" ne o prens gelir, ne de biz gelenin prens olduğunu anlayacak kadar güven duyup, el uzatabiliriz…"
Öncelikle alıntıyı nereden yaptığını merak ettim, gerçekten çok can alıcı cümleler var. Kadın ve erkek sözcüklerinin 6-11 yaşları arasında zıt anlamlı oldugunu düşünen ademoğlu bir dönem sonra karşı cinsinin yoksunluğunu yoksulluk olarak tanır ve tüm beklentilerini (hemen hemen)karşı cinse odaklar. Kadınları anlamak imkansızdır savına hiç katılmıyorum. kısa bir cümle ile kadını tanımlıyorum. Kadın: sürekli arayışta olup arayışının son bulmasını ümit edendir. Bir ete kemiğe bürünmesini ister düşlerinin, ancak hayalindeki ile gerçeği arasındaki nüanslar hep göze batar(aşık olduğu dönem hariç) çünkü kadın aslında erkeğe göre daha sanatsal göze, daha ince fikre, daha narin düşüncelere sahiptir. fakat bunu içselleştirir.
Güven konusu ise olduğu gibi panel konusudur. Bana göre kalıtımsal bir sorun bu. Taş devrinde saçından sürüne sürüne , erkeğin kas gücüne boyun eğmiş olan kadın , çağdaş uygarlıkta binlerce yıl süre gelmiş bu baskın erk´e karşı duvarlarını tamamen kaldıramıyor... "Biz" olmak istiyor ama bunun önünde de bazen yine kendisi engel teşkil ediyr.
o halde tavsiye.. "sempati" değil, "empati" ilişkilerde anahatları oluşturan kavram olsun
kadınları anlamak için kadınca okuyan zavallı arkadaşlarım var. bu yazının devamı varsa çıktısını almalıyım
