Başbakan dün yenilenen Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni açarken herhalde mutlu anlarından birini yaşamıştır.
İki yıl önce endişe taşıyanlar vardı; onlar da sanıyorum korkuları gerçekleşmediği için mutlu olmuşlardır.
Başbakan Erdoğan törende şöyle dedi:
“Biz burada inşaata ilk kazmayı vurduğumuzda bana da belediye başkanıma da kazmayı vurdular. Buraya cami inşa edeceğimizi bile iddia edenler oldu..”
Hakkında şüphe besleyenlerin yanıldıklarını kanıtlamak bir siyasi lider için başarıdır, mutluluktur. Bunun zevkini çıkarmak da hakkıdır.
Ama devlet adamı kalitesi kazanmış siyasetçi tedbirli olur. Güvensizlik yaratan şüphelerin sebeplerini arar bulur ve gereğini yerine getirir.
Başbakan Erdoğan dün sanki böyle bir arayışı gerçekleştirmiş de elde ettiği bulgularına dayanarak geniş bir kesimin duymak istediği şeyleri söylemiştir.
Mesela şu sözler önemli:
“Milletin sahiplendiği bir değer olarak, yaşam tarzı olarak benimsediği her şeyi, her hükümet sahiplenmek, ona saygı duymak durumundadır.”
“Hiç kimsenin yaşam tarzına herhangi bir kastımız, kısıtlamamız olamaz.”
Önemli bir güvence
İktidarlara düşen görevin farklı yaşam tarzlarını korumak ve geliştirmek olduğunu, bunu vicdani, hukuki ve demokratik bir mecburiyet saydığını belirten Başbakan son meclis grubunda da üstlerine düşen başka bir şüphenin gölgesini kaldırmaya çalışmıştı.
AKP’nin kadrolaşma konusundaki ihtirasını, seçimi kaybettiğinde iktidarı güzellikle terketmeyeceğine yoran çevrelerin savını çürüten sözler söylemişti:
“Biz seçimle geldik. Aynı şekilde vakti zamanı geldiğinde, milletimiz emaneti bizden aldığında ‘baş göz’ der hemen yerimize döneriz!”
Yenilenen Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nden söyledikleri, Tayyip Erdoğan’ın muhaliflerinden hakkaniyet adına bir jest beklediğini düşündürüyor.
Çok çaba gerekiyor
Demek istediği şudur:
“Bakın hakkımda yanıldınız. Bir özür borcunuz doğdu. Kanaat notumuzun artırmak zorundasınız.”
Evet bunu isteme hakkını kendinde bulabilir ama iki konuşma ile ikna olmadılar diye muhaliflerini suçlayamaz.
Çünkü sonuçta Erdoğan “demokrasi bizim için araçtır” diyerek siyaset sahnesine çıkmış, tek başına iktidar yaptığı partisini “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olmaktan kapatılma cezasının eşiğine getirmiş bir liderdir.
Bir kaç sözüne ve icraatına bakarak gölgelerinden kurtulamaz.
Çabalarının sürmesi, iyi örneklerini çoğalması gerekiyor.
Olumlu puan saydığımız konuşmalarını bile söylevlerini hazırlayan ekip yazdı, o da kürsünün iki yanına konulmuş camlardan okudu.
Çizdiği demokrat lider imajının gerçek olmasını dileriz ama kontrolünü kaybettiği ve içinden geçenleri olduğu gibi söylediği anlarda ne yapacağını görmeden bir hüküm vermek istemeyiz...
Şüphe baca isi gibidir; kolay çıkmıyor!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla