• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 5 12345 SonSon
47 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Uye elbistanli46 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-09-2008
    Mesajlar
    6,329
    Karizma Gücü
    5

    Çanakkale'de 'Kürt' gerilimi

    Bıçaklama olayından sonra binlerce kişi doğu kökenlilerin yaşadığı mahalleyi bastı.

    Çanakkale'nin Bayramiç İlçesi'nde dün yaşanan bıçaklama olayının ardından yaklaşık bin 500 kişi yürüyüş düzenledi. Kalabalık daha sonra ilçede yaşayan doğu kökenli vatandaşların yaşadığı mahalleye gelerek slogan attı. Güvenlik güçleri olayların büyümemesi için ilçede geniş güvenlik önlemleri aldı.

    Bayramiç'te dün gece saat 22.00 sıralarında bir tartışma esnasında doğu kökenli bir vatandaş Bayramiçli bir kişiyi bıçakladı. Bıçaklama olayından bir saat sonra yaklaşık bin 500 kişi ilçe merkezinde toplandı. Toplanan kalabalık daha sonra Bayramiç'te bulunan doğu kökenli vatandaşların bulunduğu mahalleye doğru yürüyüşe geçti.

    Bayramiç İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, üzücü bir olayın yaşanmaması için jandarmadan da yardım istedi. Kalabalığın olay yaratmadan dağıtılması için Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü'nden de, çevik kuvvet ekipleri Bayramiç'e sevk edildi. Bayramiç Kaymakamı Şahin Arslan da olay yerine gelerek vatandaşları dağılmaları konusunda uyardı.

    Kalabalık, Bayramiç Kaymakamı Şahin Arslan'ın konuşması ve çevik kuvvet ekipleri'nin ilçeye gelmesinin ardından dağıldı


    http://www.habercem.com/Canakkalede-...limi_8761.html

    iç savas'in esigindeyiz, yaziklar olsun.
    [COLOR="Purple"][FONT="Arial Narrow"][I]Muhammed miraç'a vardığı gece,
    Kapıda gördüğü Aslandır Ali..Sen Alisin güzel şah...[/I][/FONT][/COLOR]



    [B][COLOR="Red"]Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA GİDİCİ[/COLOR][/B]

  2. #2
    dede 60 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2007
    Mesajlar
    10,095
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Bunlar istenmeyen ama beklenen olaylardır. Bundan sonra tahminime göre bu tip olaylara sık sık şahit olacağız.

  3. #3
    kaiser adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2003
    Mesajlar
    8,571
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Alıntı dede 60 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bunlar istenmeyen ama beklenen olaylardır. Bundan sonra tahminime göre bu tip olaylara sık sık şahit olacağız.
    Bence bunu istemeyen sadece bizleriz.

    Kürt ırkçılarının partisi ve onun destekçileri zaten toplumu buna hazırlıyor ve istiyor.
    Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.

  4. #4
    dede 60 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2007
    Mesajlar
    10,095
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı kaiser tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bence bunu istemeyen sadece bizleriz.

    Kürt ırkçılarının partisi ve onun destekçileri zaten toplumu buna hazırlıyor ve istiyor.
    Eğer böyle bir şeyi arzu ediyorlarsa memnuniyetle yerine getirilir. Hem de fazlasıyla.

  5. #5
    VAZGEÇME SAVAŞ LÜTFEN AŞİNA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-05-2007
    Mesajlar
    3,330
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    İktidar kaş yaparken göz çıkardı.
    Biz önceden daha barış içindeydik.
    Türkiye iç savaşa doğru gitmez umarım.
    Olayın neden çıktığıda önemli.
    Sadece normal bir tartışma sonucumu
    Yoksa siyesi bir tartışma sonucu mu oldu,buda çok önemli.
    Ayrıca bayramiç halkı'nın yürüyüşü
    Bunlar artık Türk milletinin sabrının taştığını gösteriyor.
    KURT KARIN DOYURMAK İÇİN KÖPEKLİĞE RAZI OLMAZ ....

  6. #6
    Rize/Güneysu/Adacami <span style='color: #8B0000'><span class='glow_000000'>Jonnhyrook</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-05-2007
    Mesajlar
    5,870
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Sınır kapısında olanlar fitili ateşledi.
    İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır

    Johhnyrook nedir?
    http://www.youtube.com/watch?v=Y7qcN...eature=related

  7. #7
    igneci42 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-03-2009
    Mesajlar
    733
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı kaiser tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bence bunu istemeyen sadece bizleriz.

    Kürt ırkçılarının partisi ve onun destekçileri zaten toplumu buna hazırlıyor ve istiyor.



    Dediklerinize katiliyor, ve ekliyorum.

    Burada en büyük sorumlu hükümettir. Müzakereye baslayan aklinca dogulu vatandaslarimizin oylarini cukkaya girecegini tasarliyan ve abd isbirlikciligi yapan bas sorumludur.

    Muhalefet partileri durumun böyle olacagini söylerken, iktidar türkü mü söylüyor zannetti?

    akp+dtp-pkk el ele verdiler ülkeyi hizla catisma ortamina götürüyorlar. Ben bunu bilir bunu söylerim.
    EBU CEHIL KAZDIGI KUYUYA DÜSECEK;
    BU IKTIDARI %70 MUHALEFET DEGIL; DTP+PKK BITIRECEK: .


    BUNLAR GÖTÜRÜCÜ AMPULLERI PAT-LA-YA-CAK;
    ICERIDE GERICI, DISARIDA VERICI, YAKINDA DA GIDICI.


    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ

  8. #8
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    eşit görmüyoruz, eşit görmüyorsunuz. düz ovaya inin derken sizi ajite eder-etmez her şeyiyle kabul etmelisiniz. demokratik-rekabet ortamı bunu gerektirir. kimseye ihsanda bulunulduğuda yok. lutuf değil af, ana dilde eğitim, kürtlerin varsayılması. PKK sıkışmış, sarılacak bir dal arıyor. PKK yı bitirecek o dalda kırıldımı ahu vah ederiz ülke olarak. aynı geminin insanları olduğumuzu hep unutuyoruz. eşit vatandaşlık hukuk ve hakkları bu ülke toplumuna zorunlu ders olarak verilmeli..

    neyse AHMET ALTAN ın bu günkü yazısı karşı '' ergenekon '' un zihniyetini bu makele ile özetliyor.

    nasılki dindar-mutedeyyin-demokrat-demokrasiden yana herkesi bir cehpeheye maledip cepheleşmeler üzerinde kara propagandalar yapılıyorsa....

    iyiye, doğruya, demokratikleşmeye giden her şeye tepki koyan kesimide tek bir koro halinde '' ergenekoncu'' olarak görmek bir buluş, keşif. bilerek veya bilmeyerek türkiyenin trendini bozanlar ergenekonculardır. öyle ya bilinmez, tanınmaz, kim olduğu belli olmayan cemaatçiler varsa, bilinmez, anlaşılmaz, ajan şeklinde ergenekoncularda vardır demek istiyorum.

    hükümetin yaptığı iyi bir şeye birileri kötü diyorsa ve medya, yargı, baro,cunta v.s leri ile tek bir koro halinde vaveyleler koparılıyorlarsa bende inadına hükümetin her yaptığına iyi demek durumunda kalıyorum.
    Aslında oyun çok basitti.

    Sistemi “üç ayak” üstüne kurmuşlardı.

    Ordu, yargı, medya.

    Ve, bunlar gerçekle hiç alakası olmayan bir Türkiye tablosu çizip insanları buna inandırmaya çalışıyorlardı.

    Ordu, disiplinli, güvenilir ve şanlıydı.

    Yargı, bağımsız, tarafsız ve saygıdeğerdi.

    Medya, dürüst ve gerçekçiydi.

    Halkı da parçalara ayırıp biçimlendirmişlerdi.

    Kürtler teröristti, dindarlar yobazdı, solcular haindi, Aleviler ahlaksızdı.

    Sistemin hedefi olmak istemeyen bu gruptakilerin neler yapacağı, nasıl davranacağı da belirlenmişti.

    Kürt olabilirdin ama “aslında Türk” olduğunu söyleyecektin, dindar olabilirdin ama dinin gereklerini yerine getirmeyecektin, solcu olabilirdin ama hayatı “yüce Atatürk’ün ilke ve inkılâplarına” göre değerlendirecektin, Alevi olabilirdin ama Alevi olduğunu söylemeyecektin.

    İtiraf etmek gerekir ki bu oyun tuttu.

    Ezilenler, sistemin birbirleri hakkında söylediklerine inandılar çünkü.

    Kendine “yobaz” denen dindar buna kızdı, bunu haksız buldu ama Kürtlerin “terörist” olduğuna inandı.

    “Bana yobaz derken haksızlık eden biri, Kürt’e terörist derken de haksızlık yapmış olamaz mı” diye sormadı.

    İşkencelerden geçen, köyleri yakılan, insanları sokaklarda öldürülen Kürtler, kendilerine “terörist” denmesindeki haksızlığı görüyorlardı ama dinarların “yobazlığı” konusunda bir kuşkuya düşmediler.

    İnsafsız bir propagandayla “ahlakları” sorgulanan Aleviler, “insan sevgisini ibadetinin merkezine koyan birine ahlaksız diyenin, diğerleri hakkında söylediklerine inanmam doğru mu” diye sormadı.

    Her askerî darbede belleri kırılan, en büyük acıyı çeken solcular, “Kürtlerin emperyalizmin ajanı teröristler olduğuna, dindarların irticacı yobazlar” olduğuna inanmakta neredeyse hiç duraklamadı.

    Bu tabloyu olaylarla kanıtlamak için aşağılık oyunlardan da geri kalmadılar, Kürtler vahşi baskılarla dağlara sürüldü ve böylece boyunlarına “terörist” yaftası daha rahat asıldı.

    Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da kitle eylemleriyle Alevilere saldırıldı, bütün Sünnilerin “yobazlığı” hak etmesi sağlandı.

    Aleviliğin ne olduğunun anlatılmasına izin verilmedi ama onlar hakkındaki rezil propagandalar hep sürdürüldü.

    Sistemin bu “yalancı dürbününün” merceği medyaydı.

    Sistemin istediği görüntüler oradan yayılıyordu topluma.

    Orduyla yargı hiç sorgulanmıyor ama halkın bütün kesimleri sürekli yaftalanıyordu.

    Yalana ve çarpıtmaya dayalı bu sistem sonunda inanılmaz yolsuzluklar ve suçlar üretmeye başladı “sorgulanmayan kurumların” içinde.

    Dünya da değişmeye başlamıştı.

    Devletin her istediği suçu işleyebildiği, halkın sürekli baskı altında kaldığı ülkenin “bir çöplük” haline gelmesi, bütünleşmekte olan dünyayı da rahatsız etti.

    Ülkenin içi de huzursuzlanıyordu, sermaye el değiştiriyordu.

    Gerilim gittikçe artıyordu.

    Sonunda sistemin “üç ayağı” göbeğinden yarıldı.

    Ordunun içinden “darbeciliğe engel olmak” isteyen askerler çıktı, yargıda “hukuksuzluktan rahatsız olan” hukukçular hareketlendi, medyada bu sistemin dışında kalan gazeteler ve televizyonlar belirdi.

    Türkiye gerçekleri görmeye başladı ve ikiye ayrıldı.

    Ordunun içinde cunta kuran subaylarla, cuntalara karşı çıkan subaylar var ve “sistemden” yana olanlar “cuntacıları” gerçek ordu kabul edip, buna karşı çıkanlara “muhbir” diyor.

    Yüksek yargıçlar, Ergenekon savcılarını durdurmaya çalıştığında, sistemden yana olanlar “yüksek yargıçları” yargının temsilcisi kabul ediyor.

    Ordunun cuntacılarıyla, yargının “hukuksuzlarını” sahiplenen medya da kendine “merkez” medya adını takıyor.

    Ama bu sistem, “yarım ordunun, yarım yargının, yarım medyanın” taşıyamayacağı kadar ağır suçlarla yüklü, onun için de “üç ayak” bel veriyor, esniyor ve kırılmaya doğru gidiyor.

    Ordunun içindeki cuntaların planları ortaya çıkıyor, “askerî muhtıralara” karşı çıkmayan barolar “hoş geldin darbeci” pankartlarıyla karşılanıyor, Kafes planını görmezden gelen medyaya “senin asıl görevin ne” diye soruluyor.

    Şimdi sıra, Kürtlerin, dindarların, Alevilerin, solcuların, bu baskıcı sistemin kendileri hakkında söylediklerini gözden geçirmesinde, “benim için yalan söyleyen, diğerleri için neden doğru söylesin” diye sormasında.

    Ezilenler bu soruyu sorduğunda bu sistem bitecek, bu ülkenin çocukları eşitsizlikten, esaretten, baskıdan kurtulacak.

    http://taraf.com.tr/makale/8708.htm
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  9. #9
    kaiser adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2003
    Mesajlar
    8,571
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Bir gün kendi fikirlerini yazsan Pasaklıkont. Yoksa kendi fikirlerin ancak başkaları fikir üretmesinden sonra mı meydana geliyor? Hatta bence kendi fikirlerin bile yok şakirtçiğim.
    F.G açılıma karşı olsa büyük olaslıkla sen de olurdun. Şimdi ise vatanı bir memeye tercih eden Ahmet Altanın peşinden gidiyorsun. Hayret F.G öyle meme sevdalısı değildir, şakirtlerindeki bu şehvet düşkünlüğü(!) nereden geliyor?

    Yazıya gelince tamamen sonuçlar üzerine yazılmış ve sebepleri körmeyen kör bir yazı. Onunda ötesinde kendisi bir takım çıkarımlarda bulunmuş bunların doğruluğuna Allah kelamı gibi inanmış ve ondan sonra da yazısını buna göre meydana getirmiş.
    Ortada büyük bir mantık hatası var.

    İnsanların kürtlere terörist olarak görmesi, medya,ordu ve yargıyla meydana gelmiyor. Öyle olsa bu 3lü her türlü ajitasyonla AKP denen partiyi iktidara getirmezdi.
    Yargının zaten böyle bir gücü yok. Çünkü olan kanunları uyguluyor. Burada YÜRÜTME VE YASAMAYI konu dışı bırakıp yargıya abanmak tam bir Ahmet Altan ve onun gibilerin İKİYÜZLÜLÜĞÜ. Yürütmeyi eleştiremez, tıpkı Pasaklıkontun eleştiremediği gibi. Kul zihniyeti işte. F.G eleştirirse eleştirebilirler ancak
    Medya ise bu konuda bence sınıfı geçmiştir. Toplumdaki gerilimi görmezliğe geliyorlar. Eğer bu gerilimi su yüzüne çıkarırlarsa o zaman olaylar daha da büyür.
    Ordu ise bu nefreti azaltıyor. Güneydoğuda Ordunun Polisten daha çok sevilmesi bunun göstergesi. Askerliğimi orada yaptım ve buna çok şahit oldum.
    Fakat bunu da yürütmeye yani iktidara laf gider diye görmezden geliyor F.G'nin şakirtleri

    Kürtleri teröristlere bir tutma fenomeni ne zaman ortaya çıktı? PKK en güçlü olduğu en çok insan öldürdüğü zaman olmayan bu durum niye şu an var?

    DTP adlı kürt ırkçısı partinin PKK adlı TERÖR örgütüyle arasına mesafe koymayıp hem kendini hem de PKK'yı TÜM KÜRT HALKININ temsilcisi olarak ilan etmesi bunda en büyük sebeplerden biridir.
    Yıllardır PKK=Kürt söylemlerinden kaçınan medya ile değil bu ilan ile Kürtlere yönelik baskı daha da artmıştır.
    Ayrıca açılım denen saçmalıkla AKP'nin DTP'yi muhattap alması hatta daha da ötesi PKK'yı muhatap alması bu nefreti körüklemiştir.
    PKKlı teröristlerin zafer nidalarıyla KAHRAMAN olarak karşılanması ise fitili ateşlemiştir.
    Çocuklarını dağa çıkarak öldüren insanların temsilcileri kahraman olarak görülmesi Türk halkında büyük bir gerilime yol açmıştır.
    Üstelik hala da gerilimi DTP ve Kürt ırkçıları bilerek ARTTIRMAKTADIR.

    Bunu görmeden hala suçu orduya,medyaya ve yargıya atmak SAHTEKARLIKTIR. Aslında bunun sebebi belli. Çünü hala tam olarak ele geçiremedikleri 3 güç bunlardır.
    Yürütme,Yasama ellerinde. Ülkenin bürokratik yapısı ellerinde. Polis ellerinde.
    Sivil darbe ile ülkeyi BASKI REJİMİYLE yönetmek için 3 kuruma daha ihtiyaçları var: Ordu, Yargı ve Medya...
    O sebeple ABD'de yaşayan ağlak ve onun şakirtleri ve onları destekleyenler bu 3 kuruma durmaksızın saldırıyorlar.

    Pasaklıkont, hadi bakalım şimdi konuyla alakalı başka bir yazı bul da onunla savun fikirlerini
    Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.

  10. #10
    AOG
    AOG çevrimdışı
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,183
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    türkiye bölünüyor deyip insanları galyana getirenler utansın....
    onur öymen zihinde olanların da canı cehenneme....

    yakın tarihinde ders hiç almayacakmıyız....


    .

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. İntihar saldırısı gerilimi artırdı
    2005 Konuları bölümünde angel_nili tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 06.12.05, 08:39
  2. Çanakkale'de özel okulda bir ilk
    2005 Konuları bölümünde baran_1903 tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 23.11.05, 00:04
  3. Ermeni Konferansı gerilimi
    2005 Konuları bölümünde KaOs__64 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 24.09.05, 09:41
  4. Çanakkale'de Faciadan Dönüldü!!!
    2005 Konuları bölümünde Ebruli tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 22.04.05, 12:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •