. Yanlış yoldayız. Elbette ki birkaç anlayabilecek olana örnek tartışma olması bakımından yobazla yine tartışacağız ama asıl üzerine gidilmesi gerekenler o yobazlar değil, işte bu aydınlardır.
Asıl üzerine gidilmesi gerekenler, şu modern, çağdaş, laik, Atatürk'çü, Cumhuriyetçilerdir.
Çünkü her ne kadar, son yıllarda yobaz tepelere tırmandıysa da, henüz bütün kaleleri ele geçiremedi. Kalelerin çoğunun başında halen bu aydınlar oturuyor.
Yobaz bir yandan bizimle mücadeledeymiş gibi gözüküp, öbür yandan gidip gelip o kaleleri bir bir ele geçiriyor.
Daha da önemlisi, şu bizim cahile bağımlı korkak aydınımızı gidip oralarda din ile tehdit ederek, daima ondan her istediğini alabiliyor. Vermediği zaman onu dinsizlikle suçlayarak basıyor yaygarayı.
Şimdiye kadar hep öyle olmadı mı?
Ata öldüğünde, okullarda din dersi var mıydı? Yoktu. Ne oldu cahil yobaz gitti aydını korkuttu, aldı alacağını.
Ata öldüğünde, Diyanet'in yayım hakkı(Yani misyonerlik hakkı) var mıydı? cami yapma hakkı var mıydı? devletin katrilyonlarca parasını islama harcama hakkı var mıydı? Yoktu. Ne vardı? sadece dinlerden gelebilecek tehlikeleri bertaraf etme hakkı vardı. Kuruluş amacı da buydu.
Ne oldu? Yobaz gitti aydınla bir güzel anlaşıp, yine alacağını aldı.
Ata öldüğünde imam-hatip okulu diye bir şey var mıydı? Yoktu onuda aydınla aralarında hallettiler.
İmamdan milletvekili olunabiliyor muydu? Hayır.
Üstelik bu ve buna benzer yobaza verilen imkanların çoğu Atatürkçü aydın, CHP döneminde verilmiştir.
Okullara zorunlu din dersini kim getirdi? Atatürkçü ordu komutanı K.Evren değil mi?
Gördüğünüz gibi, iktidarda kim olursa olsun, hatta ordu bile olsa, cahil yobaz daima alacağını ala ala en sonunda en tepemize kadar bindi. Üstelik adım adım, her geçen gün ilerliyor bu cahile bağımlı aydınlarımız sayesinde.
Dininden bihaber olup, cahilin eline düşen aydınlarımız sayesinde.
Atatürk'ün bıraktığı laikliği yiye yiye bitiren aydınlarımız sayesinde.
Yobazın istekleri bitmiyor, ülkemizi İrana çevirene kadar da bitmeyecek. Şimdi türban, yarın da çarşaf isteyecek aydından.
Kalan kalelerde bu aydınlar olduğu sürece de, yobaza bunlar da verilecek. Şimdiden "ben türbanlı değilim ama, demokrasi icabı türbana karşı değilim" diyen aydınlarımız ilk sinyalleri verdi bile.
Türbandan sonra, "Ben sarıklı değilim ama, çarşafa, cübbeye, sarık'a karşı değilim, demokrasiden yanayım" diyen aydınlarımız da olacak.
En atatürkçü dediğimiz Milliyet gazetesinin internet sitesinde bile sansürleniyorum. Yobazın her yorumu yayımlanıyor, benim dine muhalif en kibar yorumlarım bile sansürleniyor. Hürriyetin sitesi de aynen öyle.
Yani yobazdan korkma, aydından kork dönemine girdik artık.
Başka yerde yobazla birbirlerine girerler, biz yobazla çarpışırken ise, yobazın tarafını tutarlar.
Yani, kendi aralarında karşımızda kavga edip, arka bahçede yine buluşup, kırıştırırlar yobazla.
Çünkü ne de olsa, eninde sonunda yobaz onun amiri biz ise aşağılık dinsiziz. Yobaza fazla sesi çıkamaz, çünkü yarın öbür gün yine yobazın eline düşeceğini bilir. Dinsizlikle suçlanarak yobaz tarafından azaralanacağını da bilir. Fazla kızdırmamak lazımdır yobazı. Ama bize gelince, vur abalıya, yobazın da gözüne gir böylece.
Doğrusunu söylemek gerekirse, artık son zamanlarda yobazın peşini bıraktım, aydınlarla çarpışıyorum.
Yobaz onları nasıl dinsizlikle utandırıyorsa, ben de aydınları yobazlıkla utandırıyorum.
"Laikim" diyor; "pabucumum laikisin" diyorum, dinsizleri aşağılık olmakla suçlayan laik.
"Atatürkçüyüm" diyor, "özentisin, aslında şark kafalısın" diyorum. "Atatürk'ün A'sından bile anlamazsın" diyorum.
Bir yandan yobaz vuruyor, öbür yandan ben vuruyorum, şamar oğlanına dönmüş aydın.
Sapla saman ayrılsın artık. Ya yobazlığı kabul etsin yada aydın olmayı hak etsin.
Dilimizde tüy bitti okuyun şu Kuran'ı okuyun, öğrenin dininizin ne olduğunu diye ama zerre kadar niyeti yok okumaya. Zaten özellikle kaçtığı, en korktuğu kitap Kuran. Dünyadaki tüm kitapları okusa, sıra yine Kurana gelmez.
Yobazın hiç bir suçu yok. Yobazın yetişmesini sağlayan ortamı hazırlayanlar da bu aydınlar.
Eğer aydın bu güne kadar yobazın elinde oyuncak olup, onun her istediğini vermeseydi, laiklik bozulmasaydı, değil AKP gibi, Fazilet partisi gibi partilere oy verenlerin yetişmesi, öyle bir parti kurabilecek adamlar da yetişmezdi. Hz.Tayyip gibileri değil başbakan olabilmek, muhtar bile olamazlardı. Zaten büyük bir ihtimalle o kişi, o şekilde yetişecek ortam bulamayıp, mümkün mertebe aydın bir kişi olacaktı.
Yani bu yobaz yetiştirme merkezlerinin tek sorumlusu bizim cahile bağımlı aydınlarımızdır.
"Yobaza fazla da karşı çıkmayalım, ne olur ne olmaz, bakarsın cehennemlik oluruz" diyen aydınlarımızdır.
Bütün bu yobazların varlığının sorumlusu, "devlet içinde bile olsa, hiç din olmadan olmaz, azıcık da din olsun, buna da karşı çıkarsam bakarsın cehennemlik olurum" diyen laik aydınlarımızdır.
"Bakarsın cehennemlik olurum diyerek, devletin halka zorla din dersleri vermesine, katrilyonlarca lirayı islam dinine yatırım yapmasına, "dayatılan din, nasıl olsa benim kendi dinim" diyerek karşı çıkmayan aydınlarımız sorumludur.
Onun için yobaza hiç boşuna asılmayın. Yobazdan zırnık koparamazsınız. Adamanın zaten mesleği bu. Din satmak. Senin kara kaşın kara gözün yada insanlığın aşkına mesleğini mi bırakacak? Başka anladığı bir iş yok ki.
Asılacağınız hedef, rezil edeceğiniz kişiler, ne kadar aydın varsa, ne kadar çağdaş, demokrat, cummhuriyetçi, Atatürkçü varsa onlardır.
Ne kadar Türkiyenin laikliğini laiklik yerine koyarak; "Türkiye laiktir, laik kalacak" diye meydanlarda bağıran varsa onlardır.
Onlara aynı yobazın yaptığını yapmaya başladım. Mayo mu giyiyor? "ayıp ayıp" diyorum, "aç da Kuran oku bak bakalım mayo varmıymış" diyorum.
Bunlar ancak bundan anlar, bunları yobaz nasıl dinsizlikle suçluyorsa, şantajla istediğini alıyorsa, aynı şekilde biz de rahatsız etmeliyiz ki, sapla saman ayrılsın. Ya adam akıllı yobaz olsunlar, ya da adam gibi demokrat, adam gibi laik, adam gibi aydın olsunlar.
Hiç kusuruma baklasınlar, beni aşağılık göreni, yobazı benden kıymetli göreni, ben hiç bir yerde rahat bırakmam. Her yerde rezil ederim. Yok öyle bedava aydın olmak; 2 Atatürk rozeti, bir bikini ve yarım şişe viskiyle.
İki tane uyduruk kitap okuyacaksın, ilimi bilimi, sanatı üretmeyip avrupadan kopyalayacaksın, ondan sonra da dindarı yobaz olarak, beni de dinsiz olarak suçlayıp aşağılık ilan edeceksin.
Peşindeyim, aydın!! Sorarım sana bunların hesabını.
Senin kaçacak yerin bile yok.
Tuvalette bile, "İslama göre işe" deyip çıkacağım karşına.
Saygılar, sevgiler.