• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
25 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    selpay adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2006
    Mesajlar
    649
    Karizma Gücü
    6

    Ahmet Altan'dan Müthiş Bir Makale

    Cumhuriyet’in “temellerinin” en doğru temel olduğunu ve asla sarsılmaması gerektiğini hiç sorgulanmayacak bir “önkabul” olarak zihnimize nakşederiz böylece.

    Bugün, “efendiler” için en korkutucu, halk içinse en sevindirici gerçek yaşanıyor ve “Cumhuriyet’in temelleri” sarsılıyor.

    Sarsılması da gerekiyor.

    Çünkü bu cumhuriyet yanlış temeller üzerine bina edildi.

    Atatürk, “Cumhuriyet’in” kuruluşunda “tek adam” olmaya karar verdiğinde bu “tek adamlığa” karşı çıkanların tümü siyaset dışı bırakıldı.

    “Demokratik” tartışmaların yapıldığı, demokrasiyi savunan Hüseyin Avni Ulaş gibi insanların üyeleri arasında bulunduğu Birinci Meclis siyaset sahnesinden çıkarıldı.

    Cumhuriyet, “tek adam ve tek parti” sistemine göre biçimlendi, temelleri bu anlayış üzerine atıldı.

    “Tek adam” rejimi ancak ordunun desteğiyle mümkündür.

    Onun için temelin ortasına “ordu” yerleştirildi.

    Yeni cumhuriyet, Atatürk ve ordu çevresinde kuruldu.

    Bu yapıyı koruyabilmek için “temel” de “yargı” zırhının içine alındı.

    Bu “temeli”, bu “yapıyı” eleştirmek imkânsızdı.

    Atatürk, hiçbir sözü “yanlış” olamayacak “ulu önderdi” ve eleştiri dışıydı.

    Bugün bile devlet görevlilerinin her söze “yüce Atatürk’ün dediği gibi” diyerek başlamaları, o temeli muhafaza edebilmek ve sistemi tümüyle “eleştiri dışı” bırakabilmek içindir.

    Sonra Atatürk vefat etti.

    Daha sonra “çok partili” düzene geçtik.

    Ama “tek adam ve tek parti” için atılan temel, olduğu gibi muhafaza edildi.

    Atatürk artık yoktu ama onun isminin ardına yerleştirilen ordu ile yargı “kutsaldı” ve eleştirilemezdi.

    Eleştirilmeyen, sorgulanmayan, dokunulmayan ordu ve yargı, toplumun “efendileri” konumunu sürdürdüler, eleştirilmezlik onlara “hukuk dışına” rahatça çıkabilme olanağı sağladı.

    Kürt savaşıyla birlikte iş iyice çığırından çıktı.

    JİTEM gibi örgütler kuruldu, sokaklarda insanlar vuruldu ve yargı bunların hesabını sormadı, yargıçlarımız açıkça “hukuku değil devleti savunmak” amacıyla hareket ettiklerini söylediler.

    Devlet, o “tek parti” devletiydi.

    Aradan geçen onca zamanda aynı rejim, aynı düzen sürdürüldü.

    Dünya değişti, Türkiye değişti, nüfus arttı, ticaret arttı, yeryüzüyle kurulan bağlar arttı, televizyonlar, telefonlar, uçaklar gelişti ama “Cumhuriyet’in temelleri” hiç değişmedi.

    On beş milyonluk baskı altındaki bir köylü toplumuna kabul ettirilebilecek olan bu “temel”, yetmiş milyonluk, sanayileşmiş, dünyayı keşfetmiş, haklarını fark etmiş bir topluma kabul ettirilemiyordu.

    Bu temeli koruyabilmek için icat edilen “komünistlik gibi, irtica gibi, bölücülük gibi” mazeretler yavaş yavaş anlamsızlaştı.

    Ve toplum, “temel”i patlatan büyük hareketi başlattı.

    22 Temmuz seçimleri bu “temel”in yediği en büyük darbeydi ve temel gerçekten de çatırdadı.

    Ordu, halkın iradesine pervasızca müdahale etmiş ve seçimlerde çok sert bir cevapla karşılaşmıştı.

    Ne yazık ki ordunun büyük bir bölümü bu çok açık mesajı görmemekte, kendi halkıyla inatlaşmakta direndi.

    Taraf’ın da yardımıyla ardı ardına çıkan belgeler, bilgiler, darbe planları, halka bu “temelin yapısını” daha iyi gösterdi, ordu sistemin tam “ortasındaki” yerinden geri çekilmek zorunda kaldı.

    Ama eleştiri dışı oldukları dönemde çok suçlar işlenmişti ve bazıları hâlâ o suçları işlemek için çabalıyordu.

    Ordunun içinde bu duruma karşı çıkanlar olduğu gibi yargının içinde de bu duruma karşı çıkanlar, bu “temelin” Türkiye’nin yeni, kalabalık ve karmaşık yapısını artık taşımadığını görenler vardı; onlar “suçlulara” dokunmaya karar verince yargının “temele” sadık kalan ve onu korumak için çabalayan kanadı harekete geçti.

    Bugün “kutsal” yargının karpuz gibi ortasından yarılmasının nedeni bu.

    Yüksek yargının bir bölümü, “orduya dokunulacağını” görünce “yetkilerine, hukuka, yasaya” pek aldırmadan telaşla harekete geçti.

    Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında telaşa kapılan ordunun verdiği “27 Nisan” muhtırası ordu için nasıl sonuç verdiyse, telaşa kapılan yüksek yargının “17 Şubat’ta” yaptığı bu çıkış da aynı sonucu verecek, yargının açıkça sorgulanmasına ve yerinin yeniden belirlenmesine yol açacak.

    Cumhuriyet’in “temelleri” yıkılacak.

    Ve, çağdaş, modern, demokratik, yeni bir “cumhuriyetin” temelleri atılacak.

    27 Nisan’ı unutmadınız, 17 Şubat’ı da hiç unutmayın.

    “Cumhurun söz sahibi” olduğu yeni bir cumhuriyetin “başlangıç” tarihlerinden biri olarak kayıtlara geçecek çünkü.

    AHMET ALTAN-TARAF

    http://www.samanyoluhaber.com/ShowNe...?NewsId=394778
    SEZER'E HAK OLAN GÜL'E KABAHAT Mİ?

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    18-02-2010
    Mesajlar
    8
    Karizma Gücü
    0
    O yıkmaya çalıştığınız cumhuriyet size öyle bir tokat atacakki kaçacak yeriniz olmayacak.

  3. #3
    hasersa87 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    2,202
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    yazıklar olsun bu topraklar bu kadar nankör insanı nasıl yetiştirdi

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    18-02-2010
    Mesajlar
    8
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı hasersa87 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    yazıklar olsun bu topraklar bu kadar nankör insanı nasıl yetiştirdi
    Ahmet Altan'ın yazdıklarına inandınız yani?
    O zaman bir de altan'ın daha önce bir pkk mağarasında pkk lı bir grupla yaşadığı duygusal anları anlatan yazısını da okuyun isterseniz.

  5. #5
    hasersa87 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    2,202
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    sözüm altan sülalesi içindi

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    18-02-2010
    Mesajlar
    8
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı hasersa87 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    sözüm altan sülalesi içindi
    Boşver o sülaleyi.Onlar her devrin adamı.Yarın bir bakarsınız en fanatik ulusalcı olurlar.Yeterki önlerine kemikleri atılsın.

  7. #7
    Bilge Kaan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-08-2005
    Mesajlar
    1,405
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7


    Cumhuriyet’in “temelleri” yıkılacak.

    Ve, çağdaş, modern, demokratik, yeni bir “cumhuriyetin” temelleri atılacak.
    Farzedelim ki Atatürk yanlış yaptı ve cumhuriyet yanlış temeller üzerine kuruldu.

    ''Çağdaş'', ''modern'', ''demokratik'', yeni bir cumhuriyetin temellerini, en başta ufak bir eleştiride kabız olan başbakanım ve zihniyetindeki adamlar mı atacakmış? Buna tersimle gülerim.

    Altangillerin mensubu A. Altan babalarının bir zamanlardaki darbe şakşakcılığına da bir iki kelam etseymiş keşke.


  8. #8
    Ra_
    Ra_ çevrimdışı
    oysa ben ... Ra_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2009
    Mesajlar
    7,338
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Ahmet Altan bence aşk romanlarına devam etsin.. zira yukarıdaki yazısında reailiteden bihaber olduğunu sergilemiş.. yinede saygı duymak gerek, bu da onun fikri.
    Her gidiş zamansızdır, bir yosmanın gülüşü kadar
    vurdumduymaz...
    dönüp bakmak istersin ardına, geride bıraktığın piç
    sevdalara...
    üşürsün bencilce..
    .....

  9. #9
    <span style='color: #000000'>kafkaslar</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-10-2009
    Mesajlar
    5,451
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Atatürk, “Cumhuriyet’in” kuruluşunda “tek adam” olmaya karar verdiğinde bu “tek adamlığa” karşı çıkanların tümü siyaset dışı bırakıldı.

    “Demokratik” tartışmaların yapıldığı, demokrasiyi savunan Hüseyin Avni Ulaş gibi insanların üyeleri arasında bulunduğu Birinci Meclis siyaset sahnesinden çıkarıldı.

    Cumhuriyet, “tek adam ve tek parti” sistemine göre biçimlendi, temelleri bu anlayış üzerine atıldı.

    “Tek adam” rejimi ancak ordunun desteğiyle mümkündür.

    Onun için temelin ortasına “ordu” yerleştirildi.

    Yeni cumhuriyet, Atatürk ve ordu çevresinde kuruldu.


    Atatürk bizzat ordunun siyasetten uzak durması konusunda çalışmış ve bu aşağıdaki kanun da bizzat Atatürkün talimatıyla ortaya çıkmıştır.Bu konuda Atatürkün suçlanması ve ordu destekli bir tek adam diktatörlüğü havası yaratmak saçmadır.


    ordu'nun siyasete müdahale etmesinin demokrasiye zarar verebileceğini düşünerek Askerî Ceza Kanunu (22 Mayıs 1930 tarih ve 1632 Sayılı Kanun)'nu meclisten geçirdi. Bu kanunun 148. maddesine Ordu mensubunun siyasi toplantılar ve gösterilere katılmasını siyasi partiye üyesi olmasını, siyasi maksatlarla şifahi telkinatta bulunmasını, siyasi makale yazmasını ve siyasi nutuk söylemesini yasaklanan hükmü koydurdu.

    SİYASİ FAALİYETLERDE BULUNANLAR:

    Madde 148 - (Değişik madde: 22/03/2000 - 4551 S.K./30 md.)

    Askeri şahıslardan;

    A) Siyasi bir partiye üye olmak için müracaat eden veya herhangi bir suretle siyasi partilere girenler,

    B) Siyasi amaçla toplantı yapan veya aynı amaçla siyasi gösterilere katılanlar,

    C) Siyasi amaçla nutuk söyleyen, demeç veren, yazı yazan veya telkinde bulunanlar,

    D) Siyasi toplantılara resmi veya sivil kıyafetle katılanlar,

    E) Herhangi bir sebeple yalnız veya toplu olarak siyasi mahiyette beyanname hazırlayan, hazırlanmış beyannameyi imzalayan, imzalatan veya yayın organlarına ulaştıran veya dağıtanlar,

    Fiil daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, bir aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

    Bu cürümler, seferberlikte işlenirse ceza iki misli olarak hükmolunur.
    http://www.turkforum.net/1108707044-...ma-kanunu.html

    http://www.turkforum.net/1108706906-...brikalari.html

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum: "Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş"

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    17-10-2009
    Mesajlar
    368
    Karizma Gücü
    3
    ve “Cumhuriyet’in temelleri” sarsılıyor.

    Sarsılması da gerekiyor.

    Çünkü bu cumhuriyet yanlış temeller üzerine bina edildi.
    Cumhuriyet’in “temelleri” yıkılacak.

    Ve, çağdaş, modern, demokratik, yeni bir “cumhuriyetin” temelleri atılacak.
    Hakikaten enfes bir yazı..

    Vaad edilmiş yazılardan..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Inadına Oyun Oynayın..! | Makale |
    2005 Konuları bölümünde Butcher tarafından açılmış
    Yanıt: 11
    Son Mesaj: 07.11.05, 00:49

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •