Hafıza-i Ergun nisyan ile malûl
ERGUN Babahan, Star'da önceki gün bir yazı yazdı. Yazının ana fikri şu: Aydın Doğan, 1994 seçimlerinde “Sabah'ın adayı” Zülfü Livaneli'ye karşı Recep Tayyip Erdoğan'ı destekledi ve başına bela aldı. Buna yol açan da Hürriyet ile Sabah arasındaki rekabetti! Ergun'un yazısından bazı bölümleri aktarayım önce.
“Recep Tayyip Erdoğan'ın Refah Partisi'nden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği sene Zülfü Livaneli de SHP'den aday olmuştu.
“O zamanlar Sabah ve Hürriyet kıyasıya bir rekabet içindeydi.
“Ya Aydın Doğan, Livaneli'nin Dinç Bilgin tarafından aday gösterildiğini sandı ya da Livaneli'nin Büyükşehir'in imkânlarını Dinç Bilgin'e peşkeş çekeceğine inandı.
“O yüzden Doğan Grubu ama özellikle Hürriyet Gazetesi Zülfü Livaneli'ye karşı açık bir tavır aldı. “Aydın Doğan o gün belki de hayatının hatasını yapmış ve imparatorluğuna ağır bir darbe indirecek dönemi başlatmıştı.
“Sonuçta Erdoğan aradan çıkıp seçimi kazandı ve büyük iktidar yürüyüşünü başlattı.”
Babahan'ın hafızasında bir sorun var!
1994 seçimleri 27 Mart günü yapıldı.
O tarihte gazetelerin sahiplik durumu şöyleydi. Hürriyet: Erol Simavi. Sabah: Dinç Bilgin. Milliyet: Aydın Doğan.
Yani Hürriyet'in yayınlarının Aydın Doğan'ın tercihleri ile bir ilgisi olamazdı.
Hatta durum tam tersiydi.
Hürriyet ve Sabah ortaklaşa kurdukları dağıtım şirketiyle Milliyet'i batırmayı hedef almışlardı. Hürriyet ile Sabah arasında o tarihte korkunç bir
rekabet yoktu, tam tersine ciddi bir işbirliği vardı ve hedef Aydın Doğan idi.
Aydın Doğan içinde sıkıştığı bu çemberden Hürriyet'i satın alarak kurtuldu. Aynı yılın Temmuz ayında. Seçimlerden beş ay sonra!
Ergun Babahan belli ki Sabah'ın Ahmet Çalık'a satılmasından sonra yaptıklarını unuttuğu gibi o yılları da unutmuş.
Olabilir, hafıza-i beşer nisyan ile malûldür.
Ama hayali hatıralar ile bugün için siyasi sonuçlar çıkarması doğru değil.
Öte yandan bu işteki herkes; Babahan'ın Sabah'taki yakın çalışma arkadaşları, Doğan Grubu'nun yöneticileri ve biz sıradan gazeteciler Ahmet Çalık, Sabah'ı satın aldığında Babahan'ın nasıl davrandığını gayet iyi biliyoruz.
“Gazeteyi tarikatçılar satın aldı, bana ve arkadaşlarıma gazetelerinizde iş verin” diye Aydın Doğan'ın kapısını çaldığını, Mehmet Ali Yalçındağ'ın evinde bir yemekte buluştuklarını biliyoruz. Doğan'dan gazetelerde yöneticilik talep ettiğini de! Aydın Doğan'ın “Mevcut gazetelerdeki arkadaşları kaydırıp size iş yaratamam ama isterseniz gelin, size olanak vereyim, kendi gazetenizi çıkarın” dediğini de biliyoruz.
Aydın Doğan o zaman iyiydi de, şimdi neden “kötü” oldu, anlayabilmek zor.
Ergun'u, Sabah'a yazı işleri müdürü olduğu günlerden beri tanırım.
Bu yaptıkları, mesleki geçmişine yakışmıyor, bir dostu olarak uyarmış olayım.
Mehmet Y. Yılmaz
30 Ocak 2010
Hürriyet Gazetesi
---
Ergun Babahan ciddiye almadığım birisi olduğu için yalan yanlış şeyler yazması ve bunların yüzüne çarpılması fazla ilgimi çekmedi. Esas ilgimi çeken şey, Sabah gazetesinin AKP yandaşlarına peşkeş çekilmesine yorumu oldu.
Vay be Ergun Babahan, demek “Gazeteyi tarikatçılar satın aldı, bana ve arkadaşlarıma gazetelerinizde iş verin” ha?
Demek dinci kökenli olmayıp, dinci yalakalığı yapanların bazıları ne oluyoruz, nereye gidiyoruz diye içten içe üçbuçuk atıyorlarmış.
AKP iktidardan düşünce, bu korku imparatorluğu yıkılınca öyle şeyler patlak verecek ki, ortalığı bok götürecek gibime geliyor.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
