• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    15-04-2008
    Mesajlar
    99
    Karizma Gücü
    5

    Ölümden sonra yaşam

    Ölümden sonraki bir yaşamla ilgili kavramlar maddeci olmayan, spiritüalist ve dinsel inançlarla ilgilidirler. Bu inançlarda yer bulan ölümden sonra bir yaşamın olduğuna ilişkin en başta gelen temel, ruhun ölümsüzlüğü inancıdır. Bundan başka, ölümden sonraki yaşamın ruhun ölümsüzlüğüne bağlı olmayıp, yalnızca ölmüş kişilerin dirilmeleri şeklinde gerçekleşeceğini savunan inanç da vardır.

    Dinsel İnançlarda Ruhun Ölümsüzlüğü Kavramı

    Genel olarak dinsel inançlar insanın bedeninde onu yaşatan bir ruh bulunduğu inancını kabul ederler. Bu konuda istisnalar olmakla birlikte, insandaki bu ruhun bilinç taşıdığı ve insanın kişiliğiyle ilgili herşeyin bu ruhta bulunduğu kabul edilir. Ruh kişinin içindeki öz varlığını oluşturarak, düşünür, hisseder, sever, nefret eder, karar verir. Bu şekilde ruh insanın öz kişiliği olup, beden yalnızca ruha giydirilmiş bir elbise gibidir. İnsandaki bu ruhun ölümsüz olduğu ve insan öldüğünde bedeninden ayrılarak öbür alem veya ahiret olarak adlandırılan bir yere gittiği inancı kabul edilir. Bu yerin adı, batıda limbus olarak adlandırılan berzah alemidir. İnsan ruhu, limbus ya da berzah aleminde geçici olarak kıyamete kadar kalma süresi bittikten sonra, son ilahi bir yargılamadan geçecek ve bunun sonucunda sonsuza dek cennet ya da cehennemde kalmayı hakedecektir. Cehennemde kalma bazı durumlarda geçici bir süre içindir ve ruh günahlarının cezasını çektikten sonra cennete alınacaktır. Katolik inancında bu Araf (Purgatory) benzeri ara bir yerdir. Dinsel inançların farklılıklarına göre ruhun, bütün bunları ya bedensiz olarak ya da ruhun tekrar bedeniyle birleşmesinden sonra yaşayacağına inanılır. Dinsel yöndeki bu inançların kaynağı genellikle iki temele dayanır. Bunlardan biri yazılı kaynaklardır. Diğer temel ise metafizik deneyimlerdir.

    Kutsal Kitap Yorumları

    Ölümden sonraki yaşamla ilgili bir temel, dinsel inançların kutsal kitaplarından bu yönde yapılan yorumlardır. Genel anlamda dinsel yöndeki bu tür inançlara göre, öbür dünya ya da ahirete ilişkin, Berzah (Limbus), Cehennem (Hell), Cennet (Heaven-Paradise) gibi durumların yaşanması için ruhun bedenini terketmiş olması gerekmektedir. Bütün bunların olabilmesi için ruhun insan bedeninden ayrılması bir zorunluluktur. Dinsel inançlara göre, ölen kişi bunları hem bedeni ve hem de ruhuyla birlikte yaşamaz. Çünkü ölmüş birinin bedeni hala bu Dünya'da bulunmaktadır ve yıllar sonra bile bu kişinin kemiklerinin, bulunduğu mezarda uzun zaman çürümeden kaldığı ve öbür aleme gitmediği bilindiğinden dolayı, bütün bunları yalnızca kişinin ruhunun yaşayacağına inanılır.

    Gerçekleşen Rüyalardan Çıkarılan Sonuçlar

    Bu inançlardaki ikinci bir temel dayanak ise, kişilerin yaşadıkları ve doğaüstü olarak gördükleri olaylardan çıkardıkları sonuçlardır. Bu dinsel içerikli doğaüstü olayların başında, kişilerin gördükleri normal olmayan, yapay rüyalar gelmektedir. İçerikleri birbirlerinden çok farklı olabilen bu rüyalarda, rüyaları gören kişiler genellikle rüyalarında önceden bu dünyada yaşamış ve ölmüş kişileri görürler. Ve rüyalarından uyandıklarında, bu kişilerden rüyalarında aldıkları bilgilerin doğru çıktığını görmeleri, bu kişilere gördükleri rüyaların sıradan bir rüya olmadığı düşüncesini verir. Sonuç olarak bu tür rüyaları gören kişiler, ölmüş kişileri bu rüyalarında sağ olarak gördüklerinden, bundan ölmüş kişilerin öbür alemde yaşadıkları sonucunu çıkarmışlardır. Bunun sonucunda da ölmüş insanların yalnızca bedenlerinin öldüğüne, fakat ruhlarının ise öbür alemde yaşamaya devam ettikleri inancına sahip olmuşlardır.

    Astral Seyahat Deneyimlerinden Çıkarılan Sonuçlar

    Doğaüstü bir olay olarak deneyimlendiği gözlemlenen başka bir olay astral seyahattir. Bu durumun ortaya çıkışı, genellikle uyku-uyanıklık arası olarak adlandırılan ve kişinin uykuya dalarken ya da uykudan uyanırken yaşadığı bir deneyimdir. Kişi henüz derin uykuya dalmadığından, bu yaşadığı deneyimi bir rüya olmayıp, uyanıkken gerçekten yaşadığı bir olay olarak algılar. Astral seyahat deneyimini yaşayan kişiler, ruhlarının bedenlerinden ayrılarak öbür dünya denilen bir yere gittiklerini görürler. Burada başka ruhlarla ve varlıklarla karşılaşırlar. Bunlar, melekler, cinler, ermiş kişilerin ruhları ya da kendi ölmüş yakınlarının ruhları şeklinde olabilir. Astral seyahatte mutlaka geriye bedene dönülür ve kişi yeniden kendisini yine astral seyahate çıktığı yer olan yatağında yatarken bulur. Kişi bu astral seyahat deneyimini evinde yatağında yatarken yaşamış olduğu halde, yine de yaşadığı bu deneyimden çıkardığı sonuç şudur: İnsan öldüğü zaman, ruhu yine astral seyahatte olduğu gibi bedenden ayrılır ve öbür aleme giderek yaşamaya devam eder şeklindedir.

    Bu konuda verilebilecek bir örnek ameliyat masasında yatan bazı hastaların yaşadıkları deneyimlerdir. Örneğin kalbi duran ve bir süre ölü olarak görülen bazı kişiler, daha sonra yeniden yaşama döndüklerinde başlarından geçenleri anlatmışlardır. Bu kişiler, ruhlarının bedenlerinden ayrıldığını, bir tünelin ucundan ışıklı bir bölgeye ulaştıklarını, burada bazı ruhani varlıklarla karşılaştıklarını ve yeniden geriye bedenlerine döndüklerini anlatmışlardır. Bu kişilerin yaşadıkları bu tür olaylar, ölüm-ötesi deneyimi ve ölüm döşeği vizyonları konularının kapsamındadırlar.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96l...nra_ya%C5%9Fam

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    15-04-2008
    Mesajlar
    99
    Karizma Gücü
    5
    Uyku-uyanıklık arası

    Uyku-uyanıklık arası, tam uyanmadan önceki (hipnopompik) ve aynı zamanda, uykuya dalmadan önceki (hipnogojik) yarı uyku hali olup, ayırt edici özellikleri, beyindeki neo-korteks tabakalarının etkin olmaması, yani duyu organlarından bilgi gelmemesi ve beynin alfa dalgaları yayınlamasıdır. Halk arasında tavşan uykusu olarak ta bilinir.

    Uyku-uyanıklık arası denilen bu yarı uyku hali doğal olarak meydana geldiği gibi, çeşitli yöntemlerle (zen, meditasyon, yoga, uyaranların azaltılması, gevşeme vs.) yapay olarak da oluşturulabilir. Uyku-uyanıklık arası halinde, göz kapakları kapalıyken gözyuvarların hareket etmeleri sözkonusu olabilir ki, bu göz hareketleri rüya görüldüğünü gösterirler. Kimi zaman paranormal algılamaların meydana geldiği rüyalarda imaj ve seslerin duyusal (beş duyu yoluyla) değil, zihinsel algılanması sözkonusudur.REM uykusu). Uyku-uyanıklık arası, şuuraltı kapısının açıldığı hal olarak da belirtilir.

    Metapsişik incelemelerde ve oto-hipnozda (kendi kendine hipnoz) yararlanılan uyku-uyanıklık arası halin yapay olarak oluşturulmasında monoton davul sesleri, bir mantra tekrarı, belirli bir nefes ritmini koruma, zihni boş tutma gibi çeşitli yöntemler kullanılabilir.

    Sufilik, zen, meditasyon, yoga ve sistemlerindeki çalışmalarda uyku-uyanıklık arası hal çeşitli gevşeme teknikleriyle elde edilir. Çeşitli uyuşturucu maddeler de benzer etkiyi yaparlar.

    Uyku-uyanıklık arası halindeki kişi bir rüya gördüğünde, (paranormal bir algılama yoluyla) zihinsel bir yanılsamayla gördüğünü bir rüya olarak değil, tersine gerçek olarak yaşamış olduğu olaylar şeklinde algılar. Buna verilebilecek en başta gelen örneklerden biri astral seyahat deneyimidir. Bu tür bir deneyimi yaşayan bir kişi, genellikle ruhunun bedeninden ayrılarak çeşitli yerlere seyahat ettiğini görür. Bütün bunları uyku-uyanıklık arasındaki bir durumdayken bir rüya yoluyla yaşamış olmasına rağmen, bütün bunları gerçekten yaşadığına inanır. Gerçekte ise bu kişi yalnızca bir rüya görmüştür. Uyku-uyanıklık arası durumundaki bir kişinin bilincine yapılan paranormal bir etkiyle kişinin bilincinin etki altına alınmasının diğer bir adı transa girmedir. Kişilerin bu durumdayken yaşadıkları deneyimler başkalarınca genellikle halusinasyonlar olarak görülürek inandırıcı bulunmazlar.

    Zihnin uyku-uyanıklık arasındaki durumu paranormal etkiler için elverişli bir durumu ortaya çıkarır. Bunun bir nedeni zihnin bu durumdayken yaşadığı zihinsel deneyimleri gerçek deneyimler olarak algılamasıdır. Diğer bir nedeni ise, zihnin bu durumdayken paranormal etkiye açık olmasıdır. Çünkü zihindeki düşünceler bu haldeyken boşalmış ve dışarıdan kontrol edilebilir hale gelmiştir. Paranormal bir etkinin sağlanabilmesi için, insan zihnindeki düşüncelerden oluşan karmaşıklığın azaltılması gereklilik gösterir. Bu nedenle herhangi bir paranormal bir etkiye açık olunabilmede uyku-uyanıklık arası hali son hedef olmayıp, asıl hedef olan zihnin boşaltılmasına aracılık eden ara bir durumdur. Hipnoz, meditasyon, yoga ve benzeri teknikler yalnızca bu ara durumun (uyku-uyanıklık arası hali) ortaya çıkmasına yarayan araçlardır. Uyku-uyanıklık arası hali ise zihnin karmaşık düşüncelerden arındırılmasına ve bu şekilde dışardan gelen paranormal etkilere (paranormal algılamalara) uygun bir durumun oluşmasını sağlar.

    Uyku-uyanıklık arası hali yapay olarak oluşturulabilinmekle birlikte, doğal olarak ta ortaya çıkan bir durumdur. Bu hal kişilerin uykuya dalarken ve uykudan uyanırken de kendiliğinden oluşan bir haldir. Bunun dışında narkoz etkisiyle ya da başka nedenlerle bayılmalarda da bu halin ortaya çıkması sözkonusudur. Çok bilinen bazı örnekler, ameliyat masasında narkozdan ötürü baygın olarak yatan ya da kalbi durduğu için öldüğü sanılan kişilerle ilgili yaşanmış deneyimlerdir. Bu durumdaki bir kişinin zihni boşalmış bir haldedir ve dışardan gelen paranormal algılamalara açık bir konumdadır. Bu durumdaki bazı kişilerin bu sırada yaşamış oldukları bazı paranormal algılamalar sıklıkla ölüm-ötesi deneyimi adı verilen deneyimleri oluştururlar. Bu deneyimleri yaşayan kişiler yaşadıkları deneyimlerinde, genellikle ruhlarının bedenlerinden ayrılarak öbür alem denilen bir yere gittiklerini, burada bazı ölmüş başka kişilerin ruhlarıyla (genellikle kendi akrabalarıyla) ve bazı ruhani varlıklarla karşılaştıklarını iddia ederler. Bu şekilde yaşanan deneyimlerden, çoğunlukla ruhun ölümsüz olduğu ve bedenden ayrı olarak bilinçli bir şekilde yaşayabileceği görüşleri ortaya çıkar. Ancak bu görüşler herkesçe kabul edilmez ve bu tür deneyimleri yaşamış kişilerin kendi zihinlerinde oluştuğu düşünülen halüsinasyonlar olarak görülürler.

    Uyku-uyanıklık halindeyken elde edilen paranormal algılamalar, dinsel ve ruhçulukla ilgili alanlardaki bazı kişilerin yaşamlarında önemli bir yer tutar. Ruhçuluk alanında bu algılamaları yaşayanlar genellikle medyumlar ve benzeri özellikteki ruhçulukla yakından ilgisi bulunan bazı kişilerdir. Dinsel alandaki bu türden kişilere ise keramet sahibi evliyalar gözüyle bakılır. Birçoklarınca paranormal algılamaları olan bu tür kişiler peygamber olarak sayılmamakla birlikte, Tanrı katından ilhamlar aldığı düşünülen, keramet sahibi yüce insanlar olarak görülürler.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Uyku-uy...B1k_aras%C4%B1

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    15-04-2008
    Mesajlar
    99
    Karizma Gücü
    5
    Meditasyonun yanlızca yararı mı var?

    Meditasyon denilen şey sonuç olarak transa girmek için uygulanan bir tekniktir. İster hipnoz yoluyla olsun, isterse meditasyon ya da başka bir yöntem kullanılsın sonuç farketmez. Sonuçta kişi transa (vecde) girmek için meditasyon yapar. Ruhçuluk ve bununla ilgili konularda sık sık tehlikeli olan yanlar da belirtilirken, burada meditasyonun zararlı yönlerini ele almanın neresi yanlış? Bana göre bütün bunlar ruhçuluğun araçları ve yemleridir. Ama başkalarına göre insanın ruhsal gelişimi için bir yoldur. Bizim de kimseye karışma hakkımız yok, ama birşeyin arkasında dönenleri bilip de yazmazsak, kime ne yararı olur. Maddede ele alınan herşeyin mutlaka iyi birşey olarak mı gösterilmesi gerekiyor? Neden tartışılmadan siliniyor?

    Meditasyonun zararları meditasyon yapmaktan çok, son etki olan yaşama bakışın etkilenmesiyle ilgilidir. Meditasyon yapanların görünüşte bundan zihinsel ve bedensel faydalar görmüş olmaları, meditasyonun zararlı bir etkisinin olmadığının kanıtı olarak görülmesini gerektirmemektedir. Meditasyon yapanların bundan fayda görüyor olmaları, zehirli bir maddenin sevilen bir içecekle karıştırılarak alınması örneğindeki gibi aldatıcıdır. Meditasyon yapanların bu yolla edindikleri mesajlar, bu kişilerin yaşama bakışlarını ve yaşam tarzlarını belirler. Bu kişilerin birçoğu kendilerine paranormal yoldan gelen mesajları, ilahi alemden gelen hakikatler olarak görürler ve bir şekilde verilen mesajları Tanrısal kaynaklı yaşam hakikatleri olarak izlemeye çalışırlar. İnsanların manevi alandaki inançları onlara bu tarz gizemli yollarla gelmiştir. Örneğin reenkarnasyon inancı bunlardan birisidir. Reenkarnasyon inancı doğrudan meditasyonla gelmese de bütün bunlar, aynı oltanın farklı yemleri kullanılarak ortaya çıkan şeylerdir.

    Meditasyon yapanlar bu yolla gelen paranormal algılamaların kaynağını sorgulama gereği duymadıkları için aldanabileceklerini düşünmezler. Bunun en önemli nedeni, örneğin bu tür deneyimleri yaşarken zihinlerinde mutluluk duygusu hissetmeleri, ya da bedensel faydalar gördükleri gibi, düşüncelerle, bu kaynağın insanlara iyilik yapmayı amaçlayan dost bir kaynak olduğunu sanmaları ve bu şekilde bundan gelebilecek asıl zararları gözardı etmeleridir. Buna verilebilecek belli başlı en temel bir örnek, meditasyon gibi bu tür ruhçuluk deneyimleriyle ortaya çıkmış bir mesaj olan ruhun ölümden sonra da yaşamaya devam ettiği mesajıdır. Buradaki adımlar şu şekilde sıralanabilir:

    Meditasyon yaparak transa girilir. Transa giren kişi paranormal bir etkiyle zihninde bir film görmeye başlar. Sonuçta gördüğü filmi gerçek sanarak aldanır. Buradaki evreler:

    • Meditasyon yaparak zihni tek bir noktaya toplamak, ZİHNİN KARMAŞIKLIĞININ AZALTILMASI İÇİN
    • Uyku-uyanıklık arası bir duruma girmek, ZİHİN BU DURUMDA KARMAŞIKLIĞINI AZALTIR
    • Zihnin bu durumdayken düşüncelerden boşalmasını sağlamak, BOŞ ZİHİN
    • Kontrol edilebilir durumdaki zihne paranormal verilerin girmesini sağlamak - TRANS HALİ
    • Astral seyahate çıkmak. - TRANS HALİNDE İZLENEN FİLM
    • Rüya şeklinde izlenen filmden gelen mesajları almak, - GÖRDÜĞÜ RÜYAYI GERÇEK SANIR VE MESAJI ALIR


    • Ruh bedenden ayrı olarak yaşayabilir.
    • Ruh bedenden ayrı olarak öbür aleme seyahat edebilir.
    • Ruh bedenden ayrı olarak bilinçlidir.
    • İnsan öldüğünde yalnızca bedeni ölür, ruhu ise bilinçli olarak öbür alemde yaşar.


    http://tr.wikipedia.org/wiki/Tart%C4...m.C4.B1_var.3F

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    15-04-2008
    Mesajlar
    99
    Karizma Gücü
    5

  5. #5
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Bunlar yapılarak ileride insan beynine bilği yüklemeside yapılabilir. Bü yönde bildiğim kadarı ile yapılan çalışmalar var sanırım.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •