Kar yağıyor omuzlarıma...
Dünde kalan bir "Eyvah!" tır çığlığım, yarın ne ola?
Hiç mi sararmaz yaprakların zulüm? Ben solarken hep tazesin, ne ile beslenirsin? Al kanım haramdır sana, ya ağlayışlarım? Hiç birini helâl etmem. Donsun ayazlarda nefesin, kar yağsın senin de omuzlarına!
Hani bir bebek vardı, ninni ninni gözlerinde annesinin süt beyazı kokardı. Bir ağlasa anne yüreği susuz kalır, çatlardı. O gülüşleri evin direği gibi; güneşe "Merhaba!" salar, anneciğinin ocağını ısıtırdı. Zaman geçer, ocak söner, ninni olur yanık bir türkü:
"Bugün benim efkârım var, zarım var.
Değme felek, değme değme, telime benim!
Gül yüzlü cananı dost dost, elden aldırdım,
Ecel oku değdi dost dost, gülüme benim.
Değme felek, değme değme, telime benim!"
Demlenir şimdi yürekte bin acı. Ne zormuş büyümek; "Keşke annemin dizlerinde büzülüp küçücük kalsaydım." demek...
O çocuk neş’ eye katık etmekte şimdi kederin her rengini. Bir de ağıt geliyor ki yürekten sanırsın kopar kıyamet. Yar koynunda bulunmaz anne kokusu, el ağlatır işte böyle masumca bu kızı. Yokluğun en derinde, açılmaz bir kapısı. Hani derdin ya; "Canımın yoldaşısın sen kızım." nasıl yoldaştın? Koydun ya bir başıma... İşlenir şimdi gözlerime mil gibi kahırla sızı.
İlmek ilmek nakşetseydim gözbebeklerime resmini, yüzün silinmezdi belki hayalimden. Bu en beteri, insan annesini unutur mu hiç? Öyle bir yaşam ki sürdüğüm toz-toprak, bulandı her şey anneyi bile yutarak.
Her sözcüğümün biri "Anne!" ye çıkıyor. Bir ağır hava da dinlemedim ki annesiz olsun. Hani ölüm en güzel an ya; ah be ölümün anneyi alması aklıma ziyandır işte. Göğün bağrını delse ellerim, saçlarımı yolsam, acısa derim; başım omzuma gelir ağır mı ağır, yok çaresi bu derin kederin....
Şimdi baykuşlar tünemiş telime benim,
şimdi ağlasın mı gözyaşlarım ferime benim?
şimdi cihan yansın mı efkâr-ı derdime benim?
yıkılsın cihan yıkılsın, dar geliyor serime benim...
Alıntı


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
