• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4

    Dinsel Davranış Bozukluğu 

    Diyanet yetkilileri Zaman Gazetesi’nin önyargıları kırmakla ilgili reklam filmini izlememiş olmalılar ki, “bebeklerden katiller yaratan” bir yangına benzin döküyorlar, hâlâ.
    Passolini’nin, ‘Sodom’un 120 Günü’ adlı filminde devlet, dörtlü bir çete olarak tasvir edilir: tüccar, politikacı, asker ve din adamı. Bunlar çevre halkının çocuklarını kaçırıp, işkence ve tecavüz eder. Sembolik olarak anlatılan, İtalya’da, faşizmin hâkimiyetindeki devlet olsa da, bütün anti-demokratik rejimlerde bu dörtlünün halkın çıkarlarına karşı işbirliği içinde oldukları söylenebilir.

    Bu genel doğruya istisna olarak iyi politikacılar da olduğu gibi, iyi din adamları da olduğunu unutmamak gerek. Din, er geç iktidar sahiplerinin bir aracı haline gelir ama çıkış noktasında vicdan, adalet ve dayanışma gibi erdemleri savunur. Marx’ın meşhur “Din halkın afyonudur” sözleri, kimilerinin dine ve dindarlara toptan karşı olmalarının gerekçesidir. Pek bilinmeyen bir önceki cümlesindeyse Marx, “Din ezilen varlığın iniltisi, kalpsiz dünyanın kalbi ve ruhsuz koşulların ruhudur” der. Güney Amerika’da zalim iktidarlara başkaldıran halkın yanında yer alan din adamları, faşistler tarafından bu nedenle katledilen papaz ve rahibeler işin bir tarafındadır, Güney Amerika sömürgeleştirilirken yüz milyonlarca yerlinin katledilmesinde büyük pay sahibi olan Vatikan diğer tarafında…

    Diyanet’in, aynen TSK gibi, eşcinsellikten ‘cinsel davranış bozukluğu’ olarak bahsetmesi şaşırtıcı değil çünkü Diyanet de, resmî ideolojinin yani İttihatçı geleneğin bir kurumu. “Bu memlekette Müslüman olunacaksa, onun da nasıl olacağını biz belirleriz” diyen Kemalist seçkinlerin bir aracı. İnsanların inançlarına bile müdahale edecek kadar haddini şaşırmış bir toplum mühendisliği projesi. O yüzden de, hükümet demokratik açılımlar yaparak, resmî ideolojinin etnik ırkçılığını bitirmeye çalıştığı bir sırada, Diyanet’in camileri mahyalarına “Ne mutlu Türküm diyene!” yazabiliyor. Hem ülkeye sadece bir dinin, sadece bir mezhebinin, sadece bir yorumunu resmî din olarak dayatıyor hem de bunu, alay eder gibi, laiklik adına yapıyor. Son bütçeye kadar bütçeden aslan payını alan iki kurum hangileriydi? TSK ve Diyanet. Tesadüf mü?

    Baba, Oğul ve Kutsal Homofobi

    Şu, çağdışı ‘cinsel davranış bozukluğu’ ifadesinin güncel kalmasının müsebbiplerinden biri, televizyonlardaki önyargı yayma programlarına katılıp, eşcinselliğin tedavi edilebileceğini iddia eden doktor bozuntularının refere ettiği Dr. Charles Socarides’tir. Bu adam neden kendi oğlunu tedavi etmemiş? Biri bana açıklasın! Richard Socarides, açık eşcinsel olmakla kalmayıp, Clinton’ın eşcinsellik konularındaki danışmanlığını yapmış. Yaşasaydı, Charles Socarides’e homofobisinin tedavisi için resimdeki ilacı gönderirdim.

    Peki, bu, ‘devlet Müslümanları’nın eşcinsellere düşmanlığının kaynağındaki düşünce nedir? “Cinsellik, zevk için değil, üremek içindir. O da, karşı cinsler arasında olur. Üremek, insanlığın devamı için elzemdir. Aile kurumu toplumun temel taşıdır vs”. Merak etmekten kendimi alamadığım husus, madem insanlığın devamı sizin için bu kadar önemli, bütün dünyada insanların sadece % 10’unun eşcinsel olması mı insan soyunu tehdit eder yoksa dünyada yaşamı tamamen yok etmeye doğru koşar adım giden kapitalizm mi? Küresel ısınmanın etkileriyle, tehlikenin boyutlarının ayan beyan ortaya çıktığı günümüzde bile, Diyanet bu konuyu es geçiyor. “Kapitalizm insanlığı tehdit ediyor” veya “termik ve nükleer santrallere hayır!” dediklerini ben duymadım. Asıl dertleri bu değil demek ki. Nedir o zaman? Asıl dertleri iktidara (kapitalizme) yani mutlu bir azınlığın mazlum çoğunluğu sömürdüğü sisteme hizmet etmek.

    Aileye gelince; aile toplumun değil, mülkiyetin temelidir. Kadını doğurma aracı yapan, toprak gibi metalar ve para üzerinden her aileyi diğer ailelerin ve dahi bir ailedeki bireyleri bile birbirlerinin rakibi kılan hastalıklı bir başka kurumdur aile. İnsanlar devlet ya da din adamının onayına ihtiyaç duymadan ve birbirilerinin ‘tapusunu’ almaları da gerekmeden pekâlâ, mutlu bir birliktelik de yaşayabilir, çocuk da yetiştirebilir. Bizim devletimiz aileyi de sahiplenme gereği görüp, bu işe bir bakanlık tahsis ettiğinde, 12 Eylül faşizminin ANAP sivil hükümeti dönemindeydik. Gazetelere verilen bir ilanda, büyük bir aile fotoğrafı yer alıyordu. Sonra anlaşıldı ki, o fotoğrafta yer alan dede ve nineler huzur evlerinden toplanmıştı. Resmî olan her şey gibi, ‘büyük aile kurumumuzun halen ne denli canlı olduğu’ iddiası da yalandı (nitekim geçen yıl Antalya’da bakamadıkları yaşlı dedelerini getirip otogara bırakma fenomeni ortaya çıkmıştı). Nice sonra, 12 Eylül faşizminin Susurluk döneminde, Çiller’in Başbakanlığındaki hükümette aileden sorumlu bakanlığın başına getirilmek istenen zatın dört hanımı olduğu anlaşılınca, iş yatmıştı. Daha dün Yargıtay denen erkek egemen guguk kurumu, kadınların bekâretinin evlilik için bir koşul olduğu yönünde bir karar aldı. Bir yandan da, erkeklerin sperm sayısının yok olmaya doğru gittiği, beş yıl içinde yapay bebek üretileceği, üreme için kadın ve erkeğe gerek kalmayacağı gibi gelişmelerle yakın gelecekte aile ancak tarih kitaplarında var olacak gibi görünüyor.

    Muhafazakârların eşcinsellik ve diğer farklı cinsel yönelimlere yaklaşımı, eşit haklar talep edenlerden daha radikal aslında: insanları başıboş bırakırsak, herkes eşcinsel veya farklı olabilir”. Bu yaklaşım, yakın geçmişe kadar eşcinselliğin tabu olduğu İngiltere’de de vardı. Bir İngiliz muhafazakâr milletvekili bu görüşü açıkça da dile getirmişti. Şimdi Diyanet’in söylediklerinin altında da aynı yaklaşımın olduğu anlaşılıyor. Bu görüşün, 68 kültürel devrimindeki yaklaşımla örtüşmesi ilginç! O zamanki sloganlardan biri, “herkesin içindeki eşcinseli ortaya çıkarmak”tı.

    The Penguin Atlas of Human Sexual Behavior’a göre, dünyada her gün ortalama 240 milyon kişi cinsel ilişkiye giriyor. Bunun 12–24 milyonunun eşcinseller olduğunu düşünürsek, Diyanet gibi kurumların ötekileştirici tutumları sadece, Aleviler ve gayrimüslimlerle birlikte eşcinsellere de hayatı biraz daha zehir etmekten başka bir anlam taşımıyor. Eşcinseller hep vardı, hep de var olacaklar. Bir gün başka bir dünyada, Diyanetin yerinde yeller eserken, herkes sevgisini de, inancını da özgürce yaşayacak.
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Escinseller nedense hep cok iyi kalpli ve arkadas canlisi oluyorlar, bu cinsel secimlerini baskiya ragmen durustce aciga cikarmalari ve alni acik yasamalarindan kaynaklaniyor sanirim.
    Escinsellere karsi degilim,isteyen istedigi kisi ile ask yapabilir....
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ


    Bir insanı zorla susturmak ona bahşedebileceğiniz en büyük onurdur. Onun size karşı olan mükemmelliğini kabul ettiğiniz anlamına gelir. - Joseph Sobran

    Bir kimsenin dusuncesini aciklayamamasi koleliktir. -Euripides

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Nedense bu konuya bir mesaj atmak geldi icimden

    BUTUN ESCINSELLER DE INSANDIR !!!!
    .

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı barristor tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Nedense bu konuya bir mesaj atmak geldi icimden

    BUTUN ESCINSELLER DE INSANDIR !!!!
    .
    Hacım sadece insanlar da değil,hayvanlarda da görülüyormuş eşcinsel eğilimler.Acaba diyorum Arabistan,İran,Afganistan,Malezya,Nijerya,Sudan gibi şeriatla yönetilen ülkelerde sevişen iki erkek At'ı yakalarlarsa yine recm cezası uyguluyorlar mı?Ya da karada yakaladıklarına uyguluyorlarsa,hani denizde sanırım deniz atları eşcinsel oluyordu,onları yakalamak içinde dalgıç ahlak polisi mi kulanıyorlar?

    Tenere bu eşcinsel hayvanlar konusunda bizi aydınlatırsa iyi olur.Şimdi birde denizatı sevenler derneğiyle papaz olmayalım durup dururkene.

    Aaaaaaİmzanda ki videoyu şimdi izledim valla.Bu ne yaa.Ulan denizatlarını yazdıktan sonra bu videoya tıkladım,hayırdır bu gece sırf bu muhabbetten gideceğiz anlaşılan.
    Bu mesaj en son " 29.11.09 " tarihinde saat 04:23 itibariyle DÜZEN tarafından düzenlenmiştir... Neden: Video hakkında görüş bildirmek

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı DÜZEN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hacım sadece insanlar da değil,hayvanlarda da görülüyormuş eşcinsel eğilimler.Acaba diyorum Arabistan,İran,Afganistan,Malezya,Nijerya,Sudan gibi şeriatla yönetilen ülkelerde sevişen iki erkek At'ı yakalarlarsa yine recm cezası uyguluyorlar mı?Ya da karada yakaladıklarına uyguluyorlarsa,hani denizde sanırım deniz atları eşcinsel oluyordu,onları yakalamak içinde dalgıç ahlak polisi mi kulanıyorlar?

    Tenere bu eşcinsel hayvanlar konusunda bizi aydınlatırsa iyi olur.Şimdi birde denizatı sevenler derneğiyle papaz olmayalım durup dururkene.

    Aaaaaaİmzanda ki videoyu şimdi izledim valla.Bu ne yaa.Ulan denizatlarını yazdıktan sonra bu videoya tıkladım,hayırdır bu gece sırf bu muhabbetten gideceğiz anlaşılan.
    Ya bu kemiksiz haci benim imzamda var ama galiba Turkiyeden youtube seyredilemiyormus.Bir son kiyak yapayim


  6. #6
    depro_bia adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2009
    Mesajlar
    52
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı barristor tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ya bu kemiksiz haci benim imzamda var ama galiba Turkiyeden youtube seyredilemiyormus.Bir son kiyak yapayim


    Bu hacıya bitiyorum.Hacı olmadan önce sanırım striptiz kulubünde dansçılık yapıyordu.Dans edişe bakar mısın yahu
    Şüphelerle yaşanan bir hayat içersinde,"sorgucu olma" derler sana.Sen inadına sorgularsın doğayı,onlara inat,aydınlansın karanlıklar diye...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •