Bir ana rahminde başlar hayatınız yalnız başına, su dolu bir fanusun içinde yapayalnız günleriniz geçer. Yaşayacaklarınızdan habersiz, hayatın size sunacaklarından bi haber, zamanınızın dolmasını beklersiniz.

Şu hayat denilen süreç ne garip değil miİ? Bazen hayatın getirdikleri ile yetinirken, bazen de hayattan siz bir şeyler çalarsınız.Hayatınız da herşey düzgün giderken , farkında olmadan bir sabah kalktığınızda herşey alt üst olmuştur. Öneceleri inanmak istemezsiniz şaka gibi gelir.
İçinizden dersiniz ki.

- Bu bir kabus ,sabah uyandığımda herşey düzelmiş olacak.......,

Oysa ki doğan güneş yeni kabuslarınızın habercisidir. Arkasından sorgulamaya başlarsınız kendinizi
-Neden ? neden? neden???????
Kızıgınlığınız sarar tüm bedeninizi, çünkü kahrolası gecelerinizin sabahlarına dek bu sorunun cevabını veremezsiniz kendinize.

İliklerinize kadar inanılmayışınızın acılarını hissedersiniz, kemikleriniz sızlar. Yavaş yavaş yalnızlık arkadaşanız olur.

Kalabalıklarda yayalnız yaşarken, aslında yalnızlığınızda kabalıklarıyakalarsınız. Duygularınız, acılarınız, hayalkırıklıklarınız başlıbaşına kalabalığınız olur.Çevrenizdeki insanların konuşmalarını duyarsınız, ama kelimelere anlam veremezsiniz, sevinçlerini görürsünüz yüreğinizin derinliklerine gömdüğünüz tebessumunuz onlara ortak olmaz.

Yıldırımlar sağnak sağnak tepenize inmeye başlar. Acaba dersiniz, bir tane paratoner bulabilirmiyim??
Tam bu sırada bir yıldırım beyninizden girip ayaklarınızdan çıkar, yakar bitirir sizi. Çaresizliğinizden sessiz çığlıklar atmaya başlarsınız. Kış aylarrında soğukdan titreyen serçe misali, ürkeksinizdir. Teretemiz bir ararsınız avuçları sıcacık, bir nefes, belki soluğunuzun tükendiği anda size can olacak bir nefes......................................

Ürkekliğinizi herkesden saklarsınız, gözleriniz dolar anlamsız zamanlarda. Eğer erkekseniz ağlayamazsınız, erkekler ağlamaz yaa.......

En karanlığında gecenin , yalnızlığınızda bir anda yüzünüzü gözyaşlarınız ile yıkarsınız, sabah gözyaşları ile yıkanan yüzlerin mahsun ve saf olduğunu haykırmak istercesine hayata. Oysaki hayata dair hayalleriniz vardır,umudlarınız beklentileriniz...

Bir an içiniz kabarır, işte şimdi yakalayacağım hayarı hayatı saçlarından dediğiniz anda. Hayat neresinden tutarsanzı tutun elinizde kalır. Şaşkınlığınız gözlerinizde bakış olur.
Şİmdi, işte, bu sabah güneş benim için doğacak derseniz. Doğan güneşi bir sahilde deniz mavisi ile karşılamak için beklerken gözlerinizi yumarsınız. Yüreğiniz kocaman açarsınız, belki bir üveyik kuşu kanatlarında getirir umudu, deniz esintisiyle dolarken içinize.

Zaman akreple ile yelkovanın kısır döngüsünde bekletir sizi. Gözlerinizi açtığınızda , üveyik kuşu satmıştır çoktan beklentilerinizi, en etçil insanların kahpe gülücüklerine. Hayat bir kez daha elinizde kalmıştır.

Çekip silahınızı, şakağından vurmak için hayatı eliniz tetiğe gider. Bir an titrer tetikde ki parmaklarınız.
Acaba bir sonraki gün,,,,,,, acaba bir sonraki gün,,,,,,,,,,,,,,
Çekemezsiniz tetiği, oysaki o zamana kadar korkusuz yaşamışsınızdır. Benim adım mert. demişsiniz dir, namert pazarında satılığa çıkarmışlardır sizi. Hayata dair yemin etmişsinizdir. Yeminleriniz meze olmuştur kokuşmuş beyinlere.

Hayata dair ne biliyorsanız, akrebin kıskacında yoğrulup zehir olarak akmıştır içinize. Yaralı bir aslanın tepesine binen sırtlanlar gibi etinizden et koparmışlardır.Canınız acısada , inanılmamışlığınızın yarası kadar yakmamıştır içinizi. Bir kartopu gibi yuvarlanırken yalnızlığınız. Çığ olup yakıp yıkmıştır, yüreğinizin en mahrem en el deymemiş yerlerini, beyninizde hasarlar bırakmıştır, düşüne bilme yeteneğinizi dondurup boş bakışlara mahkum etmiştir sizi.

Bir gün doğum sancıları çekmeye başlarsınız, dev sancılarınız yalnızlığınızın rahminden hayata rest çekmiş bir ses doğurur. Duyguları nasır tutmuş, gözleri kin dolu adına intikam denilen bir yaratık. Umudunu, hayallerini ertelemiş ağzında ateş kokusu.....

Sokaklarda dolaşırken yanınızdan geçen insanlara çaktırmadan bakın,belki oaralarda bir yerlerde dir....


Alintidir.