Sakık televoleciyse Baykal da paparazzi!
BDP’li Sırrı Sakık, 1999 seçimleri öncesinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın “aday göstermek için yirmi militan” istediğini söyledi söyleyeli ortalık karıştı. Önce Deniz Baykal, böyle bir görüşmenin olmadığını açıkladı!
Ardından Ahmet Türk, görüşmenin olduğunu, ancak Baykal’ın “adaylarınız kim olursa olsun, yeter ki kamuoyunda tanınmayan kişiler olsun!” dediğini söyledi. Yani görüşmenin yapıldığını belirtti.
Sonra CHP’li Eşref Erdem de görüşmeyi doğruladı: “Evimde görüştük ama bu görüşmede hiçbir pazarlık olmamıştır!” Ve de ekledi: “Baykal’ın bu politikası kırk yıldır aynıdır ve tutarlıdır!” Bunun üzerine Sırrı Sakık: “Görüşmede militan kelimesi kullanıldı ama belki de partinin militanlarını kastetmişlerdir!” gibisinden çevir kazı yanmasın yaptı.
O dönem hapishanede yatan HADEP Başkanı Murat Bozlak ise, teklifi reddetiklerini söylerken militan lafını duymadığını vurguladı.
Usta gazeteci Fikret Bila, Sakık’ın öne sürdüğü yirmi militanı Baykal’a sorunca, aldığı yanıt: “Ben o televoleciye cevap vermem!”
Bütün bunlara bakınca, böyle bir toplantının olmadığını söyleyen Baykal, paparazzi sınıfına giriyor. Paparazzi dediğin ‘olmayanı olmuş, olmuşu da olmamış’ gibi gösterene denir genellikle. Yani toplantı olmuş.
Gelelim “televole” kelimesine. Bu sözcüğün, “televole”nin, isim hakkı Can Tanrıyar’ındır. Ondan izin almaksızın, yazılı ya da görsel medyaya malzeme olacak biçimde kullanamazsınız. Yani, Baykal’ın Tanrıyar’a telif ödemesi gerek.
Sayın Erdem, bence, en doğrusunu söylemiş, Baykal’ın kırk yıldır aynı ve tutarlı olduğunu belirterek. Baykal’ın bu gibi konularda da genel siyaset anlayışında da uygulamaları iki komuta dayalı:
Bunlardan biri “yerinde say!”
Diğeriyse: “Geriye dön; marş marş!
http://www.stargazete.com/gazete/yaz...ber-246955.htm
Bu ülkenin iktidar partisi kadar "tutarlı" öngörüye sahip, muhalefete ihtiyacı var. İktidar partisinin her yaptığına yanlış demekle ortalığı velveleye vermekle sağa sola laf yetiştirmekle (ergenekon iddianamesine yer alan kişilerin)"avukat"ı olmakla, milliyeçiliği "faşistlik"le karıştırmakla muhalefet olunmadığını görmekten yorulduk, muhalefetin artık (işsizlik, yolsuzluk, dış borç, seçim yasası vs..) konularda alternatif çözüm önerileri getirmesi gerekiyor. İktidarın eksik olduğu konularda çıkış kapısı niteliği kazanması ve yoksulluktan yorulmuş bizlere umut ışığı yakması gerekiyor. (muhalefetin bu işlevi yerine getireceğinden umudum yok ama yinede yazıyorum işte "ya tutarsa" hesabı..)


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
