Bir zamanlar 40 bin Musevi’nin yaşadığı Afganistan’daki ‘son Yahudi’ Zebulon Simentov’un hayatı yazılsa roman olur.
Derler ki insan kendini ne hissediyorsa odur. Babası ve dedesi haham olan eski halı tüccarı Zebulon Simentov için de durum tam böyle. 11 yıl önce bir vesileyle geri döndüğü Afganistan’da bambaşka bir hayat kurmuş kendine. Halı tüccarlığını bırakmış, yıkık dökük sinagoga yerleşmiş. O gün bugündür de sinagogun bakım ve bekçiliğini üstleniyor. Kendini ‘aileden haham’ olarak görüyor. Ne Taliban’ın şiddeti ne de yalnızlık yolundan döndürebilmiş Simentov’u. Hatta israil’e göç eden eşi ve çocukları bile koparamamış onu Afganistan’dan. On binlerce dindaşının aksine o hâlâ Kabil’de. Yaşadıklarına rağmen kendini hâlâ bu ülkeye ait hissediyor. “Burası benim vatanım” diyen Simentov, resmî kayıtlara göre Afganistan’da yaşayan son Yahudi. Başından geçenler ise roman olacak nitelikte.
1959’da Afganistan’ın güney kenti Herat’ta dünyaya gelen Simentov, hayatının büyük bölümünü yurt dışında geçirmiş. Heratlı babası hayvan tüccarıydı. Simentov, önce Türkmenistan’da, ardından İsrail’de yaşamış, halı ticaretiyle uğraşmış. 1998’de Kabil’deki Yahudi mezarlığının onarım projesine dâhil oluşu hayatını değiştirmiş. Onarım için gerekli parayı İsrail’den Kabil’e getiren Simentov, geri dönmemiş. 1998’den beri Kabil’de. Bir bedeli de olmuş bu kararının. İlk Taliban’la (Afganistan’ın en kalabalık etnik topluluğu Peştunlardan oluşan radikal bir grup) yüzleşmiş. Defalarca sorgulanmış, hapse atılmış. O günleri hatırlatanlara “Beni çok dövdüler.” diyor. Sadece Taliban’la değil, yalnızlıkla da yüzleşmiş. “Neden yalnızsın?” diye soranlara, en son 1979’daki Sovyet işgalinin ardından ülkede kalan 8-9 Yahudi ailesinin de İsrail’e göç ettiğini anlatıyor. Kendi ailesi de birkaç yıl önce taşınmış İsrail’e. Çoğu onu ‘İsrail ajanı’ olarak görse de kendisi, “Yalnız da olsam burası benim evim.” diyor.
Tarihî kayıtlar Afgan Yahudilerinin büyük bölümünün İran’dan geldiğini ortaya koyuyor. 19. yüzyılda İran’a sınır Afgan kenti Herat başta, ülkede yaklaşık 40 bin Yahudi’nin yaşadığı kabul ediliyor. Bugün hâlâ İsrail’den Yahudi ziyaretçilerin uğrak noktası olan Herat’ta Yahudi mirasını görmek mümkün. Yahudi mezarlarının yanında restorasyonuna başlanmış 4 ayrı sinagog bulunuyor. Bunlardan biri camiye çevrilmiş, biri de okul olarak kullanılıyor. Herat, en büyük Yahudi göçünü 1948’de vermiş. 280 aile yeni kurulan ve nüfusunu artırma çabasındaki İsrail devleti tarafında memnuniyetle karşılanmış. İsrail’e göçler sonraki yıllarda da sürmüş. 1949’a kadar 5 bin aile İsrail’e taşınmış. Kalanların çoğu 1979’da Sovyet işgalinin ardından ayrılmış ülkeden. İsrail’in yanı sıra Orta Asya ve Hindistan’a yerleşenler olmuş. Bilineni kadarıyla bugünlerde Herat’ta Yahudi bir aile mevcut değil. Ancak 150 yıllık mezarları hâlâ ayakta. Yaklaşık bin mezar taşının bulunduğu kabristanı Afgan bir aile koruyor. Zaman zaman Yahudi ailelerin kabristana ziyarete geldiği oluyormuş.
Herat’tan farklı olarak Kabil’deki sinagog hayli pejmürde görünüyor. Bakım ve bekçiliğini (Shamash) haliyle Zebulon Simentov üstleniyor; zira bilinen tek Yahudi o. Simentov sinagogun içindeki küçük bir odada yaşıyor. Günlük ihtiyaçlarını yurt dışındaki Yahudilerden gelen bağışlar ve hoşgörülü Müslüman komşularının yardımıyla karşılıyor. Haftada bir iki kez yanına gelen Müslüman arkadaşı onun eli ayağı oluyor âdeta. Pek dışarı çıkmıyor, ülkede olup biteni küçük televizyonundan takip ediyor. İbadetiyle okumalarını hep bu odada yapıyor. Yalnızlığını evcil kekliğiyle gidermeye çalışıyor. Geleneksel Afgan kıyafetleriyle (Afgani) kolayca ayırt edilemiyor Müslümanlardan. Taliban’dan çekindiği için kipasıyla dışarı çıkmıyor.
Simentov, Taliban’dan çekindiğini söylese de asıl Yahudi komşusu İshak Levin’den çekmiş. Kader, bu iki Yahudi’yi yıkık sinagogda buluştursa da, cemaatsiz sinagoga hükmetme hevesi birbirine düşürmüş onları. Levin 2005’de 80 yaşında ölene dek hep birbirileriyle uğraşmışlar. Sinagogun ilk bakıcısı Levni mabede sonradan yerleşen Simentov’u ilk günden itibaren göndermenin yollarını aramış. Simentov’a göre Levin, onu öldürmeye bile çalışmış.
Levin’in hikâyesi de Simentov’unkinden farksız. 1925 doğumlu Afgan Yahudisi Levin göç dalgalarına kapılmayıp ülkede kalanlardan. 1979’da Sovyetler Kabil’e girince din adamı olmamasına rağmen sinagogun bakıcılığını üstlenmiş. Kabillilerin yakından tanıdığı Levin, geçimini Müslüman kadınların falına bakarak, aşk büyüleri yaparak sağlamış. Taliban durumu fark edince hapiste bulmuş kendini. Levin sonraki yıllarda da hapse girmiş. Ancak bu sefer sinagoga yerleşen Simentov’un karalama kampanyaları sebep olmuş.
Yeri geldiğinde bu rekabet her ikisine zarar vermiş. Levin, “Ben Müslüman oldum ama Simentov vecibelerimi yerine getirmeme imkân vermiyor” diye Taliban’a şikâyet edince Simentov işkenceye çekilmiş. O da Levin’i ‘genelev işletmek’le suçlayıp hapse attırmış. 7 yıl boyunca sinagogun iki odasını paylaşan bu iki Yahudi, sinagogdaki malların paylaşımı konusunda da kavga etmiş. Simentov’a göre dinî yeterliliği ve hassasiyeti bulunmayan Levin sinagogdaki 500 yıllık Tevrat’ı Taliban’a kaptırdı. Simentov 2001’de Taliban’ın devrilmesinin ardından eski Tevrat’ın peşine düşmüş. Kitaba el koyan komutanın Amerikan askerlerince yakalanıp Guantanomo’ya götürüldüğünü öğrenmiş. Ancak Tevrat’a ulaşamamış. Yaşlı Levin, Simentov’u Taliban’a ‘İsrail ajanı’ diye şikâyet etmiş. O dönemde ülkede iktidar olan Taliban her ikisini de sorguya çekmiş. Genç olduğu için sorguda dayağın çoğunu Simentov yemiş. Levin’in yerde yatan cansız bedenini bulduğu günü hiç unutmuyor; ama yine de arkasından iyi konuşmuyor: “Ondan kurtulduğum için mutluyum. Kötü biriydi, beni öldürmek istemişti. Ama şimdi patron benim. Çoğu zaman onu Yahudi olarak da görmedim. Büyücülüğünden bıkmıştım.”
Sinagogun ardından taşındığı Kabil’deki tek odalı evinde 5 yıldır yalnız başına yaşayan viski düşkünü Simentov, onca zorluğa rağmen Afganistan’dan ayrılmayı düşünmüyor. Kabil yönetimi sinagogları restore etmeye başlasa da o Taliban ile El Kaide’nin bu mabetleri yaşatmayacağını iddia ediyor. Yakındığı tek şey Kabil’in soğuk havası: “Bu kent yaşlı bir adam için epey soğuk.”