• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
31 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Bursa hakkında bilgiler

    Suuçtu Şelalesi



    Geçmiş yıllardaki ismiyse Kirmasti. Köyün, Kırmastarya adlı zengin bir Rum kadınının adından geldiği söyleniyor.
    Kirmastarya (Kemal Paşa) Rum yönetiminde bulunmaktadır.

    Osmanlı ordusu bu yöreden geçerken, Kirmastarya, kardeşiyle birlikte padişahı karşılayıp ağırlamıştır. M.S. 1330'da bugünkü Kirmasti, Osmanlı himayesine girer.

    1922'de 285 sayılı kararla da adı Mustafa Kemal Paşa olur. Bursa'ya 18 kez gelen Atatürk, son seferinde ilçeye uğramak ister, ancak suikast ihbarı nedeniyle Bandırma üzerinden İzmir'e geçer. İlçeye, Ata'nın gelmeden aramızdan ayrılması nedeniyle Mustafa Kemal Paşa adı verilir.

    Bu ilçeye 13 kilometrelik bir yolla bağlanan "Su Uçtu" orman içi dinlenme yeri ise, orman ve şelalesiyle gelenleri adeta büyüleyen bir mesire yeri...

    Kışın eni 30 metreye, genişliği selde 50 metreye kadar yükselen şelale, Mustafa Kemal Paşalıların içme suyunu da karşılıyor.

    Civarındaki ahşap piknik masaları ve ocaklarıyla piknikçilerin akınına uğrayan Su Uçtu, kayın, meşe, çam, alfat ağaçlarıyla da tam bir oksijen deposu niteliğinde. Yaz aylarında hem ağaçların gölgesi hem de şelalenin serinliği ile klimatik bir ortam sağlama da çabası...

    Şunu unutmadan belirtelim, kuş ve şelalenin çağlama sesi gibi doğayla başbaşa olacağınız bu mesire yerinde elektrik yok. Piknik alanındaki ocaklarda ızgara yapabilirsiniz.

    İlginç renk ve yapıdaki kayaların 50 metre yüksekliğinden dökülen şelalelerin meydana getirdiği göletse çocukları serinlemek için yüzdükleri bir numaralı hedef.

    Rengiyle sizi hayli şaşırtacak olan bu su, içilebilecek nitelikte. Şişelenip satılması, su azalmasın diye orman bölge müdürlüğünce yasaklanmış.

  2. #2
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Koza Hanı / Bursa

    Hanın mimari Abdül-ula bin Pulad Şah'dır. İki katlıdır. Üst katta 50, alt katta 45 olmak üzere 95 odası vardır. Kuzeydeki taç kapı büyük taştan kabartma süslerle yapılmış olup muhteşem görünüşe sahiptir.

    Üst katta güneye açılan bir kapısı, avludan ilave kapılara açılan geniş kapı ve buradan da Orhan Cami tarafına açılan bir kapısı vardır. Hanın iç kısmındaki geniş avlunun merkezinde mescid yer almaktadır. Mescid sekiz cephelidir, köşelerdeki ve ortadaki bir ayak üzerine oturmaktadır. Alt kısmı şadırvan şeklindedir. Günümüzde ünlü Bursa ipekçiliğinin merkezi durumundadır.


  3. #3
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Yeşil Cami,Yeşil Cami Hakkında

    YEŞİL CAMİ

    İznik'in sembolü olan ve en muhteşem kültür varlıklarımızın başında gelen Yeşil Cami, adını yeşil çinili ve tuğlalı minaresinden almıştır.

    Yapımı 1378'de Çandarlı Halil Hayrettin Paşa tarafından başlatılmış, ölümü üzerine oğlu Ali Paşa 1391'de tamamlatmıştır. Mimarı Hacı Musa'dır. Erken Osmanlı döneminin tek kubbeli camileri arasında en görkemlilerindendir. Son cemaat yeri sütunlu ve ayaklıdır.

    Mermerlerden yapılmış caminin mihrabında görülmeye değer ve zengin bir taş işçilik vardır. Uzunlamasına dikdörtgen biçimindeki iç mekânı kubbe ve tonozlarla örtülüdür. Kubbesi 10.5 metre çapında ve kuşunla kaplıdır.

    Eşsiz minaresi caminin sağ köşesinde yer alır. Gövdesi mavi ve yeşil renkli çinilerle zikzaklı mozaik tekniğiyle bezenmiştir.

  4. #4
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Nilüfer Hatun İmareti (İznik Müzesi)

    NİLÜFER HATUN İMARETİ (İZNİK MÜZESİ)

    Bugün müze olarak kullanılan bu çok değerli ve önemli yapı 1388 yılında I. Murat tarafından annesi Nilüfer Hatun anısına inşa ettirilmiştir. Binanın planı ters T harfi şeklindedir. Bina bir kat küfeki taşı üç kat tuğla sistemiyle inşa edilmiş olup, zengin ve renkli bir taş ve tuğla işçiliğine sahiptir. 19. yüzyılın sonlarına kadar imaret işlerini sürdüren yapı Kurtuluş Savaşı'nda Yunan işgali esnasında büyük ölçüde tahrip olmuştur.

    Cumhuriyet döneminde 1960'lı yıllara kadar depo olarak kullanılmıştır. 1960 yılında restore edilen Nilüfer Hatun İmareti aynı yılın ağustos ayında müze olarak halkın hizmetine açılmıştır. Müzede İznik ve çevresinden çıkarılan arkeolojik buluntular ile Ilıpınar, İznik Roma Tiyatrosu ve İznik'teki çini fırınları kazılarından çıkarılan eserler sergilenmektedir.

    Müze bahçesinde Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı eserleri (sütun başlıkları, lahitler, kabartmalar, korkuluk levhaları, ambonlar, siterler, yazıtlar, çörtenler, sütun tanburları, vaftiz havuzları, pişmiş toprak levhalar ve mezar taşları) yer alır

  5. #5
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Şeyh Kudbeddin Camii ve Türbesi

    Nilüfer Hatun İmaretinin (İznik Müzesi'nin) güneye bakan tarafının karşısında olup Sultan II. Bayezit'in vezirlerinden Çandarlı İbrahim Paşa tarafından XV. yüzyılda yaptırılmıştır. Şeyh Kudbeddin Camii tamamen yıkılmış durumdadır.

    Caminin, yanındaki türbeden bir süre sonra yapıldığı tahmin edilmektedir. Tek kubbeli ve kare planlı kubbede İznik'in tanınmış müderrislerinden olan ve 1418'de vefat eden Şeyh Kudbeddin yatmaktadır.


  6. #6
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Yuannes Kilisesi-Zeytinbağı/Trilye

    YUANNES KİLİSESİ:

    Rumların bölgeyi terk etmesinden sonra, özel mülkiyetin olmuştur. Bugün, halen konut olarak kiralanıyor ve ev olarak kullanılıyor.

    İçinde: 3 aile oturuyor. Dündar Evi olarak biliniyor.

    Ana giriş: kemerli taş bir kapıdandır. Giriş bölümü: 3 katlıdır. Giriş katında: pencereler küçük ve karedir. İkinci katta, pencereler daha büyüktür ve dikdörtgendir.

    Üçüncü katta ise pencere üstleri kemerle tamamlanmıştır.

    Şaşırmamak elde değil. Eski bir kilise, nasıl bir mesken olarak kullanılır, akıl alır gibi değil.


  7. #7
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Fatih Camii-St Stephanos Kilisesi-Büyük Kilise(Kenolakkos-Trigleia)

    FATİH CAMİİ-ST STEPHANOS KİLİSESİ- BÜYÜK KİLİSE (KENOLAKKOS-TRİGLEİA) :

    Eski bir Bizans kilisesidir. Adı: Aya Tadori’dir. Kilisenin ilk yapılışı: 720 li yıllara kadar iner. 19 metre yüksekliğinde kubbesi bulunuyor. Buraya: 4 adet başlıkları madenden yapılmış, motiflerle süslü sütunların taşıdığı ahşap beşik bir çatı ile kapalı bir revaktan giriliyor. Kilise olarak yapılan binada: mevcut mihrabın üzeri, yarım kubbe ile örtülü. Çift kademeli kasnağa oturan konik kubbe, hakim elemandır.

    Bu kilise: Mudanya’nın alınması ile birlikte, camiye çevrilip, Fatih Camii adını almıştır. Ancak: 1918 yılında, Rumlar, kasabaya tekrar gelince, cami yeniden kiliseye dönüştürülür. 1922 yılında, Kurtuluş Savaşının ardından, yeniden camiye dönüştürülür. Eski kilise, yeni cami çok iyi onarım görmüş ve eski heybetinden bir şey kaybetmemiş.




  8. #8
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Faruk Çelik Kültür Merkezi-Trilye



    FARUK ÇELİK KÜLTÜR MERKEZİ:

    Tirilye’de, 1878 yılında kilise olarak yapılmıştır. Diğer tüm kiliselerde olduğu gibi, üç dikey sıradan oluşur. Dikey sıralar, birbirlerinden sütunlar ile ayrılır. Kilisenin apsisi yıkılmış ve buradan binaya giriş verilmiştir. Girişin üstü, yanlara göre daha yüksektir.

    Yemekhane binası, Ekim 1923 tarihinde,Taş Mektepte açılan “Darü-l –eytam adlı fakir ve kimsesiz çocukların okuduğu okulun, sanat bölümünün (marangozhane, demirci gibi) atölye binası olarak kullanılmıştır.

    Yatılı bölge okulu olan burada okuyan 400 öğrenci, okul yemekhanesinin çok küçük olması nedeniyle, yemeklerini üç posta halinde, sırayla yedikleri okula tayin olan yeni müdür, yemekhane binasındaki atölyeleri “Dündar Evi” olarak bilinen, eski kiliseye taşıtmış ve yemekhane binası, bu tarihten sonra 400 öğrencinin rahatlıkla yemek yediği, okulun yemekhanesi olarak 1927 yılının Eylül ayında, okul kapanıncaya kadar kullanılmıştır.

    Evet, burası günümüzde restore edilerek, Faruk Çelik Kültür Merkezi haline getirilmiş. Bu mekanda: ayin yapılıyor.





  9. #9
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Tarihi Çamlı Kahve-Tirilye



    TARİHİ ÇAMLI KAHVE:

    Taş Mektep yanından yukarı çıkıldığında, Tirilyenin balkonu olarak tabir edilen buraya varacaksınız. Tirilye’de bulunup da, çamlı kahve’de çay-kahve içmeden ayrılmak olmaz.Yorgunluğunuzu burada gidermeyi deneyin.

    Burada: asırlık çınarların altında, denize ve zeytin bahçelerine bakarak çay içebilirsiniz. Daha önce kullanılmaz durumda olan bu alan, şimdi pırıl pırıl bir çay bahçesi. Püfür püfür esiyor ve manzara şahane.

    Tam bir tepe olduğu için çevredeki yöreler kuşbakışı görülebiliyor. Bir tek, kahvenin karşısında, önce otel olarak inşa edilen, ama şimdi site olarak kullanılan bina, göz zevkini bozuyor.

  10. #10
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Kapanca Limanı-Mudanya, Zeytinbağı/Trilye



    KAPANCA LİMANI:

    Tirilye’de, Roma döneminden kalan Kapanca bölgesindeki antik liman; her tarih döneminde, en önemli kıyı ulaşımının stratejik odak noktası olmuştur.

    Tarihsel kaynaklarda: 9’ncu yüzyıldan 14’ncü yüzyıla kadar Tirilye ve çevresinin ne durumda olduğu hakkında fazlaca bilgi yok.

    Ancak, 1261 yılında, Nimpheaum Antlaşması ile Mikhael Palaiologos tarafından, Cenevizlilere Marmara sahillerinde ticaret garantisi verilince, Cenevizlilerin Appolonia Gölü kuzeyinden elde edilen tuz madeni ihracında, Tirilye ve Apomeia (Mudanya) limanlarını kullandıkları belirlenmiş.

    Bu tarihlerde, Tirilye’nin önemli bir liman kenti olduğu varsayılıyor. Burası, ayrıca, bereketli topraklarından elde edilen ürünleri: Bizans imparatorluğunun merkezine aktaran, kendi ticareti açısından da işlevsel önemi büyük olan bir liman kentidir.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •