• Login:

  • Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 1 2 3 SonSon
27 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    haha... chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş. chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş. chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş. chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş. chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş. chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş. chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş. chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş. chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş. chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş. chesss , Forumda ilk aşamayı gecmiş.
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,394
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Felsefeye dair başucu kitaplarımız ?

    Evet sevgili arkadaşlar, bu başlık altında felsefeye dair size öğrettiğini düşündüğünüz kitabı yazar ve kitap ismini belirterek felsefeye ilgili olanlarında aklında yer etmesi için yazabilirsiz.

    içeriğini kısaca yazabilir, şu kitabı okuduktan sonra şu/bu düşüncelerim değişime uğradı daha farklı sorular yöneltmeye başladım gibi, kısa veya uzun yorumlarda da bulunabiliriz.

    Şimdiden teşekkürler.
    &

    Hamlet: Yaptığı işin farkında değil mi bu adam ? Türkü söulüyor mezar kazarken.
    Horatio: Alışmış, umursamıyor artık!


    Shakespeare

  2. #2
    cevabı rüzgarda saklı devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz...
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Yeni yeni felsefe okumalarına başlamış bir bireyin işi oldukça zor açıkçası.Binbir ses duyacak ve öneriler belki de onu çok uygunsuz yerlere götürecektir.Çünkü felsefe zaten bir sistem olarak bireyin hayatını tehdit eden bir oluştur.

    Fizik-kimya-biyoloji okur ve bilgi hazinenize yeni atomik kütleler katarsınız.Edebi eserler cümle kuruş yeteneğinize doğrudan katkı yapar.Yazılarınız "işte bu kitap okuyan birisi" dedirtir. Mizahi bir eser, konuşmanızı kıvrak detaylarla süslemenize yardım eder.

    Peki felsefe öyle midir?

    Felsefede varlığınızın en temel değerlerine yönelen saldırılar vardır.Ve tecrübesiz olduğunuz için(hepimiz tecrübesiziz), bu dalgaları durdurmak her zaman mümkün olmaz.

    Tek bir eser, evet tek bir eser bile bütün hayatınızın anlamsız değerlerden ibaret olduğu hissini uyandırabilir.Bir gün yatağınızdan her zamanki gibi kalkar ve aynaya bakarsınız.Evet, farklı bir yüzdür sizi bakan.Gözleriniz ifadenizi göremez.

    Belki de hiç duymadığınız bir şeyi, belki de bir zehri akıtmıştır bedeninize o eser. Artık kanlarınızda başka bir şey dolaşacaktır ve zihniniz o şeye dönüşene dek dinmeyecektir.

    Bu çerçevede birkaç eserden bahsedecek olursam:

    1. Bertrand Russell'ın eserlerine odaklanmak yeni bir okumacı için temel strateji olmalıdır. Çünkü Russell idealizme ve materyalizme tepeden bakabilen ve çok objektif yargılara sahip bir isimdir. Üslubu Kant gibi ağır değildir.Felsefenin ve bilimin tüm alanlarına hakimdir. Ayrıca gelmiş geçmiş en büyük matematikçilerden biri olması ona olağanüstü bir kritik yeteneği kazandırmıştır.

    2. Çok ileri gitmediğiniz sürece asla Kant ya da Hegel okumayın.Üslupları sizi felsefeden soğutacak kadar ağırdır. Akademik bir felsefe yaparlar.

    3.
    Politzer'in "Felsefenin Temel İlkeleri" eseri materyalist arayışlarda olanlar için faydalı bir eserdir.Ancak içinde birçok dayanıksız iddia da vardır.Özellikle idealizme karşı bazı bölümlerde bir propaganda metnine dönüşmesi büyük bir eksidir(Bazı büyük filozofları para için düşüncelerini satmakla suçlamak gibi).

    4. Nietzsche'nin "Böyle Buyurdu Zerdüşt"ü ufkunuzu fazlasıyla açar. Bir insanın yarattığı en üstün eserlerden birisidir. Çok şiirseldir. Kendini tekrar tekrar okutur. En edebi felsefi metindir kuşkusuz.

    5. Dinle Küçük Adam- Wilhelm Reich. Kanımca en başarılı özettir. İnsanlık tarihini ve felsefesini bu kadar az sayfada, bu kadar başarılı şekilde anlatan başka eser görmedim.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  3. #3
    tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş.
    Kayıt Tarihi
    17-05-2008
    Mesajlar
    3,231
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    İdealizme ve materyalizme tepeden bakmak ve aynı zamanda çok objektif yargılara sahip olmak ne demektir tam olarak?Objektif yargı ne demektir,objektif ne demektir aslında bundan önce?
    "güneş herkes içindir, plaj ise sadece hak edenler için.''
    cidade de deus

    ''İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal'ler ülküsüdür. Ben onu temsil ediyorum.Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal'ler doğurmayacaklar mı? Mutluluk Milletindir, benim değildir''

  4. #4
    cevabı rüzgarda saklı devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz...
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    İdealizm ve materyalizm, sistematik felsefenin ifade edildiği düzlemin 2 ucudur. Bunlar arasında kalan şeylerden yola çıkarak bir felsefe algısı oluşur.

    Felsefeyi bir doğru parçasına benzetirsek, iki ucunda bulunan noktalardır, idealizm ve materyalizm.

    Dolayısıyla günümüzün felsefesinin kısıtlanmış bir alanda var olduğunu düşünüyorum. Çünkü bütün değerler, bu iki sistemin normlarına göre ifade ediliyorlar. Aykırı olanı sıradanlaştırma çabası vardır bunda.

    Ben materyalizmi ve idealizmi felsefeden atalım demiyorum, zaten atılamaz da... Çünkü bugüne dek süregelen birikim, bu iki sistemin içinde ifadesini bulmuştur. Ve onların çatışmasından doğan sentezler, felsefeyi yükselterek bugünlere getirmiştir.

    Ancak, bugün gelinen noktada, ne idealizm, ne de materyalizm, bazı anlamları tam olarak karşılayabiliyor. Çünkü onların ifade edemeyeceği türden, olgular vardır artık. Ben de bu nedenle, bu düzlemin değerlerine göre düşünmüyorum. Ve bambaşka bir düzlemde bakıyorum olanlara.

    Bulunduğum düzlem ise yeni bir doğru parçası değil, 4'ten fazla boyutu olan bir sonsuzluk algısıdır.

    Şimdi "objektiflik nedir?" konusuna gelirsek; elbette değişmez bir objektiflik algısı yoktur. Çünkü algıyı meydana getiren temel şey subjektivitedir.Bazı durumlarda, "yaklaşık değerler" söz konusu olabilir.

    Yukarıdaki mesajımda, felsefeyle yeni yeni ilgilenenlere yönelik subjektif yargılarımın aktarımı var. Orada verilen liste bilimsel bir konseptin uzantısı değil, benim deneyimlerimi içerir sadece.

    Bunun da ancak bazı kişiler için anlamı olabilir. Bir Huntington, Habermas gelip bu listeye bakmayacaktır elbette.

    Benim oradaki önerilerim; felsefeye girerken, partizanca bir tavır sergilemeyen kişileri okuyarak başlamaya dayanıyordu. Çünkü daha başlangıçta, idealizm ve materyalizm taraftarlığı yapılırsa, bazı önemli eserler okunmadan atlanacak ve tek taraflı bir bakış açısıyla yapılan okumalar merkeze yerleşecektir.

    Tek taraflı okumalar, kısır düşünceler doğurur. Oysa felsefe ufuk açan bir alandır. Temel varoluş amacı da buna dayanır. Tabuları yıkmak, bilimin önünü açmak, yok olanı yaratmak...

    İşte bunun için, felsefede dogmatik bir taraftarlığın söz konusu olmasına karşıyım. Materyalizmi ve idealizmi hemen bırakın demiyorum. Ama asla tek taraflı okumayın, bırakın bilgiler duvarlarınızı yıksın. İçinizde yeni şüpheler uyansın. Bu karmaşanın nihayeti kurtuluştur.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  5. #5
    tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş.
    Kayıt Tarihi
    17-05-2008
    Mesajlar
    3,231
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Yani materyalizm ve idealizm iki zıt kutuptur diyorsun...ben öyle düşünmüyorum.Ayrıca idealizm ile ifade edilemeyecek olgu sayısının sınırı yok muhtemelen,hatta bizzat bu konu ile ilgili bir şey denebilir idealizm için fakat materyalizmin açıklayamayacağı olgular nelerdir mesela,ne değişmiştir de böyle olmuştur, artık derken?
    "güneş herkes içindir, plaj ise sadece hak edenler için.''
    cidade de deus

    ''İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal'ler ülküsüdür. Ben onu temsil ediyorum.Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal'ler doğurmayacaklar mı? Mutluluk Milletindir, benim değildir''

  6. #6
    cevabı rüzgarda saklı devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz...
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Yukarıda, soruna verdiğim subjektif karşılıkta, materyalizm ve idealizme dair bir betimleme var. Buradan yola çıkan 2. sorun doğal olarak bunların hangi nedenlerden ötürü geçersiz duruma düştüğü oluyor, bunu da anlayabiliyorum.

    Materyalizmin çatışması sadece idealizme olan karşıtlığından doğmuyor. Materyalizm içinde de bilindiği gibi çok farklı perspektifler var. La Mattrie'nin mekanik materyalizminden, Descartes'ın analitiksel felsefesine, oradan materyalizmin en üst biçimi olan diyalektik materyalizme kadar... Tarihte en çok iz bırakan biçimi, diyalektik materyalizm oldu doğal olarak...

    Şimdi, materyalizmin hangi noktalarda eksik kaldığını söyleyeceksem, bunların içinde hangisini gündeme alacağım önem taşıyor.Çünkü bugün mekanik materyalizme, diyalektik materyalistler tarafından ciddi eleştiriler yöneltiliyor mesela(Adorno,Habermas vs.).

    Bu yüzden, materyalizmin hangi dalı söz konusu olacaksa, ona göre kendi subjektivitem içinde soruyu yanıtlayabilirim.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  7. #7
    tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş.
    Kayıt Tarihi
    17-05-2008
    Mesajlar
    3,231
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Diyalektik materyalizm veya bilimsel düşünce.
    "güneş herkes içindir, plaj ise sadece hak edenler için.''
    cidade de deus

    ''İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal'ler ülküsüdür. Ben onu temsil ediyorum.Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal'ler doğurmayacaklar mı? Mutluluk Milletindir, benim değildir''

  8. #8
    cevabı rüzgarda saklı devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz...
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Herakleitos'un ortaya atıp, Hegel'in sistematize ettiği diyalektik sistem, Platon'un da söylediği gibi, bütün kavramları ve sistemleri aşan, en doğru yargılama tekniğidir.

    Ancak diyalektik, materyalizm ve idealizme uydurulmaya çalışıldığı ölçüde amacından saptı. Mesela Hegel'in savunduğu sistem, materyalizm karşıtı bir "diyalektik idealizm" di. Marx ve Engels'te ise tam tersine, bütün idealizmi ve materyalizmin büyük kısmını karşısına alan bir "diyalektik materyalizm" anlayışı vardır.

    Elbette, materyalizmin diyalektiği tanıması, felsefe tarihindeki en olumlu gelişmelerden biridir. Ancak, diyalektiği kendine uydurduğu ölçüde belli çelişkiler belirir. Şimdi bu konuda birkaç temel ayrıntıdan bahsetmek istiyorum. Çünkü bütün tartışma, buradaki yazı ebatlarına sığamayacak kadar sayfaları aşacak uzunluktadır.

    İlk olarak, diyalektik materyalistlerin, evrenin tarihin başlangıcından bu yana var olduğu yönündeki tezlerinde ısrar etmeleri, büyük bir hata olmuştur. Marx ve Engels'in bunda diretmesini bir yana bırakabiliriz(onlardan sonra keşifler yapıldığı için) ancak Lenin'in Kuantum devriminin farkında olmaması ve bu yanlış inanışı devam ettirmesi, sonraki 90 yıl boyunca diyalektik materyalistlerin bunda diretme nedeni oldu(Diyelim ki Lenin aynı dönemde olduğu için fark edemedi.Ama diyalektik materyalistler 90 yıl boyunca niye farkına varmak istemediler, hala anlayamıyorum.).

    Bugün "big bang"in gerçek olduğunu bilim tamamen kabul etmektedir.Dolayısıyla, bilimin izinden gittiğini iddia eden ve kendine "bilimsel" ön takısını takarak, felsefe değil bilim benzetmesi yapan bu sistem, apaçık bir bilimsel gerçeği, 90 yıl ıskalamıştır.

    Buradan, specific(belirli), bir örnekten yola çıkarak varacağım şey şudur: Materyalizm, belli mantıksal kurgulara sahip çıkmak adına dogmatikleşmektedir. Sonuç olarak ortaya, bilime eklemlenen bir materyalizm değil de, tıpkı Orta Çağ'ın gerici idealizmi gibi bir kurgu çıkıyor. Dolayısıyla materyalizm,
    dogmatikleştiği oranda bilimi yavaşlatır.

    Benzer şeyler, materyalistlerin yıllarca psikolojiyi bir bilim olarak tanımayarak Freud'u reddetmesinde de var. 100 yıl boyunca bu konudaki duruşları değişmedi. Hala mutsuzluğun anti depresanlarla tedavi edilebileceği inancına sahipler.

    Bu çerçevede, benim materyalizme yönelttiğim ana eleştiri, benzerini Aristo'da gördüğümüz dogmatikliktir. Nasıl ki, bazı idealist filozoflar, Nietzsche'nin benzetmesiyle, kendi kollarına kanat takıp düşler aleminde uçtularsa, materyalistler de katı-hoşgörüsüz bir dogmatizme saplandılar.

    Ben bunu birçok şekilde reelde de gözlemledim. Ve birçok dogmatik materyalistin, felsefi tartışmalarda, kendilerinden fanatikçe(bir taraftar ya da Orta Çağ Hristiyan rahibi gibi) emin ve karşısındaki küçümseyen o alaycı gülüşüne defalarca şahit oldum.

    Çünkü şüphe bilimsel düşüncenin temelidir. İçinde şüphenin olmadığı materyalizm, dogmatizme dönüşür.

    Ve her şeyden önemlisi, tek taraflı felsefe okumaları, kısır düşünceler üretir. İdealizme yakın olduğunu düşündüğü için, Hegel, Kant gibi isimleri tümüyle bir köşeye atan kişinin, bir futbol takımını tutar gibi felsefe yapması söz konusu olur. O forma altında elbette orjinal fikirler ortaya çıkmazlar.

    Bense, kendi subjektif, evrilen, diyalektik bir süreç içerisinde anlamlanan, değerlerimden yola çıkarak; idealizm ve materyalizmin meydana getirdiği düzlemin, sonsuzluğun sadece bir parçası olduğunu düşünüyorum.

    Benim düzlemime göre eski düzlem, gerçeğin ancak bir kısmını dile getirebiliyor.

    Gerçek, bütün sınırları, tabuları ve formel mantığı aşarak, evrenin de ötesinde sonsuzlukta açılır.Ve tıpkı kuantum mekaniğinin açıkladığı örnekteki gibi(Einstein, Planck,Maxwell vs.den yola çıkarsak), nasıl ki ışık hızına yaklaşan cisimlerin kütlesi, sonsuzluğa yaklaşıyorsa, o da öylesine açılır ve sonsuzluğa yaklaşır.



    En kısa bu şekilde anlatabildim.

    Dost selamlarımla...
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  9. #9
    tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş. tenere , Forumda ilk aşamayı gecmiş.
    Kayıt Tarihi
    17-05-2008
    Mesajlar
    3,231
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Dediğin gibi tartışılabilecek konular epeyce fazla aslında ancak ben de fazla uzatmaya müsait değilim şu an,bu yüzden bahsettiğin örneklere değinmek istiyorum.

    Öncelikle big bang bilimsel açıdan ''kesin bir gerçek'' değildir.Big bang eldeki teorilerden bir tanesidir ki aslında pek bilinmeyen son derece güçlü başka teoriler de vardır(Hans Alfven'in plazma evren teorisi gibi).Ancak elbette big bang de son derece kuvvetli bir teoridir ve teoriyi destekleyen ciddi kanıtlar vardır.Ancak meseleye big bang bulundu,mertlik bozuldu ve evrenin sonsuz olmadığı anlaşıldı şeklinde bakmak pek sağlıklı değildir bana göre.Burada evrenden ne anladığımız önem taşıyor aslında.Dünyamızın ve bildiğimiz gezegenlerin,yıldızların,galaksilerin içinde bulunduğu evren bir patlama ile yayılmış olabilir evet fakat evren sadece bundan mı ibarettr?Maddenin yoktan var olamayacağı ve yok olamayacağı halen geçerliliğini koruyan bir kural,durumdur.Mevcut hali ile big bang teorisini kesin olarak kabul etmiş dahi olsak her hangi bir şeyin yoktan var olduğu anlamına gelmez bu.Enerji maddeye,madde enerjiye dönüşür diyalektik materyalizme göre ve big bang olmuş ise eğer orada olan şey de budur.

    Eğer maddenin veya enerjinin yoktan var olması yada yok olması gibi bir durumun mümkün olmayacağını şu an için kabul ediyorsak ve big bang'in de bu temel kuralı ihlal eden bir durumunun bulunmadığını kabul ediyorsak, diyalektik materyalizme aykırı bir durumdan bahsedemeyiz şu durumda bu konu ile ilgili olarak.Dolayısı ile vermiş olduğun örnekten yola çıkarak ''diyalektik materyalizmin dogmatikleşmesinden'' bahsetmen epey yanlış olmuş bana göre.Kaldı ki bu laf her ne kadar kolayca söylenebilse de isabetli bir laf olarak söylenmesi çok zordur,çünkü dogmatizm diyalektik materyalizmin(bilimin) doğasına aykırıdır.

    Diyalektik materyalizmin psikolojiyi bilimden saymaması ile ne demek istediğini anlayamadım,hele ki freud'u reddetmesini hiç anlayamadım.Freud gayet açık biçimde meafiziği reddeden biriydi,hem ateist hem de materyalistti.Jung desen anlarım ama freud'u anlayamadım.Depresyonun veya psikozların ilaç ile tadavi edilip edilemeyeceği ise psikiyatrinin konusudur aslında ve bu konuda psikiyatrlar arasında görüş ayrılıkları vardır,hatta antipsikiyatri diye bir şey doğmuştur yine Laing gibi psikyatrların etkisiyle.Aslında orada bahsettiğin mesele ''psikosomatik'' kavramı ile ilgilidir direk olarak.Depresyona sebep olan nedenleri ortadan kaldırmadan sadece ilaç ile tedavide başarı elde etmek bana göre de mümkün değildir.Ancak bilimin de böyle bir iddiası yoktur zaten.Diyalektik materyalizm, her şeyden önce olguları izole şeyler olarak değerlendirmeye,ele almaya karşıdır.Bu konuların materyalizm ile ilgili olan kısımları elbette vardır fakat ben somut örnekler üzerinden tartışabilirim ancak,bu yüzden açmanı isteyeceğim bu konuyu ve materyalizm üzerine etkilerini.

    Bu arada Kant'a bir şey diyemem ama Hegel gibi kişileri bir kenara atması söz konusu olamaz diyalektik materyalizmin.Kendisinin büyük payı vardır çünkü diyalektik materyalizm üzerine ve Marx ve Engels bunu ifade etmekten çekinmemişlerdir.Kaldı ki diyalektik materyalizmin temelleri bunun ötesinde Heraklitos'a kadar gitmektedir.
    "güneş herkes içindir, plaj ise sadece hak edenler için.''
    cidade de deus

    ''İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal'ler ülküsüdür. Ben onu temsil ediyorum.Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal'ler doğurmayacaklar mı? Mutluluk Milletindir, benim değildir''

  10. #10
    cevabı rüzgarda saklı devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... devinizm , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz...
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Açık diyaloğun, ajitasyona dayanan bir polemik şeklinde değil de, bilimsel-felsefi olgulara dayanarak ilerlemesi, bilimsel-objektif, antagonistiklikten uzak sonuçlar doğurdu. Güzel de oldu böylesi.

    Diyalektik materyalizme yönelteceğim eleştirileri, mekanik materyalizmden ayırmam önemli olacaktır. İkisini birbirine katıp, pragmatik bir saldırı mantığıyla değil, objektif bir inceleme bazında ilerleyeceğim.

    Mekanik materyalizme ciddi anlamda diyalektik materyalistlerden de saldırılar geliyor. Birkaç ay önce; bu konuda Türkçe olarak kaleme alınmış en kayda değer eserlerden biri olan "Diyalektik ve Mantık" kitabının yazarı Aydın Çubukçu'nun bir konferansında bulundum. Aydın Çubukçu Hegel'i sisteminin merkezine koyan bir düşünür ve Hegelciliğin materyalizmle çatışmadığını savunuyor.Bu anlamda, aynı mevzide göründüğü çağdaşlarına yönelik, eserlerinde ciddi eleştiriler var.

    19. yüzyıl bilimin altın çağıydı.8 bin yılda kat edilemeyen mesafe, 20 yıldan daha kısa mesafede aşıldı bu dönemde. Matematik, fizik, kimya, biyoloji, iktisat teorisi gibi alanlarda ciddi gelişmeler oldu. Orta Çağ boyunca insan yaşamının standartlarında ciddi bir değişim olmamıştı. Hatta Antik Çağ'ın toplumunda, kimi zaman daha yüksek hayat standartlarını görebiliyorduk.

    İnsan açıkçası pek kibirli bir yaratık olmuştur. Dünya, insan algısının alamayacağı büyüklükte olan bir evrende, sıradan bir gezegendir. Fakat insanoğlu bu çaresizliğinde kaybolmadı da, 19. yüzyıldaki en temel keşiflerle sarhoş oldu. Bunun sonucu; putlara tapan paganistler gibi "bilime tapınma" oldu. Buna "insanın insana tapınması" da denebilir. Tıpkı Narcissus gibi.

    İşte bütün bunların sonucu olarak, felsefe de hiç olmadığı kadar açılmış, idealizm Hegel ve Kant'ta en yüksek ifadesini bulurken; materyalist cephe de başta Comte'un sosyoloji bilimini kurmasıyla, ardından da Marx'ın iktisat teorisine, Engels'in doğa bilimi ve antropolojiye katkılarıyla en yüksek seviyesine ulaştı.

    Bu aşamada materyalistlerin yaptığı en büyük hata, dogmatizme karşı mücadele ederken, yeni bir dogmatizme saplanmaları oldu. "Su 100 derecede kaynar" önermesi, insana dair olguları açıklamak için de kullanılır oldu. Aynı şekilde, toplumun bütün dönüşümleri, iktisat teorisiyle açıklandı. Aynı hatayı Adam Smith ve Ricardo da yapmıştır.Kapitalizmin krizleri de bundan dolayı ortaya çıkar.

    Toplum dinamik bir yapıya sahiptir. Doğadaki bilimsel süreçlerden farklı bir gelişme yolu izler. Elbette sınıf mevzilenmesinin tarihte oynadığı rol büyüktür. Ancak tarihi okurken, olaylar salt sınıf çatışmasına göre açıklanırsa, birçok faktör göz ardı edilmiş olur. Benzer şekilde, katı materyalist anlayış, sanata müdahale etmeye dek gider. Stalin döneminde, Sovyetler Birliği'nde sürrealist sanatın kısıtlanması bunun sonucudur.

    Psikoloji konusunda Freud'un görüşlerini değil, Wilhelm Reich'ın görüşlerini baz alırım. Çünkü Freud, görüşlerini bir ölçüde sosyal topluma uydurmuştur. Ancak, bozulmuş psikoloji bilgisi bile diyalektik materyalistler tarafından kabul görmedi. Sovyetler Birliği, kesinlikle psikoloji bilgisinden yoksun yönetilmekteydi. Kapitalist bloğa karşı alınan yenilginin temel nedenlerinden biri de budur. Psikolojiyi hiçbir zaman benimsemediler. Aynı şekilde, bugün de diyalektik materyalistlere yönelik yüzeysel bir incelemede bile, asla psikoloji kitaplarına rağbet etmediklerini, tekrar ve tekrar belli eserlere yoğunlaştıklarını görürüz.Hatta psikolojiyle ilgilenmek, küçümsenir bir davranış biçimi olmuştur bu cephe tarafından.

    Big Bang, görünüşte hala bir teoridir.Ancak yasa olarak ifade edebileceğimiz ne vardır ki... Fizikte bile 180 derecelik dönüşler oluyor dönem dönem. Kuantum devrimi sonrası birçok konuda bambaşka bir boyuta sürüklendik.Öncesinde Galilei, Copernicus,Newton ve Maxwell gibi isimlerin keşifleri de böyle sonuçlar doğurmuştu. Bugün yasa olarak gördüğümüz ilkelerin, yarın değişeceğinden emin olamayız.

    Bu anlamda her gerçeklik bir teoridir.Big Bang teorisini, sıradan bir teoriden ayıran şey ise matematiksel kanıtlardır. Russell "Felsefe Sorunları" adlı eserinde ciddi biçimde bu konu üzerinde durur,Hatta eserini, bu keşiflerden sonra önemli ölçüde değiştirdiğini söyler.

    Benim bu anlamda diyalektik materyalizme yönelttiğim ana eleştiri, birçok varsayımı değişmez gerçeklikler olarak öne sürmesi olmuştur. Öyle ki, ben bu ilkelerde, Orta Çağ'ın karanlık kilisesinin dogmatizmini görüyorum. İkisi de sürrealizme tahammül edemiyorlardı. Sanata "her şey bizim için, bize göre" anlayışını yerleştirerek dar bir propagandaya hapsettiler.İdeal yönünde çok ileride dursa da materyalistler, zamanla eleştirdikleri sistemlere dönüşerek, kitlesel mutsuzluk salgınlarına neden oldular.

    Başta verdiğim örneğin de gösterdiği gibi, diyalektik materyalistler dogmatizmden uzaklaştıkları ölçüde, ciddi bir alternatif durumuna gelerek önem kazanacaklardır. Bu da kültürel-sanatsal alanlar da dahil olmak üzere her türlü yeni şeye kapılarını açmakla mümkün olabilir. Çağa kendini en çok uyarlayan sistemler, yaşayacaktır.

    Bense, diyalektik mantığı benimseyen biri olarak, diyalektiğin, materyalizm ve idealizme hapsedilemeyecek kadar sonsuz bir olgu olduğu düşüncesindeyim. Ve kendi görüşlerim de dahil olmak üzere, değişime, yorumlara ve dönüşümlere her zaman açığım.

    Bugünkü görüşlerim bilimsel olarak kuantum mekaniği, görelilik teorisi, oyun teorisi gibi bilimin zirve noktalarına dayanıyor. Yarın bunlar da geçerliliğini yitirebilir. İşte o zaman yapılması gereken, yeni keşiflerden yola çıkarak, felsefeyi de dönüştürmektir.

    Çünkü Herakleitos'un da söylediği gibi, değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı





 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Felsefeye Giriş ... Felsefe Nedir ?
    Felsefe-Psikoloji-Sosyoloji Tartışmaları bölümünde king_ramses tarafından açılmış
    Yanıt: 12
    Son Mesaj: 08.09.07, 02:25
  2. Kitaplarımız Belma Öğretmenin öğrencilerine...
    2005 Konuları bölümünde karamamba tarafından açılmış
    Yanıt: 25
    Son Mesaj: 03.05.06, 01:20
  3. Felsefeye İhtiyacımız Var Mı?
    Felsefe-Psikoloji-Sosyoloji Tartışmaları bölümünde ESHQUIA tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 13.03.06, 22:51
  4. Başucu Şarkıları 2 konserleri
    2005 Konuları bölümünde H.P.BaXXTeR tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 21.11.05, 20:53
  5. Felsefeye Katkı Üzerine Bir Öneri
    Felsefe-Psikoloji-Sosyoloji Tartışmaları bölümünde sevdalıbulut tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 13.08.05, 03:47

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.