“Rüyasında yukarıdan kendisine bakarken görmüş ve bacakları yokmuş... Patlamada bacakları kopmuştu babamın... O rüya çok etkilemişti onu... ‘Sen büyüyeceksin, araba kullanacaksın, evleneceksin ama ben yanında olmayacağım’ derdi... Hissediyordu nedense uzun ömrü olmayacağını...”
Dün akşam üstü Pazar Vatan önüme geldiğinde, Sanem Altan’ın Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu ile yaptığı röportaja baktım...
Tüylerim diken diken oldu röportajı okurken...
17 yıl önce Uğur Mumcu arabasında patlayan bombayla öldürüldüğünde 11 yaşında küçücük bir kızmış Özge...
Şimdi 28 yaşında genç bir kadın...
***
Tıpkı bir süre önce ilk söyleşisini veren erkek kardeşi gibi Özge Mumcu da “Öldüren taşeron örgütü değil, babasını esas kimin öldürttüğünü” merak ediyor...
Evet, bir yerlerde bir şeyler var...
Bu işler öyle ilk bakışta dışarıdan göründüğü gibi değiller...
Özge Mumcu, babasının öldürülmesini anlatırken, Hrant Dink’in öldürülmesine referans yapıyor...
Onun ölümüyle arasındaki benzerliklere dikkat çekiyor...
Bunca suikast, bunca öldürülen gazeteci, yazar, aydın insan...
Bazıları birbirinin zıttı görüşte görünüyor ama gelişmişlikle gelişmemişlik arasındaki temel fark bu değişik yelpazeden suikastlarda düğümleniyor...
Gizli ve derin güçlerin cirit attığı yerlerde, yapılan suikastlar bir “toplum mühendisliği projesinin operasyonları” gibi...
Mehmet Ali Ağca nasıl kaçırıldı, sineğin kaçması mümkün olmayan hapishaneden?..
Hrant Dink’i kimler göz göre göre öldürdüler?..
Uğur Mumcu cinayeti esasen kimin işiydi?..
***
Bir gece yarısı Ankara’sı geliyor gözlerimin önüne şimdi...
TRT’de programdan çıkmış Büyük Ankara Oteli’nin lobisindeki birkaç masadan oluşan restoranın bahçesinde oturuyorduk...
Serin bir bahar gecesiydi...
Mehmet Altan’la ağır bir tartışma yapmıştı...
Altan’ı İstanbul’a yolcu ettikten sonra onunla oturmuştuk...
PKK’dan ve Apo’dan söz ediyordu...
Apo’nun Siyasal Bilgiler Fakültesi yıllarından, devletin içindeki güçlerin eşi üzerinden Öcalan’la kurduğu bağlantılarından şüpheleniyordu...
Bu kadar derin bilgiyi, öyle bir sıcakkanlılık ve hoşsohbet içinde anlatıyordu ki olayın vehameti onun esprili anlatımında yumuşuyordu...
***
“11 yaşında adım adım bir şeylerin geldiğini hissediyordum ben” diyor kızı Sanem Altan’a:
“Teyzemlerdeydik...
Bahriye Üçok’un öldürüldüğünü öğrenmiştik...
Hemen eve gitmiştik...
İyi hatırlıyorum o günü...
Muammer Aksoy, Çetin Emeç yakın aralıklarla öldürülmüştü...
Hapishaneden babama el yapımı tespihler geliyordu...
Niye geliyordu bunlar ve mektuplar?..”
***
Kader ne garip tesadüflerle dolu...
Yarın Pazar Vatan’da okuyacağınız röportajı Sanem Altan yapmış Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu’yla...
Sanem Altan, Ahmet Altan’ın kızı ve o Ankara gecesinde Mumcu’nun televizyonda tartıştığı Mehmet Altan’ın yeğenidir...
O tartışmadan bugüne korkunç bir suikast sonucu ölen bir baba...
Arkada bıraktığı öksüz kalmış bir genç kadın...
Kendi babasının bir suikasttan öldürülmesinden için için korkan ve röportaj yaptığı Özge Mumcu’ya deli gibi sarılan bir başka genç kadın...
Çözülemeyen suikastlar...
Derin ilişkiler, derin projeler, patlatılan bombalar, yitirilen gazeteciler, aydınlar...
“Öksüz kalan çocukların” üzerinden kurulmaya çalışıldığı söylenen “mutlu yarınlar!!!”
Bir derin hüzün var üzerimde...
En umutsuz göründüğüm günler galiba bugünler...
Kim bilir belki de tünelin ucundaki ışık, en karanlık olduğunu hissettiğim anda çıkacaktır karşıma...
Belki bulunduğu yerden Uğur Mumcu olacakları biliyordur şimdi...
***


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
