Genetiği değiştirilmiş ulema!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisini “peygamber” e benzeterek “aşkını ve bağlılığını” ilan eden AKP Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser’e haklı olarak çok kızdı ve ihracını istediği başkan, partisinden istifa etmek zorunda kaldı.

Tuhafıma giden, bu söylemde gerek Başbakan’ı kızdıran, gerekse MHP’li Osman Durmuş’un “kabul edilmez” buldukları yegâne ögenin “peygamber” benzetmesi oluşu. Çünkü bence, İsmail Hakkı Eser’in Erdoğan’a odaklı tutkusunda, psikolojik anlamda hastalıklı ifade sadece “adeta peygamber” benzetmesi değil, “âşığız” itirafıdır.

Her ne kadar İslami söylemde günah ise de, pratikte erkek erkeğe âşık olur mu, olur. Ama müstafi AKP’li Eser, tekil kullanması gereken “âşığım” sözcüğünü “âşığız” diye çoğula yayarak, adı üstünde “er” doğan Sayın Başbakan’a âşık olmasının günah ya da aykırılık sorumluluğunu, “benim gibi çok var” sezdirmesiyle muğlak bir genele dağıtmıştır. İsteyen istediği psikanaliste danışsın, aslında “peygamber” benzetmesi, Sayın Erdoğan’a salt bu yersiz aşk ilanını mazur göstermek amacıyla yapılmıştır.


***


Özelinde cumhuriyet, genelinde demokrasi rejimlerinde, ne devlet kutsaldır, ne de devlet adamları “Allah’ın elçisi”. Zaten teokrat (dini) ve monarşik devletlerde bile halifelere, papalara, sultanlara, krallara “âşık” kulluk da normal değildir!

Yönetilenin yönetene “aşk” ile yönelimi, sadece tarikatçı yapılanmalarda görülür ki, bu yapılanmalar da faşizmin ta kendisidir.

İşte bu anlamda, dün faşizmi MHP lideri Bahçeli kadar iyi bilmediğini bildiren Sayın Başbakan’a, “Keşke bilseydiniz!” demek isterim. Çünkü faşizm, insanlığın ortak belleğinde taşıdığı en ilkel eğilim olup, karşı bilgiyle engellenmezse, kendiliğinden ortaya çıkan kadim bir mantıktır. Başka bir deyişle faşizmi bilmemek, faşist olmaya engel değil, tam tersine itici güçtür!

Faşizm, cehaletten beslendiği içindir ki özgür ifadeyi yasaklar, tabular koyar, tartıştırmaz, resmi söylemi eleştirtmez, başka bir deyişle muhalefet istemez.

***


Sayın Başbakan’ın örneğin TEKEL işçilerine yönelik ağır sözleri, eylemin sürmesine ilişkin tehditleri, TEKEL işçilerine destek veren belediyeleri cumhuriyet savcısına şikâyet eden polis yapılanması, demokrasiye sığmaz, demokratik bir yürütmeyle açıklanamaz, ister istemez faşizmi akla getiren bir saptama gerektirir.

Başbakan Erdoğan, dünkü söylevinde, “İnternetten görüntü indirip benimle, eşimle, peygamberimizle dalga geçmek için kullanmak edep dışıdır,” derken elbette ki, yine çok haklıydı. Ancak eşinin türbanlı diye alınmadığı GATA mağduriyetinin ve benzetildiği peygamberin gülmece konusu yapılmasını edep dışı bulan Sayın Erdoğan, nasıl olup da bizzat Başbakan Başmüşaviri Dr. Yıldırım M. Ramazanoğlu’nun GDO’lu ürünlerin promosyonunu Kur’an ayetleriyle yapmasına seyirci kalabiliyor?

Darwin’in “Evrim” kuramını reddeden ve canlı cansız tüm varlık türlerinin tek tek, oldukları gibi yaratıldıklarını Allah’ın kelamıyla açıklayan Kur’anı, Evrim Kuramı’nın bizzat insan eliyle uygulanması demek olan GDO teknolojisini “helal” kılmak için kullanmak, edepsizliğin dik âlâsı değil midir?

Bu ülkenin daha düne kadar kendi nüfusunu besleyen “doğal” tarımını kim bitirdi ve kim satıyor bugün GDO’lu tohumları, tahılı, sebzeyi ve meyveyi?

Kur’anda, “Yerel tohum ekmeyesiniz, çokuluslu GDO şirketlerinden tohum ekesiniz!” diye de yazıyor mu?

Yoksa Allah’ın sevgili kulları Monsanto ve Cargill adlarını mı taşıyor?

***


Başbakan Başmüşaviri Dr. Yıldırım M. Ramazanoğlu, Kur’anı Genetiği Değiştirilmiş Organizma tarımına alet ederek sadece hem dini, hem de laik ahlaka aykırı davranmakla kalmıyor, ümmeti de enayi yerine koyuyor.

Çünkü Ramazanoğlu’nun örnek verdiği Maide Suresi, Vakıa Suresi, En’am Suresi’nden, dinsiz bilimin sembolü GDO’ya “helaldir” fetvası çıkarmak için ya kendisinin ya da ümmetin okuduğunu anlamaması gerekiyor.

Böylesi bir küstahlık, Başbakan’ı peygamber ilanından daha vahim bir istifa nedeni değilse... Başbakan Başmüşavirliği’nden derhal uzaklaştırma nedeni olmalıdır!

Memba