Gerçeğin ne olduğunu biliyoruz. Söylenen sözün ne anlamda söylendiğini, kimin iyi kimin kötü niyetli olduğunu biliyoruz. Buna rağmen bu kampanyanın sürdüğünü görüyoruz.
Geçmişte yaşanan acı olaylar vardır. Izdıraplar vardır. İnsanların maruz kaldıkları haksızlıklar vardır. Her toplumun tarihinde bunlar vardır. Evrensel bir gerçektir. Böyle olaylar karşısında aklı başın ülkeler, devlet adamları toplumun hissiyatına saygı göstererek, birbirlerini suçlayacak, isyan ettirecek olaylara mahal vermez.
Bu acıları, ızdırapları kendi gümrük olayları için istismar etmeye kalkışmaz. Böylesi bir örnek dünyanın neresinde var. Hiçbir yerde yok.
İnsanlığın bugün geldiği noktada çok ağır bedellerin ödendiği, inançlarına, kişiliklerine büyük saldırılarla geldiği bir gerçek. Herkesin kimliğine saygı göstererek yaşamaya çalışıyoruz.
DERSİM KRİZİ
Türkiye Dersim'i konuşuyor. Sadece dersin değil ki. Yozgat'ta, Bolu'da isyanlar var, bir sürü isyanlar var. Bu durum kimliğe saldırı, etnik saldırı olarak düşünülmemeli.
Herkes kendi konumunu korumaya çalışıyor, otoritesini korumaya çalışıyor. Kolay bir dönüşüm değil. Yüzyıllık alışkanlıklar var. Bunları kimse bir mezhep tartışmasının, kimlik tartışmasının içine sürüklemeye kalkmasın. Olay bu değil. Başbakan ve başkalarının kullanmaya çalıştığı bu olay öyle değildir.
El Beşir'in 300 bin kişiyi öldürme katliamına "katliam" değildir diyen sen nasıl olur da,
62 yıl önce yaşanmış yüreğimizi kanatan o acı olaylar için böyle demeyi, bu sözleri nasıl içine, beynine, yüreğine sindirebilirsin. Ayıp olan bu. Yanlış olan bu.