• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    kdvmuhtasar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    1,419
    Karizma Gücü
    6

    Jandarma'nın dört helikopteri firarda

    Jandarma Genel Komutanlığı 1995 yılında Rusya federasyonundan 19 adet MI-17 helikopteri satın aldı. 2004 yılında dört adet helikopter Rusya'ya gönderildi. Modernizasyon tamamlanamayınca sözleşme feshedildi. Ama gönderilen helikopterlerin ne olduğu hakkında bilgi yok. Helikopterlerin akıbeti meçhul.
    Yazı Boyutu 10 12 14 16
    Taraf Gazetesi Yazarı Süleyman Yaşar son günlerde gündeme gelen Tank ihalesinden sonra Helikopterlerin akıbetini soruyor. İşte Süleyman Yaşar'ın yazısı

    Tankların yanında helikopterler de kayıp

    Savunma Sanayii Müsteşarlığı modernizasyon amacıyla 2002 yılında tank ihalesi yaptı. Aynı yıl Jandarma Genel Komutanlığı da yine modernizasyon amacıyla helikopter ihalesini tamamladı. Ama bu ihaleleri kazanıp işi yapacak olan firmalar 160 tank ve 4 helikopteri, işin süresi dolduğu halde teslim etmediler. Tankların ve helikopterlerin akıbeti meçhul.

    Açılan tank modernizasyon ihalesi, İsrail firmasına, 687,5 milyon dolar bedelle verildi. Firma 10 adet tankı modernize edip teslimatını yaptı. Ama kalan 160 tank, işin bedeli ödendiği halde teslim edilmedi. Bu konuyu değerlendiren tecrübeli bir savunma uzmanı “Aslında bu silah modernizasyon işlerini ABD yapar. İsrail sadece bir aracıdır. Çünkü Amerikalılar, bu tip savunma ihaleleri için Senato'dan izin alınması gerektiğinden, işler uzamasın düşüncesiyle, İsrail firmalarını kullanır. Tankların modernizasyonunun gecikmesinde ABD'nin parmağı olabilir” dedi. Anlaşılan teslimatı geciken tankların akıbetini ABD'ye sormak gerekiyor. Aynı savunma uzmanı “Tankların teslim edilmemesinde, Türkiye'nin yerli tank üretimi projesini Koç Holding'in Otokar firmasına vermesinin de etkisi olabileceğini” söyledi. Çünkü Koç Holding 2012 yılına kadar yerli tank Altay'ın prototipini yapacak. Sadece bu prototip için 500 milyon dolar bütçe ayrıldı. Bu projenin İsrail firmalarına, dolayısıyla ABD firmalarına verilmemesi tankların teslim edilmemesinin bir nedeni olabilir.

    Gelelim kaybolan helikopterlere... Jandarma Genel Komutanlığı 1995 yılında Rusya federasyonundan 19 adet MI-17 helikopteri satın aldı.Bu helikopterlerden iki tanesi düştü. Kalan 17 helikopterlerin modernizasyonu için 2002 yılında açılan ihaleyi 13,5 milyon dolar bedelle Joint Stock Company Kazan isimli Rusya'nın Kazan kentinde faaliyet gösteren bir firma kazandı. 2004 yılında dört adet helikopter Rusya'ya gönderildi. Modernizasyon tamamlanamayınca sözleşme feshedildi. Ama gönderilen helikopterlerin ne olduğu hakkında bilgi yok. Helikopterlerin akıbeti meçhul.

    Paralar ödenmiş, komisyonlar alınmış... Peki, bu kayıp tank ve helikopterlerin hesabını kim verecek? Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın denetimi 3238 sayılı kanuna göre yapılıyor. 3238 sayılı kanunun 17. maddesinde “Müsteşarlık ve Savunma Sanayii Fonu'nun her türlü işlemi Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye ve Gümrük Bakanlığı'nca iki yıl için seçilecek birer kişiden teşekkül eden bir kurul tarafından denetlenir” hükmü var. Anlayacağınız işi yürütenlerle denetleyenler aynı birimler oluyor. Böyle denetimlere göstermelik denetim denir. “Denetim var mı” diyerek sorulduğunda. “Evet var...” diyebilmek için formüle edilir bu denetim türleri.

    Gelelim denetimin aslına... Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, 4046 sayılı kanunun 11. maddesine göre TBMM adına Sayıştay tarafından denetleniyor. Peki, aynı statüdeki Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nı Sayıştay niye denetleyemiyor? Bu sorunun cevabını TBMM vermeli. Halkın temsilcisi olan milletvekillerinin, kendilerini, denetimde devre dışı bırakan yasaları gözden geçirmeleri şart.

    http://www.samanyoluhaber.com/h_3324...-firarda-.html

    askeri ihalelerin acilendenetlenmesi gerekiyor.yolsuzluk konusunda çoooook duyarlı arkadaşlardan bu konulardada aynı hassasiyeti bekliyoruz.
    ||BDP||

    Hey ekpekü’l-küpekâ! Köpekten tekepküp etmiş köpek!
    Siyaseti dinsizliğe âlet yapan bazı adamlar, kabahatini setr(örtmek) için başkasını irtica ile ve dinini siyasete âlet yapmakla itham ederler.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Elazığ Jandarma Komando birliklerine, taburlarına selamlar. 84/1 kral devre. Bixi çavuşu.

  3. #3
    <span style='color: #000000'>kafkaslar</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-10-2009
    Mesajlar
    5,451
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    rezillik sadece rezillik.

  4. #4
    kdvmuhtasar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    1,419
    Karizma Gücü
    6
    Öğretmenim bunlar kopya değil kağıt parçası

    Tıpkı sınıfta kopya kağıtlarını yakalatan öğrencinin “Öğretmenim bunlar kopya değil kağıt parçası ne var ki” demesi gibi. Darbe belgesine kağıt parçası demek asimetrik psikolojik savaştır. 3 cm zırhı delen silaha boru demek asimetrik psikolojik savaştır.

    Yaşar Büyükanıt paşa Dolmabahçe’de sunulan kendisine yönelik suikast planını Genelkurmayın bilgisayarlarında teyit ettirince asimetri- simetri ayırımını yapmıştı. Aynı dürüstlüğü darbe planları konusunda da bekliyoruz. Hazırlıksız darbe olmaz, siyasetçilerin zekalarından şüpheleri varsa iddialarına devam etsinler.

    Sakıncalı Komando

    YAŞ yoluyla irtica ve disiplinsizlik gerekçesi ile ihraç için bir örnek “Aydın Yılmaz yüzbaşı”dır. Foça komando okulunda hocalık yapmış Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı. Kendisi ile birlikte çalışmış Kaymakam Ahmet Çınar’ın Etkin kitaplarda çıkan “Ben bir Kaymakamım-her şeyi yazamadım” isimli kitabından öyküyü dinleyiniz.

    “...Uzman bir savaşçıydı... Dünyanın en dürüst insanıydı... kibardı... sosyal insandı... çok güzel konuşurdu... Şehit verdiğimizde ağlardı Aydın yüzbaşı. Bir kez korucuları şehit olan bir köye taziyeye gitmiştik. Köylüler bizi köyün içinde karşıladılar. Az sonra kendisini tutamadı, hıçkırıklarla ağlarken mahcup olup köylüler karşısında kayıp vermenin zedelediği onuru ile gruptan hızla uzaklaştı ve orada ağlıyordu. Onun o insani duyguları hepimizi duygulandırdı...



    Cesur insandı yüzbaşı defalarla çatışmaya girmişti: Van Çatak’ta bir çatışmada yaralanmıştı. Bir seferinde asker olan terörist, tipili bir gece de kendisini öldürmeyi planlamıştı. Asker kendisini fark eden astsubayı öldürmüş Yüzbaşıya ulaşamayacağını anlayınca da hemen gidip koğuşunda yatağına yatmıştı. Her şeye rağmen teröristi ortaya çıkarmayı başardı Aydın Yüzbaşı.

    Çalışkandı işine titizdi, işini iyi biliyordu. En sorunlu bölge olmasına rağmen nasılsa Aydın yüzbaşı var diye Dargeçit’ten endişelenmiyorlardı ildeki Komutanları; ama Sakıncalı Yüzbaşı Aydın namaz kılıyordu bunu hiç kimseden gizlemiyordu ama bağnaz bir insan değildi, asla suçlandığı türden art niyetleri yoktu. Eşi kapalıydı yüzbaşının, Boğaziçi üniversitesi mezunu hanımefendi bir kadındı. Kapalıydı ama herkesten daha çok sosyal ve moderndi. Her şeye rağmen sakıncalıydılar. İle gittikleri zaman orduevinde kalamıyorlardı, restoranında yemek yiyemiyorlardı. Peki ama Dargeçit Jandarma komutanı herhangi bir otelde kime neye ve niye güvenerek kalacaktı?

    Her Askeri Şura toplandığında, sonuçlar açıklanıncaya kadar uyumuyordu. “Kaymakam Bey her şey bir yana çocuklarım ‘Seni niye attılar?’ diye sorarlarsa onlara ne cevap vereceğim ben?” diyordu. Yüksek Askeri Şura’da liste açıklanınca da o insan yüzüyle tebessüm ederek “Yırttık yine” diyordu. Ona “Dargeçit’te iyi çalışıyorsun Yüzbaşım, senin gibisini bulamazlar; ama sen bütün planlarını Dargeçit’teki görevden sonra atılacağına dair yap, sen kesinlikle atılacaksın” diyordum. Adana’ya tayin olmuştu. Lojmanda oturması eşinin kapalı olması nedeniyle yasaktı. Ev de tutamıyordu; çünkü Adana’da PKK’lı çoktu. Dışarıda kiralamak zorunda olduğu evi için çocuklarına bir kötülük yapılır diye endişe ediyordu.

    Bir akşamüstü ziyaretime geldi Yüksek Askeri Şura’nın toplanmasına iki gün vardı. Tayin olup gitmesine ise on gün.

    -Ben helalaşmak için geldim Kaymakam Bey!

    -Evet. Cehennem deresine gidiyorum. Gene yanıma seçkin birkaç rütbeli, er ve sağlam koruculardan alıp üç gün pusuya yatacağım oralarda. Ne yapayım Kaymakam Bey? Cehennem deresini biliyorsun ben gitmesem kimse cesaret edemiyor, gönderemiyorum kimseyi ama oraları da boş bırakmak kanıma dokunuyor.

    -Hakkım helal olsun Yüzbaşım sen de helal et.

    -Benden de helal olsun, ölümlü dünya, gittiğimiz yerin adı üstünde “Cehennem Deresi” dedi duygusallaştı.

    Hava kararmıştı elektrikler de kesikti. Şimdi Dargeçit kocaman hayalet gibi gözüküyordu pencereden. Küçük pilli radyomu açtım “Asker vurulmuş komşular havar...” diyordu şarkıcı. Karanlık makam odasında şimdi birbirimizi gölge gibi ancak seçebiliyorduk. “Bana sakıncalı gibi bakılması kanıma dokunuyor Kaymakam Bey, Şura toplantısına sadece iki gün var; ama, ben buna rağmen hiç kimseyi gönderemediğim Cehennem deresine üç gün pusu atmaya gidiyorum. Ben masamdan kalkmasam hiç kimse sen niçin pusuya gitmiyorsun demez bana. Benim iki tane çocuğum var. Sana helalleşmeye gelecek kadar tehlikeli bir göreve gidiyorum. Peki ben sakıncalıysam kim vatanperver? Buna hakları yok Kaymakam Bey bu kanıma dokunuyor, onurum kırılıyor, inancım beni daha çok vatansever yapıyor sadece; dürüst yapıyor, vicdanlı yapıyor” derken yüzbaşı karanlıkta ağlıyordu. Karanlıktan fırsat bulup bende ağlıyordum....

    Yüzbaşının Şuradan atıldığı saatlerde, bir kurşunla şehit olma ihtimali vardı, öldüğünde de asker olmayacaktı belki. Belki de ordudan atıldığından habersiz asker üniforması ile pusuda olacaktı. Yüzbaşı yine atılmadı kazasız belasız döndü Cehennem deresinden. Sonra Adana Yüregir ilçesi Jandarma Komutanı oldu.

    Siirt Vali Yardımcısıydım. Bir Okul müdürünün odasında oturuyorduk cep telefonu çaldı:

    -Kaymakam Bey, ben Aydın!...

    -Tanıdım nasılsın?

    -Teskereyi aldım sonunda... derken. “Yırttık yine!” derken o acı gülümseyiş vardı ifadesinde, içim yandı geçti. Dargeçit’in yüzbaşısının atılmasını kabullenebilmem imkansızdı. Ağlamaklı oldum ama etrafımda insanlar vardı, kendimi topladım...

    -Yüzbaşım bunu ikimizde bekliyorduk. Sen ülken için herkesten fazlasını yaptın. Çok zor şeyler atlattın. Bu en kolayı senin için.

    -Hiç üzülmedim. Ben kendim ayrılsam Allah’a hesap vermeliydim, ülkem için ama kendileri attılar.

    Atıldıktan sonra da ona hep yüzbaşım diyordum. Ne kadar zordu. Daha sonra işsiz kaldı yüzbaşı, bir ara babasıyla tavuk işine girdi, ekonomik kriz nedeniyle iflas etti. Resmi kurumlar ve özel şirketler de konjonktürün etkisi ile iş vermiyorlardı. Namaz kıldırması için binlerce memur çalıştıran devletin namaz kıldığı için görevinden attığı bir memurunu, hiç değilse askeriye dışında bir başka kurumda çalıştırmasının ne sakıncası olabilirdi ki?”

    Kapı gibi gerçek

    Yüzlerce hikayeden sadece birisi. Bu hikayenin neresi asimetrik Psikolojik Savaş, kapı gibi gerçek. Ama aslında sahte ve hukuk denetiminden kaçırılan BÇG raporları ile YAŞ yoluyla subay ihraç etmek Asimetrik Psikolojik Savaştır.

    Gerçekler acıtır ama kabul etmekten başka çare kalmadı Sayın Orgenerallerim.

    İnsanları biçimsel olarak değerlendiren bir General çağdaş olamaz. Çağdaşlık adına yapılan insaf, vicdan ölçülerine uymayan YAŞ zalimliği bitmeli artık. Korkunun ecele faydası yokmuş, şerefli subaya kaç-göç- ört- kapat yakışmıyor ki.
    ||BDP||

    Hey ekpekü’l-küpekâ! Köpekten tekepküp etmiş köpek!
    Siyaseti dinsizliğe âlet yapan bazı adamlar, kabahatini setr(örtmek) için başkasını irtica ile ve dinini siyasete âlet yapmakla itham ederler.

  5. #5
    Teeeeeeee adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-05-2009
    Mesajlar
    392
    Karizma Gücü
    4
    Yahu adam DENİZ ALTI ya hatırı kalmasın diye arkadaşını bir tur bindirmedimi

    Heli kopterleride anı olsun diye hediye vermişlerdir ne olacak

    yıl 1981

    kademe başçavuşu bizden aldığı yedek parçayı 2 saat sonra geri getirip patrona satıyordu nasıl oluyo dediğin zaman Tank iste tank getireyim diye cevap verdiğini hatırlıyorum kayserili ismail başçavuşun

  6. #6
    dede 60 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2007
    Mesajlar
    10,095
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    “Öğretmenim bunlar kopya değil kağıt parçası ne var ki”
    25 yıl, bu cümleyi sarfedecek kadar akılsız öğrenciye rastlamadım. Kopya yapanı çok yakaladım ama bu derecesi uydurma. Yani açılan konuya uygunluk sağlasın diye sarfedilmiş ama uymadı.
    Akılsız öğrenci kopya çekemez.

  7. #7
    TF Bölüm Sorumlusu <span style='color: #006400'><span class='glow_FFA500'>_WOLF_</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-12-2007
    Mesajlar
    22,258
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Araştırsınlar bakalım ne çıkacak.




    Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili..?..Biz, yaradanı görmeden sevmedik mi..?((MEVLANA))

  8. #8
    Srebrenica <s>hakdin</s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    11,059
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Alıntı _WOLF_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Araştırsınlar bakalım ne çıkacak.
    Ya civciv çıkacak yada kuş
    Faşist değilim.Lakin dün Van da PKK cenazelerinde Kürdistan diye nara atanlar.Bugün "İş makinelerini buraya gönderin,doktorları buraya gönderin,polis gelsin,mehmetçik bize yardım etsin.." diyenlere : İŞ MAKİNALARINI YAKTINIZ, DOKTORLARI ÖLDÜRDÜNÜZ,POLİSİ TAŞLADINIZ,MEHMETÇİĞİ ŞEHİT ETTİNİZ, EDENLERE YARDIM ETTİNİZ... Demekten kendimi alamıyorum..!

  9. #9
    Türk Meltem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-11-2009
    Mesajlar
    250
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı kdvmuhtasar tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    askeri ihalelerin acilendenetlenmesi gerekiyor.yolsuzluk konusunda çoooook duyarlı arkadaşlardan bu konulardada aynı hassasiyeti bekliyoruz.
    belki deniz fenerini havadan vurmak için havalanmışlardır
    Türk Kumandanları, kumanda etmesini, Türk Askeri ölmesini bildi. Harbi kazanışımızın sırrı bundan ibarettir. ( 1922 ) MUSTAFA Kemal Atatürk
    "his yok, hareket yok, acı yok, leş mi kesildin?
    hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
    feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
    Uğraş ki, telafi edilecek bunca zarar var."
    MEHMET Akif Ersoy

    "Türkiye Cumhuriyeti devletini ve tüm sırlarını 11 Kasım 1938 tarihine çekmek ve çakallara, akbabalara, tilkilere yem etmemek boynumuzun borcu olmalı." TM

  10. #10
    dede 60 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2007
    Mesajlar
    10,095
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı Türk Meltem tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    belki deniz fenerini havadan vurmak için havalanmışlardır
    Bundan daha doğru bir tesbit olamaz!

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Sikorsky’den 17 deniz helikopteri alınması planlanıyor.
    2005 Konuları bölümünde KöprülüPaşa tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 23.06.05, 14:16
  2. Türk Einstein'lar Firarda
    2005 Konuları bölümünde CarLe0ne tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 31.01.05, 17:21

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •