![]()
Hamas'ın Gazze Şeridi'nde seçimi kazanıp iktidara gelmesinden bu yana iki büyük askeri operasyon yaşayan, tarım dengeleri alt üst olmuş ve abluka altındaki Gazze Şeridi'nde, bölgenin iki önemli ürünü çiçek ve çilek, Gazzelilerin dünyaya açılan penceresi oldu.
İthalatı İsrail'in geçişine izin verdiği insani yardımlarla sınırlı, ihracatın da yasak olduğu bölgeden çiçek ve çilek, İsrail'in verdiği özel izinle Avrupa'ya ve oradan diğer ülkelere kadar gönderiliyor.
Gazzeli üreticilerin yetiştirdiği karanfiller, yılbaşından önce ihraç edilmeye başlarken, çilekler de bugünden itibaren Gazze'den gönderilmeye başladı. Gazze'den geçen hafta yaklaşık 30 bine yakın karanfil gönderilirken, ihracat miktarının 40 milyon çiçeğe ulaşması bekleniyor.
Bugün ise ilk kez 2 TIR dolusu, yaklaşık 2,7 ton çileğin ihracatı yapıldı. Karanfil ve çilekte ihracat sezonu, bir terslik olmadığı takdirde mayıs sonuna kadar devam edecek.
Gazzeli çiftçiler, ürünlerini Agrexco adlı İsrailli firma aracılığıyla Hollanda'ya gönderiyor. Ürünler burada mezatta, "Coral" markası altında müşterilerini buluyor.
"TEHLİKE HERKES İÇİN GEÇERLİ"
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahya'nın sınıra sadece iki kilometre kadar uzaklıktaki çilek tarlalarının sorumluları arasında, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde öğrenim görmüş Filistinli ziraat mühendisi de yer alıyor. 36 yaşındaki İhab Abdülaziz, sınıra bu kadar yakında çalışmanın tehlikeli olup olmadığı sorusuna, "Evet tehlikeli... Burada 2 bin dönüm kadar çilek bahçesi var, 200 kadar da işçi çalışıyor. Tehlike herkes için geçerli..." yanıtını verdi.
İhab Abdülaziz, yılbaşı öncesi, sınıra yaklaştıkları için İsrail askerlerinin açtığı ateşte hayatını kaybeden 3 Filistinlinin de çilek toplayan işçiler olduğunu kaydetti.
2 çocuk babası Abdülaziz, yine de yaptığı işten keyif aldığını söyledi ve çilek tarlalarıyla meşgul olmanın, Gazze'nin stresli yaşamından kendisini uzaklaştırdığını belirtti.
Bu yıl ihraç sezonunun aksamaya uğramadan devam etmesi için dua eden Abdülaziz, geçen yıl, tam da çilek ihraç sezonuna gelen İsrail saldırıları nedeniyle tüm ürünün tarlada kaldığını anlattı. İhab Abdülaziz, "Kimsenin sokağa çıkacak hali yoktu ki, işçiler gelip ürünü toplayabilsin. Her şey tarlada kaldı. Tarlaların üzerinden de buldozerler, tanklar geçti. Su motorları, sistemleri harap oldu. Her şeyi yeniden düzenlemek durumunda kaldık" diye konuştu.
Gazze'nin toprağının çilek yetiştirmeye çok uygun olduğunu, havasının ve kuyulardan gelen tatlı suyun, gübreye bile çok ihtiyaç duyurmadığını kaydeden Abdülaziz'e göre Gazze'nin çilekleri, dünyada kalitesiyle biliniyor.
Gazze'de normalde yılda ortalama 2 bin ton çilek üretimi yapılıyor ve bunun yaklaşık üçte ikisi ihracata gidiyor.
GAZZE'NİN TARIM ALTYAPISINI BOZMAK TEHLİKELİ
Gazze Tarım Geliştirme Derneği Başkanı Abdülkerim Aşur ise hem İsrail tarafının verdiği tarımsal yönlendirmelerin, hem tarım arazilerinin bombardımanlar, zaman zaman buldozerlerle tahrip edilmesinin, özellikle zeytin ve turunçgil alanlarının yok edilmesinin Gazze'nin tarım altyapısını mahvettiğini belirterek, bunun doğuracağı tehlikeli sonuçlara işaret ediyor.
"Zaten insanların yüzde 80'i yoksulluk sınırının altında... Bunu sadece bir rakam olarak almayın" diyen Aşur, geçim kaynaklarının azaldığı bölgede, tarıma vurulan darbelerin son ümitleri yok edeceği uyarısını yaptı.
Aşur, savaşın iyice zorlaştırdığı ekonomik koşullar altında birçok ailenin kızlarını küçük yaşta evlenmeye zorladığını, çocukların birçoğunun okula gitmediğini, uyuşturucuyla erkenden tanıştığını ve bunun da toplum yapısını ve geleceğini tehlikeye attığını vurguladı.
Gazze'nin tarıma en elverişli alanların beşte birinin kullanılamadığını söyleyen Abdülkerim Aşur'a göre bu alanlar sınırda yaklaşık 500-700 metre genişliğindeki alanlar ve hepsi girilmesi yasak bölge.
Sadece çilek ve karanfil ihraç edebildiklerini söyleyen Aşur, geçen yıl bu olanağı da bulamadıklarını ifade ederken, "Savaşın tüm şiddetiyle sürdüğü ilk günlerde bir telefon aldım İsrail tarafından. 'Karanfil ihracatını kabul ettik' diyorlardı. Mümkün mü? İhracatla uğraşmak bir yana o sıralarda bombalardan hareket bile edemiyorduk" diye konuştu.
O dönemde yetiştirilen karanfillerin hemen tamamının seralarda, bombalar altında kaldığını, ürünün hayvanlarına yem olduğunu anlatan Aşur'a göre, halen bazı alanlarda o dönemden kalmış bombalar bile çıkabiliyor.
Aynı durum, sebze bahçeleri için de geçerli olmuş. Abdülkerim Aşur, Beyt Lahya, Beyt Hanun, Refah gibi sınır bölgelerindeki zeytin ve turunçgil alanlarının da artık kalmadığını, yıllar içinde diğer bölgelerdekilerin de yanlış tarım politikası ve kontrolsüz yapılaşma nedeniyle kesilerek yok edildiğini belirtiyor. "Bir zamanlar portakal, limon ihraç ederdik, şimdi İsrail'den ve tünellerden portakal giriyor" diyen Aşur, yabancı ülkeler ve kuruluşların yardımlarıyla ilgili olarak şunları söylüyor:
"İnsan hakkı, demokrasiden bahsetmek kolay geliyor. Herkes, bizim hayatımızı nasıl idame ettirebileceğimizle uğraşıyor, yardımlar topluyor, getiriyor ama kimse kalkınmanın nasıl sağlanacağı konusuna el atmıyor. Bizim asıl kalkınma-gelişme çabalarına ihtiyacımız var."
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı Yaparak Cevapla
