isimsiz derelerde üzgüyü yıkayalı notalı eller
hibe edip sırtındaki akrepli acıyı aynı aynalara bakanlara
soydu sırrını güneşi ellerine alarak!
değişmeyen tek gözdür ya insanda
son kez baktı sis aynasına
yılları satalı peynir gemisine
laf ebesi geçmişi gördü
ne çoktu alnının girdapları ya Rab
küs deniziyle çalkalanalı çehresi
her kapanan kapı bir başkasını açalı
umut kolunu tutmaktı oysa yaşamak
kaç kez hüznün eşiğinden atladı mevsimler
yas yastığında taşlaşalı yürek
ne yol tükendi ne de sağanaklı geceler.
bileyli bakışlarını kuşanalı keskin yüzlü söz
kesti kimliğindeki boş dizeleri
İçli bir sesle doğruldu gerçeklik
gamzelerinden çıkardı gülümsemeyi
/usulca
sevmek gibi
sevinmekti boy aynasına bakmak!
ne kolay geçiliyor geçmiş köprüsünden
ip cambazları da öyle yapıyor bak
belki sopanın iki ucundadır denge denen
boşluk ve dolulukta
yansılamalardı göllere düşen
bir ağaçta yeniden yeşermekse sevda denen
şimdi rahat bırak zamanı
hayatın en güzel ışığıdır an!
Neslihan Yazıcılar


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





