Yarışma Konusu
Yarışmamız çok basit sizce bu resmi en iyi anlatan şiir hangisidir.
Sunumunuz hazırlıyorsunuz ve konuya ekliyorsunuz.
Belirlemiş olduğumuz jüri tarafından değerlendirme yapılacak ve ilk üçe girenler ödül kazanacaklardır.
Ödüllerimiz
- 10000 -7500 -5000 TFL
Kurallar
-Sadece bizim verdiğimiz resim kullanılacak şiir seçimi size ait.
-Eserin ait olduğu yazar adı yazılacaktır.
-Şiiri ve resmi istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.Şiiri resmin üzerine yazabileceğiniz gibi resim artı şiiri altınada ekleyebilirsiniz.
-Resim eklenen şiirle birlikte sunulacak
hazan_ng & Mavi Duvar ortak çalışmasıdır.
Katılımlar
ÖLÜMÜ BEKLİYORUM
Sen gideli ölümü bekler gibi bir hal aldı beni
Sen gideli yaşıyor muyum bilmiyorum ki...
Aklım fikrim düşüncem hep sende
Yaşamak kadar güzel bir şey yokken şu dünyada
Yaşamamak istemem niye...
Hayat böyle severken ben
Ölümü neden düşünüyorum anlamıyorum
Sen gideli şu yüzüm içten gülmedi
Ve sen gideli her şey anlamsız geliyor bana
Yaşamak bile...
Hiçbir söz avutamıyor beni
Ne annemin nasihatleri ne babamın öğütleri
Nede dostun avutan sözleri...
İnan hiç bir şey senin gibi tat vermiyor şu hayatta
Gündüzün içinde karanlığı yaşıyorum
Sen gideli...
En sevdiğim yemeği bile yiyemez oldum.
Her şey anlamsızlaşmış şu dünyada
Şu esen rüzgar şu yağan yağmur
İlk baharda açan çiçek
Kışın yağan kar
Penceremden vuran ışık
İnan anlamsız geliyor bana
Yani ben;
Her günüm aynı hiç değişmiyor...
Karanlığın içinde kör bir kuyunun karanlığında
Sadece ve sadece ölümümü bekliyorum...Anonim
Mahkumsun Sen Artık Yalnız Kalmaya
Pişman olduğumu düşünerekten,
Uğraşma boşuna gönlüm almaya.
Kapılmam yeniden böyle sevdaya,
Mahkumsun sen artık yalnız kalmaya.
Boş vaatler ile geçti o günler,
Ne zaman düşünsem yüreğim inler.
Yalan sözlerini şimdi kim dinler,
Mahkumsun sen artık yalnız kalmaya.
Mazimin üstüne bir çizik attım,
Seni hatırlatan herşeyi yaktım.
Hüzünlü gönlüme neşeyi kattım.
Mahkumsun sen artık yalnız kalmaya.
Zaman silgi gibi siler herşeyi.
Anlarsın elbette sende gerçeği.
Soldu bu gönlümde aşkın çiçeği,
Mahkumsun sen artık yalnız kalmaya.
Erman Ulusoy
Nice mevsimler geçti, hasretinin üstünden
Ben, hâlâ bıraktığın hazanda kaldım.
Seneler geçti, dinmedi yaşlar gözümden
Ben, hâlâ bıraktığın, hüzünde kaldım.
Ömre bedel ne anlar yaşadı insanlar
Ben, hâlâ o mahzun bakışta kaldım.
Nice yangınları söndürdü rüzgârlar
Ben, hâlâ o sönmeyen yanışta kaldım.
Seynur İnal
Düş kırıklarımdan bir oda yaptım kendime,
ve olurda hani düşlerime biri gelirse diye birde pencere,
ışığa ve nefese ihtiyacım yok aslında,
bunca yaşanılandan sonra.
Ruhunu kaybetmek bi yarım kalınmışlıkta,
zamanı,
duygularını...
Sarhoş olmak için değil,
biraz olsada zamanı yenerek,
unutmaya meğil etmek seni içimde...
Yalan düşlere gebe yine bu gece,
ve ben her defasında bu sonuncuyu içmeyecektim,
yalanını söylerken kendime,
şişe bile inanmıyor bana bu gece...
21.12.2009
yirmiüç.:.otuziki
Zafer.
İmkanı Yok
Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim...
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış
Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış.
Bilmiyordum...
Yine de dayanmağa çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Herşeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanıbaşımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikar
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık
Bir nefes de benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.
Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok.
Ümit Yaşar Oğuzcan.
Pencere
Bir resim çizmiştim güzel günlere gebe
Dağılan umutlara, yitik sevdaları saklamıştım
Sana dair ne varsa yüklenmiş gelmiştim
Sırtımda heybem, yükümde aşk vardı.
Ömrüme bir pencere açtım seninle ben
Işkın versin bahar çiçekleri hücreme
Yalnızlığımı karanlıklarda unutayım
Ve seni bulayım bütün aydınlıklarda diye.
Sırtında heyben, yükünde aşk ve ihanet
Hücreme geldin dayandın, aydınlık yok oldu
İçtim kadehlerce seni, unutamadım, ağladım
Karanlık köşelerde sensiz, ne yaşadım ne öldüm.
HELEN DİDAR
Seni düşünüyorum yine,
Bir güneşin karanlığında,
Ömrümün en kısa yolunda,
En uzun yolculuğu yaparken,
Seni düşünüyorum yine,
Seni düşünüyorum yine,
Doğacak güneşi umutsuzca beklerken ve ölü,
Yatağımın baş ucunda düşüncelerim;
Seni ve sevdamızı ararken,
Seni düşünüyorum yine,
Seni düşünüyorum yine,
Ben ve sadece umutlarım,
Hiç sonu olmayan bir yolda,
Sana ulaşamayacağımı bile bile,
Seni düşünüyorum yine,
Seni düşünüyorum yine,
Umutlarımı çorak topraklarda,
Onları duygularımla sularken,
Yeşermeyeceğini bile bileSeni düşünüyorum yine,
Seni düşünüyorum yine,
Çünkü sen ben yaşadıkça varsın,
Sen var oldukça ben düşüneceğim,
Ben düşündükçe seni seveceğim,
Seni düşünüyorum yine.
Mehmet KUYULU...
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekliyor beni
bir şehirde bir kadın.
Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.
Yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.
NAZIM HİKMET
Adresim Hüzün
bugün günlerden hüzün
yer hüzün ülkesi
intiharda bileniyor duygular
hüzünlü bir karanlığa
dolaşıyorum gelişigüzel
ayağımın altında dallar eziliyor
hüzün kırılıyor yalnızca
hüzün alıp
hüzün satıyorum
kazancım hüzün
kaybım da
gül uzatıyor küçük bir kız
:
“al bunlar en güzelleri
adları hüzün çiçeği
hüzün kokarlar aynen hüzünlü gönlün gibi...”
ağaç olsam
hüzün dökülüyor yapraklarımdan
yağmura koşsam hüzün boşanıyor üstüme
bıraksam kendimi kaçsam oradan
yok olası hüzün koşuyor ardımdan!
ben: hüzün
ikametgah: hüzün sokağı
adresim bu işte!
beni ararsan hüzn'ü sorman yeter
bir köpek uluyor sokakta
hüzünlü bir ölümdür buralar!
Naime Erlaçin
Resim
Nedense bütün resimlerde ben
Böyle mahzun ve perişan çıkarım
Hep böyle hayata kapalı durur
Gülmesini unutmuş dudaklarım
Artık canından bezmiş kimselerin
Hazin bakışı parlar gözlerimde
İçinden adamlar arabalar geçer
Çizgiler alnımda bir büyük cadde
Aynada saçlarımı düzeltirim
Bir perde iner yüzüme alçıdan
O, bin mumluk ampullerin altında
korkarım korkarım fotoğrafçıdan
Bakışlarım gümüş camlara sorar
Elbisemin eskiliği belli mi
Sonra karşıda küçük bir noktaya
Dikerim kahverengi gözlerimi
Kabahat objektifte camda değil
Onlara yalı gözlerle bakarım
Nedense bütün resimlerimde ben
Böyle mahzun ve perişan çıkarım
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
..:::..RUHUMA FAYDAN OLSUN..:::..
Selam bir tanem..!
Bir tanem dedim ama kızmamışsındır umarım…
Bu son mektup belki de sana yazacağım
Sonbahar akşamı, kor bir ışıkla pencerenin önündeyim
Yağmur yağıyor dışarıda
Biliyorsun severim yağmur sesini
Hele o sararmış güz yapraklarını
Ben gibi aynı…
Buğulanmış cama ismimizi yazdım yan yana
İçim yandı yine, yoksun çünkü yanımda
Niye ayrıldık niye bıraktın ki beni
Yok, yok sen layık değilsin sevilmeye!
Layık olsaydın bu kalp senin için çok şey yaptı
Onu görürdün en azından, bırakmazdın elimi
Duydum ki sadece ismim kalmış sende
Neden? Yalan mıydı beni sevdiğin
Gülüyorum ama içim kan ağlıyor!
Neyse…
Dün doktora gittim
Öksürüklerim git gide ilerlemişti
Bana güzel şeyler söylediler inan çok sevindim
2 ay kalmış ömrüm
Dayan diyorum az kaldı şafağa gönlüm!
İple çekiyorum biliyor musun?
Nerden bileceksin ki!
Çünkü sen sevemezsin
Sevenin halinden anlayamazsın!
Eğer mektup eline geçerse ve pişman olup geri dönersen
Gel evet gel! Hiç durma
Bedenime faydan dokunmadı, bari gel de ‘RUHUMA FAYDAN OLSUN!’
Dua et ruhum için ve bir avuç toprak da sen at üstüme!
Çünkü bu mektubu ben 2 ay önce yazmış olacağım…
Sakın ama sakın ağlama
Beni kandırdığın gibi o güzel gözlerini kandırma!
Alıntı
İdamLıktır Benim Bu Seni SevmeLerim...
Asla unutamadım seni hala kaçak korkularımın tek sebebisin
Şüpheli bir cinayetin ardında bırakılmış meçhul bir intihar mektubu gibisin
Okudukça yeniden ölüyorum seninle, sen benim asıl katilimsin
Dönmediğin her gün her an bin kez daha ölüyorum bunu da bilesin.
Seninki basit bir cinayet değil koca bir katliamdır aslında
Ne zamanki katlim-i vacip kıldın bu amaçsız zamanda
Cevap bile veremedim gördün, aciz bir çocuğum her daim karşında
İdam fermanım mühürlenmiş, senden mukaddes bir emanet gibi taşıyorum boynumda.
Seni sevdiğimden beri adil yargılayamaz oldu mahkemeler
Tutanaklarda idamlıktır geçecek adım yetmez bunu anlatmaya kelimeler
Koymazdı bu kadar, yanımda olsaydın koymazdı bu ucu görünmez kara geceler
Kendim kıyardım canıma bir defacık gözlerimin içine bakıp öpüverseydin eğer.
Kapanmıyor gözlerim uykuya hasret, uykularımı ölüme bıraktım seninle
Belki yüz bin defa vuruştun, sende kaybettin benliğini benimle
Acımanı falan istemiyorum mirasın yalnızlığım benim kavgam kendimle
Ve bu saatten sonra tüm yaşantılarımın her anı baş başa sensizliğimle.
Şimdi dokunmaktan ve konuşmakta ürperdiğim sen asla yanımda yoksun
Bu çirkin kapitalizmin çirkef şehrine hapsolduğundan beri sende kokuştun
Duymuyorsun cebi delik sevdaların çığlıklarını sevgisizlik çölündeki ateşle tutuştun
Sen artık umutsuz gözlerimde ıssız bir silület,sönmeye yüz tutmuş bir ışık bir kayboluştun.
Alinti
kaç zamandır yüzüm traşlı..gözlerim şafak bekledim...
uzarken ellerim,kulağım kirişte...
ölümü özledim anne......yaşamak isterken delice.....!
ah verebilseydim keşke...
yüreği avucunda koşan herbir anneye...
tepeden tırnağa oğula ve kıza kesmiş bir ülkeye armağan.....
düşlerimle sınırsız,diretmişliğimle genç..şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma...
usulca açıverdi yanağımda tomurcuk...
pir sultan'ı düşün anne,şeyh bedrettin'i,börklüce'yi,torlak kemali...
insanları düşün anne....
düşün ki yüreğin sallansın...
düşün ki o an..
güneşli güsel günlere inan mutlu bi yusufçuk havalansın...
yani benim güsel annem..
alaşafağında ülkemin yıldızı uçurmak varken..oturup yıldızlar içinde..
kendi buruk kanımı içitim...
ne garip duyugu şu "ölmek".......
öptüğüm kızlar geliyor aklıma...bir açıklaması vardır elbet giderken darağacına....
geride
masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem....
bağışla benim güsel annem...
oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana...
elleri değsin istemedim...gözleri değsin istemedim....
ağlayıp koklıyacaktın..
belki bi ömüür taşıyacaktın koynunda..
yaşamak ağrısı asaıldı boynuma....
oysa türküğ tadında yaşamak isterdim anne...
"ölmek" ne garip şey anne...
bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı..
sedef kakmalı bir kutu içinde vermek iiteridm çocukların ellerine..ç
soora...
soora benim güsel annem..
damdan düşer gibi vurulmak isterdim bir kıza....
gecenin kıyısında durmuşum...kefenin cebi yok..
koynuma yıldız doldurmuşum...
koşun çocuklar koşun..
sabah üstüme üstüme...
kısacası güsel annem.....
bir çiçeği dünürken ürpermek yok...
gülmek,umut etmek,öslemek...
ya da mektup beklemek...
gözleri yatırıp ıraklara....
"ölmek ne garipşey anne....
artık duvarları kanatırcasına tırnağımla...
şaşkın,umutlu şiirler yazamıyacağım...
mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamıyacağım...
baba olamıyacağım örneğin...
toprak olmak ne garip şey anne.....
"ölmek" ne garip şey annee.....
uçurumlar ki sende büyür...
dağdır ki sende göçer...
ben yaprak derim çiçek derim,,çam diplerini açmış kanatlarını kozalak derim....
gül yanaklı çocuğa benzerim...
yine de
oğlunu yitirmek ne garip şey anne....
her kavgada ölen benim...bayrak tutan çarpışan..
her kadın toprağı tırnaklıyarak doğurur benii...
özlem benim..,kevga benim..,aşk benim............
bekle beni anne
bir sabah çıkagelirim...
bi,r sanah anne bir sabah..
acını süpürmek için açtığında kapını......
adı başka,sesi başka nice yaşıtım
koynunda çiçekler...
çiçekler içinde bir ülke getiriler...
Ölüm kapıyı çaldı anne
Belki seni özledim
Belki de en çok ölümü.
Ölüm kapıyı çaldı anne,
Şeytan bile terk eyledi beni azabıma
Daha doğumumda ararken baki sevgiyi
Yolumu kaybettim anne.
Senide aramış olabilirim sevgi diye
Hasret’i de,
Ölüm kapıyı çaldı anne.
Ölüm kapıyı çaldı…
Öfkem vuslata hakim şimdi.
Seni de özlemiş olabilirim
Beşik kertmem Hasret’i
Ve hatta ölümü.
En çokta ölümü özlemiş olabilirim anne.
Düş adasına ve düş kırıklıklarına giden gemide
Şimdi sensizim
Doğduğum günü hatırlıyor musun?
Ya da unutalı çok mu oldu?
Çok mu oldu doğduğum günü unutalı anne?
Yalnızlığa giden bir gemide sahipsizim şimdi.
Sahipsizim anne.
Sen de yoksun, Hasret de.
Bir seven bile yok yanıbaşımda anne
Dokunan saçlarıma pamuk elleri ile.
Ölüm kapıyı çaldı…
Nefessiz kalmak nasıl bir şey böyle anne
Soluk alamamak.
Azrail’in ellerine gitmek, gitmek ve dönmek
Ve bir daha gideceğini bildiğin halde.
Ölümün elinden dönmek…
Ölüm kapıyı çaldı,
Ölmek nasıl bir şey anne.
Nefessiz kalmak nasıl bir şey böyle.
Hasret diye çarpan kalbimin susması
Vuslata öfke
Nefretin küllerini yeni bir yangına saklamak
Ölmek değil mi anne?
Ölmek böyle değilse
Ve öfkenin vuslatını beklediğin halde
Ölmek nasıl bir şey anne?
İçimde adı olmayan bir yer acıyor anne
Ölüm kapıyı çaldı Hasret’im hala yok ortada
Gittiler sevdiğini söyleyenler birer ikişer anne
Gittiler hain kediler, gittiler anne…
Masal perisi niye hiç çalmadı kapıyı.?
Neden bu bir rüya uyan ademoğlu demiyor?
Masal perisi neden kabustan uyandırmıyor beni anne?
Bu defa ölmeden yani, birileri beni sevse, yıkılır mı cihan anne
Yıkılır mı cihan sevenin üzerine.
Ölüm kapıyı çaldı anne,
Belki seni özledim
Belki de en çok ölümü.
Hasret’i de özlemiş olabilirim.
İhtimal dahilinde…
Ölüm kapıyı çaldı anne.
Ölüm kapıyı çaldı…
Postacı gibi iki kere…
Ben doğmamış çocuklara don diktim
Yeni umutlar besledim anne
Ölüm gelmeyecek sandım
Zeynep ile top oynamayı vaat ettim anne.
Mutluluk neden hiç çalmadı kapıyı anne
Ya seni özledim, ya hasreti ya da ölümü…
Zeynep’i de özlemiş olabilirim.
İhtimal dahilinde…
Ölüm kapıyı çaldı
Ve bu bir şiir değil yalnızlığa yazılmış,
Sana ya da Hasret'e ya da ölüme hele.
İsyanlara ezgidir anne.
Ben ölümü özledim
Bu ölüme ezgidir artık anne
Alıntı
Dar Dünya
Yüreğim gövdeme sığmıyor
Gövdem odama
Odam evime sığmıyor
Evim dünyaya
Dünyam evrene sığmıyor
Patlayacağım
Acımın acısından susmuşum
Ki suskunluğum göklere sığmıyor
Böyle bir acıyı kimlere nasıl anlatacağım
Gönül dar geliyor sevgime
Kafam beynime
Ah şakaklarım
Çatlayacağım
Anladım artık anladım
Kimselere anlatamayacağım
Aziz Nesin
EYLÜL HEZEYANLARI
Kapımı çalıp duruyor Eylül
Açmıyorum
Biliyorum ki
Umarsızca bırakacak
Hüzünleri avucuma
Sonra çekip gidecek düşmanca
Kapımı çalıp duruyor Eylül
Açmıyorum
(Her dem taptaze aşkın bende)
Yüreğimde krizantemler açıyor
Bir manasız keder yüzümde
İçim burkuluyor
Sayıp duruyorum
Kaçıncı yıl dönümü sensizliğin
Eylül demlerinde
Kapımı çalıp duruyor Eylül
Açmıyorum korkumdan
Pişmanlıklarım tokat olup
Patlıyor yüzümde
Dört bir yanım kan-ı Eylül içinde
Kaçamıyorum
Beni usulca kucaklıyor
Alıp götürüyor
Kimsesiz omuzlarımdan sürüyor
Çekip gidişinin
Cehennem alevine....
Diler Korukçuoğlu
Bomboş bir hücredeyim,
Aşkının umutsuzluğu boyamış dört bir yanı,
Ufacık bir pencereden sönük tenime değen ay ile,
Bir mum alevi gibi aydınlatıyor yüreğimi,
Ömrüme ufaktan siyahlık çökmekte,
Veryansın ediyor yüreğim bu sensizliğe
Yine çırılçıplak,
Duygu yüklü gözyaşları dökülüyordu.
Toprağa düşen ilk yağmur tanesi özleminde,
Yanlızlık bastırıyordu omuzlarımdan,
Hayatın hamalı eziliyordu,
Büklüm büklüm,
Felek dedikleri bir derin fiyasko
Satırlar dedim ya bomboş
Martılar şarkı söylüyor ay yine sarhoş
Dedim ya satırlar yine sarhoş
Martılar şarkı söylüyor ay yine sarhoş
Bir bira şişesinin dibindeki köpükten farksız bedenim
Ben değil alyuvarlarım bile sarhoş
Ve alkol pıhtılaşmakta içten içe
Atmak istiyorum kendimi
Ölmek, Ölmek, Ölmek
Belki de ölmek en hayırlısı
Yalan söyledim aslında
Ne ay sarhoş ne yıldızlar
Bu beden sarhoş
Ölüm Sarhoş aslında
Ölüm Sarhoş
Ölüm ...
Ölüm mü senin bir hücrende hapis kalmak,
Aşkın mı sarhoş ediyordu beni acaba yoksa içtiğim içki mi,
Hanginiz daha değerliydiniz ki?
Seni de gidip bir bakkal köşesinde satarlar mı?
Sen mi sarhoş ettin beni içtiğim içki mi?
Susuyor sessizlik
Tek bir cevap yok.
Sen yok,
Artık BEN de yok!
Anonim & мerve


LinkBack URL
About LinkBacks







Alıntı Yaparak Cevapla




