Kamu İşverenlerinin Dokunulmazlığı Nereye Kadar?

Cüneyt Danar
MESS Müşavir Avukatı

1982 tarihli T.C. Anayasası'nın 10. maddesine göre; herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir ve hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Anayasamızın emredici bu hükmüne rağmen çalışma yasalarımızda kamu işverenleri lehine ayrımcılık yapılarak, özel sektör işverenleri karşısında imtiyazlı hale getirilmektedirler. Bu yazımızda İş Kanunu ve 1 Temmuz 2007 tarihinde yürürlüğe girmesi beklenen 5510 sayılı Kanun'daki eşitlik ihlallerine değineceğiz.

İş Kanunu'ndaki eşitlik ihlalleri

5538 sayılı Kanun ile İş Kanunu'nun alt işvereni düzenleyen hükümlerine eklenen fıkralar ile özetle; kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az %50'sine sahip oldukları ortaklıkların, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve diğer kanun hükümleri çerçevesinde hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince doğrudan veya yükleniciler aracılığıyla çalıştırılanlar ile bu işyerlerinde yükleniciler dışında kalan işverenler tarafından istihdam edilenlerin asıl işvereni olmadığı hususu düzenlenmektedir.

"Kamu İşverenlerinin Dokunulmazlığı Nereye Kadar?" başlıklı haberin tam metni için tıklayınız.
"Datassist - Ayşe Nazmiye Uça"