• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    deniz006 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-03-2008
    Mesajlar
    2,271
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Habertürk'te neler oluyor? - Tuğçe Tatari

    Habertürk'te neler oluyor?




    Bir süredir içimden gelen ses 'Yaz şunu' diyor. Haksız, yersiz bir ses de değil hani.
    Malzeme bol, olay çok...
    Erteledim, erteledim ama şu Marketing Türkiye röportajı, Saba Tümer açıklamaları, Pelin Batu-Nagehan Alçı'nın vedası, Özge Uzun meselesi üst üste gelince dayanamadım.
    Hem sadece bu isimler de değil...
    'Habertürk kadınları' arasında sayılan, ancak akıbetleri belli olmayan İclal Aydın ve Sevim Gözay da vardı işin içinde.
    Kapıdan son anda döndürülen Ahu Özyurt da...
    Verdiği röportajda 'içeri'de yaşananları cesurca anlatan Özlem Gürses'i de unutmamak lazım.
    Bu adamın kadınlarla bir sorunu mu var kuzum?
    Yiğit Bulut'tan bahsediyorum.
    Habertürk'e geldiği günden beri sürekli sorunlar yaşatan Yiğit Bulut'tan.
    Kanal çalışanları bezmiş.
    Sokakta karşılaştığım Habertürk çalışanı meslektaşlarıma, 'İşler nasıl?' sorusunu sormaya çekinir oldum.
    Hepsi tedirgin...
    Kısık sesle 'Ah biliyorsun başımızda Yiğit Bulut var' diye yakınıyorlar.
    Yahu neler oluyor o kanalda?


    ***

    Hemen neler olduğuna, neler yaşandığına bir bakalım:

    - Özge Uzun diye bir marka yaratılıyor. Kendi yarattıkları markadan rahatsız olup kadını dibe çekmeye çalışıyorlar. Elden kaçtı bir...

    - İclal Aydın ve Sevim Gözay'la anlaşıyorlar. Ne istedikleri, ne bekledikleri belli olmadan 'Başka bir program yapalım sizlerle' diyerek yolları ayırıyorlar. Elden kaçtı iki ve üç...

    - Pelin Batu ve Nagehan Alçı'ya program yaptırmaya başlıyorlar. Ancak o kadar müdahale edip, o kadar rahatsız ediyorlar ki elden kaçıyor dört ve beş...

    - Özlem Gürses de dayanamayanlardan. Elden kaçtı altı...

    Sonuncusu en komiği...
    Yiğit Bulut daha yönetime gelmeden başka kanala transfer olan Saba Tümer için 'İyi ki gitti yoksa ben onu da elden kaçıracaktım' açıklamaları yapıyor.


    ***

    Bu kadınların hepsi de tanınan bilinen isimler.
    Hepsiyle sorun yaşandı.
    İyi, kötü bir şekilde yollar ayrıldı.
    Şimdi kanalın içinden alınan bilgilere dönelim.
    Kanaldaki 'tuhaf Yiğit Bulut talepleri' şöyle anlatılıyor:

    - Dekolte giyilecek. Kadının kadınlığı ekrana yansıyacak.

    - Siyaset, ciddi konu konuşulmayacak. Magazin kavgaları, polemikler, stüdyo terklerine ağırlık verilecek.

    - Yayına bir saat kala 'Hayır ben o konuğu istemiyorum. Derhal iptal et' dendiğinde neden sorgulanmayacak.

    - İptal ettirilen konuk, ertesi gün Yiğit Bulut'un programında görülünce hiç ses çıkarılmayacak.

    - Agresif tavırlara, hakaretamiz sözlere, küçümsemelere katlanılacak.

    - Yayın yönetmeninin şahsi ilişkilerine göre konuk listesi belirlenecek.

    - Kadınlığa dair bel altı esprilere gülünecek.

    - 'Bu kanalda tek reytingi olan, tek başarılı kişi Yiğit Bulut'tur, onun dışında hepimiz bir hiçiz' mantığı benimsenecek.

    - Odasındaki televizyondan yayını izleyen Yiğit Bulut'un aniden sıkılıp programı yarıda kestirmesine katlanılacak.

    - 'Yayın çok iyiydi de esas göğüs çatalının görünmesi mükemmel oldu' yorumundan mutlu olunacak.

    - Doğan Grubu'ndan kimse beğenilmeyecek.

    - Faşizan tavırlar makul karşılanacak.


    ***

    Habertürk böyle yönetiliyor işte...
    Ama olan ekran yüzlerine oluyor.
    Çünkü onların özellikle konuklar üzerinden yaşadıkları sıkıntı ciddi boyutta...
    Nasıl olmasın? Sık sık 'şu yasaklı / bu yasaklı' diye yeni isimler listeye katılıyor.
    Bu yasak listesinin her gün değişmesi yüzünden fıkra gibi olaylar da yaşanıyor:
    Mesela o yasak listesinde adı olduğunu öğrenen bir işadamı, patronun en yakın arkadaşlarından biri olması vesilesiyle bu konuyu 'en tepeye' taşıyor.
    Bunun üzerine ortalık karışıyor.
    O işadamından 'tüm tepe' tek tek özür dilemek zorunda kalıyor.


    ***

    Son bir bilgi:
    Habertürk'te Yiğit Bulut nedeniyle yaşanan bu yaprak dökümüne bir ismin daha katılması bekleniyor.
    O da Balçiçek Pamir.
    Pamir'in zor dayandığı, her gün yeni bir olay yaşadığı konuşuluyor.
    Bulut'un bazen Pamir'in konuklarına el koyduğu yönünde rivayetler dolaşıyor medya kulislerinde.
    Evet... Evet...
    Aniden iptal edilen programlar, yayında kulağa yapılan baskılar, aniden beklenmedik telefon bağlantılarıyla konukların gerilmesi...
    Televizyon değil, tam bir korku imparatorluğu.
    Bu korku imparatorluğu öyle bir hal almış ki 'Aman Tuğçe, sakın yazma. Başına dert olur. Takar, yıllarca uğraşır, canını sıkar' uyarıları bitmek bilmiyor.
    Neyse... Tablo ortada.
    Dayanmak zorunda olan, dayanmak için mücadele eden yola devam ediyor. Ama görünene göre pes eden çoğunlukta...
    Bu arada Fatih Altaylı'nın da durumdan oldukça rahatsız olduğu konuşuluyor.



    Tuğçe Tatari
    AKŞAM Gazetesi
    29 Kasım 2009
    Kaynak

    ---

    Yiğit Bulut denilen adamdan pek hoşlanmazdım ama bu tür rezillikleri olabileceğini de hiç tahmin etmezdim. Yazıda adı geçen kişiler (Balçiçek Pamir, Pelin Batu, Nagehan Alçı, Sevim Gözay vs) de hiç hoşlanmadığım tipler, ama eğer Tuğçe Tatari'nin duydukları doğruysa ortada büyük bir rezillik var demektir. Bence bu kişiler işin peşini bırakmamalı, cinsel taciz davaları bile gündeme getirilmelidir.

    Altta logaritmik Yiğit'in cevabı var. Muhtemelen siyasetle pek ilgisi olmayan, daha çok magazin konularıyla ilgilenen, bu konuyu da feminist kaygılarla gündeme getiren Tuğçe Tatari gibi birisine "Ergenekoncu" suçlamasında bulunmuş. İyi kapmış bu işi Yiğit, işine gelmeyen bir olay oldu mu hemen Ergenekon. Çok yakında bu derin ilişkileri deşifre edecekmiş. Hadi bakalım. Tez, antitez, sentez.

  2. #2
    deniz006 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-03-2008
    Mesajlar
    2,271
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    'Operasyon medyası' neden HABERTÜRK'e saldırıyor!




    "Türkiye'yi istedikleri gibi" yönlendirmek isteyenlerin medya uzantılarını, Ergenekon operasyonu kapsamında daha iyi anladık, en azından anlamaya ve çözmeye başladık...
    Örgütlenmenin medya ayağı henüz fiili olarak çökertilemedi ama tablo açık ve net olarak ortaya çıktı; Türkiye'de insanları yıllardır "Yahudi-laik-Müslüman" diye etiketleyip, bunun üzerinden yerleşikler adına operasyon yürüten bir çete ve bu çetenin köşe yazan kılığında basına sızmış üyeleri var... Bu örgütlenmenin internet siteleri ve üstünde her gün işini yapan gazetecilere ve kurumlara hakaret yağdıran isimsiz yazarları var! Türkiye'de kaos var diyenler de hep aynı kişiler, aslında bu ülkedeki birçok aileye siz Yahudi, sizler şeriatçısınız diye tempo tutanlar da!
    Amaç net: Kaosu yarat ve yönet! Efendilerine hizmet et! Aldığımız bilgilere göre; savcılar üzerinde çalışıyor, yakında sonuçlarını Türkiye adına umarım görürüz!
    Sevgili dostlar, HABERTÜRK ve bu gruba geçtiğim ilk günden beri şahsım, bu arkadaşlara asla geçit vermediğimiz için, bu çetenin yoğun saldırısı altındayız... Onlar deniyor, biz sürekli önlerini kesiyoruz!
    Bu çetenin, bir gazeteye nasıl sızdığı bilinen "sarı kafalı" kızlarından biri daha doğrusu ilk göreve geldiğim günlerde aracılar ile buraya gelmek için adeta yalvaranı; bize saldıran, belden aşağı vurmayı deneyen yeni bir yazı kaleme almış...
    Sevgili dostlar, yapılanların, sebebi de, amacı da çok açık: Giremedikleri, sızamadıkları, hatta konuklarını bile ekrana çıkaramadıkları tek yer HABERTÜRK! Hazmedemiyorlar; bütün medya gruplarını kullanırken, burada iş yapamamayı kabullenemiyorlar... Bu arkadaşlara bir çağrım var: Buraya asla sızamayacaksınız, çabanız ve korkutma girişimleriniz nafile!

    Not: Çok yakında bu kişileri ve ilişkileri çok detaylı olarak deşifre edeceğim...


    Yiğit Bulut
    Habertürk Gazetesi
    1 Aralık 2009
    http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=6139

  3. #3
    deniz006 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-03-2008
    Mesajlar
    2,271
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Habertürk'ten istifa eden Özlem Gürses'in Haber3.com yazarı Ebru Eğinlioğlu’na yaptığı açıklamalar da altta.


    ''Kadın spikerlerden göğüs çatalı istiyorlar !''



    Özlem Gürses, Habertürk' ün bilinmeyen yönlerini anlattı: "Artık tüm medya organlarındaki haber toplantılarında, spikerlerin göğüs çatalının görünmesi ve mini etek giymesi isteniyor."


    Özlem hanım röportaja, geçtiğimiz günlerde yazdığınız istifa mektubuyla ilgili soru sorarak başlayalım isterseniz. Bayağı dokunaklı bir veda mektubu yazdınız. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duydunuz? Onurum zedelendi dediniz. Neydi bu kadar rahatsız olduğunuz nedenler?

    Çünkü son 2.5 yıldır, bu grubun çatısı altında yaşadığım her şey, insanlık onurunu zedeleyen şeylerdi. Aslında sadece bu kurumla ilgili değil, medya patronajıla ilgili bir konuydu. Kimsenin arkasından dolanmayan, kimseye yaltaklanmayan,birisi olduğunuz zaman bu işe devam şansınız kalmıyor. Veda mektubundan sonra, birlikte sektöre başladığım pek çok arkadaşım aradı. Ayrıca Ferhat Boratav aradı ve şöyle dedi; Yazık ki, senin döneminde başlayan, hiçbir kadın spiker artık yok, buna çok üzülüyorum.Keza bakın, mesela Çiğdem Anat da artık yok.

    Evet bir dönem Ntv'de program sunmuştu.
    Dönem itibariyle, erkek anchorlar daha revaçta olmuş olabilir mi?


    Yoo hayır, onlar haberci oldukları için varlar. Mesela çok sevdiğim arkadaşım Cem Öğretir var, o da gazeteci olduğu için, onun dışında haberlerde babydolllü kızlar var. Ödüm patlıyor, mesela ATV haberden, Cem gidecek ve silikon dudaklı babydollü bir kız gelecek diye..

    Nerede peki bu kızlar, hangi kanallardalar?

    Pek çok kanalda, bakın haberlere benim isim vermeme gerek de yok. Bu günün yıldız, anchorwomanları diye lanse edilen arkadaşlarımız. Tabii ben onları da çok fazla suçlamıyorum. Ama daha açıkça belirtirsem, bu her şeye eyvallah demek olayı beni rahatsız ediyor.

    Tabii açık konuşalım bence, çünkü bu röportajın amacı biraz da, konuşulmayan şeyleri konuşmak. Hem medya çok bozuldu, artık doğru düzgün işini yapanlar, bu piyasada yer almıyor deyip, sonra üstü kapalı konuşmak olmaz. O zaman, hiçbir şey düzelmez ki.

    Sorunuza dönecek olursam, mesele kanallarda erkek spikerlerin olması değil, karar veren yönetici mekanizmaların erkek olması. Bizim son dönemde yaptığımız haber toplantılarında, spikerlerin göğüs çatallarının görünmesi hafif dekolte, mini etek giyilmesi gerektiği çok konuşuldu.

    Haber spikerleri için mi, böyle?

    Tabii, tabii kaçamıyorsunuz bundan. Keza CNN Türk’ ün ekran yüzleri, dergilere nasıl pozlar verdiler hepimiz gördük.

    Peki Helin Avşar’ ın son röportajı hakkında ne düşünüyorsunuz, gazete röportajlarının geldiği nokta için.

    Bence Helin çok masum, çünkü o gazeteci değil. Asıl orada madara olan Rasim Ozan Kütahyalı. Zaten kendi de bu gün bir açıklama yapmış, ben bir hıyarım diyor. Yani böyle bu işler.

    Ben bu konuda size katılmıyorum, Helin Avşar, gazeteci değil, o zaman gazete röportajında ne işi var. Bu yanlışını kurtarmıyor.

    Doğru, o da bu sektördeki ahbap çavuş ilişkilerinin, insanı getirdiği noktayı gösteriyor. Ben size sorayım ne işi var o zaman?

    Hülya Avşar’ın kardeşi ve medyatik bir şahsiyet.

    Peki nerede çalışıyor?

    Habertürk’te tabii.

    Hah işte sorunun yanıtı belli.

    Bir de daha farklı değerlendirelim. Bu sektöre yeni isimler lazım. Helin de tanınmış bir insan bu avantajı neden kullanılmasın? Bir Ayşe Arman fenomeni varken, aradan Helin de çıkar.

    Bir dakika şimdi, Ayşe Arman, son dönemdeki yaptığı işlerle beni hayal kırıklığına uğratmıştır, sit-com tadında, işte türbanlı vs. yazı dizileri yapmıştır. Ama çok iyi röportajlarda yapmıştır. Son dönemde verdiği çıplak pozlar hariç. Sadece onlar Ayşe Arman'ın değil bugünün talepleri doğrultusunda medya kadınının düştüğü zavallılığı gösteriyor.

    Tamam tabii ki, Helin Avşar ve Ayşe Arman karşılaştırılamaz, yalnız Helin de ya da başka birisi de, Hürriyet Gazetesi gibi Türkiye’nin en büyük gazetesinde yıllarca röportaj yapma şansını yakaladıktan sonra, mutlaka iyi bir şeyler de yapar, yapması lazım zaten. Ben Ayşe Arman tarzı diye içinde bolca cinsellik malzemesi olan işler yapmayı Ayşe Arman modeli gazetecilikle özdeşleştiriyorum. Helin de o yoldan gidiyor.

    Peki bunlar çok hazin değil mi sizce? Bana çok hazin geliyor. Baksanıza artık, hem televizyon, hem gazete haberciliğinde konuştuğumuz kıstaslara bakın. Göğüs kıllarıyla oynanması, etek boyu, çıplak pozlar. Bu mudur yani!

    Maalesef.

    Bakın altını çiziyorum, basın hiçbir darbe döneminde olmadığı kadar, şu dönemde baskı altında. Ben bunu çok net hissediyorum. Benim çok yakın zamanda ayrıldığım kurum her ne kadar biz özgür tarafsız medyayız dese de, ben onların da bu iktidara yakın olduğunu düşünüyorum.

    Bu söylediğinizi doğrular bir konuya da ben değineyim. Mesela Yaşar Nuri Öztürk’ün kanaldan ayrılma sebebi nedir? Hülya Avşar’ın programında, Avşar’ın AKP’yi över tarzda konuşması, Yaşar Nuri’nin de buna tepki göstermesi.

    Hayır tam olarak öyle değil.

    Nasıl peki?

    Yaşar Nuri Hoca kendisine atfedilen kişisel markasını bazı zaafları dolayısıyla harcamıştır.

    Nedir o zaaflar?

    Kendisine sorun, basına yansıyan ilişkileri, özel ilişkileri v.s. Siz tabii her şeyi göremiyorsunuz ama biz haber toplantıları içinde pek çok şeye vakıf oluyoruz. Mesela artık insanlar, özgürce habercilik yapamıyor, eliniz kolunuz bağlı. Çiğdem Anat’ ın da haberi bırakma nedenleri arasında, benim gibi sebepler olduğunu düşünüyorum.

    Onur kırıcı sebepler mi vardır diyorsunuz?

    Siz de Dinç Bilgin döneminde çalışmışsınız, siz de biliyorsunuz. Türkiye’ de medya patronajı modeli değişmedikçe, basın özgür olamaz. Yurtdışında bu işler böyle yürümüyor. Medya patronları, medya dışında bir işle uğraşamıyor. Biz de öyle mi? Medya patronlarının, bankası var, madenleri var, enerji sektörüne girmişler. Korkuyorlar, bunları kaybetmekten, iktidarla ters düşmekten. Geçmişte olan büyük medya patronları şimdi nerede, hiç biri yok. Şimdi Aydın Doğan’ ın başında bir sürü dert var. Şimdi bu oyuna katılan yeni medya patronları, geçmişi hiç görmüyor mu?

    Görüyor ama ibre şu anda onlardan yana.

    Evet ama şu anda. Sonuç olarak iktidar dediğimiz şey gelip geçicidir. Eminim, geçmişte batan medya patronlarına da sorsanız, başlarına bunların geleceğini tahmin etmemiştir.

    Çözüm ne olmalı?

    Belki bu medya patronları iktidara yatırım yapmaktansa, bu sektöre ve çalışanlarına yatırım yapsa daha kalıcı olmaz mı? Acaba beni çok mu romantik buluyorsunuz? Çünkü dünyada böyle.

    Bakın şimdi Doğan Grubu’ na yükleniyorlar ve kimse pek de sesini çıkartamıyor. Üzülüyorum, çünkü o grupta çalışan pek çok emekçi medya mensubu insan var, yazık değil mi onlara işsiz kalacaklar.

    Ben bu anlattığınız şeyleri Dinç Bilgin döneminde yaşadım, kredi kartlarımızdan harcamalarımızı yaptık, maaşlar bu gün ödenecek, yarın ödenecek diye, aylar sonra ana paraları alabildik. Ama kartlarımıza % 100 faizler işlemişti. Gerçekten çok zor dönemler geçirdim bizzat kendim ve pek çok arkadaşım da tabii..Bu medya mensuplarının kaderi.

    Hepimiz yaşadık o dönemleri, kader deyip geçmemek lazım. Bakın bir örgütlenme yok, olması lazım. Pek çok arkadaşım yönetimle ihtilaflı oldukları için, bir daha hiçbir yerde iş bulamadılar. Hak mücadelesini vermek lazım. Mesela ben de, yarın avukatımla bir araya gelip, içerde kalan haklarımla ilgili her türlü girişimde bulunacağım. Yine de deyim yerindeyse benim tuzum kuru. Çünkü beni 6 ay finanse edecek kadar birikimimi yaptım, ayrıca eşim bana çok destek oldu. Çok şükür böyle bir şansım var. Destek olurdu da, imkanı olmazdı. O da var. Bekar bir kadın olabilirdim.Onun için ben her türlü hakkımı aramak için yola çıkabilirim.

    Ya tuzu kuru olmayanlar ne yapsın, onlara yazık değil mi?

    İşte onun için diyorum, örgütlenme lazım diye..

    Biraz konuyu değiştirirsek, benim Star televizyonunda çalışmış, daha sonra da 24 TV’ undan ayrılmak zorunda bırakılan bir arkadaşım var. Basına da yansıdı zaten, haber saatini kaçırdın diye, işten çıkartıldı. Böyle tacizlere de uğruyor insanlar, illa ki cinsel taciz olması gerekmiyor.

    Hayır tabii, psikolojik şiddet diyorum ben.

    Siz bu gibi şeylerle karşılaştınız mı?

    Tabii ki karşılaştım. En son karşılaştığım mesela, ekranda sakıncalı bir durumla karşılaşılmaması için stüdyoda nöbetçi tutulması. Bu sakıncalı durum da, o akşam yayında olan konuğumun siyasi düşünceleriyle ilgiliydi. Her an yayın kesilebiliyordu. Bunun ekrana yansımayan hallerini de biz yaşadık.

    Neydi onlar?

    Ani reklama gidiliyordu. Hülya Avşar’ın programı aniden kesilmişti hatırlarsanız, Yaşar Nuri ve Kamer Genç’le olanı. Hiçbir açıklama da yapılmamıştı. Kulaklığımıza yanındaki adamı gönder denildi.

    Peki, işte Habertürk kadınları denen, İclal Aydın, Sevim Gözay, gibi ekran yüzleri kısa zamanda gönderildi. Bu neden oldu?

    Onları bilmiyorum ama benim başıma gelen, konuklarımın sansüre uğradığı, asla siyaset konuşulmayacak dendiğini, böyle bir baskı herkese uygulanıyor.

    Peki bu talimatlar kimden geliyor?

    Yönetimden geliyor, patronajdan mı geliyor gerçekten onu bilmiyorum. Ama Genel Yayın Yönetmenimizden geliyordu.

    Peki sizi bu insiyatif kullanamama durumu mu bu kadar rahatsız etti de istifa ettiniz?

    Yok sadece o değil, yani egomun rahatsız edilmesi değil, objektif yayıncılık özelliğimizi kaybettiğimizin farkına vardım. Bunun da parçası olmak istemedim. Kullanılmak istemedim.

    Çok ilkeli bir hareket bence.

    Ya da ucuz kahramanlık kim bilir. Böyle bir şey olabilir mi. Bir yıl içinde 9 defa görevim değiştirildi, 15 yıldır bu işin içindeyim. 2 kurumda çalıştım. Hiç yer değiştirmedim, ilk defa istifa ettim. Çok haklı sebeplerim var. Bu iktidar öyle bir hava yarattı ki medya da artık konuşabileceğiniz konu kalmadı. Haydar Dümen’ ler, Adnan *****’ lar, Cübbeli Ahmet’ ler hep artık bu insanlar görünmeye başladı. Mesela Özge Uzun’ un başına gelenlere de çok üzüldüm. Niye bunlara müsaade etti. Mini etekler filan, adeta bir çift bacak diye anılacaktı. Özge böyle bir insan değil ki, magazinin içinde olacak biri değil.

    Bu şikayet ettiğiniz konularda, Yiğit Bulut etkisi olabilir mi sizce?

    Yiğit çok düz bir adam mesela mini etek giyilecek dendiyse ona o da doğrudan gelip söylüyor, hiç lafı dolandırmıyor. Bir önceki yönetim biraz daha farklı yaklaşıyordu, onlar daha endirekti. Yoksa anlayış aynı.

    Peki bu çizdiğiniz, daha doğrusu şikayet ettiğiniz Habertürk’ te Fatih Altaylı’ nın duruşunu ve yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Çok sağlam görüyorum. Televizyon yönetiminde, hiçbir dahli yok. Ama gazete tamamen onun yönetiminde. Hiç televizyona karışmaz , programa 10 saniye kala stüdyoya gelir, program biter, gider. Olmak istemiyor televizyon içersinde.

    Peki o zaman, Yaşar Nuri Öztürk, ayrılırken demişti ki, yazılarıma müdahale edildi, ayrılmak istedim patronu aradım, telefonlarıma çıkmadı, Altaylı’ yı aradım, o da bana dönmedi. Genel yayın yönetmenini aradım, o da Altaylı böyle emretti diye cevap aldım diyor. Tabii ayrılık nedeni, ekran önünde olan bir durumdan mı? Yoksa gazetedeki yazılarına müdahele edilmesinden mi? Çok net bilemiyoruz.

    İnanın ben de tam olarak bilmiyorum. Ama sadece siyasi nedenler olmadığını biliyorum. O ismin, Habertürk’ e zarar vereceğini düşündüler her halde. Televizyon için aynı şeyi söyleyemesem de, Gazete için tarafsızlığa önem veriyor diyebilirim. Her kesimin kendini özgürce ifade edebileceği bir zemin oluşturmaya çalışıyor. Bu anlayış televizyona yansımıyor. Fatih Altaylı adeta gazeteyi bir kale gibi yönetiyor, kimseyi karıştırmıyor. Ama televizyonun arkasında durmuyor. Çünkü orada sadece program yapıyor. Belki kendine sorsanız, Habertürk’ te program yapmak istemeyebilir.

    Yeni ekran yüzlerinden ve çiçeği burnunda köşe yazarı Pelin Batu’ yu nasıl buluyorsunuz?

    Zaman zaman makyaj odasında kısa sohbetlerimiz oldu, benim edindiğim izlenim, Pelin’ in çok hoş bir insan olduğu.

    Peki Tarihin Arka Odası’ n daki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Tamamını izlemedim, çok uzun bir program ama Murat Bardakçı’yla program yapmak her baba yiğidin harcı değil, Pelin ciddi risk aldı, tabii ki Bardakçı’ nın bilgisine şapka çıkartıyoruz.

    Zaten Pelin Batu entelektüel birisi.

    Gerçekten öyle, çok eleştiriliyor, ne işi var bu programlarda diye.

    Ama güzel bir ekran yüzü.

    Gerçekten öyle ve elektiriği de öyle. Ona da çok müdahele ediliyor, zarar görmesinden korkuyorum.

    Peki daha çok yeni ayrıldınız ama ileride böyle bir program sunma fikri var mı?

    Hiç içimden gelmiyor. Belki dediğiniz gibi çok yeni ayrıldığım için, aslında daha başka işler yapmak istiyorum. Siyasete girmek istiyorum.

    Var mı teklif?
    Var.

    Hangi parti?

    Onu söylemeyeyim.

    AKP değil, her halde?

    Yok tabii, olur mu hiç. Bu kadar şikayet ediyorum. Ne medya çalışanı olarak, ne vatandaş olarak iktidar partisinden memnun değilim.

    Röportajın sonuna doğru, medyanın içinde olmak isteyen genç arkadaşlara bir mesaj verin istiyorum Az değil, 15 yılı medyada geçirmişsiniz.

    Evet, biraz beklesin genç arkadaşlarımız, şu dönem medyanın içinde olmak çok doğru bir hareket değil, daha doğrusu keyifli değil. Ama bu günler de geçecektir. O zaman bizim mesleğimizde, o eski saygın günlerine dönecek, buna inanıyorum. Mesleğe girdikleri zaman, kısa vadeli planlar yapmasınlar, kendilerine 10 yıl sonra nerede görmek istiyorlarsa, ona göre kariyer planı yapsınlar.

    Çok teşekkür ederim, bu çok önemli bir mesaj gerçekten. Yolunuz açık olsun Özlem Gürses.

    Ben de size ve Haber3.com'a çok teşekkür ediyorum Ebru hanım. Bu bir destektir, sağolun..


    HABER3.COM / Ebru EĞİNLİOĞLU
    Kaynak

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. neler oluyor
    2005 Konuları bölümünde PINARHİSARLI tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 07.09.05, 01:00
  2. Kafkaslarda neler oluyor?
    2003 - 2004 Konuları bölümünde demirhan tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 08.06.04, 12:11

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •