• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4

    Aptal tasarım

    Uçamayan kuşların kanadı, balinanın işlevsiz bacağı, erkeklerin memeleri veya insanların kuyrukları. Bunlar akıllı bir tasarımcının işi olamaz! Live Science'ın listesini baz alarak hazırladığım en süper gereksizlikler listesini beğeninize sunuyorum...

    bu makaleyi oylayın


    10. Uçamayan Kuşların Kanatları
    Kaç tane uçamayan kuş biliyorsunuz? En azında tavukları, penguenleri, devekuşlarını biliyorsunuzdur... Bunlar dışında daha pek çok kuş var, kanatları olan ama uçamayan...

    Tamam devekuşu iri, penguen de yüzüyor, ama zavallı tavuk niye uçamıyor? Takahe, Kiwi, Kakapo gibi bizim zavallı tavuk da yürümek zorunda... Uçurmayacak kanadı veren Allah sizce nasıl bir tasarımcı?


    9. Balinanın bacağı
    Balina balık mı? Değil... Memeli...
    Ne işi var denizde o zaman?
    Yumurtaya can veren Allah bu hayvan ne günah işlemiş de karaları dar etmiş buna?
    Bizi cennetten şutladığı gibi balinaları da karadan şutlamış...
    Ama nedense balinanın hiçbir işe yaramayan arka bacakları hala duruyor... Neden acaba?


    8. Tüylerim diken diken oldu?
    Kediler korkunca tepe tüyleri ayağa kalkar, biz korkunca.... polisi ararız...

    Şaka bir yana hayvanlardaki refleksin aynısı bizde de vardır. Biz de ürpeririz... Kürklü hayvanlar korktuklarında tüylerini geren kaslar sayesinde olduklarından biraz daha iri görünürler. Ayrıca soğukta dikilen tüyleri vücutlarından yayılan sıcak havanın dağılmasını geciktirir ve üşümelerini engeller...

    Peki bizdeki dikilen tüyler ne işe yarar? Hiçbir şeye... Allah nasıl bir tasarımcıymış?

    Ayrıca vücudumuzun avuç içi, ayak tabanı vs. gibi alanları dışında her yerimiz tüyle kaplıdır. Tüy dağılımızın bir şempanzeden farkı yoktur. Ama tüylerimiz o kadar incelmiştir ki kürk görevi yapamazlar... Kaş, kiprik, saç, koltuk altı ve genital bölgedekiler işe yarar ve bu yüzden korunmuşlardır. Sakal ve bıyık ise insan türünün bir kısmında vardır, bir kısmında yoktur... Peygamberinin sünneti sakal olan bir dinin mensubu olup da sakalsız olarak yaratılan insanlar Allah'ın tasarımı ve peygamberin sünneti hakkında ne düşünürler?


    7. Kuyruğun nerede?
    Koşan bir canlı için kuyruk dengeleyici demektir. Ağaçların üstünde dallarda ise yine denge sağlar ve tutunma için de kullanılabilir.

    Peki... Biz de kuyruğun ne işi var? Kuyruğumuz yok demeyin, görünürde yok ama var... Adı da Coccyx...

    Bazıları çıkıp, "onun görevi var, ona kaslar tutunuyor, destek görevi var" felan diyebilir... Coccyx'in ameliyatla alındığı insanlar mutlu, mes'ud ve sıhhatli bir şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar.

    Allah bizi bir su damlasından yaratıp, anne karnında korunaklı bir yerde 3 evrede karanlıktan karanlığa geçirirken arasıra hata yapıp bizi kuyruklu yaratıveriyor efendim... Eskiden bu defolu, kuyruklu şeyleri şeytan ile zina eden anası ile birlikte hallediveriyorlardı. Şimdilerde de halledenler var ama medeni ülkelerde ameliyatla alınıyor. Ailesine bazen hiç birşey söylenmiyor, aile bilse de çocuğa söylenmiyor... Yani... içinizden bazıları kuyruklu doğmuş olabilir. Ameliyat izi var mı diye dönüp bakamazsınız... Kendi kuyruksokumunuzu görmeniz için ayna gerek... Bırakın okumayı... Hemen bir ayna bulun!


    6. Kör balığa göz veren Allah
    Astyanax mexicanus derin sulardaki mağaralarda yaşar; gözleri olduğu halde görmez. Embriyolojik süreçte göz önce gelişir, sonra kısmen yıkılır ve kalıntıları deri ile örtülür ve balık yumurtadan öyle çıkar. Zaten göz pek lazım değil bu balığa, karanlıkta yaşar... Derin denizlerin mağaraları demiştim, hatırlarsanız...

    Aynı balığın yüzeye yakın yaşayanı da var... Tabi bu arkadaşların gözleri var... Bu gözleri gören balığın gözünden merceği çıkarmışlar, kör olana takmışlar... 8 gün içinde göz gelişmeye başlamış, iki ay için de balık görmeye başlamış...

    Yani Allah öyle bir kör balık yaratmış ki, embriyolojik süceçte göz geliştiyor, sonra bu gözü yıkıyor. Ama beyin hala o gözden gelecek sinyallere açık... Sistemler hazır... Ama kör... Var... ama yok.. Allah nasıl bir tasarımcı?


    5. Burası kalabalık oldu
    Çenemiz kocamanken ne güzeldi... Sıra sıra düzgün dişler... Ne zaman ki Allah "getirin şu çamuru, Adem'i yaratıciim" dedi b.ku yedik...

    Allah Adem'i koca çeneli hayvanlarla aynı diş düzeninde yarattı ama çenesini küçük yaptı biraz... En arkada, sonradan gelen 4 tane diş var, 20 yaş dişleri... Ağzımızın için diş doluyken bile "geleceğiiiz, biz de çıkacağııız" diye kastırıp ortalığı karıştırılar. Tüm dişleri iterler, düzeni bozarlar, yamuk yumuk çıkarlar, bazen çıkamazlar, çıktıktan sonra hemem çürürler, zira fırça yetişmez bunlara pek, yemek artıkları kalır etraflarında... Bunları çektimek de zordur, taa en dipte ve kocamandırlar... 20 yaş dişinden dolayı sorun yaşamayan yoktur.

    Peki biz diş ağrısından kıvranırken tasarımcı Allah ne yapar?


    4. Karahindiba'nın üreme organları
    Tüm çiçekler gibi karahindibalarında üreme organları vardır, ama bunları kullanmazlar... Zira bu çicekler eşeyli olarak üremezler; kendilerini kopyalarlar...

    Eee... Allah kendini kopyalacak çiçeğe neden stamen verir, neden pistil verir?


    3. Lezbiyen aşkın meyveleri
    Cnemidophorus cinsi kertenkeleler üremek için erkeğe ihtiyaç duymazlar. Partenogenez ile döllenmeniş yumurtadan kendi kopyalarını çıkartırlar... İşin garip kısmı yumurtalamak için başka bir dişi ile "seks" yaparlar, lezbiyen seksin neticesinde nur topu gibi yavrular doğar...

    Allah burada nasıl bir tasarım denemiş? Bu sapık kertenkeleler kendi kendilerine yumurtlasalar olmuyor mu?


    2. Memeliyiz, gerçekten...
    Erkeklerin neden memeleri var diye soruldu bu forumda, gerizekalını biri estetik dedi... Peki estetik için görünen kısmı var ama neden altında göğüs dokusu var? Kadınlardakı kadar büyük değil ama erkeklerde de derinin altında göğüs dokusu var. Ergenlik döneminizi hatırlayın... O dönemde göğüsleriniz hassaslaşmıştı... Zira o doku orada ve hormonlara hala duyarlı... Bazı vücut geliştiricilerde aldıkları hormonlar sonucunda kadın gibi göğüs çıkıyor... Gynecomastia diye aratın, görün... Bir de witch's milk diye aratın... Aratmaya üşenirseniz sabredin, witch's milk yazısı da geliyor.

    Erkeklerin göğüsleri olduğu yetmiyormuş gibi bir halta yaramayan şeyler bir de kanser oluyor. 2005 yılında ABD'de 1690 erkeğe göğüs kanseri teşhisi konmuş. Kadınlara göre düşük bir rakam ama erkekerlerin de göğüs kanseri riski var. Muayeneye koşun hemen!

    http://www.breastcancer.org/symptoms...FQdWegod2AyREA
    http://www.cancer.org/docroot/CRI/co..._cancer_28.asp

    Şimdi soruyorum size, Allah ne demeye çalışıyor? Neden biz erkeklerin de göğüsleri var?


    1. Apandisit
    Hemen atlayacak bazıları; "savunma sistemi, sindirim vs." diye. 2000 yılında ABD'de 300.000 kişinin apandisiti alımış. Rutin bir işlem ve kimseyi öldürmüyor. Ancak dert oluyor, patlayıp adamı zehirliyor. Sindirime felan da katkısı yok... Cübbeli Ahmet'in CERN'deki deneye katkısı kadar katkısı var...

    Ne işe yarar bu apandisit? Bazıları otçul atalarımızdan kalan miras diyor, Allah ne diyor bu işe?
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  2. #2
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Var olan her şeyi yaratan bir yaratıcının olması ve bu yaratıcının 3 ana özelliğinin olması gerekir.
    a. Zaman kavramından bağımsız olması gerekir. Çünkü bizim yaratılabilmemiz için yaratıcının zaman kavramından bizim gibi etkisi altında olmaması gerekir. Yani bizim zaman kavramımıza göre geçmiş ve gelecek zamanların tümünde var olması gerekir.
    Kuran-ı Kerim (KAMER-49)
    b. Var olan her şeyi yaratabilme gücüne sahip olması gerekir.
    c. Neden sonuç ilişkisi olmayan tek ve ilk varlık olması gerekir. Yani varlığının bir nedene dayanmaması gerekir.

    d. Yaratma işini nasıl yaptı ve bunu neden bu şekilde yaptı?
    Her türlü maddeyi yarattı ve bunlara kudretini kullanarak özellikler verdi. Atom sayıları, elektron sayıları, katı-sıvı-gaz özellikleri ve bu özelliklere geçiş koşulları ile matematik kanunları gibi birçok bilimsel veriyi ALLAH yaratmıştır. Bilim insanları da bunları keşifler sonucunda bulmakta ve bunların hiçbir zaman sabit koşullar altında değişmediğini görmektedirler. Yani ALLAH, ın koymuş olduğu kurallar hiçbir zaman değişmemektedir.
    Kuran-ı Kerim (FETİH SURESİ-23)

    Bu maddelerin birbirleri ile etkileşimler sonucunda var olan her şey yaratılmıştır.
    Bu yaratılma işlemini insanın ve hayvanlarda bulunan kromozom şifresi gibi kâinatın da bir şifresinin olduğu ve bir plan çerçevesince fizik, kimya, matematik vb. kurallar içerisinde bulunan olasılık hesapları dâhil bilinen ve bilinmeyen Âdem atamızın bir bölümünü söylediği cisimlerin ve eşyaların isimleri (özellikleri) içinde her türden varlığın yaratıldığı kanaatindeyim. Bu yaratılma bize tesadüf gibi gelmekte ancak unutmamak gerekir ki tesadüflerin yaratıcısı da ALLAH tır.
    Kuran-ı Kerim (ENFAL SURESİ-42)

    Bu yaratma işlemi aynı bir çocuğun gelişimi gibi zaman içerisinde değişim-gelişim süreci içinde gelişmiştir. Bunu sağlamak içinde ALLAH yarattığı her türden varlığın doğumunu ve ölümünü yaratmıştır.

    Bu ayette açıkça gelişim ve değişimin rahimlerde gerçekleştirildiğinin bir kanıtıdır. Adem ve İsa Peygamberimiz ve Hava anamızın yaratılması da bu şekilde rahimlerde yapılan değişiklik şeklinde oluşturulmuştur. Aynı şekilde günümüzde de hamile kalan her türden anneler değişik veya farklı canlılar dünyaya getirmektedirler. Geçtiğimiz günlerde bir koyunun bir yerinden hücre alınarak kopya oluşturulması aynı İsa peygamberimizin babasız anne karnına konması gibidir. Kopyalanan koyunun babası yoktur. İsa Peygamberinde babası yoktur. Adem peygamberinde babası yoktur ve bu kuran-ı Kerim’de açıklanmıştır.
    Kuran-ı Kerim (ENBİYA-30, RA’D SURESİ-8, A'LA-2-3, SECDE-7)

    Bu Kuran-ı Kerimim 1400 yıl öncesinden haber verdiği bir mucizedir. Bu olayda Kuranda İlkin yaratığımız gibi sizi tekrar yaratacağız ve bize döndürüleceksiniz denilmektedir bu olay aynı zamanda tekrar yaratılışın nasıl olacağına dair bir işaret bir örnektir ve Kuran-ı Kerimden gelen bir mucizedir. Kuran-ı Kerimde bu durum peygamberimize açıklanmış ve Kuran-ı Kerim’in bir mucize olduğu belirtilmiştir. Yalnız buraya bir ekleme yapmak istiyorum. Yeniden yaradılış neden sonuç ilişkisine dayandırılarak gelişim ve değişim içinde olmayacaktır. Çünkü bunun iki nedeni var. Birincisi ALLAH Sizi tekrar yaratmam daha kolay olacak diye Kuran’da ayet vardır. İkinci neden ise artık insanlar teste tabi tutulmuş ve sınav sonuçlanmış olduğundan, ALLAH yeniden yaratma işini yaparken nedensellik ilkesinin arkasına neden saklansın gerek yok, o nedenle yaratma işlemi alenen olacaktır. Yani ruhumuz et ve kemikle kaplayarak tekrar yaratılacağız.

    Eğer bu şekilde olmasaydı bütün insanların özellikleri aynı olurdu zekâ seviyeleri renkleri boyları zevkleri yetenekleri aynı olması gerekirdi zira hayvanlarda da aynı olması gerekirdi. Demek ki değişim ve gelişimi bu şekilde yaratmak için Allah böyle yapmıştır. Değişim ve gelişim neden-sonuç ilişkisinin bir sonucudur. Neden sonuç ilişkisi bizi Allah’ın varlığına bağlar. Allah’ta yarattıklarını böyle kendisine bağlayarak yaratığı her varlığın kendisine dönüşünü bu şekilde sağlayacaktır. Ölümü ve doğumu bu nedenle yaratmıştır.

    Kuran-ı Kerim (VAKIA-58-59-60-61-62-63-64-65)

    Eğer doğumu yaratıp ta ölümü yaratmasaydı yaratmış olduğu hiçbir varlık kendisine dönmeyecekti. Bizler Âdem atamızı ve ondan önceki canlı varlıkları da görebilecektik ve şöyle diyecektik bizi yaratan anne ve babalarımızdır. Zaten bizim için ölüm yoktur bile diyemeyecektik çünkü ölüm nedir bilmeyecektik. Böyle bir dünya bizim için asıl dünya olacaktı yani şu anda inandığımız öbür dünya bizim için asıl dünya olacaktı ve bu düşüncelerimizde haklıda olacaktık. Bir düşünün doğuyorsunuz ve yaşıyorsunuz ölüm nasıl olur düşünemiyorsunuz bile. Böyle bir dünya da yaşarken Allah’ın varlığına ihtiyaç duyar mıydık? Böyle bir dünya da ölüm olmadığına göre ölümü oluşturan nedenlerde olmayacağından herhalde hayatımız çizgi film kahramanlarının hayatı gibi olurdu. Yani yaşantımızda neden sonuç ilişkisi olmazdı. Böyle bir dünyada Bizlerde bir şeyi yaparken yaptığımız şeyleri neden sonuç ilişkisine bağlayamaz aynı çizgi film kahramanlarının yaptığı gibi çizerdik onlarda biz gibi neden sonuç ilişkisi olmadan yaşamaya başlarlardı. Beklide onlarda aynı şekilde bir şeyler yaparak herkes kendi dünyasını oluştururdu ki o zamanda bak ben yaratabiliyorum diyebilirlerdi. Her yaratılan bunu söylerdi. Böyle bir dünyanın zaman kavramı nasıl olurdu bunu düşünemiyorum bile Artık siz düşünün ne kadar karışık bir durum olduğunu
    Kuran-ı Kerim (CASİYE SURESİ-24)

    İşte Allah bütün yaratılan varlıkların varlık nedenlerini kendisine dayandırabilmeleri ve kendisini görmeden inanmaları için böyle neden sonuç ilişkisi içinde ölümü, değişim ve gelişimi sağlamak için yaratmıştır.

    Gelişim ve değişim günümüz koşullarında insanlar tarafından hızlandırılmıştır. Günümüzde buna genetik bilimi denmektedir. Bu bilim dalı doğanın milyarlarca yılda yaptığını çok kısa sürelerde yapmaktadır. Bu işlemi insanların yapması sonucu değiştirmemektedir. Neden-sonuç ilişkisi içerisinde bu değişimi yine ALLAH yapmaktadır. Çünkü biz bu işleri yaparken Allah’ın koymuş olduğu matematik, fizik, kimya vb. kuralları dışına çıkmadan yapmaktayız. Zaten bu kuralların dışına çıkmamızda mümkün değildir.

    Kominizim döneminde yıllarca gelişim ve değişimin doğa tarafından yapıldığı ispatlanmaya çalışılmış ve başarılı olunamamıştır. Aslında bu işlemi doğa yapmaktadır ancak neden sonuç ilişkisi içerisinde uzun yıllarda yapmaktadır. Bu durumu Kominizimin ileri gelen siyasi ve bilim adamları hemen istemişlerdir. Çünkü bu şahıslar ölümlü olduklarından kendi yaşantıları içerisinde bu durumu görmek istemişlerdir. Ama Komünistleri de yaratan ALLAH’ ın bu şekilde bir zaman sorunu yoktur. Zaten bizim içinde bulunduğumuz zamanı yaratanda kendisidir.
    Komünizmin ileri gelenleri belki şöyle deneselerdi olurdu Sibirya ovasına en yakın olan tarlaların buğday tohumlarından alınarak kuzeye doğru yavaş yavaş çıkılarak yapılsaydı olabilirdi. Aynı Anadolu insanının koyun neslini geliştirmek için en iyi erkek tokluyu seçerek damızlık yapmaları gibi, bu işlemi asırlardır doğada yaşayan hayvanlarda yapmaktadırlar. Bu günlerde insanlarda sperm bankası kurarak yapmaya başlamışlardır ve bu durum gitgide yaygınlaşacaktır.

    Komünistler bunu hemen istemişler ancak bu amaçlarına ulaşamamışlardır. Bu amaçla buğday tohumları soğuk suda bekletilerek Sibirya ovalarına ekilmiş ve bütün tohumlar yıllarca telef olmuş sonunda Amerika devletinden getirilmiş olan melezleme tekniği ile üretilmiş buğday tohumu ekilerek başarılı olunmuştur. İşte bu melezlenmiş buğday tohumun Darvin’ in yaptığı değişim ve gelişim teorisine bir örnek teşkil etmektedir. Ama komünistler bunun farkına varamamışlardır. Boş yere insanların ölümlerine sebep olmuşlardır. Amerikalıların yaptığı neden-sonuç ilişkisi kurularak yapılmıştır. Allahın doğa kanunlarına uygundur. Fakat Rusların yaptığı neden-sonuç ilişkisi dışındadır. Bu yüzden Ruslar başarısız olmuşlardır.


    Kuran-ı Kerim (MÜLK-2, İNFİTAR-7-8)

    İşte bu durum neden sonuç ilişkisini doğurmuştur. Buda ALLAH’IN neden sonuç ilişkisi olmadan hiç bir şey yaratmadığını göstermektedir. Peygamberlere verilen mucizeler istisnai durum oluşturmaktadır. Bunu da ALLAH kitaplarında açıklamıştır. Peygamberler mucizeleri yaparken özellikle ALLAH’IN izniyle olduğunu üzerine basa basa vurgulamışlardır. Çünkü mucizeler neden sonuç ilişkisi ile açıklanamazlar. Açıklandıklarında mucize olmaktan çıkar neden sonuç ilişkisi olan tesadüflere dönüşürler. Eğer yaratılışımız neden-sonuç ilişkisi içerisinde değişmeyen bilimsel veriler sonucunda olmasaydı, her gün değişik bir mucize ve fizik kuralı, matematik kuralı (Örneğin 2+2=4,5,6 gibi ) , biyoloji ve kimya kuralları görürdük ve bunlara anlam verebilecek bir aklımız bile oluşmazdı. Bizler ne şekilde olurduk onu ancak ALLAH bilir.
    Kuran-ı Kerim (MÜ'MİNUN-91)

    Yaratırken NEDEN SONUÇ ilişkisi içerisinde yaratması sonucunda isteyen bizim yaratılışımızın yaratıcı ile ilgisi yoktur, biz tesadüfler sonucunda maddelerin birbirleri ile etkileşimleri sonucunda oluştuk diyebilmesi için, isteyeninde yukarıda belirttiğim gibi bir yaratma meydana gelmiş ve ben bu şekilde ALLAH tarafından yaratılmışım diyebilmesi ve özgür iradesini kullanabilmesi için ALLAH böyle neden sonuç ilişkisi kurarak yaratmıştır.

    Yaratılan varlıkların hepsinde neden sonuç ilişkisi ALLAH tarafından kurulmuştur. Bunun nedeni ise her yaratığı şeyi kendisine döndürebilmesi için yapmıştır.

    Kuran-ı Kerim (TEGABUN-3, AHKAF-3-4, MÜ'MİNUN-115)

    ALLAH kendi varlığı olmadan hiçbir varlığın varlık nedenini açıklayabilmesini mümkün kılmamak için böyle yaratmıştır. Yani ALLAH varsa Bende varım veya ben varsam ki varım o halde ALLAH’TA olmak zorunda diye düşünmelerini sağlamak için böyle yaratmıştır. İnsanın kendi varlığını başka türlü açıklamasına imkân yoktur. İşte bu yüzden bütün var olanların varlıklarının açıklanabilmesi için tek dayanılacak ve ihtiyaç duyulacak son nokta ALLAH’ın varlığıdır. ALLAH’IN varlığı ise neden sonuç ilişkisi dışındadır.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  3. #3
    penguen55 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2009
    Mesajlar
    523
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Var olan her şeyi yaratan bir yaratıcının olması ve bu yaratıcının 3 ana özelliğinin olması gerekir.
    a. Zaman kavramından bağımsız olması gerekir. Çünkü bizim yaratılabilmemiz için yaratıcının zaman kavramından bizim gibi etkisi altında olmaması gerekir. Yani bizim zaman kavramımıza göre geçmiş ve gelecek zamanların tümünde var olması gerekir.
    Kuran-ı Kerim (KAMER-49)
    b. Var olan her şeyi yaratabilme gücüne sahip olması gerekir.
    c. Neden sonuç ilişkisi olmayan tek ve ilk varlık olması gerekir. Yani varlığının bir nedene dayanmaması gerekir.

    d. Yaratma işini nasıl yaptı ve bunu neden bu şekilde yaptı?
    Her türlü maddeyi yarattı ve bunlara kudretini kullanarak özellikler verdi. Atom sayıları, elektron sayıları, katı-sıvı-gaz özellikleri ve bu özelliklere geçiş koşulları ile matematik kanunları gibi birçok bilimsel veriyi ALLAH yaratmıştır. Bilim insanları da bunları keşifler sonucunda bulmakta ve bunların hiçbir zaman sabit koşullar altında değişmediğini görmektedirler. Yani ALLAH, ın koymuş olduğu kurallar hiçbir zaman değişmemektedir.
    Kuran-ı Kerim (FETİH SURESİ-23)

    Bu maddelerin birbirleri ile etkileşimler sonucunda var olan her şey yaratılmıştır.
    Bu yaratılma işlemini insanın ve hayvanlarda bulunan kromozom şifresi gibi kâinatın da bir şifresinin olduğu ve bir plan çerçevesince fizik, kimya, matematik vb. kurallar içerisinde bulunan olasılık hesapları dâhil bilinen ve bilinmeyen Âdem atamızın bir bölümünü söylediği cisimlerin ve eşyaların isimleri (özellikleri) içinde her türden varlığın yaratıldığı kanaatindeyim. Bu yaratılma bize tesadüf gibi gelmekte ancak unutmamak gerekir ki tesadüflerin yaratıcısı da ALLAH tır.
    Kuran-ı Kerim (ENFAL SURESİ-42)

    Bu yaratma işlemi aynı bir çocuğun gelişimi gibi zaman içerisinde değişim-gelişim süreci içinde gelişmiştir. Bunu sağlamak içinde ALLAH yarattığı her türden varlığın doğumunu ve ölümünü yaratmıştır.

    Bu ayette açıkça gelişim ve değişimin rahimlerde gerçekleştirildiğinin bir kanıtıdır. Adem ve İsa Peygamberimiz ve Hava anamızın yaratılması da bu şekilde rahimlerde yapılan değişiklik şeklinde oluşturulmuştur. Aynı şekilde günümüzde de hamile kalan her türden anneler değişik veya farklı canlılar dünyaya getirmektedirler. Geçtiğimiz günlerde bir koyunun bir yerinden hücre alınarak kopya oluşturulması aynı İsa peygamberimizin babasız anne karnına konması gibidir. Kopyalanan koyunun babası yoktur. İsa Peygamberinde babası yoktur. Adem peygamberinde babası yoktur ve bu kuran-ı Kerim’de açıklanmıştır.
    Kuran-ı Kerim (ENBİYA-30, RA’D SURESİ-8, A'LA-2-3, SECDE-7)

    Bu Kuran-ı Kerimim 1400 yıl öncesinden haber verdiği bir mucizedir. Bu olayda Kuranda İlkin yaratığımız gibi sizi tekrar yaratacağız ve bize döndürüleceksiniz denilmektedir bu olay aynı zamanda tekrar yaratılışın nasıl olacağına dair bir işaret bir örnektir ve Kuran-ı Kerimden gelen bir mucizedir. Kuran-ı Kerimde bu durum peygamberimize açıklanmış ve Kuran-ı Kerim’in bir mucize olduğu belirtilmiştir. Yalnız buraya bir ekleme yapmak istiyorum. Yeniden yaradılış neden sonuç ilişkisine dayandırılarak gelişim ve değişim içinde olmayacaktır. Çünkü bunun iki nedeni var. Birincisi ALLAH Sizi tekrar yaratmam daha kolay olacak diye Kuran’da ayet vardır. İkinci neden ise artık insanlar teste tabi tutulmuş ve sınav sonuçlanmış olduğundan, ALLAH yeniden yaratma işini yaparken nedensellik ilkesinin arkasına neden saklansın gerek yok, o nedenle yaratma işlemi alenen olacaktır. Yani ruhumuz et ve kemikle kaplayarak tekrar yaratılacağız.

    Eğer bu şekilde olmasaydı bütün insanların özellikleri aynı olurdu zekâ seviyeleri renkleri boyları zevkleri yetenekleri aynı olması gerekirdi zira hayvanlarda da aynı olması gerekirdi. Demek ki değişim ve gelişimi bu şekilde yaratmak için Allah böyle yapmıştır. Değişim ve gelişim neden-sonuç ilişkisinin bir sonucudur. Neden sonuç ilişkisi bizi Allah’ın varlığına bağlar. Allah’ta yarattıklarını böyle kendisine bağlayarak yaratığı her varlığın kendisine dönüşünü bu şekilde sağlayacaktır. Ölümü ve doğumu bu nedenle yaratmıştır.

    Kuran-ı Kerim (VAKIA-58-59-60-61-62-63-64-65)

    Eğer doğumu yaratıp ta ölümü yaratmasaydı yaratmış olduğu hiçbir varlık kendisine dönmeyecekti. Bizler Âdem atamızı ve ondan önceki canlı varlıkları da görebilecektik ve şöyle diyecektik bizi yaratan anne ve babalarımızdır. Zaten bizim için ölüm yoktur bile diyemeyecektik çünkü ölüm nedir bilmeyecektik. Böyle bir dünya bizim için asıl dünya olacaktı yani şu anda inandığımız öbür dünya bizim için asıl dünya olacaktı ve bu düşüncelerimizde haklıda olacaktık. Bir düşünün doğuyorsunuz ve yaşıyorsunuz ölüm nasıl olur düşünemiyorsunuz bile. Böyle bir dünya da yaşarken Allah’ın varlığına ihtiyaç duyar mıydık? Böyle bir dünya da ölüm olmadığına göre ölümü oluşturan nedenlerde olmayacağından herhalde hayatımız çizgi film kahramanlarının hayatı gibi olurdu. Yani yaşantımızda neden sonuç ilişkisi olmazdı. Böyle bir dünyada Bizlerde bir şeyi yaparken yaptığımız şeyleri neden sonuç ilişkisine bağlayamaz aynı çizgi film kahramanlarının yaptığı gibi çizerdik onlarda biz gibi neden sonuç ilişkisi olmadan yaşamaya başlarlardı. Beklide onlarda aynı şekilde bir şeyler yaparak herkes kendi dünyasını oluştururdu ki o zamanda bak ben yaratabiliyorum diyebilirlerdi. Her yaratılan bunu söylerdi. Böyle bir dünyanın zaman kavramı nasıl olurdu bunu düşünemiyorum bile Artık siz düşünün ne kadar karışık bir durum olduğunu
    Kuran-ı Kerim (CASİYE SURESİ-24)

    İşte Allah bütün yaratılan varlıkların varlık nedenlerini kendisine dayandırabilmeleri ve kendisini görmeden inanmaları için böyle neden sonuç ilişkisi içinde ölümü, değişim ve gelişimi sağlamak için yaratmıştır.

    Gelişim ve değişim günümüz koşullarında insanlar tarafından hızlandırılmıştır. Günümüzde buna genetik bilimi denmektedir. Bu bilim dalı doğanın milyarlarca yılda yaptığını çok kısa sürelerde yapmaktadır. Bu işlemi insanların yapması sonucu değiştirmemektedir. Neden-sonuç ilişkisi içerisinde bu değişimi yine ALLAH yapmaktadır. Çünkü biz bu işleri yaparken Allah’ın koymuş olduğu matematik, fizik, kimya vb. kuralları dışına çıkmadan yapmaktayız. Zaten bu kuralların dışına çıkmamızda mümkün değildir.

    Kominizim döneminde yıllarca gelişim ve değişimin doğa tarafından yapıldığı ispatlanmaya çalışılmış ve başarılı olunamamıştır. Aslında bu işlemi doğa yapmaktadır ancak neden sonuç ilişkisi içerisinde uzun yıllarda yapmaktadır. Bu durumu Kominizimin ileri gelen siyasi ve bilim adamları hemen istemişlerdir. Çünkü bu şahıslar ölümlü olduklarından kendi yaşantıları içerisinde bu durumu görmek istemişlerdir. Ama Komünistleri de yaratan ALLAH’ ın bu şekilde bir zaman sorunu yoktur. Zaten bizim içinde bulunduğumuz zamanı yaratanda kendisidir.
    Komünizmin ileri gelenleri belki şöyle deneselerdi olurdu Sibirya ovasına en yakın olan tarlaların buğday tohumlarından alınarak kuzeye doğru yavaş yavaş çıkılarak yapılsaydı olabilirdi. Aynı Anadolu insanının koyun neslini geliştirmek için en iyi erkek tokluyu seçerek damızlık yapmaları gibi, bu işlemi asırlardır doğada yaşayan hayvanlarda yapmaktadırlar. Bu günlerde insanlarda sperm bankası kurarak yapmaya başlamışlardır ve bu durum gitgide yaygınlaşacaktır.

    Komünistler bunu hemen istemişler ancak bu amaçlarına ulaşamamışlardır. Bu amaçla buğday tohumları soğuk suda bekletilerek Sibirya ovalarına ekilmiş ve bütün tohumlar yıllarca telef olmuş sonunda Amerika devletinden getirilmiş olan melezleme tekniği ile üretilmiş buğday tohumu ekilerek başarılı olunmuştur. İşte bu melezlenmiş buğday tohumun Darvin’ in yaptığı değişim ve gelişim teorisine bir örnek teşkil etmektedir. Ama komünistler bunun farkına varamamışlardır. Boş yere insanların ölümlerine sebep olmuşlardır. Amerikalıların yaptığı neden-sonuç ilişkisi kurularak yapılmıştır. Allahın doğa kanunlarına uygundur. Fakat Rusların yaptığı neden-sonuç ilişkisi dışındadır. Bu yüzden Ruslar başarısız olmuşlardır.


    Kuran-ı Kerim (MÜLK-2, İNFİTAR-7-8)

    İşte bu durum neden sonuç ilişkisini doğurmuştur. Buda ALLAH’IN neden sonuç ilişkisi olmadan hiç bir şey yaratmadığını göstermektedir. Peygamberlere verilen mucizeler istisnai durum oluşturmaktadır. Bunu da ALLAH kitaplarında açıklamıştır. Peygamberler mucizeleri yaparken özellikle ALLAH’IN izniyle olduğunu üzerine basa basa vurgulamışlardır. Çünkü mucizeler neden sonuç ilişkisi ile açıklanamazlar. Açıklandıklarında mucize olmaktan çıkar neden sonuç ilişkisi olan tesadüflere dönüşürler. Eğer yaratılışımız neden-sonuç ilişkisi içerisinde değişmeyen bilimsel veriler sonucunda olmasaydı, her gün değişik bir mucize ve fizik kuralı, matematik kuralı (Örneğin 2+2=4,5,6 gibi ) , biyoloji ve kimya kuralları görürdük ve bunlara anlam verebilecek bir aklımız bile oluşmazdı. Bizler ne şekilde olurduk onu ancak ALLAH bilir.
    Kuran-ı Kerim (MÜ'MİNUN-91)

    Yaratırken NEDEN SONUÇ ilişkisi içerisinde yaratması sonucunda isteyen bizim yaratılışımızın yaratıcı ile ilgisi yoktur, biz tesadüfler sonucunda maddelerin birbirleri ile etkileşimleri sonucunda oluştuk diyebilmesi için, isteyeninde yukarıda belirttiğim gibi bir yaratma meydana gelmiş ve ben bu şekilde ALLAH tarafından yaratılmışım diyebilmesi ve özgür iradesini kullanabilmesi için ALLAH böyle neden sonuç ilişkisi kurarak yaratmıştır.

    Yaratılan varlıkların hepsinde neden sonuç ilişkisi ALLAH tarafından kurulmuştur. Bunun nedeni ise her yaratığı şeyi kendisine döndürebilmesi için yapmıştır.

    Kuran-ı Kerim (TEGABUN-3, AHKAF-3-4, MÜ'MİNUN-115)

    ALLAH kendi varlığı olmadan hiçbir varlığın varlık nedenini açıklayabilmesini mümkün kılmamak için böyle yaratmıştır. Yani ALLAH varsa Bende varım veya ben varsam ki varım o halde ALLAH’TA olmak zorunda diye düşünmelerini sağlamak için böyle yaratmıştır. İnsanın kendi varlığını başka türlü açıklamasına imkân yoktur. İşte bu yüzden bütün var olanların varlıklarının açıklanabilmesi için tek dayanılacak ve ihtiyaç duyulacak son nokta ALLAH’ın varlığıdır. ALLAH’IN varlığı ise neden sonuç ilişkisi dışındadır.
    Ne anlatıyorsun yahu? Bir de zaman harcayıp okudum, gören hakkaten birşey yazdığını zannedecek. Konuyla ilgili yazılar yazsanız daha iyi olmazmı.

    Neden-sonuç ilişkisinden bahsedip herşeyin nedenini kendinden önce bir başka yaratıcı olmadığını düşündüğün bir yaratıcıya bağlayıp bir ton felsefe yapmış altına da alakasız bir ayet koymuşsun. Onu yaratan olmamalıdır fikri nereden geliyor anlamış değilim. Beni bir yaratan var ama o yaratanı yaratan yok bu nasıl mantık? O zaman başka biri diyemezmi birader doğa kanunları yaratılmamıştır o kendini yaratmıştır, doğada insanı yaratmıştır. Elde bir kitap var ki kitapta mucize diye bahsettiğin ve verdiğin ayetler hakikaten komedi. Biz sizi sudan yarattık. 1500 yıl öncede insanlar üreme esnasında spermin çıktığını görebilecek zekadaydı zaten, bunun nesi mucize? Bebeğin rahimde büyüyüp 9 ay sonunda geldiğini zaten görüyorsun nesi mucize?

    Baştan sona gereksiz ve saçma bir yazı olmuş. Bence konuyla ilgili birşeyler yazmayı deneseniz daha az saçmalamış olursunuz.

    Bu arada ilk mesajda belirtilenden çok daha fazla gereksiz yapı bulunuyor. Bunun yanında mükemmel şeklinde tanımlanan bir canlı yoktur. Bu da yaratıcı ile açıklanmaya çalışılan biyolojik faktörlerin kusurlu olduğunu gösterir ki yaratıcıya toz kondurmamaya programlı insanların karşısında büyük bir problem gibi duruyor.
    Bu mesaj en son " 04.12.09 " tarihinde saat 12:40 itibariyle penguen55 tarafından düzenlenmiştir...

  4. #4
    AOG
    AOG çevrimdışı
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,183
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    güzel hoştu....
    asıl yaratıcılık böyle haberi yapabilmek....

    bir fıkra aklıma geldi onu ile alakalı...

    allahımız bir gün karar veriyor insan yaratmak istiyor....
    eline afrikadaki çamur eline alıyor yoğurmaya başlıyor, beyenmiyor. düzeltmeye çalışıyor olmuyor, uğraşıyor ve daha sonra eserini fırına atıyor.... maalesef çok uzun kalıyor fırında.... eseri karalmış. tuh diyor allahım ve bu insanı afrikaya geri bırakıyor ve ismini de zenci koyuyor .

    çin bölgesinde bir avuç toprak alıyor...bu ama ötekisinden daha iyi olacağına ve bunu fırında çok uzun bekletmeyeceğine kendisine söz veriyor.... onu şekilendirmeye başlıyor ama onuda beyenmiyor düzeltim diyor ama olmuyor işte... düzeltim derken gözlerini çekik yapıyor, boyu küük oluyor.... cık olmuyor, beyenmiyor yerine koyuyor adına da çinli diyor.

    bizim karadeniz bölgesinde eline bir toprak alıyor onu yoğruyor, şekilendiriyor.... olacak gibi sanırken, burnu uzun olduğunu fark ediyor.... düzeltim derken bu eser kaçmaya başlıyor.... allahım yetişemiyor..... OF be bu da olmadı diye serzelişte bulunuyor....
    Of'lu isim de buradan geliyor....))))

    .

  5. #5
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    bir şey yaratırmısın aptal genç.

    ne bu endüstriyel tasarımmı. nasıl bir tek hücreyse artık tüm canlı varlık ondan türüyor demesini beklemiyorsun heralde kimseden.

    yok yani sen bütün varlığın tek bir hücreden yaratıldığınamı inanıyorsun. aptalcada(!) olsa bir güç tarafındanmı. işte o hucrede aptalcaymış niyeyse..
    Bu mesaj en son " 05.12.09 " tarihinde saat 20:40 itibariyle PasakLi_Kont tarafından düzenlenmiştir...
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  6. #6
    AOG
    AOG çevrimdışı
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,183
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı PasakLi_Kont tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bir şey yaratırmısın aptal genç.

    ne bu endüstriyel tasarımmı. nasıl bir tek hücreyse artık tüm canlı varlık ondan türüyor demesini beklemiyorsun heralde kimseden.

    yok yani sen bütün varlığın tek bir hücreden yaratıldığınamı inanıyorsun. aptalcada(!) olsa bir güç tarafındanmı. işte o hucrede aptalcaymış niyeyse..

    ya dostum niçin insanları alahın varlığına inandırmak istiyorsun ki... adı üstünde İNANMAK.... bilmiş olsa adı da bilim olurdu.... ama işte değil.... bilmiyoruz onun için inanmak istiyoruz....

    çağdaşlık bilime dayanır.... inanmaya değil....
    bilimin herhangi kitabı yoktur.... statik değildir hep değişkendir.... dolaysıyla araştırdıkça o bulgu doğrultusunda bizde hayatımızı çağdaş insan olarak sürdürmek istiyoruz....

    islamın en çağdaş insanları biz türkleriz.... yahu halimize bir baksana.... müslümanların çağdaşı ancak bu kadar olur.... diğerlerini hiç düşünmek istemiyorum bile....

    belki birgün bilim adamları allahın varlığını ortaya çıkartırlar.... yedi gök arası sıkışmış onun için bizlere yüzyılardan beri ulaşamamış.... belki...

    biz ancak o zaman allahın varlığına bilmiş olacağız.... belki bizim nesil için geç olmuş olacak.... kara kazanlarda pişmiş oluruz.... yahu öldükten sonra kıçıma kazık çaksalar ne yazar.....

    .

  7. #7
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı AOG tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ya dostum niçin insanları alahın varlığına inandırmak istiyorsun ki... adı üstünde İNANMAK.... bilmiş olsa adı da bilim olurdu.... ama işte değil.... bilmiyoruz onun için inanmak istiyoruz....

    çağdaşlık bilime dayanır.... inanmaya değil....
    bilimin herhangi kitabı yoktur.... statik değildir hep değişkendir.... dolaysıyla araştırdıkça o bulgu doğrultusunda bizde hayatımızı çağdaş insan olarak sürdürmek istiyoruz....

    islamın en çağdaş insanları biz türkleriz.... yahu halimize bir baksana.... müslümanların çağdaşı ancak bu kadar olur.... diğerlerini hiç düşünmek istemiyorum bile....

    belki birgün bilim adamları allahın varlığını ortaya çıkartırlar.... yedi gök arası sıkışmış onun için bizlere yüzyılardan beri ulaşamamış.... belki...

    biz ancak o zaman allahın varlığına bilmiş olacağız.... belki bizim nesil için geç olmuş olacak.... kara kazanlarda pişmiş oluruz.... yahu öldükten sonra kıçıma kazık çaksalar ne yazar.....

    .
    kimseyi allaha inandırmaya çalışan yok.

    banene sizin inanıp inanmadığınızdan. fakat inaçsızlığınızı diğer insanın inançlarına ve değerlerine hakaret temelli değerlendirdiğinizde ben mukavemetimi ve tavrımı ortaya dökmek zorundayım. bu duruş allaha inandırmaya çalışmakla açıklanmaz. allahın avukatı değilim, şeytanında. bunu böyle algılıyorsanız algı parametrelerinizden kuşku duyarım. yani burada allaha, -hadi allahı geçelim-islama, dinlere, dindarlara, dinin sahiplerine her türlü hakeret, küfür ve aşşağılıyacı laflar edinsin, hayır bu öyle olmaz böyle olur dendiğinde ise seranetli bir alınganlık örneği gösterilsin. normal değil bu. hangi dünyada yaşıyorsunuz.

    bir şey aptalca ise onun karşılığı yapılsın demek aptalca bir tutummudur yani. bir şeyi beğenip beğenmemek o şeyin dünyada beğenilmediği anlamına gelmez. siz beğenmiyebilirsiniz ancak birileri pekala harikulade bulabilir.

    bilim diyeceksiniz, çağdaşlık diyeceksin ve bu duruşunu ''türklükle'' açıklayacaksın. bilinmeliki bilimin ve çağdaşlığın en değerli ölçüsü tarafsızlık ilkesidir. pekala uzak asya müslümanlığı dahada ileri olabilir. siz hangi yetki ve ahlaki vicdana dayanarak bunları söyleyebiliyorsunuz.

    bu durum çapdaşlıkla ve çağdaş his ve duygularlarlada açıklanamaz.

    medeniyetin, çağdaşlığın temeli şudur: bir hayat tarzının diğer hayat tarzını bastırmasını engelelemektir. görünen o ki benim hayat tarzımı bastırmada çeşitli demogojiler yapıyor ve tanımlamalar ötesi ithamlar/hakeretler peşindesin.

    en büyük çağdaşlık özgürlüktür. sosyolojik verilerin söylediği en büyük özgürlük menbaıda din ve vicdan özgürlüğüdür.

    ben her türlü totalirizme sağ, sol, dini totalirizm ve militarist yaklaşımlara karşıyım. hep başkalarını - tanımlama peşindesin. başkalarının edilgen olduğunu düşünüyor ya kötü maksatlar için kullanıldığını düşünüyorsun.
    kendi siyasi-dini-toplumsal hayat tarzını iyi bulabilirsin, doğru bulabilirsin, ahlaki bulabilirsin, pozitif bulabilirsin, şöyle veya böyle bulabilirsin bundan yana bir sorunum yok. senin hayat tarzın sana aittir. yanlış olan kendi hayat tarzını, düşünce ve ideallerini garanti altına almak için başkalarının değer, inanç ve düşüncelerini baskı altına almandır.
    Bu mesaj en son " 06.12.09 " tarihinde saat 13:50 itibariyle PasakLi_Kont tarafından düzenlenmiştir...
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  8. #8
    AOG
    AOG çevrimdışı
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,183
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    pasaklı kont,
    entresan olmuş yazın.... kötü değil aksine çok güzel olmuş.... ama ben nerden başlayacağımı bilmiyorum..... düzeltecek yanı çok ama uzatmak istemiyorum çünkü sonu hep aynı oluyor.... uzuyor gidiyor....

    ancak şunu söylemek istiyorum....

    eleştiriye daha açık olmalısınız... hakaret noktasına vardığında bile, çünkü....
    1) topluma, dünyaya mal olmuş bir hadise, bir şahıs, bizim örneğimiz de din.... elbette ağır eleştiriye, hakarete uğruyacaktır.... el oğlunun dilinin kemiği yoktur ki.... buna alışmalısınız.... çağdaş insan bunu alınmadan göğüslemeli....

    2) eleştiri.... bunun ölçüsü nedir ? KİM BELİRLER..... ZAMAN....
    dostum zamana ayak uydur artık.... çağdaşlık budur, senin tarif ettiğin değil....

    şöyle birşey düşün.... islam kültürü çok yüksek gördüğün için söylüyorum....
    buradan kalk direk danimarka halkını hedef alarak onlara küfür et.... sence herhangi danimarkalı bunu kaleye alırmı....
    ama bir danimarkalı kalkıyor karikatür yapıyor.... tüm islam alimi ayağa kalkıyor....

    adamın biri romanın da peygambere hakaret edmiş diye adamın ölüm fermanı imzalandı
    vatandaşımızın biri allah ve peygambere küfür ettiği gerekçe ile az kalı idam edilecekti

    islamda ki çağıdaşlık ve hoşgörü.....

    .

  9. #9
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    [QUOTE=AOG;7660176]pasaklı kont,
    entresan olmuş yazın.... kötü değil aksine çok güzel olmuş.... ama ben nerden başlayacağımı bilmiyorum..... düzeltecek yanı çok ama uzatmak istemiyorum çünkü sonu hep aynı oluyor.... uzuyor gidiyor....

    ancak şunu söylemek istiyorum....

    eleştiriye daha açık olmalısınız... hakaret noktasına vardığında bile, çünkü....
    1) topluma, dünyaya mal olmuş bir hadise, bir şahıs, bizim örneğimiz de din.... elbette ağır eleştiriye, hakarete uğruyacaktır.... el oğlunun dilinin kemiği yoktur ki.... buna alışmalısınız.... çağdaş insan bunu alınmadan göğüslemeli....

    2) eleştiri.... bunun ölçüsü nedir ? KİM BELİRLER..... ZAMAN....
    dostum zamana ayak uydur artık.... çağdaşlık budur, senin tarif
    Bu mesaj en son " 06.12.09 " tarihinde saat 15:21 itibariyle PasakLi_Kont tarafından düzenlenmiştir...
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    18-08-2009
    Mesajlar
    240
    Karizma Gücü
    3
    konu aslında baştan savma ve eksik....

    evrim varmıdır yokmudur bunu kesin bilemiyoruz belki. ama sen bunu kesinlikle reddediysun ve dayanağın ise ademin elma yiyerek cenetten kovulduğunu yazan, arap kültüründen hurmalardan bahesden ortaçağdan kalma bir kitap. neyse ayrı mevzu..

    evrimi geçelim.. tasarımın kusurlu olduğunu görmek için evrim bilmeyede gerek yok. örnekler ortada, 20lik diş çıkıyor daha doğrusu çıkamıyor. mesela erkeklerde prostat denen bişe var hem gereksiz, hemde sadece sorun çıkartıyor. şimdi bunun 2 açıklaması olabilir ya allah prostatı tasarlarken beceremedi, yada kıllık olsun insan eziyet çeksin diye bunu koydu. yada ben gerizekalıyım mantıklı başka açıklaması olduğu halde aklıma gelmiyor... varsa acıklaması buyursun biri yazsın aydınlanalım.

    kafayı az calıstırsan zaten ayık olursun biraz. ama herşeye sorgusuz sualsiz "adem ağaçtan elma kopardı cenetten atıldı" yazan kitaba göre inanır veya inkar edersen girme bi zahmet bu tartışmalara zira ayet copy paste etmekten başka verebileceğin bir cevap olmaz.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •