biz

ne peygamberler gördük

aşkın önünde secde eden

( Hasreti isa )


beni hayatın kıyılarına sa(vuran denizin dalgasına





aşkın
doğum yeriydi yüreğin
saçların
harman yerinde savrulan buğday kokusu
bir derviş abdest alır gözlerinde
gözlerinde
iki bin yıllık bir ömür
güler geçer kendine



ruhta
can olur ten
cam kırılır
parçalara bölünür kullar
hep yanlış yerlere kondu uçurumlar




öteki yüz
düşürdü sendeki rengini
oy bende kaldı
umudun bahar filizi
yağmurlarda bile
dallarım dargındır yeşile
sen de
terk edip
gitme






uçarı bir ekim
pamuk kozalarını unutur toprakta
işçiler yine sevişmekten
geç kalırlar vardiyalara
yollara taşırlar elbiselerini
ter kokar
otobüslerde asılır kalır elleri
hep solgundur / vurgundur
zaten yüzleri




yüzün
iki yol arasında kalmış üşüme
yüzün
uzaklarda yorgun bir göçebe
sen güldükçe
nehirler taşar
dünya rengini bulur bedeninde




şeytanlar kılık değiştiriyor aklında
aklında
kendini çarmıhlara germiş bir yürek
dimdik durur karşında





yazılmadı daha güncesi aşkın
yazılmadı
bizi sevdalara götüren kederin kaderi
daha
y(azılmadı
dörtnala sevişmelerle varamadık sabaha
daha çok uzağız
mutluluğun vuslatına




acılar
çürüğe çıkarıyor aşkı
aşk ki
darmadağın bırakıyor insanı



biz ne çok şeylere geç kalmıştık oysa
ne çok şeyler de bize geç kaldı aslında




benim dilim dönmez
ey adı deniz
umudu şekilsiz
sen söyle
ayrılıklar çalmasın
aşındırmasın yüreğimizin kapısını





çalacaksa
mızrapsız
aşk çalsın gönül sazımızı
kalacaksa
aşk şarkıları çalsın
ölümsüz sevdamızı




İsa İnan