Şansı akılla fırsatın birleştiği nokta olarak tanımlayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, söylemişimizin bu ikinci ve son bölümünde sanal bağımlılık konusunda bilgi veriyor.



Kitabınızda bağımlıklarla ilgili bir bölüm var. Günümüz gençliğinin en büyük sorunlarından biri madde bağımlılığından sonra şimdi de teknoloji bağımlılığı. Nedir teknoloji bağımlılığı, nasıl ortaya çıkar?

Biz hastanemizde Sanal Bağımlılık Merkezi diye bir bölüm açtık. SABATEM. Türkiye’de yok, ilk defa biz açtık. Çünkü hasta geliyor, gençler geliyor. Annesine bıçak çeken genç oldu… Babası bilgisayarı kaldırıyor söküyor, sabah 5’te kalkmış monte etmiş bilgisayarı oyun oynuyor. Gece kalkıyor, uykusundan fedakarlık yapıyor. Bu bağımlılık derecesindedir artık. Bunların hepsi, sıkça rastlanan durumlar. Zamanında fark edilirse düzelebiliyor. Ama yasaklamak çözüm değil. Yani araba kullanmayı yasaklamak yerine, doğru kullanmayı öğretmek gerekiyor. Burada da yasakçı bir yaklaşım olumsuz etkiliyor. Böyle durumlarda tuzaklara daha kolay düşüyor. Gidiyor internet cafelerde daha kontrolsüz bir şekilde giriyor internete.

Bunun bağımlılık derecesine geldiğini nasıl anlayabiliriz?

Bağımlılığın kriterleri var. Madde bağımlılığının kriterleri neyse, onda da vardır o kriterler. Bunlardan bir tanesi zararlı kullanımdır. Mesela 24-25 saat bilgisayar kullanıp kalp krizi geçiren var. Hatta geçen bir örnek yaşadık. Tuvaleti bile odasında yapıyor. Gitmiyor tuvalete. Büyük abdestini küçük abdestini odasında yapıyor.

Bunlar daha çok gençlerde mi görülüyor yoksa yetişkinlerde de görülüyor mu?

Gençlerde var daha çok. Böyle bir durumda genç, aynı madde kullanmak gibi, alkol bağımlılığı, uyuşturucu bağımlılığı gibi tutsak olmuş artık. Onun esiri olmuş, müptela derecesinde bağlanmış. Onu hayatının merkezine almış bu kimse.

Burada zararlı kullanım ve tehlikeli kullanım vardır. Tehlikeli kullanım nedir? Alkollü araba kullanmak tehlikelidir ama alkollü olduğu halde araba kullanır. Bu bağımlılık işaretidir. Aynı bunun gibi, mesela sınıfta kalacak, dersler kötü ama bilgisayar oyunu oynuyor. Diğer taraftan, o olmadığı zaman kendini kötü hissetmesi vardır. Yani krize girer gibi bir durum oluyor. Yoksunluk belirtileri. Bir yere gider, internete ulaşamazsa, sinirli, hırçın olur, ortalığı birbirine katar. Bu da bağımlılık belirtisidir.

Diğer belirti de, internete ulaşabilmek için çok büyük zahmete katlanmayı göze alır. Bilgisayarın ufak bir parçası için gece vakti buradan İzmit’e gider, alır getirir. Bu da bağımlılık işaretidir. Akla çok uygun olmayacak derecede risklere girer. Bu kriterler bağımlılıkta da geçerli oluyor. Beyinde ödül ceza mekanizması bozuluyor. Aynı madde kullanımındaki gibi.

Bağımlılık nasıl ve neden ortaya çıkar?

Genellikle kişiler keyif amacıyla bağımlılığa yöneliyor. Ama bir müddet sonra keyif almasa da onu ihtiyaç gibi görür, onsuz yapamamaya başlar. Bazı durumlarda da negatif duyguları gidermek için bilgisayar kullanır. Örneğin kişi kendini kötü hissediyor, internete giriyor, oradaki sitelerde geziyor, müzik, eğlence vs. o anda unutuyor, zihnini dağıtıyor gibi oluyor. Onu artık devamlı yapmaya başlıyor, negatif duyguları gidermek için onu yöntem olarak seçiyor. İki tek atayım der gibi, iki internete gireyim, gezeyim… aynı şeye geliyor ve beyindeki ödül ceza sistemi bozuluyor. Davranışsal bağımlılık deniliyor onun için.

Kişi kendisinde ya da çocuğunda bu belirtileri gördüğüne ne yapmalı?

Bunlar olmadan önce alınacak tedbirler var. Mesela belli saatlerde kullanım, anne baba birlikte seyretmek, o işi birlikte yapmak, yanlışı konuşma, doğruyu konuşma yöntemi. Örneğin şiddet içeren oyunlar. Bu oyunlar oynanırken bunun canlı bir örnek olmadığı, sanal, bir eğlence olduğu konuşulabilir. Yani bunu modellememesi için onunla oturup konuyu tartışmak, konuşmak, anne baba yanlışı konuşma, doğruyu konuşma yöntemiyle gençleri bilgilendirmesi, hayatı tanımasını sağlar.

"DUR, DÜŞÜN, YAP"

Bağımlılık belirtileri göstermeye başladıktan sonra zaten uzman yardımı gerekir. Bağımlılık başladıysa anne baba bir şey yapamaz. Uzman yardımı gerekir. Hastaneye yatırmak gerekir hatta. Kişi hastaneye yatırıldığında, bilgisayarlı eğitim modülleri ile o kişilerde bağımlılık, dürtü kontrol çalışması yapıyoruz. Beynin ön bölgesinde “dur, düşün, yap” ile ilgili frontal lob güçlendirmesi yapıyoruz. Normalde durup, düşünüp bir şeyi öyle yapar insan. Dur, düşün konuş; dur, düşün, yap gibi. Bu kişiler dur, yap ondan sonra düşün yaparlar. Mesela alışverişte de kadınlara özelikle “dur, düşün, alışveriş yap” diyoruz. Dur, alışveriş yap, sonra düşün oluyor. Onun gibi, beynin ön bölgesinin fonksiyonudur bu, bunun güçlendirmesi yapılıyor eğitimde. Dürtü kontrolü.

Kadınlarda çok yaygın mıdır alışveriş bağımlılığı? Bunun fizyolojik tarafı var mı?

Yaygın tabi. Fizyolojik yönü var. Kadının estetik algılaması erkeğe göre daha ön planda. Estetik algısı yüksek olduğu için zor karar veriyor. Erkek ucuz olsun, kaliteli olsun diyor, kadın da güzel olsun, hoş olsun deyince beğenemiyor, karar veremiyor.

ZAYIF AİLE VE KÖTÜ ARKADAŞ ŞİDDETİ TETİKLİYOR

Son yıllarda gençler, hatta çocuklar arasında yaygınlaşan şiddet eğilimini neye bağlıyorsunuz?

Bu bütün dünyada psikiyatri kongrelerinde konuşulan konulardan biri bu. Gençler arasındaki şiddet ve suça yönelmede ciddi artış var. Hatta 2002 yılında ABD Çocukları Savunma Fonu’nun raporu var. Rapor, şiddetin son on yılda ondan önceki on yıla göre yüzde 57 arttığını söylüyor. Çok fazla.

Bunu canlı örnekler daha çok etkiliyor, ondan sonra sanal örnekler, yani bilgisayar, televizyon etkiliyor. Bu gibi durumlarda zayıf ailenin etkisi büyük. Yani aile bağları zayıfsa çocuk şiddete, oyunlara kaptırıyor kendini, şiddeti modelliyor. Buradaki denklem: Zayıf aile, kötü arkadaş.

Burada iki sosyal duygu zayıflıyor insanda. Şiddetle ilgili, merhamet duygusu zayıflıyor, acımasız oluyor, empati yoksunluğu oluyor. Empati yoksunluğu demek, karşı tarafın duygularını dikkate almamak demek, acımasız olmak demek. Diğerinde ise başkalarının hakkını göz önüne almamak, başkalarının hakkına saygı duymama ortaya çıkıyor. Yani burada da hatalardan suçluluk, pişmanlık hissetmeme duyguları ön plana çıkıyor. Bu özellikler nedeniyle, kişinin sonuç bilinci gelişmemiş oluyor. Acımasız oluyorlar, sorumluluk duyguları zayıf oluyor.

Bu acıma duygusunun ve sorumluluk duygusunun zayıflaması, şiddeti artıran bir etki yapıyor.

Bu duyguların gelişmesi değil körelmesi var günümüzde. Bunlar sosyal duygular, bunların gerilemesinin nedeni de egoizm ve konformizm. Zevke, eğlenceye düşkünlük, konforlu yaşamaya düşkünlük rol oynuyor.

Burada medyanın rolü var, ailenin rolü var, popüler kültürün rolü var. Ben merkezci, eğlence düşkünü, hedonistik kuşakların yetişmesi insanları yalnızlaştırdı, bencilleştirdi ve şiddeti artırdı.

Kitabınızda 3 F tehlikesi adlı bir başlık var. Nedir 3 F tehlikesi?

Futbol, film, festival. Bunların üçü de gence belli bir dozda faydalı. Ama kişi özellikle zevke düşkünlük, tutkunluk tarzında, tutsaklık tarzında buna yönelirse, o kişi tuzağa düşmüş olur. Bunlar daha çok popüler kültürün özellikleri, yani sosyal sorumluluklardan, sosyal amaçlardan uzaklaştırıyor.

Eğlence, futbol ve filmin aşırı şekilde amaç edinilmesi; başkalarına yardım etmek, sosyal sorumluluk, yardımlaşma ve ailem var diyerek, bu yaşadığı topluma karşı kendini borçlu hissetmek gibi özellikleri terk ettiriyor. Aslında bunlar, insanın mutlu olması için, kendini gerçekleştirmesi için birer araçtır. Bir kişi futbolu meslek olarak seçebilir, o ayrı. Filmde de aynı şekilde, kişi filmi bir kişinin hayatına renk katacak, vizyon geliştirecek, ibret alacak bir alan olarak görürse, bir insan için sanat dilini kullanmış olur. Ama o filmi sadece yaşam amacı haline getiriyor, bir sinemadan çıkıyor, öbürüne giriyor, hep bununla vakit geçiriyor. Bu etkileme kişiyi tehlikeye sokuyor. Dersini bırakıp bununla uğraşıyor.

Yani kapitalist sistem, film tutkunu yaparak, eğlence tutkunu yaparak ürün satıyor. Buna dikkat etmek gerekiyor. Bunun farkına varırsa insan, seçici kullanır bunları. Hiç kullanmamak değil, seçici kullanmak…

"Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oyun oynayın, 7-15 yaş arası arkadaş olun, 15 yaşından sonra danışın, istişare edin"

Hz. Ali
GENÇLERİN SOYUT İDEALLERİNİN DE OLMASI LAZIM


Son olarak ailelere ve gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Gençlerin muhakkak gelecek projeleri olsun ve bu projede de soyut amaçları olsun. Yani evim arabam, mesleğim gibi amaçlardan daha önce, nasıl bir insan olmak istiyorum, hayatımın sonuna geldiğimde nasıl anılmak istiyorum… Soyut, ego idealinin bu şekilde olması lazım ve burada iyi ve güzel şeyler yapmayı, amaçlı davranımı geliştirmesi gerekiyor.

Niyetin çok önemli olduğu, bilimsel bir kategori olduğu anlaşıldı. Ben hayatımda iyi ve güzel şeyler yapacağım, iyi ve güzel insan olacağım tarzındaki bir gelecek projesi ve niyetle başlarsa, bu tarzdaki kişilerin önüne, hep fakında olmadan iyi fırsatlar çıkıyor. İyi seçenekler önüne geliyor. Olaylar arasındaki iyi yönleri algılaması daha çok artıyor ve şanslı duruma geçiyorlar.

Şans, öyle kendiliğinden gelen bir durum değil, akılla fırsatın kesiştiği noktadır. Bunun olması için gencin bunu isteyecek pozisyon alması gerekiyor. Bu da iyi niyetli olmak ve gayretli olmakla olur. İyi niyetin ve güzel gayretin olmasıyla olur. Bu ikisi olduğu zaman, şans denilen durum, yani bir bakıma görünmeyen bir yardımın kişiye, gence geldiğini bilmesi önemli. Bu bilgi bile, onu ana çerçeveye oturtursa, bir gencin hayatta hem mutlu, başarılı, hem üretken olmasını sağlar.

Anne babaların da burada, çocuklarını anlamaya çalışmaları önemli. Hz. Ali’nin çok güzel bir sözü var: "Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oyun oynayın, 7-15 yaş arası arkadaş olun, 15 yaşından sonra danışın, istişare edin" diyor. Bu özetidir aslında anne babanın çocuğuna nasıl davranacağına. Onu karşımıza alıp düzeltmek değil, yanımıza alıp yönlendirmemiz gerekiyor. Anne baba bunu yapabilirse çocuk için endişelenmesine gerek yok.

alıntı