Şiir, Anadolu’nun yağmur yüklü baharında bir çocuk gülüşünü aramaktır tenha zamanlarda.
Şiir, güne akşam değdiğinde zifiri karanlıklarda bebek ağlayışlarını duymaktır.
Şiir, bir kuşun kanadında uçsuz bucaksız gökyüzünü seyre dalmaktır.
Şiir, kanatan zamanlarda sevgilinin hayalini düşlemektir.
Şiir, ezgiye karışan bir türkünün öldüren hasretiyle dağından taşına, kuşundan böceğine, canlısından cansızına karınca yuvasına varana dek her varlığa ayırımsız ve içtenlikle "merhaba" demektir.
Şiir, tan vaktinde dağların ardından sevinçler verir gibi sımsıcak bir geliş ile üstümüze doğan yepyeni bir güne umutla ve gözlerimizi kırpmadan kardeşçe bakabilmektir.
Şiir, Anadolu’nun tozlu topraklı yollarında, dağların ve yıldızların ışıltısında, ay hasrete çaldığında, mavi yolculuklara çıkmaktır…
Şiir, daha güzel yarınlara türküler beslemektir koynumuzda usulca…
Şiir, annedir tükenmeyen bir sabırla dertten derde savrulan….
Şiir, çiçektir kar altında saklı, uzak dağ başlarında unutulan.
Şiir, toprak damlarda esen bir yeldir serin serin, terli coğrafyalarda.
Şiir, yüreğe saplanan kör bir bıçaktır ayrılıklarda gidenin ardı sıraya da gelincik basmış
kırlarda sınırsız ve çocukça koşabilmektir hayatla yan yana…




alıntıııı