SORU acaba başörtüsü hür kadınlarla cariyeleri ayırt etmek için mi kullanılıyor ahzap suresi 59.ayeti buna örnek olabilr mi?birde hz.ömer'in başı örtülü cariyeleri elindeki sopa ile vurarak başlarını açmalarını söylemişmidir?bu soru bazı kişilerce forumda dile getirildi ve çeşitli cevaplar verildi ancak hiçbirisi tam olarak bizi aydınlatamadı başörtüsü hürler için mi?neden hz.ömer başı örtülü cariyelerin ellerine sopayla vuruyordu?ahzap suresi buna delil mi?işte bu soruların cevabı burada verildi eminim yine bazı kişiler bildigi yanlışları burada tekrar etmez.
Cevap:
Ahzab Suresinin 59. Ayetinde ; "Ey Peygamber! eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler. Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar" buyrulmaktadır.
Bu ayette müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafeti ile sokağa çıkmamaları emredilmektedir.
Nur Suresi 31. Ayette örtülmesi emredilen zinet ve zinet yerlerini örtmek kaydıyla (manto, pardesü, çarşaf gibi) dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şöyle buyrulmaktadır: "Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz."
Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının zinetini ve zinet yerlerini eşi veya mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafından görülmesine de meydan vermemesidir.
Bu nedenle ergenlik çağına erişmiş müslüman hanımların, vücudun el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik caiz olan erkekler yanında, vücut hatlarını ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise (örtü) ile örtmeleri, başörtülerini, saçlarını, başlarını boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakaların üzerine salmaları, dinimizin, Kitap, Sünnet ve İslam alimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin bir emridir.
İslâm dini tesettüre böyle önem vermekle birlikte, örtünmenin şekli konusunda ayrıntıya girmemiş, bunu örf ve adete bırakmıştır. Böylece her çağda ve her bölgede bu emrin yerine getirilmesine imkan verilmiştir. Sonuç olarak tesettür evrensel, sürekli bir hüküm; örtünmenin şekli ise yereldir.
Buna göre bayanların manto, pardösü, çarşaf vb kıyafetleri giymelerinde sakınca yoktur. Bunların hepsiyle tesettür emri yerine getirilmiş olur.
Hemen bütün tefsirlerin tarihe dayanarak verdiği ortak bilgiye göre Medine evleri dar ve tuvaletsiz idi. Kadınlar ihtiyaçlarını gidermek için geceleri evlerinden çıkar, biraz uzaklaşarak ihtiyaçlarını giderir ve dönerlerdi. Bu durumu fırsat bilen bazı münafıklar ve kendini bilmezler uygun yerlerde durur, kadınlara söz ve elle tâcizde bulunurlar, yakalandıkları zaman da “Biz onları câriye sandık” derlerdi. Bu mazereti ortadan kaldırmak üzere hür kadınların, dışarı çıkarken, cilbâb ismi verilen dış giysilerine bürünmeleri emredildi. Hz. Ömer, hür kadınları câriyelerden ayırarak asayişi korumak maksadıyla câriyelerin cilbâb kullanmalarını yasaklamıştı, daha sonraki dönemlerde bu yasak kalktı.( Kuran Yolu Türkçe Meal Tefsir,4/360)
.
Alimlerimiz, cariyelerin tesettür konusunda hür kadınlardan farklı olduğu konusunda söz birliği etmemişlerdir. Zira bu hususa açık olarak delalet eden herhangi bir ayet-i kerime veya bir hadis-i şerif bulunmamaktadır. Fıkıh kitaplarında yer alan görüşler ( Hidaye, 1/44) Hz. Ömer'e nisbet edilen birtakım rivayetlere dayandırılmaktadır.
Günümüzde uluslar arası ilişkilerde böyle bir uygulama olmadığı için, fiilen yürürlükten kalkmış olan cariyelik ve onunla ilgili konularda üzerinde durmaya gerek kalmamıştır.
saygılarımla


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



dönemin mümin kadını sadece Allah'ın varlığını birliğini ve Hz Muhammed'in peygamberliğini kabul etmiş kimsedir(insanlara sadece sizin artık tanrınız Allah ve bir tane denmiş) ve kuran henüz tamamlanma safhasındadır.Fakat o dönemin mümin kadını yine o dönemin gelenekleriyle yaşıyor ve önceki hayatından gelen köle sahibi olma hakkına sahip ve hatta kuran o'na köle sahibi olamazsın dememiş henüz.ve o dönemde bir köle asla hanımına bir dişi gözüyle bakamazdı bu köleninde aklının ucundan geçemezdi ki.Lütfen bugünün yargısıyla o dönemi yargılamayalım.Bu arada ben erkeğim
