Ey Türk milleti!

Senin tek gücün, iradeni otaya koyduğun TBMM ve O'nun emrinde olan öz evlatlarından oluşturduğun Ordundur. Her mihraktan üzerine ihanet okları yağabilir. Ama bu iki kaleden, asla... Zira o kalelerde oturan bizzat sensin...

Sana yönelen ihanet oklarını, sinesinde kıran bu iki güç, içinde yaşadığın Cumhuriyet bahçesini tesis eden güçtür.

Bu iki güç, varlığının ilelebet teminatıdır...

Çünkü bu iki güç senin yüreğindeki ateş ile damarlarından akan kan da, çelikleşmiştir!

Mustafa Kemal, çelikleşmiş bu gücü arkasına alarak, haremine girmeye çalışan emperyal güçlerin kuklası, şımarık Yunan palikaryalarını kovalayarak, İzmir'de denize dökmüştür. Sonra Ankara'ya koşmuş, içinde yaşadığımız hür ve demokratik yaşam bahçesini oluşturarak bizlere emanet etmiştir...

Türk milletinin kan ve gözyaşları ile kurduğu Cumhuriyeti Mustafa Kemal," Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklali ve Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir" vasiyeti ile senin genç evlatlarına emanet edip, bu dünyadan Hakk'a yürümüştür. Mekânı cennet olsun.

Ne yazık ki, gerçekte demokrasi düşmanı olan, ikiyüzlü demokrasi havarileri, demokrasiyi araç yaparak, senin kan ve gözyaşınla kurduğun cumhuriyet bahçesinin tahribine, kutsal iradenle oluşturduğun TBMM çatısı altında, öz evladın Mustafa Kemalin resimlerine saldırmakla başladılar...

Bugün ise, öz ve genç evlatlarından oluşturduğun Orduna, sırtlan misali saldırılarla, devam etmektedirler...

Sindirim sisteminin iki deliği arasında sıkışmış, aydın yaftalı bazı kiralık gafiller, senin öz evlatlarından kurulan Türk Ordusunu, devşirmelerden kurulu "Yeniçeri" çapulcuları ile aynı kefeye koyma cesaretini göstere bilmektedirler. Bu nankörler, çapulcu "Yeniçeri ordusunu" silah zoruyla ortadan kaldırdığını idea ettikleri,"Nizam-ı Cedit Ordusu"nu yeniden kurarak, silah zoruyla "Türk Ordusu"nu ortadan kaldırmayı, dolaylı olarak dile getire bilmektedirler...

Devletin Cumhuriyet Savcısı mı kalmadı? Yoksa bunlar fikir özgürlüğü mü?(!)

Bu nankörler, "Nizam-ı Cedit Ordusu"nu, Türk gençlerinden kuramayacaklarına göre, "Ilımlı İslam" Patriği havarilerinden mi kuracaklar?

Bu zevzekler...

Müslüman Türk'ün kafasını koparmayı kendisine ezeli görev sayan haçlı ruhuyla, ruhunu birleştirmekten haz duyarken, Türk Ordusundan, her vesile ile nefret ettiklerini haykırabilmektedirler...

Irak'ta Müslümanları katleden ve müslüman kadınların ırzına geçen conilere dua etmekten geri kalmayan , " Ilımlı İslam" Patriği ve havarileri, ne yazık ki, Türk Ordusunun, "Yeniçeri Ordusunun" akıbetine uğramasını, dört gözle beklemektedirler.

Acaba bu güruh mutlu olmak için "Ilımlı İslam" Patriğinin duasına mazhar olmuş Amerikan conilerini mi ülkeye davet edecekler?

Bu zevzekler...

Müslüman Türk'ün kafasını koparmayı kendisine ezeli görev sayan haçlı ruhuyla, ruhunu birleştirmekten haz duyarken, Türk Ordusundan, her vesile ile nefret ettiklerini haykırabilmektedirler...

Irak'ta Müslümanları katleden ve müslüman kadınların ırzına geçen conilere dua etmekten geri kalmayan , " Ilımlı İslam" Patriği ve havarileri, ne yazık ki, Türk Ordusunun, "Yeniçeri Ordusunun" akıbetine uğramasını, dört gözle beklemektedirler.

Acaba bu güruh mutlu olmak için "Ilımlı İslam" Patriğinin duasına mazhar olmuş Amerikan conilerini mi ülkeye davet edecekler?

Türk Ordusunun, halkına karşı, "örtülü savaş" yürüttüğünü ileri sürecek kadar zalimleşmiş bu tayfa, ziyalı(!) "karargâh evlerinde" Müslüman Türk halkının inançlarını istismar ederek, parasını pulunu elinden alıp, kul hakkıyla bedava gazete dağıtılmasına ve Okyanus ötesindeki karargâhta yenmesine nedense, göz yummaktadırlar.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin karargâhlarını gereksiz görüp varlığından huzursuzluk duyanlar, Müslüman Türk halkının paralarını harcayan, Okyanus ötesi "Ilımlı İslam" karargâhından hoşnutluk duyabilmektedirler...

"İrtica ile Mücadele Eylem Planı"nın, karanlık mahfillerde nasıl tahrif edilerek hazırlanıp servis edildiğini,yandaş basında çıkan iftiralardan anlayabiliyorum. İçini kin bürümüş sözde bir aydın, emekli olduğunu söylediği ama ismini vermediği dostu sözde bir Yarbayın, ağzını kullanarak şöyle diyor: " Genelkurmay Bilgi Destek Dairesi'nde yıllarca çalışmış emekli bir Yarbay olan dostum, benden bir soru sormamı istedi. Emekli bir Orgenerale veya Korgenerale çay içerken sormamı istediği soru şu: ‘ Hem devasa bir Genelkurmay Karargâhına, hem de devasa Kuvvet Komutanlıklarına gerek var mı? Bu Karargâhlar, bir ordunun muharebe imkân ve kabiliyeti için ne iş yapar? Olmasalar, ordu yine muharebe imkân kabiliyeti açısından ne kaybeder? Alacağımız cevap muhtemelen şudur' diyerek soruya kendisi cevap veriyor: ‘ Hiçbir şey kaybedilmez. Hatta olmasalar, ordunun muharebe imkân ve kabiliyeti daha da artar' " diyor.

Değerli okurlar, bu satırları yazan Mümtazer Türköne'yi tanıyoruz. İfadesini kullandığı ve dostu olduğunu söylediği o şerefli(!) subay, lüzumsuzluğuna inandığı o karargâhta neden acaba yıllarca çalışmış? Bir kez olsun memnuniyetsizliğini belirterek tayin istek dilekçesi vermiş midir?

Kimliğini saklayacak kadar cibilliyetsiz insanların adı subay olsa da, cismen ve ruhen Türk milletinin subayı olamazlar...

Ilımlı İslam Patrikliğinin karargâhı olur ama Türk Ordusunun karargâhı olamaz; öyle mi?

Ilımlı İslam Patriği ve karargâhı gayelerine ulaşmak için "psikolojik savaş" yapar ama Türkiye Cumhuriyetini korumakla görevlendirilen Türk Ordusu "Psikolojik Savaş " yapamaz; öyle mi?

Ziyalı(!) "Karargâh Evlerinde", Müslüman Türk gençlerinin beyinleri, menfur emelleri uğruna "Psikolojik Savaş " teknikleri ile yıkanır ama Türk Ordusunun içten ve dıştan gelecek tehlikelere karşı ön almak maksadıyla "Psikolojik Savaş" yapamaz; öyle mi?

Bunun, Türk Halkına karşı açılmış örtülü bir savaş olduğunu söyleyecek kadar da, haysiyet ve ilim fukaralığına düşmeyi maharet sayarsınız; Öyle mi?

İşte mantık bu...
Sevgili okurlar Türk Ordusuna, bu gibi aymazların bakış açısı ve mantığı ile bakarsak, özür dileyerek belirtmek isterim ki, erkek aslan ile erkek eşeğin arkadaşlık yaptığı ıssız bir adada aslanın düştüğü duruma düşeriz. Sonra b...muzu çeviremeyiz ki, özür dileyelim.

Ey Türk milleti!

Kim ne zırvalarsa zırvalasın. Milli iradenin teşekkül ettiği TBMM'nin emrinde olan Türk Ordusu senin ruhi yapılanmandır...

Tek gücün TBMM ve Ordundur!

Sahip çık!

Kaynak