DÜNKÜ Hürriyet’te, açlık grevindeki TEKEL işçilerinden Abdurrahman Turanç’ın “Karım kan kanseri. Şu anda bile ona bakamıyorum. Maaşım düşünce hiçbir şey yapamam. Ölürsem ona 1500 lira maaş bağlarlar. Benim ölüm dirimden daha değerli” şeklindeki sözleri bilmiyorum dikkatinizi çekti mi?

* Bir işçinin ölüsü dirisinden nasıl daha değerli olabilir?

1 Şubat 2010 tarihinde TEKEL işçilerinin hukuki statüleri işçilikten çıkartılıp, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 4/C statüsüne geçirilirse, -Allah gecinden versin- Turanç’ın dediği sonuç ortaya çıkabilir.

* Çünkü Turanç, halen işçi statüsünde olduğu için sahip olduğu hakların önemli bir bölümünü 4/C’ye geçince kaybedecektir.

ÖZELLEŞTİRME İLE 8.500 İŞÇİ AÇIKTA KALINCA

* TEKEL işçilerinin direnişi yaklaşık bir ayı aşkın bir süredir Türkiye’nin gündemine yerleşmiş bulunuyor. İşçilerin eylemi, özellikle son açlık grevleriyle birlikte artık Türk toplumunun vicdanını yaralayan bir görüntü kazanmaya başladı. Tekel işçileri ne istiyorlar? Neden açlık grevine başlayarak hayatlarını tehlikeye atıyorlar?

Bunu görebilmek için 2008 yılında gerçekleştirilen TEKEL’in tütün fabrikalarının özelleştirilmesi sürecine dönmemiz gerekiyor. İhalede TEKEL’in 6 sigara fabrikası (Samsun, Bitlis, Tokat, Malatya, Adana, Maltepe) British American Tobacco şirketine toplam 1 milyar 720 milyon dolara satıldı.

* Fabrikalar satılırken TEKEL’in 57 kadar kente dağılan 100 dolayında Yaprak Tütün İşletme Müdürlükleri özelleştirme sürecinin dışında tutuldu ve hepsinin kapatılmasına karar verildi. Bu tesislerde 8 bin 500 dolayında işçi çalışıyordu.

Kapatma kararıyla tümüyle atıl hale düşen bu tesislerdeki işçilerin durumu ne olacaktı?

İŞÇİLERİN MAAŞINDA ÖNEMLİ GERİLEME

* Hükümetin bulduğu formül, 1 Şubat 2010 tarihi itibarıyla işçilerin tümünün işçi statüsünden çıkartılarak 657 sayılı yasa çerçevesinde 4/C statüsüne geçirilmesi oldu. Bu işçiler, yaklaşık bir hafta sonra yeni statüleriyle muhtelif devlet dairelerine dağıtılacaklar.

Ancak bu statü farkının getirdiği çok büyük kayıplar söz konusu işçiler açısından. Bunların başında ücret kaybı geliyor. İşçiler ortalama 1300 lira dolayında net maaş alırken, 4-C statüsüne geçtiklerinde öğrenim durumlarına göre yüzde 30 ile 50 arasında değişen bir gerileme ortaya çıkıyor.

* İkinci olumsuzluk, işçilerin kazanılmış sendikal haklarını, bu çerçevede sahip oldukları sosyal güvence ve kazanımların önemli bir bölümünü de kaybedecek olması.

4/C statüsü özlük hakları bakımından devletteki en geri kategoriyi oluşturuyor. Örneğin yalnızca 10 ay çalışılıyor ve bu aylar için maaş alınıyor. Yıllık ücretli izinler kalkıyor.

* Tek Gıda-İş Sendikası’nın açıklamasına göre, kadın işçiler açısından en çarpıcı kayıplarından biri, süt emzirme izinlerinin kalkacak olması.

HÜKÜMET NE VERMEYE YANAŞIYOR?

* TEKEL işçileri, kazanılmış haklarını kaybetmek istemezken, hükümet onların

taleplerine ne karşılık veriyor?

Hükümet, öncelikle ihbar ve kıdemin tamamını vereceğini söylüyor. Sendika ise bunun bir ödün gibi takdim edilmesine itiraz ederek, “İhbar ve kıdemleri zaten işçilerin hakkı olan bir şey. Bu fazladan bir iyilik gibi takdim edilemez” diyor.

* Hükümetin attığı en önemli adım 4/C statüsündeki maaşlarda bazı iyileştirmelerin yapılması oldu. Örneğin, 4/C’deki ilkokul mezunlarının maaşı yüzde 17.4 artışla 772 liraya, lise mezunlarının maaşları ise yüzde 15.8 ile 856 liraya, yükseköğrenim mezunlarının maaşları yüzde 14.3 artışla 938 liraya çıktı. Hükümet, ayrıca 10 ay çalışma süresini de 11 aya çıkarttı.

YENİ BİR BAKIŞ GEREKİYOR

Başından itibaren TEKEL işçilerinin eylemini “istismar ve kışkırtma” olarak nitelendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuya bakışını geçenlerde AKP grup toplantısında şöyle özetledi:

* “TEKEL ’li işçi kardeşim, kıdem tazminatını alıyorsun. Bir defa bu paraları banka ya da farklı bir yerde değerlendirirsin... Oradan sana bir şeyler gelecek. 4/C’den de alacaksın. Böylece geçim koşulların, sosyal güvencende de bir kaybın söz konusu değil. Ne istiyorsun? ‘Bizi aynı koşullarda başka yerde çalıştır.’ Kusura bakma... Burada kimse kaydı hayat şartıyla devletin kapısını kendisi için ‘Artık buraya girdik, kapağı attık, bundan sonra korkma artık’ böyle görmemeli.”

TEKEL direnişi, hükümetin çalışanların haklarına bakışını göstermesi bakımından giderek mihenk taşı niteliği kazanarak büyük bir sınava dönüşüyor.

* Gelinen noktada Başbakan Erdoğan’ın konuya yeni bir bakışla eğilmesi ve bu çerçevede taraflar arasında bugünkünden daha ileri bir noktada bir uzlaşıya varılması temenni edilir.