Risalei Nur elestirileri
ABDULLAH TEKHAFIZOĞLU
http://www.islah.de/menhec/men00015.pdf
Tarihçe-i Hayat, 285, Sualar 698, Sikkei tasdiki gaybi -82 işaret ve beşaret-i Kur'aniyede ifade eder ki: "Risale-i Nur dâiresi içine girenler, tehlikede olan îmanlarını kurtarıyorlar ve îmanla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler." diye müjde verirler.
Barla lahikası 29 Risale-i Nur gerçi zahiren sizin eserinizdir, fakat nasılki Kur'an-ı Mübin Allah'ın kelâmı iken Seyyid-i Kâinat, Eşref-i Mahlukat Efendimiz nâsa tebliğe vasıta olmuştur, siz de bu asırda yine o Furkan-ı Azîm'in nurlarından bugünün karmakarışık sarhoş insanlarına emr-i Hak'la hitab ediyorsunuz. Öyle ise; O Hakîm-i Rahîm, size bu eseri yaptırtan, o Nurları ayak altında bıraktırmaz.
Kastamonu lahikası 112 Tarihce i hayat 296 – 297 O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar eğer onbeş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehid hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir. Onbeşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem'den kurtarır. Çünki âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedî'ye (A.S.M.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hazret-i İsa'nın (A.S.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (A.S.) mensub Hristiyanların mazlumları çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir.
Lem’alar, 151 “Şimdi bu acib zamanda, îmanı bulunan ve hatta fırak-ı dâlleden bile olsa onlarla uğraşmamak; ve Allah’ı tanıyan ve âhireti tasdik eden, hırıstiyan bile olsa onlarla medar-ı niza noktaları medar-ı münakaşa etmemeyi hem bu acib zaman, hem mesleğimiz, hem kudsî hizmetimiz iktiza ediyor.”
Kastamonu Lahikası, 247 lemalar 151, Hizmet rehberi 82, “Hadis-i sahihle, âhir zamanda Îsevîlerin hakiki dindarları ehl-i Kur’an ile ittifak edip müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi….”
Sözler 768 Zira hakaik-i Kur'aniye ve imaniyeyi câmi', o cihanşümul Risale-i Nur eserleri ona ihsan edilmiştir.
Tarihce i hayat 306 Kastamonu lahikasi 162, Sikkei tasdi i gaybi -67 Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîm'in bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesidir ve rahmet-i İlahiye tarafından ihsan edilmiştir.
Şualar, 683 – 534 - 535, Birinci Şua: benim gibi yarım ümmi ve kimsesiz bir adam, Risale-i Nur’a sahip değildir ve o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mucize-i mâneviyyesi olarak, rahmet-i İİlâhiyetarafından ihsan edilmiştir.
Siracü’n-Nûr, 250-251: Madem ki Kur'an sana Said (sîn ile) demiş... Elbette sen saidsin hem ismin ve hem resmin Said'dir. Madem ki, Kur'an sana Said (sâd ile) demiş... Elbette hem için temiz ve tahir, hem de dışın.
Yirmi sekiszinci lem'anın birinci meselesi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi: (Ayette) "dehşetli bir harb i ahir zamandan korkma” demekle beraber cifir ve ebced hesabıyla bin üç yüz otuz bir (1331) veyahut bin üç yüz otuz üç (1333) ettiğinden ve umumi hitaptan hususi bize baktığı sair emarelerle göründüğü gibi o tarihte harb-i umumide en müthiş bir vaziyete giriftar olmuştum. ... Öyleyse, o umum içinde hususî bize işaret ediyor denilebilir.
Kastamonu Lâhikası - Mektup No: 120 - s.1642: Birincisi: Birinci Şua olan İşaret-ı Kur'âniye risalesinde, Risale-i Nur'a ve tercümanına da işaret eden beşinci ayet olan (En'am suresi 6 -122 ayet ) gayet kuvvetli karinelerle nur kelime-i kudsiyesi cifir ve ebced hesabıyla ve üç cihet manasıyla Said Nursî'ye tevafuk etmesidir.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

