• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    ‘Kürtçü’ Kurbağanın Öküz Olma Talebi / Yasin ŞEHİTOĞLU

    Küçük bir öykü anlatırlar hep, insanın ne/kim olduğunu bilmesi ve bu ‘kimlik’ bilinciyle toplumsal yaşam içerisinde, kendisine yer/konum edinmesine, dolayısıyla kendi kimliğinin ona müsaade etmediği yere/konuma çıkmamasına ya da kendi kimliğinin onu ulaştırdığı yerin/konumun da aşağısında/gerisinde kalmamasına ilişkin: küçük ve zayıf kurbağanın, karşısına çıkan devasa ve kuvvetli öküzü görüp de, “ben de onun gibi olmalıyım” demesi ile başlar her şey; ardından bu “ben de onun gibi olmalıyım” cümlesine ölümcül bir ekleme daha yapar kurbağa: “ben de ‘hemen’ onun gibi olmalıyım”; işte bu andan itibaren, kurbağa doğal olanın kendisine zorunlu kıldığı ontolojik zarureti redde kalkışmış ve bir bakıma kendi ‘yok oluş’ fermanını imzalamış olur ki kurbağanın attığı bu imzadan sonra giriştiği eylem de onu kaçınılmaz sonuna götürür: kurbağa ‘öküz gibi heybetli olmak’ adına çekebildiği kadar havayı içine çeker, şişer ve ardından bünyesinin daha fazla dayanamaması neticesinde patlayarak can verir. Olan, gayet açık ve nettir: kurbağa, olmak istediği şey ile olduğu şey arasındaki geçişin/dönüşümün olabilirliğine ilişkin hiçbir kanaate sahip olmadığı gibi, bu geçişe/dönüşüme ‘mutlaka olur’ ya da ‘niye olmasın ki’ düzeyinde bir aksiyomla da iman etmiştir. Bu iman, ona iki şey getirecektir: ya ‘ölüm’, ya da ‘sentetik/yapay bir öküzlük’. Kuvvetle muhtemeldir ki kurbağamız ikincisini seçmiştir; lakin kendi fizyolojik sınırları, ona bu amacını ancak ‘bir başka dünya’da gerçekleştirme uyarısında bulunmuştur.

    Günümüz ‘Kürtçü’ militanlarının da gidişatı ve onları bekleyen ‘son’, söz konusu kurbağanınkinden farklı olmayacaktır: artık Türk milleti olarak, bizlerin karşısında, yine bizim bir parçamız, hatta bize sorarlarsa adeta mütemmim cüzümüz olan bir doğal/alt-etnik grup olarak ‘Kürt’ ‘etnik’liğinin, artık ‘etnik’likten çıkıp bir ‘milliyet’e dönüşmesi gerektiğini, hem de bununla da kalmayıp, bu dönüşümün ‘hemen’ olmasının hayati/zaruri olduğunu söyleyen/yazan ‘Kürtçü’ bir intelijansiya ve onun kaos ve travma yaratmakla görevli milis kuvvetleri bulunmaktadır. ‘Kürtçü’ intelijansiyanın mücadelesi, adeta bir ‘tanrı’lık mücadelesidir; zira yapmaya çalıştığı şey, öyle ‘olan/mevcut’ bir toplumsal birimin/formun/gerçekliğin savunusunu yapmak filan değil, apaçık bir biçimde ‘olmayanı yaratmak’tır. Bu ‘olmayanı yaratma’ sürecinde, ‘Kürtçü’ kitle, ‘olan’ı da yok etmekten, can alıp-can vermekten de çekinmemekte, Kürtlerin şuan ki ‘doğal etnik’ seviyesini, ‘sentetik/yapay/edilgin bir milliyet’ seviyesine çıkarmak adına her yolu mubah ilan etmektedir.

    Durmuş Hocaoğlu, 2023 dergisinin kendisi ile yaptığı bir mülakatta, Kürt etnisitesinin ayrılma/bölünme/milliyetleşme taleplerinin neden artık daha tehlikeli hallere geldiğini, önemli bir tespit sıralaması ile ortaya koymuştur:

    “Leslie Lipson, Demokratik Uygarlık'da, etnik nüfusun muayyen bir böl*gede kesâfet kazanmasından bahse*derken, "...ulusal çapta azınlık olan bir grup, kendi bölgesi içinde bir ço*ğunluk oluşturabilir. Bu durumda, birbirlerine yakın olmaları ve belli bir alan üzerinde denetim kurmuş olma*ları, ayrılıkçı duygularını ve güçleri*ni artırabilir." demektedir. Fakat Lipson'un bu analizinde, beklediğim de*rinliği bulamadım. Ben biraz daha detaylandırmağa gayret ettim muhtelif yazılarımda; özeti şöyle: Bir ülkedeki belirli bir etnik nüfusun oranı, genel kabule göre, eğer yüzde 35'i geçiyor*sa, o ülke genellikle mozaik ülke ola*rak adlandırılır. Kaldı ki, Türkiye'deki dil ölçümleri, nüfusun yüzde doksanı*nın Türkçe'yi birinci dil olarak kabul ettiğini göstermektedir. Bu tartışma*ya devam etmek buranın konusu de*ğil; o sebeple kısa geçerek asıl söyle*mek istediğime geleyim. Yapmış oldu*ğum araştırmalar, şunu göstermekte*dir diyebilirim: Belirli bir etnik nüfus, şayet, toplam nüfusun yüzde onuna - ki bu yüzde on (%10) değerini "eşik değer" olarak tanımlıyorum - yaklaş*mış ya da geçmişse, bu, ciddî bir et*nik problemin en azından potansiyel olarak mevcudiyetinin göstergesidir; Türkiye'de Kürtlerin, Amerika'da İspaniklerin durumu gibi. İkinci ola*rak, bu nüfus ülkenin tamamına ho*mojene yakın bir şekilde dağılmış ol*mayıp, belirli bir alanda konsantre ol*muş ise risk bir kat daha artmış de*mektir; üçüncü olarak, bu konsantre olmuş bölge ülkenin daha rahat kont*rol edilebilen iç bölgelerinde veya düz ovalık bölgelerde değil de uç bölgele*rinde ve hele bir de dağlık bölgelerindeyse risk daha da büyümüştür; dör*düncü olarak, bu bölge tam da sınır*da ise risk daha da büyümüştür, be*şinci olarak, sınırın öte tarafında aynı etnitiseye dayanan bir devlet ya da bir devlet oluşumu var ise işler iyice çatallaşmıştır; altıncı olarak, bahse konu etnik grup, otantik ise hâkim unsura "işgalci" nazarıyla bakar ki bu da tarihî risk faktörüdür; yedinci olarak - bundan aşağısı Amerika'da olmayan faktörlerdir - bahse mevzû ülke, kü*resel büyük aktörlerin menfaatleri ica*bı tâkatten düşürülmesi, ufalanması gereken bir bölge olarak görülüyorsa risk artık zirveye tırmanıyor demektir; buna ilâveten, sekizinci olarak, o ül*ke, kendisini ufalamayı planlayan güç*lere karşı çıkacak güce sahip değil ve daha da kötüsü, onlarla lâubâlilik de*recesine varan kontrolden çıkmış, tâbi'-metbû münasebeti türünden iç-içe geçmiş, siyasî, iktisadî bağlar ile bağ*lanmış ve binâenaleyh, siyâsî iktidar*lar kadar askerlerin dahi O'ndan icâ*zet almadan kendi ülkelerinde politika geliştirmeleri muhâl mertebesine vâsıl olmuş ise, o ülkenin işi bitmiş demek*tir. Bu risk faktörleri daha da detaylı aslında, ama artık bitireyim: Nihâyet, dokuzuncu olarak, yüzbinlerce polis*ten, askerden, binlerce tanktan, top*tan, uçaktan oluşan muazzam bir asker-polis gücüne karşılık, çeyrek asırdır devam etnik bir isyân bastırılamıyor ise, o ülkeyi hiç kimse kurtaramaz kolay-kolay; çünkü siyasette kuraldır: Kılıç çeken kılıç ile düşürülemez ise, o kılıcı çekenle ergeç, ama mutlaka ma*saya oturulur.”

    Hocaoğlu’nun bu tespitinin analizi ve gelinen bu noktada Kürtçü zevatın tespit yoksunluğu yarın ki yazımızın konusu olacaktır.

    Ülkü Ocakları

  2. #2
    Kırmızı | Beyaz <span style='color: #8B0000'><span class='glow_FF0000'>S.e.n.c.e.r</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2009
    Mesajlar
    2,882
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Yasin Şehitoğlu..

    Severim Kendisini
    ''Öfke Kında Durmaz!..Çektim Öfkemi Sabrın Kınından.Vurdum Yollara ; Acı Tuttum, Şafak Söktüm, KAN Bağırdım ve Bağırdıkça Ben ; Binalara , Caddelere Yıkıldılar.Büyüdü Karanlığın İğrenç Gözleri! Yumruklar, Sıkıldılar!..Korkmadım!Vazgeçmedim! Kaçmadım! Güldüm Sadece ve Onlar Gülen Gözlerimin Gökyüzünde,Birer Yıldız Kadar Ufaktılar...''

  3. #3
    AOG
    AOG çevrimdışı
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,183
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    adam işi çözmüş.... son cümlesi manidardır bence ve bir çok şeyi özetliyor
    "....çünkü siyasette kuraldır: Kılıç çeken kılıç ile düşürülemez ise, o kılıcı çekenle ergeç, ama mutlaka masaya oturulur....”

    yazarımız "... kürt intelijansiyanın..." sözcüğü kullanıyor, yani kürt entelektüleli veya kürt aydını demiyor....
    bunu bilinçli kullanıyor... biliyorum, MHP aydını ve yazarı aslında ağırlıklı türkçe sözcükleri kullanmayı severler ama karşı tarafı küçük düşürmesi için latin kökenli sözcükler kullanıyor.... ne kadar başarılar bilmiyorum.... yazarımız kendisi bilinç altında bu kürt aydını kabul etmediği için " Aydın " diyemiyor.... dolayısıyla kürt aydını için yabancı bir kelime kullanıyor.... kendince ayrıştımayı gerçekleştirmiştir... bu da milletimze hayırı yok anlamına gelir.....

    kendi tezini de bir kurbağa ve öküzün hikayesiyle desteklemeye çalışıyor... ama bunu yaparkende unutuyor.... bu öküz de ilerde midemize yemek olarak ineceğine.... örnekle elbette yazılan makaleler süslenir ama bu örnek bence iyi değil. keza küçük olan kurbağı kürtler manada ve öküz de biz türkler oluyormuşuz.... yakıştıramadım....

    bu uslupla yazan insanların yazıları okunmamalı.... çünkü çok çapsızlar bence, bu forumda bile bunlardan daha iyi yazarlar var.... çapsızlara prim verilmemeli diye düşünüyorum. ne tarafa baksan çapsızlar her yeri sarmış.... bence kürtlerden değil, önceden bu çapsızlardan kurtulmalıyız....

    bu zor dönemlerde ne olacağı belli olmayan günlerde sukünet ve birleştirici yazılar yazacağına kalkıyorlar ayırıştıracak yazılar kaleme alıyorlar....
    konumuz ile ilgili değil ama belirtmeden edemeyeceğim... deniyor ki MHP halka iniyor... bunu çok doğru ve yerinde buluyorum vede çok geç kalmış..... halka insinlerde tepeden herşeye bakmasınlar....


    makaleye eğer geri dönersek....

    yazarımız Durmuş hocanın bir makalesinin özetini ve yukarda bahs etiğim hikayeyi almış ve bu ikisi ile kendi tezini güçlendirmeye çalışmış.... bu iki örneğin bağlantısını anlamış değilim.... ve tezin ne kardeşim.... " hey kürt sen kurbağın tekisin bizim gibi öküz olaması..." mı acaba....?

    Hocamız Durmuş Hocaoğlu' nun makalesini ilginç buldum yada yazarın uslubuyla intelijansiyan buldum....

    durmuş hoca birden dokuza kadar bizim durumumuzu entelektüel düzeyde özetlemiştir.... örneklerinden biz sonuncu numarayız, yani en zor disiplin bizimdir....

    kürt meselesine başka bakış açısı getiriyor, biraz derine iniyor diyebiliriz.... hayır yanlış anlmayın çözüm sunmuyor.... sadeceşunu diyor: GERGİNLİK KAÇINILMAZ.... ve gardınızı alın demeye getiriyor çünkü bu işin çözümü yok.... sonunda sen bu PKK ile masaya oturmak zorundasın....

    Durmuş hocanın makalesini ilginç buldum....
    daha doğrusu şaşırtı.... en az 5 sefer okudum.... meğer boşa kürek çekiyoruz...
    şaştım kaldım....
    ver kurtul demeye getiriyor yada ben öyle anlıyorum.... müzakere masasında ne koparırsan kar....
    hepsi bumu ?
    bunun için mi bu gerginlikler? 30 yıldır bu kavga, onlarca insanlarmız şehit oldu.... yas, üzüntü.... geri gelmeyen evlatlar....
    bunu bizim büyükler biliyormu? bilmezlermi.....

    bu bir tezgahtır eğer doğru anladıysam... müzakere masasında ne koparırsan kar....

    .
    Bu mesaj en son " 13.12.09 " tarihinde saat 03:07 itibariyle AOG tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. ‘Zırtgel’, ‘sürtünük', ‘çöpçül’…
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde Culinary tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 13.10.11, 11:44
  2. Postacilara KÜrtÇÜ Gİysİ
    2005 Konuları bölümünde kılıçbek tarafından açılmış
    Yanıt: 26
    Son Mesaj: 27.08.05, 16:36

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •