• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor

Konu: Mektuplar

  1. #1
    Kalpaksız Kemalci amca_bey adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2009
    Mesajlar
    1,475
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3

    Mektuplar




    Mektuplar

    I
    Hüzün, gece vurur...

    II
    Sadece hüzün mü? ..
    Anılar da gece vurur, Anna,
    Ayrılık gece vurur,
    Aşk gece vurur,
    Ölüm gece vurur...

    III
    Ve illaki ihanet gece vurur...

    IV
    Seni çiçeklerle süsleyemiyorum artık, renklere bezeyemiyorum yüzünü.
    Gri akıyor kalemimden, yalnız kentin puslu grisi bu, hüzün.
    Ve kapkara lekeler oluşuyor kentin duvarlarında...İhanet.

    V
    İhanet; duygularına, onuruna, yüreğine, kişiliğine, ruhuna, bedenine, yaşamına topyekun bir saldırıdır, hem de sevilenden/sevdiği sanılandan gelen ve asla beklenmeyen bir saldırı, güzelden yana ne varsa ezip geçen, silip süpüren bir saldırı...

    Beklenmeyen olduğu için boş yakalanırsın.
    Ardı arkası kesilmeyen ve ne zaman vuracağı belli olmayan sancılar seni kemirir.
    Sarsılırsın, Anna.
    Aşağılanırsın.
    Yaşamak senin için bir utançtır artık.
    Yerle birsindir şimdi.
    Bir hiçsindir.

    İhanetin neden olduğu yıkımın yanında ayrılık veya terkedilmenin acısı, aşk ağrıları, ölümün kederi hafif kalır.

    Ve ihanetin hangi türü bağışlanmıştır ki, sevgilinin, canından çok sevdiğin canın, yarin ihaneti bağışlansın, bağışlanabilsin ?..

    VI
    Sevgili Anna,
    Biliyorum, insanlıktan çıktım.
    Ruhum sakatlandı.
    Yüreğim, güne gözümü açışımla birlikte daralmaya başlıyor.
    Günün ilerleyen saatlerinde o daralma cendereye dönüşüyor.
    Soluklanamıyorum.
    Hele ki geceleri...

    "Portakal kokan" duyguların çürümüş et kokusuna ve yüreklere sığmayan bir sevginin böylesine öç duygusuna dönüşebileceğini hayal bile edemezdim.

    Öç duygusuyla yanıp tutuşurken bir yanım, onun yıktıklarından geriye kalan insani kırıntılar engelliyor beni.
    Pamuk ipliğine bağlı her şey...

    Korkuyorum...

    Ömrümün son anında pişmanlık duyguları ve dehşeti yaşamaktan korkuyorum : 'Ben ne yaptım? ! '

    Lakin yaşama veda ederken bir başka pişmanlık duygusuyla boğulmak da istemiyorum: 'Yanına kalmamalıydı! '

    Yitirdiğim sevgimin yüreğimde açtığı yara ile ihanete uğramanın utancı ve sancısı arasında hayalet gibi dolaşıyorum.

    Yaşama sevincimi yitirdim.

    Artık bana hiçbir şey, hiç kimse yardım edemeyecek.
    O bile...





    VII
    İhanetin Belgesi / İlk Gün
    Sevgili Anna,
    seni sevdiğini sandığın
    ve ölesiye sevdalandığın
    o en ince, en zarif, en güzel kadın,
    bir gün nasılsa boş bulunup açık vererek,
    kendisini, senin ona yazdığın şiirlerde değil,
    boyalı dudaklarını 'orman yangını'na benzeten
    başkalarının armağanı dizelerde
    bulduğunu belli ettiği
    zaman ve yerde
    aşkta ilk ihanet belgelenmiş demektir.
    -Henüz utanması vardı. Kızardı o anda.-

    Sen, tabii,durumu anlayacaksın,
    şaşkın bir yanın, hüzün bir yanda,
    boğazın dolanacaktır, düğüm düğüm...
    Ne var ki, anlamaz görün
    'Yer olmaz' derler zira,
    'aşkta gurura...'

    Peşpeşe yalanlarını sayma bu arada
    veya seni sevdiğini söylemesine karşın
    yeni arayışlar içinde oluşunu,
    gülücükler dağıtarak orada burada...

    Anlasan da anlamasına,
    yine sus, iterek gururunu, yine bir yana.
    Zor da olsa ve acısa da canın,
    bağışla yaptıklarının hepsini,
    hatta ona de ki, 'Sevmek seni,
    bir bedel ödemeye değer...'

    Bu pek şiirsel sözleri edebiliyorsan eğer
    biraz durumu kurtarırsın, içine düştüğün,
    biraz da,avutmuş olursun kendini...
    Çok değil elbette, sadece birkaç gün.

    Lakin...

    VIII
    İhanetin Belgesi / Ertesi Gün
    ...Lakin, varsayalım, bir yaz günü,
    beklerken ramak kalan buluşmanızı,
    masada şarap ve gül, kırmızı,
    gömleğin pantolonun ütülü,
    saçların kesili, onun sevdiği biçimde,
    benliğini yakan bir heyecan, içinde,
    kısası, tam gelip çattığında kavuşmanız,
    o, beklenmedik bir telefon görüşmesi yapar,
    ateşli, kesik kesik, oldukça uzun,
    tuhaftır, hem gizli, hem gözlerinin önünde senin
    -Kızarmıyordu artık. Anımsar, inkar etmesin-...
    Telefonun ardından hissediverirsin,
    onu, yabancı isteklerin sardığını...
    Duramaz yerinde. Seninle kalmaz.
    Gider apar topar, koşarak, telefondakine,
    bırakarak seni, aldatılmışlığınla. Yine.

    IX
    İhanetin Belgesi / Son Gün
    ...O sıcak öğle sonrası ve gece
    -söz gelimi, hikaye bu ya-
    birden uyanıp düşlerden, görürsün gerçeği:
    o, başka dizelerde değildir sadece,
    başka terlere karışmıştır üstelik,
    tenini süsleyen buğulu teri...

    Somut yani ilişkisi, göz göze, el ele
    -soramazsın, o geceyi nerede geçirdi-
    kim bilir kimler ile...

    İşte tam burada, ah, açıktır her şey,
    sen yoksundur, olduğunu sanırken,
    seni ona zincirleyen gülüşlerde,
    ne de, çorak toprağına birlikte su verdiğiniz,
    sana ait o köşede, sana bir yer var...
    O köşede, belli ki çoktan,
    başka yüzler var.

    Burada işte, Anna,
    Bir sancı inecektir ensenden beline kadar,
    kanın çekilecek, titreyecektir ellerin,
    ve dünyan kararacak...

    Onurunun yerle bir olduğu andır bu.

    İhanet şimdi, sırtında, paslı ve kör bir bıçak.

    X
    İhanetin Belgesi / Gece
    Son gece...
    Seni gördüm birden. Orada.
    Yeşillerini giymiştin. Y-e-ş-i-l-l-e-r-i-n-i.
    Bilirsin, anladın.

    Yüzün bayağı bir biçimde boyalıydı. Ürperdim.
    Tenin ve ruhun pis kokuyordu. Acıdım.
    Arayışlar içindeydin. Yine.

    Elden ele dolaştın.
    Işık ve renk cümbüşü içindeki bir baloda olduğunu sanıyordun.
    Bu nedenle kendini gizlemeye gerek görmeden aradın aradın aradın.
    Ne var ki, karanlıktı.

    Ve E-24 Karayolu'nun, senin kentini benim kentime bağlayan ayrımında, uzun yol kamyon / tanker şoförlerinin yolunu gözleyen eti pörsümüş kadınlardan hiçbir farkın yoktu.

    O kadınlar çaresizlikten o yollardaydılar.
    Sense bilincinin altındaki/üstündeki fahişeyi yatıştırmak/doyurmak için.
    Onların sadece etleri pörsümüştü.
    Seninse onurun. Her gece.

    İhanet bir kan değişimiydi senin için, yaşama taze bir başlangıçtı,
    yaşadığını hissediyordun /güzelleşiyordun her ihanetinde...
    Sadece aldatıcı bir düştü oysa, çünkü nasıl da çirkindin.
    Ölüydün. O gece.

    Bu nedenle bulamayacaksın aradığını.

    İğreniyorum,
    ölesiye bir sevgiyi mide bulantısına çevirmeyi sonunda başaran o çirkin ölüden. Senden.
    Artık şiir sustu, aşk üç paradır.
    Ve ihanet bundan böyle,
    bir o***dur y-e-ş-i-l-l-e-r-e bürünmüş..

    Bittim.
    O gece / son gece / her gece.
    Sen de bittin. Bittik.
    Bitirdin.
    Yaşam bitti.

    XI
    Bir O**** ya Ağıt

    seni sattım.

    kolay olmadı
    ruhun çürümüş zira, yüreğin kokuşmuş
    ...yalancısıyım yaşam biçimine dönüşmüş ihanetlerinin.

    etini aldılar -hatır gönül, zorla-
    teşhir için, mostralık yani,
    numune erdemsizliğe, puştluk ve alçalmaya,
    iliklerine bulaşmış fahişeliğe kısacası...

    üstelik yüzünde şiddeti
    en yakası açılmadık, en tiksinti verici orgazmlarının
    ve onurun orta yerlerde
    teş-hir e-di-le-cek-sin
    hastalıklı duyguların çırılçıplak...

    ne tutunacak bir dalın olacak,
    ne de bir delik, kaçacağın.
    ..........
    alışık da olsan, ve yatkın
    yine de yazık oldu, ucuza gittin.

    seni sattım, sattığın gibi beni...
    iki para ettin.





    XII
    Sabaha karşı...
    Rakının son yudumundayım.
    Gözüm gibi saklıyorum o yudumu.
    Birisi gelecek de sanki, karşılıklı vuracağız bardakları.
    Sanki o nedenle saklıyorum...

    O mu gelecek?

    Bilinmeyen bir kanaldan bir eski şarkı yükseliyor ansızın, 'Un anno d'more..'
    Hem de sabaha karşı ve yalnızlığın o yoğun hüznünde.

    Şarkının kederi vurgulayan motiflerine bırakıyorum kendimi.
    Şimdi o notalardayım, o dizelerdeyim.
    Gözlerimden yaşların süzüldüğünü neden sonra farkediyorum. Durduramıyorum göz yaşlarımı.
    Ben eskiden ağlar mıydım? ..

    Birden onu hissettim.
    Tam arkamdaydı.
    Arkadan sarıldı bana, 'Ağlama' dedi.
    Beni öptü, saçlarımı okşadı, yatıştırıcı sözler söyledi.
    Sıcaklığını ve kokusunu aldım.
    Ağlamam durdu.

    Yüreğim atarak arkama döndüm, son yudumu birlikte almak için...
    Ne ki, yoktu.
    Yine.

    Şarkı bitti o anda.

    Yeniden ağlamak istedim, Anna.
    Her erkek gibi.
    Sessizce ve bağıra bağıra. Doyasıya.
    Ağlayamadım.

    ..........

    Bir yanım onu sevmeye devam mı ediyor?
    Ve hala mı? ..

    Ben neyim Anna; kişiliksiz? ..onursuz? ..dengesiz? ..
    Neyim ben? ..Hangisi?
    Veya hepsi mi?

    ..........

    Son yudum kaldı.

    XIII
    Sevgili Anna,
    Saat 02.30'da uyandım, yüreğimde her zamanki sıkıntıyla..
    Ve her zamanki gibi uyanır uyanmaz ağlamaya başladım.
    Evet, artık hep ağlıyorum....
    Bir kriz bu.

    Yitirdiğim sevgime/o kadına ağlıyorum..
    Ölesiye sevdiğim o kadının gözünü kırpmadan ihanetine ağlıyorum.
    Seven ve aldatılan her erkek gibi, kimi sessiz, kimi bağırarak,
    kimi çocuk gibi, kimi nefret/öfke/tiksinme duygularıyla...

    Bunalıyorum, boğulacak gibiyim.
    Tutunacak bir dal arıyorum.
    Bir zamanlar ona tutunduğum gibi.
    Tutunduğumu sanıyormuşum. Çünkü...

    O beni asla sevmedi.
    Çok iyi biliyorum ki bir eski hesabını görmek için beni bir öc aracı, bir maşa olarak kullandı.
    Sevdiğini söyleyerek aldattı beni, el altında tuttu. Bunu daha fazla açmak istemiyorum, bir utanç benim için çünkü.
    Oynadı benimle.

    Ne anlatırsam anlatayım hep bir şeyler eksik kalacak, bu da seni asla tatmin etmeyecek.
    Bu nedenle sonsuza kadar susmak en iyisi.

    Zaten bunları yazmam birşeyleri değiştirmediği gibi,bundan sonra yazacaklarım da değiştirmeyecek. Öyle ya, avuçlarımdan kayıp giden ve bir zamanlar yerlere göklere sığdıramadığım o kocaman sevgimi mi geri getirecek? ..Aldatılmışlığın ruhumda neden olduğu yıkıntıları mı iyileştirecek? ..Hayır.

    Biliyorum ki, beni hiçbir şey teselli edemeyecek bundan sonra, "eski ben"i hiçbir şey o günlerdeki halime döndüremeyecek, "eski O"nu döndüremeyeceği gibi...

    Her şey boşuna artık; senin gösterdiğin eli öpülesi ilgi, ilaçlar, şiirler...
    Boşuna.

    Yaşadığım ihanetin sancıları gittikçe o denli yoğunlaşıyor ki, yiten sevgimin acısını yaşayamıyorum artık.

    O bunu biliyordu; onsuz zor ayakta kalacağımı da...
    Onsuz yaşamın benim için bir cehenneme döneceğini de çok iyi biliyordu.
    Bile bile vurdu beni, düşürdü.

    Ruhum, ne yaparsam yapayım hep sıkılacak ömrümün kalanında, kanayacak.

    Şunu söyle ona Anna, 'O adamın ölümü başlamış' de.
    Sona yavaş yavaş gidişimin her aşamasını izlemeye hazırlansın.

    Bayağıca boyalı olsun yine 'orman yangını' dudakları,
    ve ihanet yeşilleri üstünde...

    Sana teşekkür ederim beni dinlediğin için.
    Yazdıklarımı ise at çöpe gitsin.

    Sevgiler.
    Ve elveda.

    XIV
    Ne tuhaf, son darbeyi indirdiği gün kollarımda ağladı o.
    Ve bana dedi ki, "Sana acılar çektirdim. Beni affet..."

    Ne dersin Anna, vicdanıyla geç kalmış bir hesaplaşmanın ağıtı mıydı bu itiraf? ..

    Son
    "...O adam şimdi,
    titreyen dudaklarında ucuz bir cıgara,
    bir sallanır koltuğa zincirlidir.
    Saçlarında beyazlarla -ve öksüre tıksıra-
    özlediği sonu bekler gibidir.

    Yine de, Anna,
    sallandıkça öne bir, geriye bir,
    hala nasıl bir aşkla gider,
    hala nasıl bir sancıyla gelir,
    alnında öfke, ruhunda yara,
    gider gelir, gider gelir,
    -çoktan yitmiş- o yıllara..."

    Güven ANKARA
    (12 Aralık 2006 Salı - 16 Ağustos 2007 Perşembe)
    Bu mesaj en son " 12.01.10 " tarihinde saat 19:44 itibariyle hazan_ng tarafından düzenlenmiştir... Neden: uygunsuz içerik
    "İşte bu ahval ve şerait içinde dahi..." (MUSTAFA KEMAL)

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    20-01-2010
    Mesajlar
    4
    Karizma Gücü
    0
    Ayrılık gece vurur,
    Aşk gece vurur,
    Ölüm gece vurur...

    &
    Ah o geceler yok mu ...
    &

    Mutlu aşk yoktur, tutkulu aşkların sonu hep ayrılık olur ve her ayrılık her gün bir yanlızlık sayfası daha ekler durur gönül takvimine...


    Kalemin (güzelliklerle)d aim olsun

  3. #3
    Kalpaksız Kemalci amca_bey adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2009
    Mesajlar
    1,475
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Teşekkür ederim anlamlı yorumun için 'Mavi' dost.
    Ve sevgi selam...
    "İşte bu ahval ve şerait içinde dahi..." (MUSTAFA KEMAL)

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •