• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
23 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Afyonkarahisar hakkında bilgiler

    Afyonkarahisar Medreseleri


    Gedik Ahmet Paşa Medresesi (Merkez)

    Gedik Ahmet Paşa Camisi’nin güneybatısında yer alan medrese cami ile birlikte 1472 yılında Gedik Ahmet Paşa tarafından yapılmıştır. Dikdörtgen planlı ve kesme taştandır. Kuzey cephesinde dışarıya doğru çıkıntı oluşturan portal sivri kemerlidir. Buradaki nişin içerisinde pembe mermerden yay kemerli giriş kapısı bulunmaktadır. Avlunun doğu ve batısında dörder sütunlu kubbeli beşer revakın arkasında üçer hücre, iki köşede de iki ayrı hücre bulunmaktadır. Hücreler dışarıya iki sıra pencere ile açılmaktadır. Alt sıradaki pencereler dikdörtgen, üst sıradakiler de sivri kemerlidir.

    Girişin karşısında, güney cephedeki üzeri kubbeli dershane ve yanında bir hücre yer almaktadır.


    Taş Medrese (Çay)

    Taş Medrese Konya İnce Minare Medresesi ile Karatay Medresesi’nin plan bakımından benzeridir. Kapısı üzerindeki kitabesinden Yusuf Bin Yakup tarafından Mimar Ameli Oğul Bey Bin Mehmet’e 1278’de yaptırıldığı öğrenilmektedir. Bu medrese plan şeması bakımından İnce Minareli Medreseyi, çinileri bakımından da Karatay Medresesi’ne benzemektedir. Ayrıca her iki medrese arasındaki özellikler burada bir araya getirilmiştir. Yalnızca giriş kapısı mermerden değil kesme taştan yapılmıştır. Binanın bütününde kesme ve moloz taş kullanılmıştır. Duvarlar dışa açık olmayan sağır duvarlar halindedir.

    Kuzey cephesindeki iki taraflı dört basamaklı bir merdivenle ulaşılan portalin iki yanında devam eden sağır duvarlar, dar bir saçak frizi ile sonuçlanmaktadır. Buradaki portal duvarlardan yaklaşık 1,5 m. daha yüksektir. Portalin üç tarafını çepeçevre saran dar bordür bir sıra örgü motifi ve içeriye doğru küçülen geomöetrik geçmeler halinde işlenmiş, Selçuklu portallerinin ve taş işçiliğinin bir örneğidir. Portalin köşe dolgularında birbiri içerisine geçmiş yarım sekizgenlerin çerçevelediği dikdörtgen içerisine de medresenin yapım kitabesi yerleştirilmiştir.

    Medresenin giriş eyvanının sonunda pandantifli büyük bir kubbeli bölüm ile bunun doğu ve batısında, her iki yanda orta mekana açılan tonozlu kısımlar bulunmaktadır. Portalin aksında ve kıble tarafında üzeri beşik tonozla örtülü mihraplı medrese eyvanı ve bunun iki yanında da iki kubbeli hücre bulunmaktadır. Ayrıca giriş eyvanının iki yanında da yine beşik tonoz örtülü iki hücre daha bulunmaktadır. Medresenin kuzeybatı köşesinde içerisine batıdaki bir kapıdan girilen iki katlı küçük kubbeli bir mekan daha vardır. Burasının kesin olmamakla beraber türbe olduğu sanılmaktadır.

    Medresenin giriş eyvanının orta kısmına açılan kemer, kemer köşe dolguları, orta kubbenin pandantifleri ve mihrabı mozaik kakma tekniğinde çinilerle kaplanmıştır. Ayrıca orta kubbenin iç yüzeyinde baklavalar arasında zikzaklar meydana getiren koyu ve açık renkli sırlı tuğlalarla bezeme yapılmıştır. Medresenin mihrabının ise, çinilerinin büyük bir kısmı dökülmüştür. Bununla birlikte kalan parçalar mihrabın çini kaplaması hakkında bilgi vermektedir. Burada bordürlü bir şeridin üzerinde aralarına sekiz köşeli yıldızların da yerleştirildiği geometrik şekiller ile iç şeritteki frize zemine yapraklı desenler, stilize edilmiş kûfi yazılar eklenmiştir. Böylece Selçuklu mihraplarının bir benzeri daha burada bulunmaktadır.

  2. #2
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Afyonkarahisar Sivil Mimari Örnekleri


    Afyon Evleri



    Afyon’da Tac-ı Ahmet, Zaviye, Mollabahşi, Yukarı Pazar, Kubbeli Mahallesi, Arap Mescit, kale, Akmescit, Nurcu, Mecidiye, Sinanpaşa, Hacıeyup mahallelerinde Afyon sivil mimari örnekleri günümüze kadar iyi korunmuş durumda gelebilmiştir. Bu mahallelerde yeni yapılanmaya gidilmemiştir. Büyük bir bölümü sit alanı olarak belirlenen bu mahallelerdeki evlerde mükemmel bir şehircilik anlayışı dikkati çekmektedir. Özellikle Hıdırlık ve kale eteklerindeki eğimli arazide kurulmuş olan sokaklar birbirine paralel doğu-batı doğrultusundaki caddeler Helenistik dönemin Hippodamos plan düzenine göre ızgara planlı olarak yapılmışlardır.

    Adyon evleri genelde iki veya üç katlı olup, bitişik düzende yapıldıkları için köşelerde çift, aralarda ise tek cephelidir. Alt katlar sokağa üst katlar da değişik çıkmalarla dışa açılırlar. Araziye uyum sağlayan bu evler bazen moloz taş temelli bazen de temeller su basmana kadar kesme taş kaplamalıdırlar. Duvarlar arasında ahşap hatıllar, kerpiç dolgular bulunmakta olup, bunların üzeri sıvalıdır. Üzerlerini örten kırma veya üçgen çatılar çoğu kez tuğladandır.

    Afyon evlerinde zemin katlarda taşlık ve avlular bulunur. Burada kiler, depo, odunluk, ahır, çamaşırlık yer alırdı. Orta katlar alçak tavanlı ve küçük pencereli olup, sokağa yakın pencerelerde çıkmaları destekleyen konsolların arasına pencereler yerleştirilir. Üst katları taşıyıcı konsollar taşır ve geniş odalar manzaraya ve sokağa karşı açılırdı.



    Afyon evleri genellikle iki kapılıdır. Alt kat kapıları tek kanatlıdır. Bazen kapı boşlukları üzerinde, bazen çatı üzerinde üçgen çatılı bir çatı odası ve bir balkon yapılmıştır. Evlerde genellikle dış görünüme önem verilmiştir. Afyon evleri çıkmalı evler, çatı odalı veya balkonlu evler, kapı boşluğu üzerinde balkonlu evler, kapı boşluğu üzerinde cumba biçiminde çıkıntısı olan evler olmak üzere dört ayrı grupta toplanmıştır.

    Çıkmalı evlerde çıkma biçimlerine göre, düz çıkmalı, gönye çıkmalı, çokgen çıkmalı olarak gruplara ayrılır ve bu çıkmalar ahşap konsollarla desteklenirdi. Bu tür evlerde odalar dışa doğru yönelirdi. Çatı odalı evlerde, bitişik nizamdan ötürü üstü kapalı, önü açık hayat denilen mekanlar bulunmazdı. Dışarıya doğru açılabilmek için en üst katta önü balkonlu, kemerli ve üçgen alınlıklı çatı üzerinde ayrı mekanlar meydana getirilmişti. Bunlar bazen balkon, bazen kapı boşluğu üzerinde yer alırlardı. Bazen konsollarla desteklenir, bazen de çatı üzerine oturtulurdu. Kapı boşluğu üzerindeki balkonlu evlerde de balkon korkulukları demir veya ahşap olur, cepheler çeşitli çıkmalarla hareket kazanır ve bunlara çok sayıda pencere açılırdı.

    Kapı boşluğu veya kapı üzerinde cumba çıkıntısı evlere Afyon’da az rastlanırsa da binaya hareketlilik kazandıran cumba veya şahnişler kapı boşluğu veya kapı üzerinde binanın cephesinde dışa doğru çıkıntı yaparlardı. Afyon evlerinde cumbaların oldukça sade bir görünümü vardır.



    Afyon evlerinde çatı ve zemin katı dışındaki katlar ailenin bütün gününü geçirdiği katlardı. Bu katlarda sofa merkez konumunda olup, odalar buraya açılırdı. Evlerde gelişmiş bir mutfak düzeni olmadığından odaların biri mutfağa ayrılmıştır. Ayrıca yüklük denilen kapaklı dolaplar, gusülhaneler, çiçeklik denilen nişler ve ocaklar her evde yer alırdı. Genellikle çıkmalı odalara baş oda denir ve bunlar tavanları ile oldukça bezemeli bir görünümdedirler.

    Tavanları alçı, ahşap ve kalemkâri süslemelidir. Tavanlarda tavan göbeklerine önem verilir. Tavan göbekleri yuvarlak veya çokgen kenarlı olup, ahşap çıtalarla ışınsal dizilmeler veya bitki motiflerinden oluşan bezemeler yapılmıştır. Bazı örneklerde de zikzak bordürleri görülmektedir. Bununla beraber Afyon evlerinde kalem işlerine çok az rastlanmaktadır.

  3. #3
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Afyon Karahisar Kaya Mezarları ve Kabartmalar

    Frigler ölülerini yer altında ardıç ağacından kalaslar üzerinde yaptıkları odalarda sedir üzerine yatırarak gömerlerdi. Sonradan da bunların üzerine toprak yığarlardı. Afyon yöresinde bu konuda pek çok gömü ile karşılaşılmıştır. Afyon’un bazı yörelerinde, özellikle Emirdağ ve İhsaniye’de tüf kayalardan oyulmuş çok sayıda mezar ile karşılaşılmıştır.


    Aslanlı Mezar (İhsaniye)

    Yazılıkaya’nın kuzeydoğusunda kubbemsi bir mezar anıtıdır. Mezarın kapısının yanlarında kartal ve aslan kabartmaları bulunmaktadır. Ayrıca doğu yüzüne alçak kabarma olarak aslan üzerine binmiş ve elinde mızrağı ile bir Tanrı kabartması yapılmıştır. Büyük olasılıkla bu Tanrı At Tanrısı Men’dir. Bu kabartmanın üzerinde çatı şeklinde daralan yerde, yine alçak kabartma olarak at üzerine binmiş savaşçılar işlenmiştir.

    Afyon’da kayalara oyularak yapılmış mezarların en eskisi olan Aslanlı Mezar MÖ.1000 yıllarına tarihlendirilmektedir.


    Arslantaş (İhsaniye)



    İhsaniye ilçesinin 5 km. kuzeyinde, Hayranveli Köyü’nde kayalıklar üzerindeki Arslantaş kabartması Friglerden kalmış olup, 10,5 m. yüksekliğinde bir anıt mezardır.

    Mezarın iki yanındaki iki arslan kabartmasından ötürü de Arslantaş olarak tanınmıştır. Bu arslanların ayakları altında da birer arslan yavrusu bulunmaktadır. Bu mezara ön yüzünde yüksekçe bir kapı boşluğundan girilmektedir. Arslantaş mezar odasının MÖ.900 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır.


    Yılantaş (İhsaniye)



    İhsaniye’nin Göynüş mevkiinde Arslantaş’ın batısında aynı kayalıkların üzerinde yapılmıştır. Ancak, buradaki kayalar bir deprem sonucu devrilmiştir. Bu kalıntıların incelenmesinde kayalara oyulmuş çatı kirişleri ve ana kapı görülmektedir.

    Mezar odasında boydan boya yüksek bir sedir dikkati çekmektedir. Bunun yanı sıra duvar kenarlarında, kapının yanında dört köşe küçük sekiler de bulunmaktadır. Yere devrilmiş kalıntılar arasında arslan figürlerine rastlanmıştır.

    Kapı boşluğunun üzerindeki birbirine sarılmış yılana iki savaşçı ellerindeki mızraklarla saldırmaktadır.Büyük olasılıkla bu mezar arslantaştan daha görkemli bir anıt mezardı. Bu anıtın MÖ.700 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır.

    Ayazin Mezar Odaları (İhsaniye)



    İhsaniye İlçesi’nde Gazlıgöl Kaplıcalarının 10 km. kuzeydoğusunda bulunan Ayazin Köyü’ndeki kayalıklarda Friglerin oyma mağaralarının yanı sıra bir çok mezar odası da ortaya çıkarılmıştır. Bu mezarlarda da giriş kapılarının ardında bazen tek, bazen üst üste ranza biçiminde sekiler bulunmaktadır.

    Bu mezar anıtında da kayalara oyulmuş arslan kabartmaları bulunmaktadır. Aynı zamanda burada kayalara oyulmuş bir Bizans kilisesine de rastlanmaktadır.

    Sarıçayır Mezar Odaları (Merkez)

    Afyon Merkez ilçesine bağlı Selimiye Köyü’nün (Sarıçayır) çevresinde Frig döneminden kalma kayalara oyulmuş kilise ve mezar kalıntıları bulunmaktadır. Bu mezar odalarının cepheleri çatılı ev şeklinde olup, sütunlarla desteklenmiştir. Yaklaşık olarak burada 10-12 mezar odası bulunmaktadır.


    Mezar Ev

    Afyon-Eskişehir arasındaki Bahşiş Köyü’nde ormanlık alandaki kayaların yüksek bir kesiminde kulübe biçiminde bir ev, kayalar oyularak yapılmıştır. Bu evin ön yüzü saçaklı bir çatı ve kirişlerle desteklenmiştir. Önünde tören yapılan küçük bir alan bulunmaktadır. Frig dönemine ait olan bu yapının büyük olasılıkla mezardan çok bir tören yeri olduğu sanılmaktadır.

    Direkli Kale (İhsaniye)

    Yazılıkaya’nın kuzeybatısındaki Çukurca Köyü’nün güney kayalıklarında bulunan Frig dönemine ait bir aile mezarıdır. Kayaların oyulması ile oluşturulan bu anıtın önünde iki direk ve içerisinde iki oda bulunmaktadır. Odaların içerisindeki kemerli oyuklarda üçer tane mezar çukuru bulunmaktadır. Bu mezarın en büyük özelliği direkli sahanlığın tavanının kalın kirişlerle bindirme olarak tavana oyulmasından kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda bu mezar friglerin ahşap yapı tekniğinde ne derece ileri düzeyde olduklarını göstermektedir.


    Arslankaya (İhsaniye)

    İhsaniye ilçesinin Bayramaliler Köyü ile Emre Köyü arasındaki bu anıt Frig dönemine aittir. Arslankaya anıtı kayalar grubundan ayrı olarak yüksekçe bir kayanın güney yüzüne, üçgen çatılı bir eve benzetilerek yapılmıştır. Çatının bağlantı kirişlerinin uçları evin tepesinde adeta bir ayı andırmaktadır. Buradaki üçgen çatının kiriş boşluklarına, karşısına insan başlı kanatlı iki grifon yerleştirilmiştir. Küçük tahta karelerle ve geometrik bezemelerle süslenmiş olan bu anıt 6.80 m. eninde 2.40 m. yüksekliğindedir. Burada yüksek kabartma olarak arslan figürleri ve bir kadın tanrıça, büyük olasılıkla Ana Tanrıça Kybele bulunmaktadır.

    Arslankaya’nın MÖ.900-850 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır.


    Kapıkaya (İhsaniye)

    Afyon’da iki tane Kapıkaya bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi Liğen Köyü’ne giden yolun üzerindedir. Buradaki kayanın doğu yüzüne üçgen çatılı ahşap bir eve benzer kabartma oyulmuştur. Kapısı üzerinde de tanrıça Kybele ayakta tasvir edilmiştir. Bu kabartmanın da MÖ:600 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır.

    İkinci Kapıkaya anıtı, Emre Gölü kıyılarında Bayramaliler Köyü’nün doğusundaki kayalar üzerindedir. Kayalardan oyularak ahşap bir ev şeklinde yapılmıştır. Burada da tanrıça Kybele kabarma olarak işlenmiş, önünde de geniş bir sahanlık bırakılmıştır. Büyük olasılıkla burada Frig döneminde tanrıça Kybele onuruna törenler düzenleniyordu.

    Bu kabartmanın MÖ.800-750 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır. Diğerine göre bu anıt daha kaba bir üslupta yapılmıştır.


    Maltaş (İhsaniye)

    İhsaniye’nin Hayranveli Köyü’nün yakınında toprağa gömülmüş olan Matlaş Anıtı MÖ.VIII.yüzyıldan kalma bir Frig anıtıdır. Kayanın doğu yüzüne geniş bir kapı boşluğu açılmış ve üzerinde üçgen çatı ile ahşap bir eve benzetilmiştir.

    İstanbul Fransız Arkeoloji Enstitüsü’nün 1938 yılında burada yapmış olduğu kazılarda anıtın planları çıkarılmıştır. Anıtın arkasında kuyu ve kapakları, bir de sunak bulunmaktadır. Bu kuyuda tanrıça Kybele’ye sunulan hediyelerin saklandığı sanılmaktadır.

    Matlaş yapı üslubundan MÖ.700 yıllarına tarihlendirilmiştir.


    Midas Anıtı (İhsaniye)



    Yazılıkaya Köyü’nün kuzeybatısında büyük bir kayanın yüzeyine ahşap bir eve benzetilecek şekilde oyularak yapılmıştır. Ayrıca bu anıt yöresel kilimlerde görülen zengin desenler ile süslenmiş, geometrik bezemeler de onu tamamlamıştır.

    Kayaların oyulması ile çatıyı destekleyen direkler meydana getirilmiştir. Burasının da Frig döneminde önemli bir ziyaretgah olduğu anlaşılmaktadır.

    Çevresinde bulunan adak taşları, heykel parçaları, aslan heykelleri Afyon Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüştür.

  4. #4
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Eski Afyon Karahisar Evleri



  5. #5
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Afyon Ayazini Gezi Yolu


    AYAZİNİ GEZİ YOLU

    Ayazini gezi yolu kuruldan geçerek onaylanmıştır.
    İlimizin Doğal ve Kültürel mekanlarından Turizm Kuşağı yolu üzerinde bulunan Ayazini bölgesindeki kaya mezarları ve kaya yerleşimlerinin gezilip-görülebilmesi amacıyla Ayazini Gezi Yolu yapım işi başlatılmıştır.
    İlk olarak bölgenin fotoğraflaması yapılmış, dokuya zarar vermeyecek şekilde yürüyüş yolu projesi çizilmiştir. Çizilen Proje Eskişehir Koruma Kuruluna sunulmuş, kurul yaptığı incelemede gerekli gördüğü güzergah değişikliğini belirtmiş ve söz konusu projeyi onaylamıştır.
    Proje ile ilgili çalışmalar başlatılmış olup Ayazini Gezi Yolu yapım çalışmaları sürdürülmektedir.



  6. #6
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Afyon Karahisar Kızılay Maden Suyu


    Afyonkarahisar'da maden suyu, il merkezine 22 km. uzaklıkta, denizden 1000 m. yükseklikte, tren yolu üzerinde, etrafı tepelerle çevrili bir yamaçtan kaynar.

    Kaynağın ilk işletme hakkı, Şişli Etfal Hastanesi’ne verilmiş, daha sonra da, 1926 yılında Kızılay Kurumu’na devredilmiş olup, halen işletme bu kurum tarafından sürdürülmektedir. Kızılay Madensuyu, 1900 Paris, 1932 Londra sergilerinde altın madalya kazanmıştır.

    Uzmanların görüşüne göre bu sular, yerin dibinden gelen sulardandır. Afyon’daki suların tümünün, sıcak olduğu halde, bu suyun soğuk oluşunun nedeni, kaynaktan ayrılarak daha uzun yollardan gelmesidir.

    Suyun soğumuş olması suyun değerinden hiçbir şey yitirmez. Saf sodyum bikarbonatlı gazlı sulardandır. A-B-C adlı üç kaynaktan yararlanılmaktadır. Kaynakların kapasitesi, örnek bir düzeydedir. Dışardan yabancı suların karışması engellenmiştir. Suların bulunduğu alan birkaç kilometre genişlikte olup, çalışmalarla yedi kaynaktan elde edilen maden suyunun toplam debisi, 24 saatte 90 ton, yıllık üretimde ise 70 milyon şişedir. Ayrıca, kaynak sızıntısının toprak üstünde bıraktığı sodyum bikarbonat tuzları da, çamaşır sodası ve çinicilik sanayinde kullanılır.

    Afyonkarahisar Madensuyu, sağlığa yararlı doğal sular grubundandır. Bikarbonatlı ve bol gazlı olan özelliği nedeniyle, mide, karaciğer, safra yolları, bağırsak hastalıklarının tedavisinde etkilidir. Midenin boşalmasını, sindirimin kolaylaşmasını sağlar.

    Afyonkarahisar’ın Meşhur Maden Suyu

    Türkiye’deki belli başlı maden sularından biri de Afyonkarahisar’dadır.

    Gazlıgöl kaplıcasının güneyinde bulunan ve Demir yoluna 200 metre kadar bir uzaklığı olan Karahisar Maden Suyu’nun oldukça tanınmış bir mazisi vardır. Bilhassa Frikyalıların merkezi olan Ayazin şehrine yakın bulunuşu tarihi ehemniyetini bir kat daha artırmaktadır. Son hafriyatlarda menbaanın civarında 30 metre kadar derinliklerde eski inşaat bakayalarına rastlanışı kaynakların tarihten evvelki devirlerde bile kullanıldığına delildir. 1900 yılında II. Abdülhamid’e Belçikalı bir hekimin Afyonkarahisar maden suyu tavsiyesi üzerine padişahın emriyle su tahlil edilmiş ve tapusu Sultanhamitte kalmak üzere suyun imtiyazı Şişli çocuk hastanesine verilmişti. 1914 harbinden sonra imtiyaz Afyonkarahisar hususi muhasebesine geçmiş ve 1924’te de tüccardan bir zat kiralamıştır.

    1926’da maden kanunu ile devlete geçen kaynaklar meyanında Karahisar Maden Suyu da Kızılay cemiyetine hususi bir mukavele ile devredilmiştir. O tarihten beri de Kızılay’dadır.

    Şimdiye kadar pek basit bir tarzda çalıştırılan menbaalar geçen sene 450 bin lira sarfedilerek Fransa’dan getirilen otomatik bir makine ile zenginleştirilmiştir.

    Afyon Gazlıgöl’de 5 bin yıllık maden suyu


    Afyon’un Gazlıgöl Beldesi’nde bulunan Kızılay maden suyu, 5 bin yıldır insanlara şifa dağıtıyor. Kızılay maden suyu fabrikası müdürü Recep Dönmez yaptığı açıklamada, Kızılay maden suyunun, Frigler döneminden kalma bir kaynak olduğunu belirterek, 78 yıldır fabrika olarak iç ve dış piyasaya üretim yapıldığını söyledi. Maden suyunda insan sağlığı için gerekli birçok mineral bulunduğunu ifade eden Dönmez, konuyla ilgili olarak şu bilgileri verdi: “Mineralli suların, insanlar tarafından şifa amaçlı kullanımı, yazılı tarihin öncesine dayanıyor. İnsanların nedenlerini bilmedikleri halde birtakım hastalıkların tedavisinde maden sularını kullandıkları bilinen bir gerçektir. Afyon Gazlıgöl’de bulunan maden suları ve jeotermal suların, kullanımı Frigler zamanına kadar uzanıyor. Gazlıgöl Beldesi’nde bulunan Kızılay maden suyu, 5 bin yıldır insanlara şifa dağıtıyor. Firig Kralı Midas’ın bölgede hamamlar inşa ettirdiği bilinmektedir. Romalıların hamamlarının bazıları yörede halen kullanılmaktadır. Osmanlılarda ise başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere pek çok padişahın, maden sularından istifade ettiği, üstelik bu suları birçok zorluklarla İstanbul’a getirdikleri tarihi gerçektir. Kızılay maden suyu 1923 yılında Eskişehir-İzmir demiryolu hattı yapımında çalışan Fransız mühendislerce Ankara’ya götürülerek tanıtıldı. Maden suyu fabrikası ise 1926 yılında Atatürk’ün isteğiyle Kızılay Derneği’ne gelir getirmesi amacıyla kuruldu.”

    Maden suyunda ‘Kızılay’ tartışması

    Afyonkarahisar Kızılay Maden Suyu şişelerinin üzerinden Afyonkarahisar yazısının kaldırılması konusu hakkında açıklama yapan Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali, hatanın matbaadan kaynaklandığını ifade etti.

    Yıllardır üretimi ilimizde yapılan Kızılay Maden Suyu'nun şişelerinde yer alan 'Afyonkarahisar' yazısının kaldırılması ilimizde büyük tepki toplamıştı.

    Afyonkarahisarlı vatandaşlar ise şişelerin üzerine ismimizin yeniden yazılmasını istemişti. ODAK'ın kamuoyuna duyurduğu bu haber sonrasında Kızılay Maden Suyu şişelerinin üzerine ilimizin ismi yeniden yazılmıştı.

    HATA BİZDE DEĞİL


    Kızlay Derneği Genel Başkanı Tekin Küçükali ise böyle bir hatanın yaşandığını belirterek, şişelerde artık Afyonkarahisar yazısının bulunduğunu belirtti. Küçükali, “ Maden suyu şişelerimizde Afyonkarahisar yazısı bir dönem yoktu. Matbaadan kaynaklanan hata sonrası bu düzeltildi. Hata bizde değil" dedi.

    Afyonkarahisar halkının Kızılay Maden Suyu 'na sahip çıktığını belirten Genel Başkan Küçükali, "Dünyanın neresine giderseniz gidin Afyonlular mutlaka Kızılay Maden Suyu nu istiyor. Bu son derece önemli" diye konuştu.

  7. #7
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Afyon Halk Oyunları

    OYUNLARIMIZ:
    Afyonkarahisar’da eskiden mahallî halk oyunlarını oynayanlar, kılıç-kalkan ve zeybek oyunlarını sergileyenler, özel giysilerini giyerler ve görünüm itibariyle heybetli, alımlı bir efeler grubunu temsil ederlerdi.
    Beldemizde oynanan kırık havalar, aşağı yukarı aynı ritimde seyreder. Örnek olarak 9/8’lik aksak usûlünde olan “Hezin Hezin Gir Kapıdan” adlı türkümüzde sazlar çalarken; karşılıklı iki oyuncu, çoğu kez ellerinde şimşir ağacından yapılmış kaşıklarla, sazın melodisine uyarak, kaşık vuruşlarıyla aynı anda ritm tutarak oynarlar.
    Kırık Oyun Havaları oynarken kesinlikle ayaklar, dizden arkaya bükülerek veya hoplayıp zıplayarak oynanmaz. Ayrıca göbek de hareket ettirilmez. Gerdan kırma, omuz silkme(oynatma) gibi hareketler kesinlikle yapılmaz.

    Oyun oynarken, dizler hafif öne doğru bükülür. Gövde de arkaya doğru dik olarak eğilir. Sol ayak yana açılırken, sağ ayak da onun yanına getirilir. Aynı hareket, sağ ayak açılırken sol ayak da yanına getirilmek suretiyle oyun devam eder.

    Bu hareketlerle her iki oyuncu da aynı anda, sazın ritmine uyarak tatlı ve yumuşak hareketlerle yapılır.

    Gövde; dizlerin hafif bükülmesi ile sağa ve sola sallanarak oynanır. Kollar ise, dirsekten yukarı ve aşağı hafif hareketlerle bükülür. Oyun aynı figürlerle seyrini devam ettirir. Kırık oyun havalarını erkekler oynadığı gibi, kadınlar da erkek elbisesi giyerek sergilerler.

    HAYDİ GÜZELİM
    (Kırık Zeybek)
    Haydi güzelim kundurana tek tek bas
    Ben seninim ister öldür ister as

    Haydi güzelim kundurama kum doldu
    Bu şişeler senin için dün doldu

    Haydi güzelim kunduramın tabanı
    Ben olayım sürünüzün çobanı

    HAYDİN GÜZELİM
    (Zeybek Havası)
    Haydin güzelim at olur da depmez mi
    Haydin kibarım bağ da bülbül ötmez mi
    Haydin güzelim bülbül öttüğü yerde
    Haydin kibarını gonca güller bitmez mi?

    Haydin güzelim ata vurdum bir deynek
    Haydin kibarım gerdanı benek benek
    Haydin güzelim yazın beraber idik
    Haydin kibarım kışın ayırdı felek

    DAM BAŞINA ASA KOYMUS
    Dam başına asa koymuş galbırı
    Bekârları yatağından galdırı(r )
    Bu dert bizi iflâh etmez öldürü (r )

    BAĞLANTI - Aman yadlar evleriniz nerd’olur
    Eller sarar yüreğime derd olur
    Aman aman ellere demem

    Kap(ı) ardına asa koymuş eleği
    Anasının möhür gözlü meleği
    Yiğitlerin bir tanecik dileği

    Aman yârim evleriniz nerd’olur
    Eller sarar yüreğime derd olur
    Aman aman ellere demem

    Yeni çıkmış kestanenin daline
    Beni koymadılar kendi halime
    Kamalar mı soka(yı)m kendi kalbime

    Aman yarim evleriniz nerdolur
    Eller sarar yüreğime derdolur
    Aman aman ellere demem



    HEZİN HEZİN GİR KAPIDAN
    (Fadik Türküsü)
    Hezin hezin gir kapıdan
    Sensin gönlümü avudan
    Yatamadım mis kokudan
    Aman Fadik, edalı Fadik
    Gümüşten dökmeli Fadik
    BAĞLANTI - A yârim aman, ellere demem

    Oynayışın, sallanışın del’etti beni
    Aman aman kül etti beni

    Gökyüzünde parlayanlar
    Ah hele yıldız değil mi
    Bizi baştan çıkaran da
    Ah hele o kız değil mi?

    A yarim aman, ellere demem
    Oynayışın, sallanışın del’ettin beni
    Aman aman kül etti beni

    Fadik, Fadik okkalı Fadik
    Her yanların dökmeli Fadik
    Ben de şaştım, sen de şaştın
    Nerelerden öpmeli Fadik

    A yârim aman, ellere demem
    Oynayışın, sallanışın del’ettin beni
    Aman aman kül etti beni

    Hezin hezin gel buraya
    Seni alırlar araya
    Şeftalisi on paraya

    Aman eller, canım eller
    Mani söyler dudu diller
    Oynayışın, bulanışın
    Del(i ) etti beni
    Kül etti beni, ellere demem

  8. #8
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Afyon Düğün Adetleri

    DÜĞÜN ADETLERİMİZ


    Afyonkarahisar'da evlenme törenleri sırasıyla şöyle oluşmaktadır: Dünür gezme(görücülük), söz kesilip kahve içme, nişan(yavuklu olma), şerbet içilmesi, karşılıklı sini( tepsiyle baş üstünde nişan hediyesi olan şeker, çerez, iç çamaşırı, mendil, çorap v.b. hafif eşya) gönderilmesi, sini ardı (nişan tepsilerinin karşılıklı gönderilmesinden sonra kız evince yapılan yemek ziyafeti), kandillikler(kandil günlerinde gönderilen kına ve kandil helvası, buna karşılık kız evinden oğlan evine bir tepsi ağzıaçık, bir çeşit börek veya lokma) gönderilmesi, hıdrellez daveti(nişanlık zamanı hıdrelleze rastlarsa oğlan tarafından "Hıdrellezlik" gönderilir. Kuzu kesilerek yemekli kır daveti yapılır. Bayramlık(kız evinden oğlan evine, oğlan evinden kız evine karşılıklı çamaşır), kurban bayramında ise süslenmiş koç(oğlan evinden kız evine) gönderilir.

    Nişandan düğün haftasına kadar bu töre ve gelenekler, ailelerin maddî durumuna göre yapılır.

    Düğün haftasından önce iki aile, düğün, nikah ve esvap kesme gününü tesbit eder, hazırlıklara başlar. Oğlan evi tarafı gelini tanınmış bir mağazaya davet eder. Mağazada gelin için alınacak giysi ve gelinlik v.b. eşyaya bakılır. Buna "Esvap Kesme" adı verilir.

    Esvap kesmeyle beraber, her iki taraf, düğün için yakınları (eş,dost ve akraba) davet etmek üzere "Okucu" adı verilen sözlü davetçi gönderirler. Günümüzde ise davetiye kartları gönderilmektedir.

    Kadın okuyucular düğün sahibinin yakınlarını ev ev dolaşarak düğüne davet ederler. Böylece düğün başlamış olur.

    Düğün dört gün devam eder. Çarşamba günü düğünde oğlan evinde yemek davetleri öğleden itibaren başlar.

    Akşam yemeğine daha çok gençler(damadın arkadaşları) davet edilir. Aynı gün öğleden sonra "Saç Kesme" yapılır. Kaynananın başkanlığında kalabalık bir kadın grubu oğlan evinden kız evine gider. Kız evinden en az iki tefçi kadın oğlan evinden gelen kadın grubunu ayakta tef çalarak ve türkü söyleyerek, düğün evinin merdiveni başında veya taşlığında karşılar. Kız evinden çağrılmış olan misafirler diğer davetlilerle birlikte toplanır. Çengiler durmadan türkü söylemeye devam eder. Gelin kız, kaynananın bulunduğu yere gelir. Kaynananın ve misafirlerin ellerini öptükten sonra kaynananın önüne diz çöker. Önce kaynana, görümce, teyze,yenge(amca, dayı hanımları) birer ikişer saç Tlfini kesmek suretiyle "Saç Kesme" töreni yerine getirilir. Bu törende kaynana, geline ziynet olarak ne takacaksa (altın, inci, gerdanlık, küpe, bilezik v.b.) sırasıyla takar. Tören bittikten sonra gelişlerinde olduğu gibi giderlerken de çengiler, ayakta çalarak uğurlarlar. Saç kesme töreninin akşamı "Kına Gecesi" yapılır.

    Oğlan Evinde Kına Gecesiğlan evinde bir miktar kına ile gerekli mumlar hazırlanarak kız evine gönderilir. Bu gecede damadın arkadaşları çoğunluktadır. Kına gecesinde sağdıcın görevi çoktur. Misafirleri sağdıç karşılar, ağırlar.

    Kız evinden bir grup, oğlan evine "hayırlı olsun"a gelir. Bir odada, sofra ve saz heyeti kurulur. Vakit yatsıyı geçince kına yakma törenine başlanır. Bir tas içinde karılmış kına önce damadın, sonra sağdıcın sağ elinin üç parmağına(yarım el) yakılır. Kına yakılmaya başlarken saz heyeti ve düğünde bulunan gençler "Kına Türküsü" söylerler. Kına yakıldıktan sonra damat ile sağdıç, babanın ve aile büyüklerinin ellerini öperler.

    Kız Evinde Kına Gecesi: Saç kesme töreni gecesi, oğlan evinden, yine başlarında kaynana olmak üzere kalabalık bir grup kız evine gelir. Karşılama gündüzki gibidir. Gelin kız ile sağdıç el öperler. Gelin kızın avcuna bir parça kına konularak, bunun üzerine bahşişler verilir.

    Kız evinde eğlence, oğlan evi gittikten sonra daha çok olur. Kızın arkadaşları, etrafını sararlar ve binbir özentiyle ellerine ve ayaklarına kına yakarlar. Kızlar tefçinin eşliğinde kına türküsü söyleyerek geç saatlere kadar eğlenirler. Kız tarafı kına yakanlara haşhaşlı pide, öğme, reçel, peynir, zeytin gibi yiyecekler ikram eder.

    Oğlan ve kız evinin ileri gelenlerinden birer grup, birbirlerini ziyaret ederek, hayırlı olmasını dilerler.

    Kına gecesinde söylenen "Kına Türküsü" şöyledir:




    Kınası karılır tasta
    Oğlan evi pek havasta
    Kız anası kara yasta
    Yârenim kınan kutlu olsun
    Orda dirliğin tatlı olsun
    Tuz kabını tuzsuz koyan
    Koca evi ıssız koyan
    Anasını kızsız koyan
    Yârenim kınan kutlu olsun
    Orda dirliğin tatlı olsun
    Ana hamama vardın mı
    Yunduğum yeri gördün mü
    Şimdi kıymetimi bildin mi
    Yârenim kınan kutlu olsun
    Orda dirliğin tatlı olsun
    Kaya dibi karıncalı
    Yanı çifte görümceli
    Hem dayılı hem amcalı
    Yârenim kınan kutlu olsun
    Orda dirliğin tatlı olsun
    Kaynanam hamam varsa
    İki ayağı birden kaysa
    Hamam tası bana kalsa
    Yârenim kınan kutlu olsun
    Orda dirliğin tatlı olsun
    Atlayıp geçer eşiği
    Sofrada kalır kaşığı
    Gelin evlerin ışığı
    Yârenim kınan kutlu olsun
    Orda dirliğin tatlı olsun
    Kızımız gidiyor
    Nazımız gidiyor
    Bugün akşamlık akşamlık
    Yarın öğlenlik öğlenlik
    Misafir kaldı
    Söylemez oldu



    Gelin Alma: Perşembe sabahı her iki taraf da hareketlidir. Oğlan evinden kız evine bir kamyon gönderilir. Bu kamyona çeyizler yüklenir. Kızın çeyizi sandık, yatak odası takımı, halı, koltuk takımı, battaniye, yatak takımı ve mutfak takımından(tencere, tabak, çatal bıçak takımı, çay takımı, fincan takımı, su takımı, su ve ocak güğümleri, tepsi v.b.) oluşur. Çeyizle beraber kız evinden giden kadınlar, çeyizleri asar ve gelin odasını hazırlar.

    Gelin hazırlanır, gelin almak üzere oğlan evinin akrabaları ve kaynana kız evine giderler. Gelin kızın babası, yakın akrabaları duvak örterler, görümlük para verirler. Bu tören çok hüzünlü olur. Duvak örtülünce kaynana, gelini arabaya bindirir. Hareket etmeden önce dua okunur. Akrabalar oğlan evine giderler. Oğlan akrabaları ve kayınpeder gelini beklemektedir. Gelin, evin önüne gelince arabadan inmeden bir kurban kesilir. Gelini arabadan kayınpederi indirir. Gelin orada bulunanların elini öper. Duvağı örtülüdür. Oğlan evinin akrabaları el öpme sırasında geline görümlük hediyeler verirler, ziynet eşyası takanlar da olur.

    Cuma günü öğleden sonra kadın misafirler gelin görmeye gelirler. Kız evi üzüntülü, oğlan evi neşelidir, gülünür, eğlenilir. Böylece düğünün bir kısmı bitmiş olur.

    El Öpme Daveti: Pazar günü kız evi oğlan evine bir tepsi baklava(Pazar baklavası) gönderir. Baklavayı götüren kadınlar, kadınları öğle yemeğine, erkekleri akşam yemeğine davet eder. El öpme daveti Pazartesi günü yapılır. Bu yemek çok çeşitlidir. Yemekten sonra kahve içilir, kız evinin yeniden aldığı dürüler dağıtılır.

    Çeyiz İndirme Daveti: El öpme davetinden birkaç gün sonra oğlan evi, kız evinin kadınlarını öğle, erkeklerini akşam yemeğine davet eder. Bu davetin amacı, asılı duran çeyizlerin indirilmesiyle düğünün bittiğini gösterir.

    İlimizde ayrıca, "imece, aşure, sıra geceleri (gecekler)" gibi gelenekler de vardır.

    YÖRESEL YEMEKLER


    A) BUĞDAYDAN YAPILAN YİYECEKLER:
    1- Bulgur Yemekleri
    2- Düğü Yemekleri(Çullama köfte, sulu köfte,ilibada dolması.)
    3- Göce Yemekleri(Göce köftesi, göce tarhanası,keşkek.)
    4- Hamur İşleri(Arabaşı, ağzıaçık, bükme, börek, bazlama, börek kenarı, haşhaşlı börek, ikiz börek, katmer, ocak bükmesi, şepit, cızdırma, cücü, çörek, nohut çöreği, ev hamuraşı, ev makarnası, nuska hamurası, sakala çarpan, velense hamuraşı, miyane çorbası, peksimet, ak pide, haşhaşlı pide, katkılı pide, yalım pidesi, halka pişi, lokma pişi, düz pişi.)


    B) ET YEMEKLERİ:
    1- Parça et, yoğurtlu et
    2- İşkembe yemekleri(çorba, kıyma, kızartma,söğüş, tas eti)
    3- Özbek Pilâvı
    4- Paçık
    5- Haşlama
    6- Kızartma


    C) SEBZE YEMEKLERİ:
    1- Afyon salatası (Haşhaş bitkisinin yeşil yaprağından yapılmaktadır.)
    2- Patlıcan yemekleri( Patlıcan böreği, bütün(parça) et patlıcan, yanı yarma, nohutlu patlıcan, kavurmalı patlıcan kebabı, patlıcan küllemesi, patlıcan dolması, yoğurtlu sarmısaklı patlıcan kızartması, imam bayıldı, patlıcan köftesi, patlıcan çöp kebabı, patlıcan ezmesi, patlıcan pilakisi, etli patlıcan sarması, etli patlıcan yahnisi, patlıcan doğraması, patlıcanlı pilav, patlıcan oturtma, hünkar beğendi, patlıcan gömmesi, patlıcan turşusu, patlıcan sırt dolması.)
    3- İlibada dolması
    4- Sırt dolması
    5- Şakşuka
    6- Zürbiye


    D) TATLILAR :
    1- Çeşitli Tatlılar (Ekmek kadayıfı, haşhaş helvası, incir dolması, un helvası, kaymaklı şeker, kaymaklı lokum, saksağan beyni, yumurta tatlısı, su muhallebisi.)
    2- Hamur Tatlıları (Bisküvi, erişte baklavası, fırma baklavası, un helva, kurabiye, höşmerim, kedi külümbe, pandispanya, Tlf helva.)
    3- Sütlü Tatlılar (Ağız, palize, yepinti, muhallebi.)


    YÖRESEL YEMEK TARİFLERİ :


    Ağzıaçık :
    Malzemeler: 80 cm çapındaki tepsi için; 4 kg böreklik un, 400 gr Donyağı (içyağı) eritilecek. 1,5 kg sıvı (ayçiçek yağı) yağ, 2 çorba kaşığı yoğurt, yeteri kadar tuz ve su.
    İç Malzemeler : 1 kg tuzsuz taze peynir, 1 tutam doğranmış maydanoz, 6 adet yumurta, 500 gr haşhaş ezmesi.
    İçin hazırlanışı : Bir kap içerisinde peynir ovalanır, yumurtalar kırılır, doğranmış maydanoz katılarak karıştırılır.
    Yapılışı : Un, iki çorba kaşığı yoğurt, yeteri kadar su ve tuz katılarak yoğurulur. Hamur biraz katı olmalıdır ve iyice yoğrulmalıdır. Bir taraftan da donyağı (içyağı) eritilerek sıvı yağla karıştırılır ve karışık yağ hazırlanmış olur. Sonra hamur bezelere(top top yapılması) ayrılarak oklava ile açılır. Hamur iyice açıldıktan sonra karışık yağla yağlanır. Üzerine sürtülmüş (katılığının giderilmesi için sıvı yağla karıştırılmış olan) haşhaş sürülür. 7 cm kalınlığında birbirine paralel kesilir ve uzun parçalar üst üste konur, üste üste konan parçalar kare şeklinde kesilir. Bu parçalar ayrı ayrı yuvarlak şekilde kenarları ince, ortası biraz kalın olarak açılırlar. Her bir parçanın ortasına hazırlanan peynirli malzemeden yeteri kadar konarak hamur yuvarlak şekilde kıvrımlı katlanır, tamamen kapatılmaz, ortası biraz açıktır. Bu şekilde hazırlanan hamurlar, karışık yağla yağlanmış tepsiye seyrek olarak dizilir. Bu işlem tamamlandıktan sonra karışık yağla üstleri bozulmadan yağlanır. Bu yöremizde büyük tepsilerle yapılan hamur işi (ağzıaçık), mahalle fırınlarına (ekmek fırınları) götürülerek pişirilir. Ağzıaçıkların içine isteğe göre iç malzemesi olarak kıyma da konulabilir.



    Mercimekli Bükme :
    Malzemeler (Hamur İçin) : 1,5 kg un, 1 fincan sirke, ½ kg. ayçiçek yağı, 125 gr İçyağı, haşhaş ezmesi, tuz ve su. İçi İçin : 2 su bardağı mercimek, 1 adet orta büyüklükte soğan, tuz ve karabiber.
    Yapılışı : Mercimekler haşlanır, soğanlar küçük küçük doğranır, kavrulur. Haşlanan mercimeklere yağda kavrulan soğan, karabiber ve tuz eklenerek karıştırılır ve soğumaya bırakılır. Un, sirke, tuz ve su karıştırılarak kulak memesi kıvamında yoğurulur. Yoğurulan hamur iki eşit parçaya bölünerek bezeler elde edilir. Bezeler oklava ile açılır. Yufka gibi açılan hamurun üzeri eritilmiş içyağı (ayçiçek yağı ile karıştırılmış iç yağı) ile yağlanır, ezilmiş haşhaş (ayçiçek yağı ile karıştırılmış haşhaş ezmesi) sürülür ve açılan hamur katlanır. Rulo hale getirilir, küçük kare parçalara kesilir. Küçük hamur bezeleri oklava ile yuvarlak açılır. Ortasına uzunlamasına mercimek içi konulur. Kenarlar mercimek üzerine katlanır. Ters çevrilerek yağlanmış tepsiye sıralanır. Daha önceden ısıtılmış fırında pişirilir.



    Keşkek :
    Malzeme : 1 kg göce (kabuğu soyulmuş ve yıkanmış buğday), 1 kg kemikli yağlı et, 1 kg lola (but) kemiği, 1 su bardağı nohut
    Yapılışı : Keşkeklik buğday kemikler, kemikli et ve nohut ile birlikte yeteri kadar su ilave edilerek toprak çömleğin içine konur. Çömlek, akşama kadar ekmek pişiren mahalle fırınına akşam üzeri konur. Çömlek, fırında sabaha kadar ağzı kapalı kalır. Sabah fırından alınır. Çömleğin içinde kemiklerle, kemikli et çıkartılır, etler kemikten sıyrılır. Etler tekrar çömleğin içine konur, tahta kepçeyle keşkek iyice çevrilerek (dövülerek) karıştırılır. Servis yapılırken tereyağı ve kırmızı biber ilâve edilir.



    Göce Köftesi :
    Malzemeler : 1 su bardağı düğü (ince bulgur), 1 su bardağı göce, 1 adet büyük boy soğan, 2 yemek kaşığı tereyağı, 1 yumurta, 2 yemek kaşığı un, 1 yemek kaşığı kuru nane
    Sosu : 1 su bardağı süzülmüş koyun yoğurdu, 2 diş sarımsak.
    Yapılışı : Düğü ile göce, sıcak suyla ıslatılır, kuru nane ufalanır ve bir müddet dinlendirilir. Bu malzemeler yoğrulurken 2 yemek kaşığı un ve 1 yumurta ilave edilir. Avuç içinde küçük küçük köfTlfer yapılır. Kaynayan suda haşlanır. Üzerine önce sarmısaklı yoğurt sonra da yağla kavrulmuş soğanlı sos dökülür.



    Sakala Çarpan Çorba :
    Malzemeler : ½ su bardağı yeşil mercimek, 6 su bardağı su (et ve suyu veya tavuk suyu tercih edilir.) 2 adet küçük boy soğan, 4 yemek kaşığı tereyağı veya margarin, 3 yemek kaşığı un, 2 tatlı kaşığı tuz, ½ su bardağı kesme makarna, 1 yemek kaşığı nane.
    Yapılışı : Mercimek yıkanır ve bir su bardağı su ile akşamdan ıslatılır, kalan su eklenir, 25-30 dakika pişirilir. Soğan ince ince doğranıp yağla birlikte, kısık ateşte arasıra karıştırılarak kavrulur, un katılarak bir iki defa çevrilir ve haşlanmış mercimeğe eklenir, tuz ilâve edilir, kaynayınca kesme makarna ilâve edilir, yaklaşık 10 dakika sonra nane gezdirilerek ocaktan indirilir.

  9. #9
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Afyon Türbeleri


    Afyon Türbeleri

    Boyalıköy Hanikâhı ve Türbeleri (Sincanlı)

    Afyonkarahisar’a 25 km. uzaklıktaki Sincanlı ile Afyon arasında bulunan Boyalıköy’de iki türbeden oluşan küçük bir yapı topluluğu vardır. Sanat tarihi kaynaklarında uzun süre medrese olarak tanımlanan bu eserin, yapılan araştırmalardan sonra bir zaviye ve iki türbeden meydana geldiği anlaşılmıştır.

    Yapıldığı tarih kesin olarak bilinmemekle beraber, bazı kaynaklarda 1210 tarihine rastlanmıştır. Bu durumda XIII.yüzyıl eseri olan bu iki türbe ile zaviyenin Mimar Kureyş Bin Oğuz tarafından yapıldığı ileri sürülmüşse de bu iddia da kesinlik kazanamamıştır. Evliya Çelebi bu yapı topluluğunun XVII.yüzyılda Bektaşi tekkesi olarak kullanıldığını ileri sürmüştür. Yapının bütünü 22 m. uzunluğunda ve 15 m. genişliğindedir. Duvarlarında düzgün olmayan yontma taşlar kullanılmış, kemerlerde tuğlalara yer verilmiştir. Bu arada yer yer eski bir Bizans yapısından toplanan malzeme de burada kullanılmıştır.

    Dergâh olarak nitelenen bu yapının girişinde iki büyük oda, ortada yarım kubbelerle desteklenen küçük bir kubbenin örttüğü avlu, bunun da çevresinde üçer oda bulunmaktadır.

    Bu binanın doğusunda ve onunla aynı yükseklikte düzgün kesme taşlardan yapılmış olan türbeye, Eyvan Türbe ismi verilmiştir. Yer yer tuğla hatılların kullanıldığı bu türbenin cephe kaplamaları yerlerinden sökülmüştür. Selçuklu dönemi türbeleri ile benzerlik gösteren dikdörtgen planlı türbenin altında mumyalık (mahzen) bunun üzerinde de lahdin bulunduğu bölüm vardır. Bunun üzeri de çapraz tonozla örtülmüştür.

    Zaviye ve Eyvan Türbe’nin kuzeyinde hanikâhın karşısında kümbet biçiminde bir türbe bulunmaktadır. Pramidal sivri bir külahla örtülen bu türbenin dört köşe kaidesi üzerine sekizgen planda türbe oturtulmuştur. Değişik renklerde kesme taşlardan yapılmış olan bu kümbet düzgün bir işçilik göstermektedir. Bu kümbet de ölünün gömüldüğü mahzen kısmı (mumyalık) ile sandukanın bulunduğu üst kattan meydana gelmiştir. Güney cepheden iki taraflı merdivenlerle sandukanın bulunduğu giriş kapısına çıkılmaktadır. Giriş kapısı iki sıra halinde düzgün geometrik şeritlerden oluşan bir bezeme ile süslenmiştir. Kapı üzerindeki dikdörtgen boşluğun kitabeye ait olduğu sanılmaktadır. Ancak, bugün bu kitabeden herhangi bir iz bulunmamaktadır. Kümbetin dış duvarlarında pramidal kubbeye yakın alanda çepeçevre bezemeli bir kuşak dolaşmakta olup, buradaki motifler de giriş kapısı çevresindeki bezemelerle aynıdır.

    Türbe içten kubbeli, dıştan da pramidal şekildedir. Mahzendeki mumyalık bölümünün üzeri de çapraz tonozla örtülmüştür. Kümbet içerisindeki kalıntılardan buradaki sandukanın çini kaplı olduğu anlaşılmaktadır. Hacı Mehmet Bin İlyas Bin Oğuz isimlerinin yazılı olmasına rağmen kümbetin kime ait olduğu kesinlik kazanamamıştır.


    Saya Baba Türbesi (İhsaniye)

    İhsaniye ilçesi Gazlıviran Köyü’nde bulunan Saya Baba Türbesi’nin XIII.yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Bu konudaki kitabesi günümüze ulaşamamıştır.

    Sanat tarihinde eyvan türbeler grubuna giren bu türbe iki katlı olup, ölünün gömülü bulunduğu mumyalık kısmı toprak içerisindedir. İki yandan üçgen payandalarla desteklenen türbe, kesme taştan yapılmış, dikdörtgen planlıdır. Üzeri beşik tonozla örtülüdür. Yer yer yıkılmış olan türbenin cephe süslemesi fazla bir bilgi vermemekle beraber, geometrik bezemelerle girişinin süslü olduğu anlaşılmaktadır.


    Herdane Bahar Baba Türbesi (İhsaniye)

    İhsaniye ilçesinin Osman Köyü’nde bulunan bu türbenin kitabesi günümüze ulaşamadığından kime ait olduğu bilinmemektedir. Mimari üslubundan XIII.yüzyılın ikinci yarısına ait olduğu sanılmaktadır. Büyük bir bölümü yıkılmış olan bu türbe de sanat tarihindeki eyvan türbeler bölümünde yer almaktadır.

    Ölünün gömülü bulunduğu mumyalık kısmı ile bunun üzerindeki sandukanın bulunduğu dikdörtgen mekandan meydana gelmektedir. Moloz taş ve kesme taş duvarlardan yapılmış olan türbe dikdörtgen planlı olup, beden duvarlarının iki yanında üçgen payandalarla desteklenmiştir. Giriş kapısı yekpare mermer silmeli olup, dışarıya büyük bir kemerle açılmaktadır.


    Çelebi Sultan ve Abdurrahman Karahisari Türbesi (Merkez)

    Mısrı Camisi’nin güneybatı kenarında bulunmaktadır. Caminin L planın ucunu oluşturan bir bölüm türbeye dönüştürülmüştür. Üzeri kubbe ile örtülü olan türbede Akşemseddin’in soyundan Abdurrahman Karahisari ile Kasım Paşa’nın oğlu Çelebi Sultan gömülüdür. Türbeye hem cami içerisinden hem de yan harimden geçilmektedir.

  10. #10
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Afyon Anıt ve Şehitlikleri

    Afyon Anıt ve Şehitlikleri

    Afyon Zafer Anıtı (Merkez)

    Cumhuriyet Meydanı’nda Afyon'un simgesi olan anıt devrin önemli heykeltıraşlarından Krippel'in (1883-1945) 1934-1936 da yaptığı eseridir. 27 Ağustos 1922 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nda Afyon’un Yunan saldırısından kurtarılışını sembolize eden tunçtan bir anıttır. Anıt yeşil porfir bir platform üzerinde, yine porfirden dikdörtgen bir kaidenin taşıdığı iki çıplak insan figüründen meydana gelen bir kompozisyondur. Kaidenin uzun kenarlarında çerçeveler içinde rölyef halinde işlenmiş Kurtuluş Savaşı’nı simgeleyen figürler yer alır. Kaidenin ön yüzünde Atatürk’ün portresi, sol yönünde de Atatürk, İnönü ve Fevzi Çakmak’ın harita üzerinde Başkumandanlık Savaşı’nı planlarken yapmış oldukları hazırlıkları, arka yüzünde de askerin taşıdığı sancağı işgalden kurtulan halkın öpmesi, sağında da Mehmetcik’in süngü taarruzu kabartmalar halinde tasvir edilmiştir. Kaide üzerindeki heykeller normal insan boyutlarından daha büyük ve hareketler son derece canlıdır. İşgalcileri sembolize eden ve yerde yatan figürün büyük bir çaresizlikle aşağı sarkmış olan başındaki ıstıraplı yüz ifadesi ve bitkin vücudu yenilgiyi göstermektedir. Ayaktaki figürün yüzünde ise büyük bir hiddet ifadesi vardır. Gerilmiş adaleleri, şişmiş boyun damarları, yukarı kalkmış kolları, biri yumruk şeklinde sıkılmış, diğer bir şeyi parçalayacakmış gibi açılmış elleri ile ayakları altında yatan figüre yukarıdan bakarak adeta ezmektedir.

    Atatürk 1937 deki Afyon ziyaretinde, anıt hakkında "Büyük Zaferi en iyi anlatan anıt" diyerek beğenisini dile getirmiştir.

    Zaman içerisinde heykelin üzerinde meydana gelen oksitlenme ve deformasyon, geçtiğimiz yıl içerisinde Afyon Belediyesince 7 milyar TL. harcanarak temizlenmiştir. Bu çalışma Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda gerçekleşmiş olup, konservasyon uzmanlarının çalışmaları ile gerçekleştirilmiştir.


    Zafertepe Anıtı

    Kütahya-Afyon karayolunda ,Afyon’a 60 km. kala "Abideler Sapağı" levhasından itibaren 29 km. sonra 1181 rakımlı tepededir. 1964 de 220 sayılı yasa ile inşaatına başlanmış ve 1968 de tamamlanıp ziyarete açılmıştır.

    30 Ağustos 1922 günü Atatürk Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak,Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü ile beraber Afyon’dan Çalköy-Zafertepe’ye gelir ve saat 14.00 den itibaren Dumlupınar Meydan Muharebesini buradan idare eder. Çalköy-Allıköy,Yerköy,Adatepe arasındaki bu dar bölgeyi 5 Yunan Tümeni ve 2.inci Kolordu karargahıyla onlara bağlı birliklerle ordunun bütün top ve donanımı ile doldurmuştur. Bu arada en önemli mevkilerden biri Çalköy’dür. Atatürk Çalköyde koşullanmış olan Yunan askerlerinden tepenin alınması emrini 57 nci Tümen Komutanı Albay Reşat Çiğiltepe’ye vermiştir. Birliğin belirli zamanda tepeyi alınamaması üzerine verdiği sözü yerine getiremediğinden dolayı Albay Reşat Bey orada intihar eder. Onun ölümü asker üzerinde büyük bir etki yapar ve yarım saat sonra tepe alınır. Atatürk buradaki birlikle savaşın durumu için telefon bağlantısı kurduğunda Albay Reşat Bey’i ister, "Paşam Çiğiltepe’yi aldık fakat Albay Reşat Bey yarım saat evvel size söz verdiği zamanda burayı alamadığı için tabancası ile intihar etti" cevabını alınca üzüntüsünden telefonu elinden düşürür. Soyadı kanunu çıkınca da bizzat kendisi aileye Çiğiltepe soyadını vermiştir. Yunan ordusunun hezimeti bütün donanımlarını savaş alanında bırakarak kaçmalarını tepeden dürbünle izleyen Atatürk Kurtuluş Savaşının başından beri belki de ilk defa tüm duygularını dışa vurarak , Karargahını İzmirde tutan Yunan Orduları Komutanı Hacı Anesti için şöyle bağırır: "Hacı Anesti gel de ordularını kurtar". Hacı Anesti Lozan Antlaşmasından sonra Yunan Hükümeti tarafından askeri mahkemeye verilmiş ve savaştaki başarısızlığı ile suçlu bulunup Atina’da kurşuna dizilmiştir.

    31 Agustos 1922 günü Atatürk Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü ile birlikte Yunanlıların çekilirken yakıp yıktığı Çalköy kasabasına gelirler ve orada henüz yangının dumanları tüten bir evin avlusunda buldukları kırık bir kağnı arabasını masa gibi kullanarak durum muhakemesinde bulunurlar ve İzmir’e doğru kaçan düşmanı kovalama kararı alarak tarihimizdeki şu meşhur komutu verir: "Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri"

    Atatürk zaferden iki sene sonra Çalköy’de verdiği nutukta savaş meydanında gördüğü manzarayı şöyle anlatmaktadır:
    " Muharebe meydanını dolaştığım zaman ordumuzun kazandığı zaferin büyüklüğü ve buna karşılık düşman ordusunun duçar edildiği felaketin dehşeti beni çok duygulandırdı,o karşıki sırtların gerisindeki bütün vadiler,dereler,korunak ve açık yerler ,bırakılmış toplarla,otomobillerle sayısız donanım ve gereçlerle ve bütün bu kalıntılar arasında yığınlar teşkil eden ölülerle,toplanıp,karargahımıza sevk edilen sürü-sürü esir kafileleri hakikaten bir kıyamet gününü hatırlatıyordu."

    Kurtuluş Savaşının sembolize eden bu anıt taş kaplamalı üçgen bloklardan meydana gelmiştir. Değişik yönlere bakan bu üçgen bloklar Ulusumuza karşı olan milletlerin bize karşı gösterdikleri haksızlığa karşı yaptıkları feveranı,iç ve dıştaki düşman kuvvetlerinin mukabil hareketlerini,iç isyanları,çete harplerini,düşman istilâsını,Büyük Millet Meclisinin kuruluşunu ve çeşitli müdahalelerden sonra milletin tek vücut halinde kazandığı 30 Ağustos Zaferini canlandırır ve gelecek nesillere Türk Milletini iç ve dışta meydana gelebilecek kötü tesirlere karşı birleşilirse zafere gidebileceğini sembolize eder. Bir kompleks şeklinde düzenlenmiş olan bu mekân, tepenin hemen eteğinde bir müze, anma günlerinde yapılacak töreni seyretmek için anfi şeklinde düzenlenmiş bir tribün,merasim pisti gazino,su deposu,çeşmeler,muhafız kıtası için gerekli binaları kapsayan 200 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır.

    Çiğiltepe Şehitliği

    Çiğiltepe’de şehit olanların anısına sembolik olarak 1996 da yapılmıştır. Şehitliğin girişinde intihar eden Albay Reşat Çiğiltepe’nin bronz bir büstü ile kitabe vardır. Kitabede şunlar yazılıdır:

    57 nci Tümen Komutanı
    Albay Reşat Çiğiltepe

    (1879-1922)
    İstanbul’da doğdu. Ziya Paşa’nın oğludur. Trablusgarp,Balkan,Çanakkale ve Birinci Dünya Savaşlarına katıldı. Askeri mahkeme üyeliği yaptı. Milli Mücadeleye katılmak üzere İnibolu’dan Anadolu’ya geçti. İnönü ve Sakarya savaşlarına katıldı. Büyük Taaruz’da Yarbay idi. 27 Ağustos 1922 günü Çiğiltepe’ye emredilen saatte hedefine varamaması nedeniyle intihar etmiştir. Sandıklı’da gömülüdür. Mecidi nişanları,gümüş muharebe liyakat ,Tahlisiye,Alman,Avusturya-Macaristan Harp madalyaları ve İstiklâl madalyası ile ödüllendirilmiştir.
    Ruhu şad olsun. Türk ulusunun minnet ve şükranlarını sunuyoruz.

    Etrafı mermer korkuluklar ile çevrili bu şehitliğin içinde çimenle kaplı yerde küçük mermer plaketlere burada şehit düşenlerin isimlerinin yazılı olduğu makam mezarları vardır.
    Bu makam mezarlığının başında da mermerden şu kitabe yer almaktadır:
    BÜYÜK TAARUZ ŞEHİTLİĞİNDE
    26-29 AĞUSTOS 1922 GÜNLERİ
    MUKADDES VATAN TOPRAKLARI İÇİN
    ŞEHİT DÜŞEN YÜCE KAHRAMANLAR
    YATMAKTADIR.

    Buradaki diğer bir mermer kitabede ise şunlar yazılıdır:
    "Afyonkarahisar,Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son devresi olan 30 Ağustos Muharebesi Türk Tarihi’nin en önemli bir dönüm noktasını tekil eder.
    Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk devletinin genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada sağlamlaştırıldı. Ebedi hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları ,bu semada uçan şehit ruhları Devlet ve Cumhuriyetimizin ebedi koruyucularıdır. Bu büyük Meydan Savaşında şehit düşen evlatlarımızı rahmet minnet ve şükranla anıyorum.
    GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
    30 Ağustos 1924

    2004 yılında Afyon Valiliğince çevre düzenlenmesi ve etrafın ağaçlandırma çalışması yapılmıştır. Yine Şehitliğe giden Afyon-Antalya yolu üzerindeki ayırım noktasından itibaren 10 km. lik yol asfaltlanmıştır.

    Dumlupınar Şehitliği

    Kütahya-Afyon karayolundan, Afyon’a 60 km. kala Âbideler sapağına girildikten 41 km. sonra Şehitlik ve âbide karşımıza çıkar. Kütahya ili Dumlupınar ilçesi sınırları içerisindeki Cafer Gazi Tepesindeki bu anıt ve şehitlik,cephede ve cephe gerisinde verilen 137 000 şehidimizin anısına, 26.08.1992’de Büyük Taaruzun 70 inci yıldönümünde, Kültür Bakanlığınca yaptırılıp ziyaret
    açılmıştır. Bu kompleks girişten itibaren şadırvan,namazgah, Atatürk İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak’ın üçlü anıtı,Milis Anıtı,500 kişilik şehit mezarları ve kitabeleri,baba-oğul anıtı ile tepenin üzerindeki Mehmetçik anıtından meydana gelmiştir.
    Şehitliğin kapısından girince mermer bir platform üzerinde Atatürk ortada,sağında Fevzi Çakmak solunda ise İsmet İnönü’den meydana gelen bronzdan yapılmış olan üçlü heykel grubu gelmektedir. Atütürk’ün boynunda dürbün sol elinde ise bir baston vardır. Sağ elini ileriye doğru uzatmış bir şekilde durmaktadır. Her üçü de Kurtuluş Savaşında giydikleri tarzda asker üniformalı olup başlarında kalpak vardır.

    Kurtuluş Savaşında savaşan Türk halkını temsil eden bu "Milis Anıtı" mermer bir kaide üzerinde bronzdan yapılmış üçlü bir heykel grubudur. Önde ortada diğerlerine göre biraz daha ileriye çıkmış olan genç bir milis omuzunda fişeklik ve sağ elinde tuttuğu bir tüfek ile canlandırılmıştır. Sağında biraz arkasında kucağında çocuğu ile genç bir kadın kurtuluş savaşındaki çocuğunu arkasına bağlayıp cepheye mermi taşıyan cefakar Türk kadınını sembolize eder. Sol tarafta ise yine biraz geride yaşlı,sakallı başı kalpaklı ,yarı asker giyimli bir erkek sol kolunu ileriye doğru uzatarak parmağı ile ileriyi işaret etmekte olup Kurtuluş Savaşının genç-yaşlı demeden topyekün bir mücadele olduğunu gösterir.
    Kaidenin altındaki mermer kitabede Mehmet Akif’in şu dizeleri yazılıdır:
    "Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım
    Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım
    Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım"

    Tepedeki Mehmetçik Anıtına giden merdiven basamaklarının sağında ise bir trajediyi canlandıran "Şehit Baba-Oğul Anıtı" vardır. 1912 yılında oğlu Mehmet 8 yaşında iken askere giden Çetmili Kara Ali Çavuş’un hikayesini anlatır. Balkan Savaşına giden Ali Çavuş sırasıyla Galiçya,Hicaz,Yemen ve Kafkasya’da cepheden cepheye koşarak 11 yıl köyünden ve ailesinden uzak kalmıştır. Milli Mücadele başlayınca da doğu cephesinden Kurtuluş Savaşına koşmuştur. Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Savaşında 19 yaşındaki Alay Sancaktarı Mehmet Onbaşı ile karşılaşır. Mehmet Onbaşı onun 11 yıl önce köyünde bıraktığı oğludur. Baba- oğul’un sevinci çok kısa sürer,31 Ağustos günü Kara Ali Çavuş oğlunun kolları arasında şehit olur. Oğlu Mehmet ise 9 Eylül’de İzmir’e giren birliğin başında şehit düşer. Bronzdan yapılmış bu ikili heykel de genç oğul şehit babasını kucağında taşımaktadır. Anıtın altındaki mermer kitabede ise bu hikaye anlatıldıktan sonra "Yüce kahramanları minnet ve şükranla anıyoruz" denilmektedir.

    Şehitliğin kapısından girince tam karşıdaki mermer merdivenlerle çıkılan tepeciğin üzerinde mermer bir kaide üzerinde bronzdan yapılmış, elinde süngüsü ile bu savaşta şehit olan isimleri bilinmeyen askerlerimizi temsil eden "Mehmetçik Anıtı" bulunmaktadır.

    Şehitliğin giriş kapısı ile Mehmetçik Anıtına çıkan merdivenlerin arasındaki geniş çimenlik sahada isimleri tesbit edilebilen şehitlerimizin mermerden yapılmış sembolik mezarları bulunmaktadır.

    Şehitlikteki kitabelerden en önemlisi de Atatürk’ün sözlerini ihtiva edenidir. Mermer üzerine yazılı olan bu kitabe şu sözler yazılıdır:

    "26 Ağustos 1922 Afyonkarahisar Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son devresi olan 30 Ağustos Muharebesi Türk tarihinin en önemli bir dönüm noktasını teşkil eder.
    Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk Devletinin ve genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada sağlamlaştırıldı. Ebedi hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları bu semada uçan Şehit ruhları Devlet ve Cumhuriyetimizin ebedi koruyucularıdır.
    Bu büyük Meydan Savaşında Şehit düşen evlatlarımızı rahmetle minnet ve şükranla anıyorum.
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk"

    Yüzbaşı Ağah Efendi (Kurtkaya) Şehitliği

    Afyonkarahisar-Büyük Kalecik Kasabasında Kocatepe’ye tek geçit olan Kurtkaya mevkiindedir. Savaşta Kocatepe Karargâhını korumakla görevlendirilen 150 kişilik askeri birlik Kalecik Köyü Kurtkayası mevkiinde mevzilemişlerdi. Şuhut istikametinden 24 Ağustos 1922 akşamı gizlice gelen askerler 25 Ağustos sabahı Büyük Taaruz emriyle harekete geçmiş ve Yunan kuvvetleri Baş komutanı Hacı Anesti General Trikopis’in buraya yardımcı kuvvet gönderilmesi isteğini reddederek "Ben o mevzileri gezdim Türkler o tel örgüleri değil aşmak asla yanına bile yaklaşamazlar" dediği tel örgülerini bir anda aşarak Yunan tümeniyle savaşa başlamıştır. 26 Ağustos 1922 günü öğleden sonra düşmanı Afyon istikametinde kaçırmayı başaran Bayburtlu Yüzbaşı Ağâh ve Sinop’lu Üsteğmen Hulusi Feyzullah 100 kadar askerle birlikte bu mevkide şehit düşmüşlerdir.

    Büyük Taaruz’un ilk şehitlerinden olan bu kahramanlar için 1972 de Kültür Bakanlığınca burada sembolik olarak yapılmıştır. 1993 de burası genişletilmiş ,büyük bir anıt,tören alanı ve geçiş yolları yapılmış olup bu yeni düzenlemenin açılışını Fikri Sağlar yapmıştır. 2004 yılında burası yeniden restore edilmiştir.

    Yüzbaşı Ağâh Efendi ile Üsteğmen Feyzullah Efendi’nin mezarları mermerden basamaklarla çıkılan Selçuklu tarzı kemerleri olan açık türbe şeklinde yapılmıştır. Mezarların üzerleri ise yine Selçuklu mimari tarzı bir kubbe ile kapatılmıştır.

    Yüzbaşı Ağâh’ın mezar kitabesinde şu sözler yazılıdır:

    "Büyük Taaruz 26 Ağustos 1922 günü sabah 04.30 da başlamış ve iki saat içinde düşmanın bütün tel örgüleri parçalanarak gün doğmadan zaferin ilk ışıkları Anadolu’yu parlatmaya başlamıştır. Başkumandanlık Kararğâhı’nın bulunduğu Kocatepe’ye tek geçit yeri olan Kalecik ve Kurtkaya Bölgeleri Türk ordusu için çok önemli idi ve düşmandan bir an önce alınması ve düşmanın yok edilmesi görevi 12. Tümen 36. Alay 6.Bölük Komutanı 24 yaşındaki Bayburtlu Yüzbaşı Ağâh’a verildi. Yz. Ağâh,emrindeki 150 Mehmetçik ve Sinoplu Üsteğmen Feyzullah ile beraber 2500 kişilik düşman tümenine saldırarak büyük bir savaşa başladı. 26 Ağustos öğleden sonra başlayan çarpışmalar 27 Ağustos öğlene kadar sürdü. Düşmanın içine kadar dalan Yzb.Ağâh onlara ağır kayıplar verdirerek batı istikametine kaçmalarını sağladı. Büyük bir takviye alan düşman birliği ile çarpışırken Yzb. Ağâh 100 Mehmetçik ve Üsteğmen Feyzullah ile birlikte şehit düştü. Geriye kalan 50 Mehmetçik ve gelen takviye kuvvetlerimizle düşman bu vadi içinde tamamen yok edildi. Kahraman Yüzbaşı Ağâh Efendi ve arkadaşlarını minnetle anıyoruz. Ruhları şâd olsun."

    Şehitliğin girişinde sol tarafta yüksek bir mermer kaide üzerinde bronzdan yapılmış sol elindeki sünğüsünü ileriye doğru uzatan Mehmetçik heykeli vardır. Mehmetçiğin ayakları arasında yerde düşman askerleri yatmaktadır.

    Yıldırım Kemal Şehitliği

    Afyonkarahisar’ın Sincanlı İlçesine bağlı Yıldırım Köyünde Tren İstasyonu binasının yanındadır. Bu köyün eski adı Küçükköy iken Yıldırım Kemal’den ötürü "Yıldırım" ismini almıştır. Süvari Üsteğmeni olan Kemal 57 inci Tümen ile Denizli,Çal,Afyon ve Sakarya Muharebelerine katılmış ve çok büyük yararlılıklar göstermiştir. Katıldığı son muharebede yaralanan bu şehidimiz tedavi görmekte olduğu Konya’daki hastahaneden Büyük Taaruzun başlayacağı haberini alınca iyileşmeyi beklemeden ve doktorların onayını almadan kaçmış ve Fahrettin Altay Paşa’nın bulunduğu cepheye gelmiş,paşa onu o sırada Küçükköy Tren İstasyonundaki Yunan birliklerini ortadan kaldırmak için savaşmakta olan İkinci Tümene bağlı olan 2.inci Alayına göndermiştir. Burada istasyonu müdafaa etmekte olan Yunan piyadelerine ,birliği ile hücum ederek Küçükköy gibi Afyon bölgesindeki Yunan kuvvetlerinin İzmir’e ulaşması ve haberleşmesini sağlayacak olan önemli bir staratejik bölgeyi düşmandan temizlemiştir. En büyük arzusu mensup olduğu Süvari birliğinin başında İzmir’e girmek olan Yıldırım Kemal (1898-1922),Ayaşlı Rauf ,İstanbullu Selâhattin,Bayramiçli Lütfi ve Kırklarelili Azmi efendi ismindeki dört subay ve 30 erle birlikte şehit düşmüştür.

    Topluca gömülen şehitlerin mezar ve anıtları 1966 da bugünkü biçiminde tanzim edilmiş 1996 da da yeni düzenlemeler yapılmıştır. Yıldırım Kemal’in mezarı mermer kare bir kaide üzerinde bir obelisk biçimindedir. Hayat hikayesi ise obeliskin üzerinde eski yazı ile yazılıdır. Kaide de ise şu ibare vardır:

    " Bu taş 26-27 Ağustos 1922 Muharebesinde Yunan ordusunun hatt-ı ric’atini kesen Türk Süvari kolordusunun bu civarda verdiği şehitler namına dikilmiştir. Kendilerine Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti niyaz olunur."
    Bu ibareden sonra burada şehit düşen subay ve erlerin isimleri yazılıdır.

    Üç Tepeler Şehitliği (Büyük Aslıhanlar Şehitliği)

    Dumlupınar’a 15 km.lik bir mesafededir. Büyük Aslıhanlar köyünün hemen batısındadır. Şehitlik obelisk şeklinde mermer bir kaide üzerindeki dikilitaş ,kitabe ve mezarlardan meydana gelmiş olup 1995 de düzenlenip 30 Ağustosda Kütahya , Afyon Valileri,Garnizon ve Kuvvet Komutanları ile bölgenin diğer idari amirleri ve kalabalık bir vatandaş kitlesinin bulunduğu merasimle Afyon Milletvekili ve Maliye Bakanı İsmet Atila tarafından ziyarete açılmıştır.
    30 Ağustos 1922 de Başkomutanlık Meydan Muharebesinde,Büyük Aslıhanlar köyünde şehit düşen Elazığlı Binbaşı Hacı Ömeroğlu Yusuf Ziya.Diyarbakırlı Üsteğen Mehmet oğlu Ahmet, Urfalı Teğmen Halil, İbrahimoğlu Mustafa Hilmi isimli subaylarla beraber 42 Mehmetçiğin makam mezarları bulunmaktadır.
    Ayazin taşından yapılmış olan obelisk şeklindeki dikilitaşın tepesinde bir ay yıldız, kaideye yakın yerinde obeliski çepeçevre saran bir ithaf kitabesi vardır. Bu kitabede "Aziz Şehitlerimiz vatan size minnettardır ruhunuz şâd olsun" yazılıdır.

    Giresunlular Alay Şehitliği

    Afyon’un İncehisar-Doğanlar köyünde,Dede sivrisi tepesinin 1.5 km. kuzeybatısındadır.Burada, Kurtuluş Savaşında Sivri Tepe’yi düşmandan geri almak için hücum eden 47.inci Giresunlu Gönüllüler alayından şehit olan 14 kişinin mezarı bulunmaktadır. Şehitliği burada savaşan Giresunlu Ahmet Halis Asal (R.1318-M.1977) yanında şehit düşen arkadaşları için 1967 de yaptırmıştır. Daha sonra bu şehitlikte çevre duvarı,mermer bir anıt gibi bir takım düzenlemeler de yapılmıştır. Ondört mezar dikdörtgen sanduka şeklinde mermerden yapılmış olup baş kısımlarındaki ay-yıldız’ın altında isimleri yazılıdır. Ayak uçlarında ise yuvarlak birer suluk vardır. Üstleri toprak örtülü olup çimlendirilmiştir. Şehitliği yaptıran Halis Asal ölümünden sonra vasiyeti üzerine kendisi de buraya gömülmüştür. Şehitlikte yatanların isimleri Halis Asal tarafından verilmiştir: 1- Sayca Köyü Hasip Hasan oğullarından 1314 doğumlu Ahmet oğlu Dursun 2- Görele/Daylı köyünden Veli oğullarından 1311 doğumlu Mustafa oğlu Yusuf 3- Keşap/Küçükgeriş Köyünden Yusuf oğullarından 1303 doğumlu Emin oğlu Yusuf 4- Keşap/Karabulduk köyünden Çiran oğullarından 1315 doğumlu Şükrü oğlu İbrahim 5- Dereli/Yavuz Kemal Hapan köyünden Türkmenoğullarından 1314 doğumlu Yusuf oğlu Osman 6- Bulancak /Ucallı Mahallesinden Derviş oğullarından 1314 doğumlu Hüseyin oğlu Niyazi 7- Keşap-Halkalı köyünden Alaşalvar oğullarından 1317 doğumlu Salih oğlu Abdullah 8- Hamurlu Köyü Tumbat oğullarından 1309 doğumlu Ahmet oğlu Osman 9- Tatlılı Köyünden Durmuş oğullarından 1316 doğumlu Hüseyin oğlu Nazım 10- Boz Tekke Köyü Karslı oğullarından 1315 doğumlu Ali oğlu Hasan 11- Çukur Köjyü Sipahi oğullarından 1317 doğumlu Mehmet oğlu Necip 12- Alınyoma/Balâ köyü Hallaç oğullarından 1317 doğumlu Osman oğlu Hüseyin 13- Kemaliye Köyü Eski oğullarından 1315 doğumlu Ahmet oğlu Mustafa 14- Çiçekli Köyü Topçu oğullarından 1316 doğumlu İlyas oğlu Rasim.

    Anıtkaya Şehitliği

    Afyonkarahisar’ın Anıtkaya Kasabasındaki bu şehitlik burada savaşan 13.üncü Alay’ın şehitleri için yapılmış olup 1972 de yenilenmiştir. Bu şehitlikte 12 Subay ve 6 er yatmaktadır. 13.üncü alaydan şehit olan subay ve erlerimiz : Şemdinlili Binbaşı Galip Bey,Rizeli Yüzbaşı Hasan Hüseyin, Mersinli Teğmen İshak,Mersinli Asteğmen Atıf, Ilgınlı Er Halil Ömer,Konyalı Er Mehmet Sait,Karacasulu Er Galip Mustafa. 20.inci Alaydan şehit olan subay ve erlerimiz ise: Batumlu Üsteğmen Ahmet Nidai,Silifkeli Asteğmen Hüseyin,Antalyalı Er Mehmet Köse,Aksaraydan Er Mehmet Durmuş’dur. Ruhları şâd olsun.

    Şehitlik 1972 de bugünkü haliyle düzenlenmiştir. Üç basamaklı mermer bir kaide üzerinde yükselen obelisk biçimindeki taşın dört yüzünde de kartuşlar içinde eski yazı ile şehitlerin isimleri yazılıdır. Bu anıtın sağ tarafında ise yine mermer üzerine yazılı olan şu kitabeler vardır:
    " Anıtkaya (Eğret) Kurtuluş Savaşımızı eşsiz bir zaferle düğümleyen Kocatepe’den gürleyerek ve coşarak bir sel gibi bu topraklardan Akdenize akıp giden Büyük Taaruzda yoğun düşman kuvvetlerinin içine baskınla dalan ve boğaz boğaza amansız savaşlarla büyük zafer yaratıcıları ve bu uğurda vatanları,onurları ve yurttaşları için canlarını feda eden,sayısız kahramanların şehitliğidir" 28 Ağustos 1972 B.ALPAKAN
    Diğer bir kitabede ise şu sözler yazılmıştır:

    " 28 Ağustos 1922 Muharebesinde düşman hattı ricatini keserek arkalarından taaruz eden Türk Süvari Kolordusunun bu civarda verdiği şehitler adına dikilmiştir. Kendilerine Cenab-ı Hakk’ın rahmeti niyaz olunur."

    Şuhut Şehitliği

    Afyon’un Şuhut İlçesinin merkezindedir. 26 Ağustos’da başlayan Büyük Taaruz’da cephe gerisindeki seyyar hastahane Şuhut’daki Büyük Caminin içinde kurulmuştu. Bu geçici hastahane ve cephede şehit olanlar Demirciler Çarşısı civarındaki mezarlığa defnedilmişlerdi. Daha sonra şimdiki Şehitlik düzenlenmiş ve buraya topluca nakil yapılmıştır. Çok sade olarak düzenlenmiş bu şehitlik oldukça geniş bir alanı kaplamaktadır. İçerideki mermer kaide üzerinde yükselen obelisk biçimindeki anıtın üzerinde " Kurtuluş Savaşının Aziz Şehitleri 1922" yazılıdır. Burada yatan şehitlerimizin çok büyük bir kısmının kimliği bilinmemektedir.

    Bolvadin Kurtuluş Savaşı Şehitliği

    Afyon’un Bolvadin ve çevresinde şehit olanlar İlçedeki Mezarlığa defnedilmişlerdir. Birçok isimsiz kahramanın anısına ilçede yeni sembolik olarak yeni bir şehitlik yapılmıştır. Burada İstiklâl Şehitler abidesi ile sembolik mezarlar yer almaktadır. Ortada mermerden yapılmış dikilitaş şeklindeki abidenin üzerinde Kurtuluş Savaşında Şehit düşenler için yaptırıldığını yazan bir plaket vardır.

    Büyük Taaruz Şehitliği

    Şehitlik,Afyon’a 16 km. uzaklıktaki Işık Tepe (Sarıkız)’nin üzerinde olup Antalya,İzmir Karayollarının kavşağının çok geniş bir bölümünden görülmektedir. 26-29 Ağustos 1922 de Dumlupınar ile Afyon arasında yapılan Yıldırım Savaşlarında şehit düşen 275 Subay ve 2150 Mehmetçiğin anısına sembolik olarak 1993 de Kültür Bakanlığı ve Afyon Valiliğinin ortak çalışması ile yapılmıştır. Şehitlik yeri olarak da savaşın en yoğun olarak geçtiği Sincanlı ovasının başlangıcı olan Afyon-Antalya-İzmir Karayolu kavşağının bulunduğu Işıktepe seçilmiştir. 3000 metre karelik bir alanı kapsayan şehitliğin giriş bölümünde solda namazgah,sağda şadırvan,girişin tam karşısında ise Mermerden yapılmış sekizgen kaide üzerinde ,tepeyi sembolize eden toprak ve kaya parçalarının üzerinde gösterilmiş bronzdan Atatürk’ün Kocatepedeki düşünceli duruşunu gösteren Anıtı vardır. Bu anıt kaidesiyle birlikte 18 metre yüksekliğindedir. Alttaki mermerden sekizgen kaidenin her cephesine Büyük Taaruza katılan komutanların isimleri yazılıdır : Fevzi Çakmak,İsmet İnönü,Sakallı Nurettin Paşa,Dördüncü Kolordu komutanı Kemalettin Sami Paşa,Beşinci Süvari Kolordu komutanı Fahrettin Altay,Batı cephesi Kurmay Başkanı Asım Gündüz. Liste Albay ve Yarbayların isimleri ile devam eder. Kaidenin diğer yüzlerinde ise Atatürk’ün bu savaşta verdiği emir ve direktiflerden bazı parçalar yazılıdır.

    Anıtın her iki tarafında da savaş sahnelerini canlandıran 45 metrekarelik iki büyük rölyef vardır. Şehitliğin giriş kapısı 8 m. yükseklikte sivri kemerlidir. Kapı ile Atatürk Anıtı arasındaki kısımda , şehit olan 500 er ve 100 subayın künyelerini içeren temsili mezar taşları yapılmıştır.

    Atatürk 26 Ağustos sabahı Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak,Batı Cepheleri Komutanı İsmet İnönü ve Birinci Ordu Komutanı Sakallı Nurettin Paşa ile savaşı yönetmek üzere Kocatepe’ye gelmişti. 4.30 da Topçu ateşi başladıktan iki saat sonra Birinci Süvari Tümeni Çayhisar’ı işgal etmiş,6.40 da Tınaztepe,Kalecik sivrisi alınmıştı. Çiğiltepe alındıktan sonra Yunan mevzilerinin arkadaki ikmal ile ilgileri kesilmiş ve yer yer çekilmeye başlamışlardır. Bu başarıları diğerleri de takip etmiş ve 30 Ağustos’da zafere ulaşılmıştır.

    Yunan kuvvetleri terk ettikleri Uşak, Eskişehir, Aydın, Alaşehir, Turgutlu, Ahmetli, Salihli ve Manisa ile buradaki diğer kasaba ve köyleri Yunan Orduları Başkomutanı Hacı Anesti’nin emri ile yakmışlardır. Zaferden sonra esir alınan Yunan Komutanları Başkomutan vekili General Trikopis,İkinci Kolordu Komutanı Dighenis ve Albay Vandanis ile Kalinas Uşak’a Atatürk ve genel Kurmayının bulunduğu yere götürüldü. Onları ilk karşılayan Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım Gündüz Paşa,yanan köyleri ve yapılan mezalimi gördüğü için kendini tutamayarak şöyle bağırmıştır: "Sezleri muntazam ve asri bir ordunun zâbitleri diye mi,yoksa hunhar bir çetenin efrâdı olarak mı karşılayayım? bunda mütereddidim" Yunanlı komutanlar önce İsmet İnönü,Fevzi Çakmak,Nurettin Paşa ve Kemalettin Sami Paşa nın huzuruna getirildiklerinde,General Trikopis onların ellerini sıkmak istemişse de sadece hafifçe eğilmişler ve ellerini vermemişlerdir. Daha sonra Atatürk’ün huzuruna getirildiklerinde o,burada hiç kimsenin düşünmediğini yapar ve tutsak komutanları güler yüzle karşılar ve General Trikopis’in elini sıkarak "Oturun General,Yorulmuş olacaksınız" der. Daha sonra hep birlikte bir masanın etrafına otururlar ve Atatürk onlarla bir süre görüşerek savaş hakkında bazı sorular sorar. Görüşme bitince ayağı kalkan Atatürk Trikopis’e "Sizin için bir şey yapabilirmiyim" der,General de İstanbul’da bulunan eşine sağlığının yerinde olduğunun haberinin verilmesini rica eder, bunun üzerine Atatürk " Harb bir talih oyunudur General. Bazen en mahiri de yenilir. Siz vazifenizi yaptınız. Mes’uliyet tarihten geliyor. Müteessir olmayınız" diyerek görüşmeyi bitirir.

    Güneye giden karayolunun kavşağına çok yakın bulunan bu Anıtı ve şehitlerimizi güneydeki tatilimize çıkarken en fazla yarım saatimizi alacak bir ziyaret ,onların döktüğü kanlar neticesinde bu günümüzü yaşadığımızdan hepimizin bir vefa borcudur.

    Emirdağ Suvermez Şehitliği

    Afyon’un Emirdağ ile Suvermez köyleri arasındaki Yarım Hatıl mevkiindedir. Küçük bir şehitlik olup kitabesinde "İstiklâl Savaşı Şehitleri" yazılıdır. İsmi tesbit edilebilen yalnızca bir tanesinin ismi yazılıdır o da "Niğde Aksaray’dan Er Ali oğlu Hasan 21 Ekim 1922" .
    Emirdağ’ın Çatallı ve Tezköy ’de küçük birer şehitlik bulunmaktadır.

    Afyonkarahisar Hava Şehitliği

    Asrî Mezarlık içerisindeki bu şehitlik mezarlıkla birlikte 1933-1936 yıllarında yapılmıştır. Buraya Milli Mücadele’de ve daha sonra şehit olanlar gömülmüşlerdir. 24 Temmuz 1922 sabahı Akşehir karargahından havalanarak Afyon’un güneyine keşif uçuşu yapan Hava Üsteğmeni Cemalettin ve Teğmen Reşit Bahaeddin iki Yunan uçağının saldırısına uğramışlar ve hava çarpışmasında Yunan uçaklarını düşürmüşlerdir. Ancak bu arada cephaneleri kalmadığından takviye gelen iki Yunan uçağının açtığı ateş sonucu Gazlıgöl civarına düşerek şehit olmuşlardır. Şehitler önce Kadınana Mezarlığına,Kesikbaş Sultan Türbesi yanına defnedilmiş,1936 da Asri Mezarlığa nakledilmişlerdir. Anıt mezarları,dikdörtgen gövde üzerine piramidal biçimde sarp kayalık ve onun da üzerinde kanatları açık uçan bir kartal işlenmiştir. Yanda ise kırık bir uçak pervane maketi vardır. Şehitliğin kaidesindeki kitabe şöyledir: "Afyonkarahisar Muharebesinde şehit olan Türk Teyyarecileri cenaze merasimi 25 Temmuz 1338. Kahraman Bahaeddin ve Cemaleddin Beyler Gazlıgöl civarında Yunanlılar tarafından teyyaresi sükut ettirilmek suretiyle şehit edilmişlerdir"

    Bu şehitlikte 1939 dan itibaren günümüze kadar hayatlarını kaybeden diğer hava şehitlerimiz yatmaktadır

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kıbrıs hakkında bilgiler...
    2005 Konuları bölümünde Mthan tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 04.06.06, 21:36

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •