Eylül geldi ve hiç gitmedi...
O gün, bu gündür aylardan hep eylül
ve mevsim hep sonbahar...
Ben hâlâ yağmur sonrası o toprak yolda yürüyorum...
Ayağımın altında sarı çınar yaprakları
ve yolun sonunda hayalin duruyor...
Kaç yıl oldu unuttum.
Ben sana varamıyorum...
![]()
Hey eylül , canım eylül ,gülüm eylül, çağır gelsin şu sonbaharı ilk yazda emek vere vere biriktirdiğimiz umutların boyunu ölçelim artık ne kadarı bizimmiş ne kadarını gereksiz sahiplenmişiz bilelim…
Sen coşkuların müzeviri sonbaharı çağır ya da iyisi mi eylül tut elinden sonbaharı sen getir…
Hadi gel bakalım sonbahar hadi gel!
Zerre kadar çekinmiyorum senden daha çok hüzün kaldırır bu beden…
Kurşunî göğünün altında nice üşüten yağmurlarına yarenlik eder bu garip…
Bir daha donat beni toprağa teslim oluşun sarı yapraklarıyla bir daha çevrele puslu havanla…
Gel artık sonbahar…
Issız öpüşlerinle uyandır beni bu umut rüyasından sahipsiz kollarına al ruhumu incitmeyen dokunuşlarınla ürpert beni gel artık sonbahar…
Geçmişinden eskimeyen şiirler getir bize ama yenilerine de mekan ol…
Kendinle süz beni sonbahar…
Hırsların bitip tükenmeyen enerjisi ile örselenen insan davranışlarını senden başka inceltebilecek başka zaman yok ki sonbahar oyalanma sağda solda hadi hemen gel çok bekletme çayı koydum ocağa demini salmaya koyulmuş hüzünler hadi ama hemen hemen gel…
Yeni yüzler getir bize dalgın bakışlı süzüşlerini kırılmadan sezeceğimiz yeni yüzler getir bize sonbahar…
Bir cigara içimlik yollara saatlerce baktırma bizi!
Hoyrat yalnızlıkların anlamını deşmemizi sağla sonbahar nisan güldükçe sen ağla sonbahar…
Ama istenen bir tadın var biliyorum tadınla gel sonbahar!
Yitirişlerimin acısını tatmıştım zaten sen sadece adınla gel sonbahar...


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla


sla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten

